Üye Adı:    Şifre:  (Hatırla)      Üye Ol              Giriş Sayfası Yap / Sık Kullanılanlara. Ekle

Sünen-i Nesai

Temizlik
Sular
Hayz ve Lohusalık
Gusül ve Teyemmüm
Namaz
Namaz Vakitleri
Ezan
Mescitler
Kıble
İmamet
Namaza Başlama
Tatbik
Namazda Yanılma (Sehv)
Cuma
Namazı Kısaltmak
Güneş ve Ay Tutulması
Yağmur Duası
Korku Namazı
Bayram Namazları
Gündüz ve Gece Kılınan Nafile Namazlar
Cenazeler
Oruç
Zekat
Hacc
Cihad
Nikah
Talak (Boşanma)
Atlar
Vakıf
Vasiyetler
Bağış
Hibe
Rukba
Umra
Yeminler ve Nezirler
Müzarea Ziraat Ortaklığı
Kadınları İyi Geçinmek
Kan Dökmenin Haramlığı
Ganimet
Biat
Akika
Deve Kurbanı - Recep Kurbanı
Avcılık
Kurban
Alışveriş
Kasame
Hırsızın Elinin Kesilmesi Kitabı
İman ve Özelikleri
Süslenme
Hakimlik Adabı
Allah'a Sığınma
İçecekler
1- TEMİZLİK BÖLÜMLERİ
1- EY İMAN EDENLER! NAMAZ KILACAĞINIZ ZAMAN YÜZLERİNİZİ DİRSEKLERİNİZE KADAR ELLERİNİZİ YIKAYIN. (5 MÂİDE 6) AYETİNİN YORUMU
1- Ebû Hüreyre (r.a)’den rivâyet edildiğine göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Sizden biriniz uykudan uyandığı zaman elini abdest alacağı suyun içerisine sokmasın; eline dökerek üç defa yıkasın. Sonra elini o kaba sokarak abdestini alsın, çünkü siz geceleyin elinizin nerelere dokunduğunu bilemezsiniz.” (Müslim, Tahara: 26; Tirmizî, Tahara: 24)
2- GECE KALKAN KİMSENİN AĞZINI MİSVAKLAMASI
2- Huzeyfe (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) gece kalktığında ağzını misvaklardı.” (Buhârî, Vudu’: 78; Müslim, Tahara: 15)
3- MİSVAK NASIL KULLANILIR?
3- Ebû Musa (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v), misvak kullanırken yanına girmiştim; misvağın bir ucu dilinin üzerindeydi ve a’ a’ diye ses çıkarıyordu.” (Buhârî, Vudu: 78; Müslim, Tahara: 15)
4- ÖRNEK ALINABİLECEK KİMSELERİN TOPLUM HUZURUNDA MİSVAK KULLANMASI
4- Ebû Musa (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Eş’arilerden iki kişi ile birlikte Rasûlullah (s.a.v)’in yanına gelmiştim biri sağımda diğeri de solumda idi; Rasûlullah (s.a.v) ağzını misvaklıyordu. O iki kişi hemen Rasûlullah (s.a.v)’den bir iş (memuriyet) isteyiverdiler.” Ben de: “Seni hak din ile peygamber olarak gönderen Allah’a yemin olsun ki, bunlar içlerindeki iş isteme durumlarını bana açmadılar. Bende iş isteyeceklerini fark edemedim. Şu anda Rasûlullah (s.a.v)’in hareket ettirdiği dudağının altındaki misvağı görür gibi oluyorum.” Adamların bu istekleri üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Biz devlet işinde yetkili işler isteyene asla yardımcı olmayız, şimdi sen git” diyerek Ebû Musa’yı Yemen’e gönderdi. Arkasından da Muaz b. Cebel’i yola çıkardı. (Müslim, İmara: 3; Ebû Davud, Hudud: 1)
