Üye Adı:    Şifre:  (Hatırla)      Üye Ol              Giriş Sayfası Yap / Sık Kullanılanlara. Ekle

Tefhimu'l Kur'an

Şuara  1-4  5-10  11-17  18-21  22-28  29-32  33-40  41-48  49-52  53-62  63-72  73-76  77-81  82-84  85-97  98-104  105-110  111  112-116  117-127  128-138  139-148  149-154  155-158  159-169  170-175  176-182  183-192  193-200  201-210  211-213  214-215  216-222  223-227
149- "Dağlardan da ustalıkla zevkli evler yontuyorsunuz?"(99)
150- "Artık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin."
151- "Ve ölçüsüzce davrananların emrine de itaat etmiyin."
152- "Ki onlar, yeryüzünde bozgunculuk çıkarmakta ve dirlik-düzenlik kurmamaktadırlar (ıslah etmemektedirler) ."(100)
153- Dediler ki: "Sen ancak büyülenmişlerdensin."(101)
154- "Sen yalnızca bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası da değilsin; eğer doğru sözlülerden isen, bu durumda bir ayet (mucize) getir-görelim."(102)

AÇIKLAMA

99. Nasıl Ad medeniyetinin önde gelen özelliği yüksek sütunlu binalar yapmak idiyse, Semud medeniyetinin eski kavimler arasında meşhur olmuş bulunan önde gelen özelliği de kayalarda evler oymalarıydı. Bu nedenledir ki, Fecr Suresi'nde Ad'dan "sütunlar sahibi" olarak söz edilirken, Semud'dan "vadide kayalar oyanlar" diye söz edilmektedir. Bunlar, hiç gerek olmadğı halde, sırf servet, güç ve mimari hüner gösterisinde bulunmak için ovalarda köşkler de yaparlardı. Bu, yoldan çıkmış insanların özelliğidir; içlerindeki yoksullar barınak bulamazken, servet sahipleri güzel konutlar edinmekle kalmazlar, bunların üstüne de debdebe ve gösteriş için anıtlar dikerler. (Bkz. A'raf: 74) .
Semud'un eserlerinden bazıları bugüne kadar gelmiştir. Ben bunları Aralık 1959'da gördüm. Ülkeleri, Medine ile Tebük arasında, Hicaz'da El-Ulâ, Hz. Peygamber (s.a) zamanındaki adıyla Vad'il-Kura'nın birkaç mil kuzeyinde idi. Yerliler bugün bile buraya el-Hicr ve Medain-i Salih diyorlar. El-Ulâ, hala bol su kaynakları ve bahçeleri bulunan yeşil ve verimli bir vadiyken, el-Hicr terkedilmiş bir yer görünümündedir.
Burada, zayıf insanlar, birkaç yeşillik ve içlerinden biri Hz. Salih'in (a.s) devesinin su içtiği söylenen kuyu olmak üzere birkaç tane de kuyu var. Şimdi kuru olan bu kuyu, Türkler zamanında terkedilmiş askerî bir karargahın içinde kalmaktadır. Bu yöreye girip de el-Ulâ'ya yaklaştığımızda sanki şiddetli bir depremle baştan aşağı parça parça olmuş görünümü veren tepelerle karşılaştık. Aynı tip tepeleri doğuya, el-Ulâ'dan Hayber'e yaklaşık 90 mil ve Ürdün içlerinde kuzeye 30-40 mil kadar giderken de gördük. Demek ki, uzunluğuna 300-400 mil, enine 100 mil uzanan (300-400x100 mil2) bir alan korkuç bir depremle yerle bir olmuştu.
El-Hicr'de gördüğümüz Semud türü anıtlardan bir kaçına, Akabe Körfezi kıyısında Medyen'de ve Ürdün'de Petra'da rastladık. Özellikle Petra'da Semud ve Nebatiye eserleri, yanyana bir arada olup üslupları ve mimari özellikleri, şekilleri birbirinden öylesine farklıdır ki, bunları inceleyen biri onların ne aynı çağda, ne de aynı ulus tarafından yapılmadığını hemen farkeder. İngiliz müsteşrik Daughty, Kur'an'ın gerçek olmadığını güya kanıtlamak için el-Hicr'de bulunan eserlerin Semud tarafından değil, Nebatiler tarafından oyulduğunu iddia etmişti. Oysa, kayalardan ev oyma sanatı Semud'la başlamış ve binlerce yıl sonra İ.Ö 2. ve 1. yüzyıllarda Nebatiler tarafından önemli ölçüde geliştirilmiş, Petra'dan yaklaşık 700 yıl sonra oyulan Ellora mağaralarında doruğuna ulaşmıştır.
100. Yani, "Önderlikleri altında kötü bir hayat tarzı takip ettiğiniz reislerinize, rehberlerinize ve yöneticilerinize itaattan vazgeçin. Bunlar tüm ahlâk sınırlarını aşmışlardır; hiç bir ıslah hareketinde bulunmazlar ve benimsedikleri her hayat sistemini bozarlar. Sizin için tek kurtuluş ve mutluluk yolu Allah'tan korkmanız, kötülük önderlerine itaatı bırakıp bana itaat etmenizdir. Çünkü ben Allah'ın rasûlüyum; samimiyet ve dürüstlüğümün tümüyle farkındasınız; giriştiğim ıslah hareketinde hiç bir kişisel çıkarım yok."
Kısaca, Hz. Salih'in (a.s) kavmine sunduğu manifesto buydu. Bu, yalnızca dinî bir mesaj değil, aynı zamanda kültürel, ahlâkî ve siyasal devrim çağrısı da ihtiva ediyordu.
101. "Büyülenmiş": Aklını yitirmiş, deli. Antik anlayışlara göre delilik, ya bir cinnin, ya da büyünün etkisiyle olurdu. Bu yüzden deliye ya "mecnun" (cin etkisinde) , ya da "büyülenmiş" denirdi.
102. Yani, "Senin, Allah'ın elçisi olduğuna inanamayız, Çünkü sen de bizim gibisin ve sende hiç bir ayrıcalık, hiç bir farklılık yok. Bununla birlikte, eğer Allah'ın seni elçisi olarak seçtiği iddianda doğru isen bize öyle açık bir mucize göster ki, senin gerçekten kainatın Rabbi ve yaratıcısı tarafından gönderildiğine inanalım."
Ziyaretçi:  Sitede şu anda 0 üye ve 47 misafir olmak üzere toplam 47 kişi bulunuyor.

İstatistikler:  Bugün Tekil:  Çoğul:  Toplam:  Bugün Üye:  Dün:  Toplam:  Dün Tekil:  Çoğul:

Kim Nerede:  Misafir1, Misafir2, Misafir3, Misafir4, Misafir5, Misafir6, Misafir7, Misafir8, Misafir9, Misafir10, Misafir11, Misafir12, Misafir13, Misafir14, Misafir15, Misafir16, Misafir17, Misafir18, Misafir19, Misafir20, Misafir21, Misafir22, Misafir23, Misafir24, Misafir25, Misafir26, Misafir27, Misafir28, Misafir29, Misafir30, Misafir31, Misafir32, Misafir33, Misafir34, Misafir35, Misafir36, Misafir37, Misafir38, Misafir39, Misafir40, Misafir41, Misafir42, Misafir43, Misafir44, Misafir45, Misafir46, Misafir47,
Reklamlar:

Faruki.net