5- DİŞ TEMİZLİĞİ İÇİN MİSVAK KULLANIMINA TEŞVİK
5- Abdurrahman b. ebî Atîk (r.a), şöyle demiştir: “Babam bana şunları aktardı: Aişe (r.anha)’dan duydum, Rasûlullah (s.a.v)‘in şöyle buyurduğunu bize aktardı: “Misvak, ağız ve diş sağlığı için temizleyici bir malzemedir. Ayrıca misvak kullanma işi; Rabbimizin rızasını kazandıracak işlerdendir.” (Buhârî, Cuma: 8; Dârimî, Tahara: 19)
6- MİSVAK KULLANIMINI SIKÇA YAPMAK
6- Enes b. Malik (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Size misvağı sık sık kullanmanızı hatırlatıyorum.” (Buhârî, Cuma: 8; Dârimî, Tahara: 18)
7- ORUÇLUNUN GÜNDÜZ MİSVAK KULLANABİLECEĞİ
7- Ebû Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ümmetime ağır gelmeyecek olsaydı her namazdan önce misvak kullanmalarını emrederdim.” (Buhârî, Cuma: 8; Dârimî, Tahara: 18)
8- HER ZAMAN MİSVAK KULLANMAK
8- İbn Şüreyh (r.a), babasından aktararak şöyle demiştir: Âişe (r.anha)’ya: “Peygamber (s.a.v) evine girdiğinde ilk iş olarak ne yapardı?” diye sordum. “Önce ağzını misvaklardı.” diye cevap verdi. (Müslim, Tahara: 15; Ebû Davud, Tahara: 30)
9- SÜNNET OLMAK, YARATILIŞ GEREĞİ VAZGEÇİLEMİYECEK İŞLERDENDİR
9- Ebû Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: İnsanın yaratılış gereği yapması gereken beş şey şunlardır: “Sünnet olmak, etek tıraşı olmak, bıyıkları kısaltmak, tırnakları kesmek, koltuk tıraşı olmak.” (Ebû Davud, Tahara: 29; Buhârî, İstizan: 51)
10- TIRNAKLARI KESMEK
10- Ebû Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: İnsanın yaratılışı gereği yapması gereken beş şey şunlardır: “Bıyıkları kısa tutmak, koltuk altlarını temizlemek, tırnakları kesmek, etek tıraşı olmak ve sünnet olmak.” (Buhârî, İstizan: 51; Ebû Davud, Tahara: 29)
11- KOLTUK ALTLARINI TEMİZLEMEK
11- Ebû Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Beş özellik yaratılış gereği yapılması gereken şeylerdendir: Sünnet olmak, etek tıraşı olmak, koltuk altlarını temizlemek, tırnakları kesmek ve bıyıkları kısa tutmak.” (Buhârî, İstizan: 51; Ebû Davud, Tahara: 29)
12- ETEK TIRAŞI OLMAK
12- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “İnsanın yaratılış gereği yapması gereken işlerden bir bölümü şunlardır: Tırnak kesmek, bıyıkları kısaltmak ve etek tıraşı olmak.” (Buhârî, İstizan: 51; Ebû Davud, Tahara: 29)
13- BIYIKLARI KISA TUTMAK
13- Zeyd b. Erkam (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Bıyıkları kısaltmayıp uzatanlar bizim yolumuza uyanlardan değildir.” (Tirmizî, Edeb: 16; Müsned: 18462)
14- SAKAL, BIYIK, ETEK, KOLTUK TRAŞI ve TIRNAK KESMENİN EN UZUN SÜRESİ NE KADARDIR?
14- Enes b. Malik (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v): “Bıyıkları kısaltma, tırnakları kesme, etek ve koltuk tıraşı olmayı; kırk günden fazla uzatmamayı bize emretmiştir.” Başka bir seferinde ise kırk geceden fazla bir süre demiştir. (Müslim, Tahara: 16; Tirmizî, Edeb: 15)
15- BIYIKLARI KISALTIP SAKALI UZATMAK
15- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Bıyıklarınızı oldukça kısa tutun, sakallarınızı da uzatın.” (Tirmizî, Edeb: 18; Müslim, Tahara: 16)
16- TUVALET İHTİYACI GİDERİLECEĞİNDE İNSANLARDAN UZAKLAŞMAK
16- Abdurrahman b. ebî Kurâd (r.a) şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte tuvalet ihtiyacı için çıkmıştım. O böyle bir ihtiyacı olduğunda başkalarından iyice uzaklaşırdı.” (Müsned: 15105)
17- Muğire b. Şu’be (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) tuvalet ihtiyacı için insanlardan uzaklaşırdı. Yolculuklarından birinde yine uzaklara gitmişti de: “Bana su getiriver” diye seslenmişti. Kendisine su götürdüm, onunla abdest aldı ve mestleri üzerine meshetti. (Tirmizî, Tahara: 10; Ebû Davud, Tahara: 6)
17- İNSANLARDAN UZAKLAŞMAKSIZIN ÇÖPLÜK GİBİ YERLERE ABDEST BOZULABİLECEĞİ
18- Huzeyfe (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) ile beraber yürüyordum bir toplumun çöplüğüne varınca, ayakta olduğu halde küçük abdestini bozmaya başladı. Bende O’ndan uzaklaşmak istedim. Beni çağırdı, ben de işini bitirinceye kadar arkasında durdum. Sonra abdest aldı ve mestleri üzerine mesh etti.” (Tirmizî, Tahara: 9; Müslim, Tahara: 21)
18- TUVALETE GİRERKEN YAPILACAK DUA
19- Enes b. Malik (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) tuvalete girerken, şöyle derdi: “Allah’ım! Erkek ve dişi tüm şeytanlardan ve tüm pislik ve kötülüklerden Sana sığınırım.” (Tirmizî, Tahara: 5; Ebû Davud, Tahara: 17)
19- TUVALET İHTİYACI GİDERİLİRKEN KIBLE TARAFINA DÖNMEMEK
20- Rafi b. ishak (r.a)’den rivâyete göre, Ebû Eyyub el Ensarî, Mısır’da iken, kendisinin şöyle dediğini işittim: “Vallahi bu tuvaletlerde nasıl hareket edeceğimi bilmiyorum.” Rasûlullah (s.a.v): “Herhangi biriniz büyük veya küçük abdest bozacağı zaman önünü ve arkasını kıble tarafına döndürmesin” buyurmuşlardı. (Tirmizî, Tahara: 6; Buhârî, Vudu’: 11)
20- TUVALET YAPARKEN KIBLEYİ ARKAYA ALMANIN YASAKLIĞI
21- Ebû Eyyub (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Küçük ve büyük abdest bozarken önünüzü ve arkanızı kıbleye dönmeyin, doğuya ve batıya dönün.” (Buhârî, Vudu’: 11; Tirmizî, Tahara: 6)
21- TUVALET İHTİYACINI GİDERİRKEN DOĞU VE BATIYA DÖNMEK
22- Ebû Eyyub el Ensarî (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Büyük abdest ihtiyacınızı gidereceğinizde yönünüzü kıbleye dönmeyin fakat doğuya ve batıya dönün.” (Buhârî, Vudu’: 11; Ebû Davud, Tahara: 4)
22- EVLERDE VE KAPALI YERLERDE KIBLEYE KARŞI DA ABDEST BOZULABİLECEĞİ
23- Abdullah b. Ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Evimin damına çıkmıştım; Rasûlullah (s.a.v)’i Beyti Makdis’e doğru iki kerpiç üzerinde abdest bozarken gördüm.” (Tirmizî, Tahara: 7; Buhârî, Vudu’: 14)
23- ABDEST BOZARKEN SAĞ ELİ TENASÜL ORGANINA DOKUNDURMAMAK
24- Ebû Katade (r.a) babasından rivâyet ederek, demiştir ki: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Küçük abdestinizi bozarken tenasül organınıza sağ elinizle dokunmayın.” (Buhârî, Vudu’: 20; Ebû Davud, Tahara: 70)
25- Ebû Katade (r.a) babasından rivâyet ederek şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Tuvalete girdiğinizde tenasül organınıza sağ elinizle dokunmayın.” (Tirmizî, Tahara: 11; Müslim, Tahara: 18)
24- AÇIK YERLERDE AYAKTA KÜÇÜK ABDEST BOZULABİLECEĞİ
26- Huzeyfe (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) bir toplumun çöplüğüne geldi ve orada ayakta küçük abdestini yaptı.” (Tirmizî, Tahara: 9; Buhârî, Vudu: 67)
27- Huzeyfe (r.a) şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) bir toplumun çöplüğüne geldi ve ayakta küçük abdestini yaptı.” (Buhârî, Vudu’: 67; Tirmizî, Tahara: 9)
28- Huzeyfe (r.a)’den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) bir toplumun çöplüğüne uğramıştı ve orada küçük abdestini ayakta bozmuştu.” (Buhârî, Vudu’: 67; Tirmizî, Tahara: 9)
25- EVLERDE VE KAPALI YERLERDE KÜÇÜK ABDESTİ OTURARAK YAPMAK
29- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Kim size Rasûlullah (s.a.v)’in ayakta küçük abdestini bozduğunu söylerse inanmayın. Rasûlullah (s.a.v), oturarak küçük abdestini bozardı.” (Tirmizî, Tahara: 8; İbn Mâce, Tahara: 14)
26- BİRŞEYİ SİPER YAPARAK ARKASINDA KÜÇÜK ABDEST BOZMAK
30- Abdurrahman b. Hasene (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) elinde kalkana benzer bir şeyle yanımıza geldi, elindeki malzemeyi yere dikti, arkasına çömeldi ve küçük abdestini bozdu.” Orada bulunanlardan bir kısmı: “Bakınız! Kadınlar gibi küçük abdestini bozuyor dediler. Bunu işiten Rasûlullah (s.a.v) o kimselere şöyle dedi: “İsrailoğullarından bir kısmının başına gelenleri bilmiyor musunuz? Onlar üzerlerine idrar dokunan yerleri makasla kesiyorlardı da bazıları onları bu işi yapmaktan yasakladı sonra da kabirde kendilerine azâb edildi.” (Tirmizî, Tahara: 10; İbn Mâce, Tahara: 26)
27- İDRAR SIÇRAMASINDAN SAKINMAK
31- İbn Abbas (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v), iki mezarın başına geldi ve şöyle buyurdu: “Bu mezardaki iki kişiye azâb edilmektedir. Bu azâb işledikleri büyük günahlardan dolayı da değildir. Şu mezardaki kimse hayattayken idrarının sıçramasından dolayı dikkatsizdi, sakınmazdı. Bu beriki ise koğuculuk yapar, laf taşırdı.” Sonra Rasûlullah (s.a.v) yaş bir hurma dalı istedi ve hurma dalını ikiye böldü, birini bir mezarın diğerini de diğer mezarın üzerine dikti ve şöyle buyurdu: “Umulur ki bu iki dal yaş kaldıkları sürece bunların azabları hafifletilir.” (İbn Mâce, Tahara: 26; Buhârî, Vudu’: 58)
28- KAP İÇERİSİNE KÜÇÜK ABDEST YAPMAK
32- Hukeyme kızı Ümeyme (r.anha), annesi Ümeyme b. Rukayka (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v)’in ağaçtan oyularak yapılma bir kabı vardı ki onun içerisine küçük abdestini yapar ve divanın altına koyardı.” (Ebû Davud, Tahara: 13; İbn Mâce, Cenaiz: 64)
29- BİR KAP İÇERİSİNE KÜÇÜK ABDEST YAPMAK
33- Esved ve Aişe (r.anhüma)’dan rivâyete göre, şöyle demişlerdir: (Bazıları Rasûlullah (s.a.v), ölüm hastalığında H.z Ali’ye vasiyet etmişti.) “Rasûlullah (s.a.v)’in hastalığı çok ağırdı ve küçük abdestini yapmak için bir kap istemişti, o esnada kime ne vasiyet ettiğini bilmiyorum.” (Ebû Davud, Tahara: 13; İbn Mâce, Cenaiz: 64)
30- HAYVAN YUVALARINA VE DELİKLERE KÜÇÜK ABDEST YAPMAMAK
34- Abdullah b. Sercis (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Hayvanların yuvalarına (deliklerine) küçük abdest bozmayınız.”
Katade (r.a)’e: Hayvanların delik ve yuvalarına küçük abdest bozmanın hoş karşılanmayışının sebebini sordular. O da şöyle cevap verdi: “Oralar cinlerin bulundukları yerlerdir denilir.” (Ebû Davud, Tahara: 16; Müsned: 19847)
31- DURGUN SUYA KÜÇÜK ABDEST YAPMANIN YASAKLIĞI
35- Câbir (r.a.)’den rivâyete göre: “Rasûlullah (s.a.v), durgun suya küçük abdest bozmayı yasakladı.” (İbn Mâce, Tahara: 25; Müslim, Tahara: 28)
32- YIKANILAN YERLERE (GUSÜLHANE, LEĞEN) KÜÇÜK ABDEST YAPMAMA GEREĞİ
36- Abdullah b. Muğaffel (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Sizden biriniz yıkandığı yere ve kaba küçük abdestini yapmasın çünkü vesvese ve kuşkulanmanın çoğu böyle şeylerden olur.” (Ebû Davud, Tahara: 15; Tirmizî, Tahara: 17)
33- KÜÇÜK ABDEST BOZANA SELÂM VERİLİR Mİ?
37- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v), küçük abdest bozarken bir adam O’na uğradı da selâm verdi. Rasûlullah (s.a.v) ise onun selâmını almadı.” (Ebû Davud, Tahara: 8; İbn Mâce, Tahara: 27)
34- ABDEST ALDIKTAN SONRA VERİLEN SELÂMI ALMAK
38- Muhacir b. Kunfüz (r.a), Rasûlullah (s.a.v) küçük abdest bozarken kendisine selâm vermişti de, Rasûlullah (s.a.v) abdest alıncaya kadar selâmını almadı. Abdest alıp bitirdi. Sonra selâmını aldı. (İbn Mâce, Tahara: 27; Ebû Davud, Tahara: 8)
35- KEMİKLE TAHARET YAPMANIN YASAKLIĞI
39- Abdullah b. Mes’ud (r.a)’den rivâyete göre: “Rasûlullah (s.a.v) kemikle veya tezekle taharetlenmeyi yasakladı.” (İbn Mâce, Tahara: 16; Tirmizî, Tahara: 14)
36- TEZEKLE TAHARETLENMENİN YASAKLIĞI
40- Ebû Hüreyre (r.a) den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ben size bir baba gibi her şeyi öğretiyorum. Sizden biriniz tuvalete girince, önünü ve arkasını kıbleye dönmesin, sağ eliyle taharetlenmesin.” Rasûlullah (s.a.v) üç taş ile taharetlenmeyi emreder, kemik ve tezekle taharetlenmeyi yasaklardı. (Ebû Davud, Tahara: 20; İbn Mâce, Tahara: 16)
37- ÜÇTEN DAHA AZ TAŞLA TAHARETLENMEK YASAKLANMIŞTIR
41- Selman (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Bir adam Selman’a: Arkadaşınız olan Peygamber (s.a.v), abdest bozmaya varıncaya kadar size her şeyi öğretiyor deyince Selman: “Evet herşeyi öğretiyor, küçük ve büyük abdest yaparken kıbleye dönmememizi, sağ ellerimizle taharetlenmememizi üçten az taş kullanarak taharetlenmeyi bize yasakladı” dedi. (İbn Mâce, Tahara: 16; Ebû Davud, Tahara: 21)
38- İKİ TAŞ İLE TAHARETLENMEYE İZİN VERİLMESİ
42- Abdullah b. Mes’ud (r.a) şöyle diyor: “Rasûlullah (s.a.v) bir sefer tuvalet ihtiyacını gidermek için bir yere gitti. Bana da (kendisi için) üç taş getirmemi emretti. Ben de iki taş buldum, üçüncüyü aramama rağmen bulamadım ve onun yerine bir tezek aldım hepsini Peygamber (s.a.v)’e getirdim, iki taşı aldı ve tezeği atıp: “Bu pistir” buyurdu.
Ebû Abdurrahman: “Riks tezek demektir ve cinlerin yiyeceğidir” dedi. (Tirmizî, Tahara: 13; İbn Mâce, Tahara: 16)
39- TAHARETLENİLECEK TAŞLARIN TEK OLMASININ GEREĞİ
43- Seleme b. Kays (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Taharetlenmede taş sayısını tek yap.” (Tirmizî, Tahara: 13; Ebû Davud, Tahara: 21)
40- TAŞLA TAHARETLENMEK YETERLİDİR
44- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Sizler tuvalet ihtiyacınızı gidereceğinizde yanınızda üç taş götürün ve onlarla temizlenin, bunlar o kimsenin temizliği için yeterlidir.” (Ebû Davud, Tahara: 21)
41- SU İLE TAHARETLENMEK
45- Ata b. Ebû Meymune (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Enes b. Malik’in şöyle dediğini işittim: “Rasûlullah (s.a.v), tuvalete gireceğinde ben ve yaşıtım olan bir çocukla O’nun için su taşırdık; Rasûlullah (s.a.v) de o su ile taharetlenirdi.” (Ebû Davud, Tahara: 23; İbn Mâce, Tahara: 28)
46- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ey kadınlar kocalarınıza su ile temizlenmelerini bildiriniz. Ben Rasûlullah (s.a.v)’in su ile taharetlendiğini kocalarınıza söylemekten utanıyorum.” (Tirmizî, Tahara: 15)
42- SAĞ EL İLE TAHARETLENMENİN YASAKLIĞI
47- Ebû Katade (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Sizden biriniz su ve meşrubat içtiğinde kabın içersine üflemesin. Tuvalete girdiğinde; tenasül organına sağ eliyle dokunmasın ve sağ eliyle de taharetlenmesin.” (Ebû Davud, Tahara: 18; Müslim, Tahara: 18)
48- İbn Katade, babası Ebû Katade (r.anhüma)’dan naklederek şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) bir kimsenin su içtiği kaba üflemesini, tenasül organına sağ el ile dokunmasını ve sağ eliyle taharetlenmesini yasakladı.” (Ebû Davud, Tahara: 18; Müslim, Tahara: 18)
49- Selman (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Müşrikler Selman’a: Görüyoruz ki arkadaşınız Peygamber size abdest bozmayı bile öğretiyor dediler. Selman ise: “Evet, Rasûlullah (s.a.v) bizi sağ elimizle taharetlenmekten, abdest bozarken kıbleye dönmekten bizi yasakladı ve üçten daha az taşla taharetlenmeyin buyurdu” dedi. (Müslim, Tahara: 18; Ebû Davud, Tahara: 18)
43- TAHARETLENMEDEN SONRA ELLERİ TOPRAK SABUN VE BENZERİ ŞEYLERLE YIKAMAK
50- Ebû Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre: “Peygamber (s.a.v), abdest alacaktı da taharetlenmeden sonra elini toprakla ovuşturdu.” (Ebû Davud, Tahara: 24; İbn Mâce, Tahara: 29)
51- İbrahim b. Cerir (r.a), babasından naklederek şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) ile beraberdim, tuvalete girip ihtiyacını giderdi ve: “Ey Cerir! su getir” dedi. Bende ona su götürdüm. O su ile taharetini yaptı ve toprakla da elini ovuşturdu.” (Ebû Davud, Tahara: 24; İbn Mâce, Tahara: 29)
44- NE KADAR SUYA PİSLİK KARIŞIRSA SU PİS SAYILIR
52- Abdullah b. Ömer (r.a), babasından naklederek şöyle diyor: “Rasûlullah (s.a.v)’e yırtıcı hayvan ve diğer hayvanların uğradıkları su birikintilerinin pislenip pislenmediği konusunda soruldu da şöyle cevap verdi: “Su iki kulle miktarına ulaşırsa pis olmaz.” (Kulle: Bir pislik bulaştığında rengi, kokusu ve tadı değişmeyecek kadar büyüklükteki bir kaptır.) (Tirmizî, Tahara: 50; İbn Mâce, Tahara: 76)
45- SU İLE İDRARIN TEMİZLENMESİ
53- Enes (r.a)’den rivâyete göre: “Bir bedevi mescide küçük abdestini yaptı. Orada bulunanlardan bir kısmı ona engel olmaya kalkışmışlardı. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Bırakın, ona engel olmayın” buyurdu. Bedevi işini bitirince Rasûlullah (s.a.v) bir kova su getirtti ve idrarın üzerine döktü.” (Buhârî, Vudu’: 61; İbn Mâce, Tahara: 78)
54- Enes (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Bir bedevi mescide küçük abdestini yapmıştı da Peygamber (s.a.v) bir kova su getirilmesini emretti ve o su, oraya döküldü.” (Buhârî, Vudu’: 61; İbn Mâce, Tahara: 78)
55- Yahya b. Said (r.a) şöyle demiştir: Enes’in şöyle dediğini duydum: Bir bedevi mescide geldi ve küçük abdestini yaptı. Bunun üzerine oradakiler bedeviye bağrıştılar. Rasûlullah (s.a.v) de: “Bırakın onu” buyurdu onlar da idrarını bitirinceye kadar ona bir şey yapmadılar. Sonra bir kova su getirilmesini emretti ve o su, oraya döküldü. (Buhârî, Vudu’: 61; İbn Mâce, Tahara: 78)
56- Ebû Hûreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Bir bedevi mescidin bir tarafına idrar yapmıştı da orada bulunanlar harekete geçmişlerdi. Rasûlullah (s.a.v) onlara: “Bırakın onu ve idrarının üzerine bir kova su dökünüz. Çünkü sizler kolaylık göstermek için gönderildiniz, zorluk çıkarmak için değil” buyurdular. (Tirmizî, Tahara: 112; Buhârî, Vudu’: 61)
46- DURGUN SU PİSLETİLMEMELİ
57- Ebû Hûreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Hiçbiriniz durgun suya idrar yapıp sonra oradan abdest almasın.” (Buhârî, Vudu’: 73; Ebû Davud, Tahara: 36)
58- Ebû Hûreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Hiçbiriniz durgun suya idrar yapmasın sonra o suyla yıkanmak durumunda kalabilir.” (Ebû Davud, Tahara: 36; Buhârî, Vudu’: 73)
47- DENİZ SUYU TEMİZ MİDİR?
59- Ebû Hûreyre (r.a) şöyle demiştir: Bir adam Rasûlullah (s.a.v)’e: “Ey Allah’ın Rasûlü! Biz deniz yolculuğuna çıkıyoruz ve yanımızda da az su bulunuyor, eğer o su ile abdest alırsak susuz kalırız, bu sebeple deniz suyu ile abdest alabilir miyiz? diye sordu, Rasûlullah (s.a.v): “Denizin suyu temizdir, deniz hayvanları da hepsi helaldir” buyurdular. (Tirmizî, Tahara: 52; İbn Mâce, Sayd: 18)
48- KAR TEMİZLEYİCİ MİDİR?
60- Ebû Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v), namaza başlayacağında iftitah tekbirinden sonra biraz sukut ediyor ve hemen okumaya başlamıyordu. Ben: “Ey Allah’ın Rasûlü! Anam babam senin yoluna feda olsun, bu tekbirle kıraat arasındaki sûkûtunuzda ne diyorsunuz?” diye sordum. Rasûlullah (s.a.v) de şöyle buyurdu: “Allah’ım! Doğu ile batıyı birbirinden uzaklaştırdığın gibi beni de hatalardan uzaklaştır. Allah’ım! Beyaz elbisenin kirden temizlenmesi gibi beni de hatalardan temizle. Allah’ım! Beni, hatalarımdan kar, su ve dolu ile temizle.” (Ebû Davud, Salat: 121; Buhârî, Ezan: 14)
49- KAR SUYU İLE ABDEST ALINIR MI?
61- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle dua ederdi: “Allah’ım benim hatalarımı kar ve dolu suyu ile yıka. Beyaz elbiseyi kirden temizlediğin gibi kalbimi de hatalardan arındır.” (Ebû Davud, Salat: 121; Buhârî, Ezan: 14)
50- DOLU SUYU İLE ABDEST ALINIR MI?
62- Cübeyr b. Nufer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Avf İbn Malik’in şöyle dediğine şahit olmuştum: “Rasûlullah (s.a.v)‘i bir cenaze namazını kılarken dinledim ve duasında şöyle dediğini duydum: “Allah’ım onu bağışla, ona acı, onun halini düzelt, ona ikramda bulun, onun yerini geniş tut, onu su, kar ve dolu ile yıka. Beyaz elbisenin kirden arınması gibi, onu hata ve günahlarından temizle.” (Müslim, Cenaiz: 14; Tirmizî, Cenaiz: 27)
51- KÖPEĞİN YALADIĞI KAP NASIL TEMİZLENİR?
63- Ebû Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Birinizin kabından köpek su içerse o kabı yedi sefer yıkasın.” (Tirmizî, Tahara: 68; Müslim, Tahara: 27)
64- Ebû Hüreyre (r.a) şöyle diyor: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Birinizin kabına köpek ağzını sokarsa onu yedi sefer yıkasın.” (Tirmizî, Tahara: 68; Müslim, Tahara: 27)
52- KÖPEĞİN İÇTİĞİ KAPTAKİ SUYU DÖKMEK
65- Ebû Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Birinizin kabına köpek ağzını sokarsa o kaptaki suyu döksün ve o kabı yedi sefer yıkasın.” (Ebû Davud, Tahara: 37; Müslim, Tahara: 27)
53- KÖPEĞİN İÇTİĞİ KABI TOPRAKLA OVMAK
66- Abdullah b. Muğaffel (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v): “Köpekleri öldürmeyi emretti. Av ve koyun köpeğine izin verdi ve şöyle buyurdu: “Köpek bir kaba ağzını sokarsa, onu yedi defa yıkayın sekizinci de ise toprakla ovun.” (Ebû Davud, Tahara: 37; Müslim, Tahara: 27)
54- KEDİ ARTIĞI PİS OLUR MU ?
67- Kebşe binti Ka’b. b. Malik (r.a)’den aktarıldığına göre, Ebû Katade, Kebşe’ nin yanına geldi ve şuna yakın bir şeyler söylediğini anlattı: “Ebû Katade için abdest suyu hazırlamıştım, bir kedi geldi ve o kaptan su içmek istedi. Ebû Katade kabı eğerek kedinin rahat su içmesini sağladı. Kebşe dedi ki: Ebû Katade benim o kaba baktığımı görünce; Ey kardeşimin kızı şaşırdın mı? Diye sordu. Evet dedim, o zaman Ebû Katade şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kedi pis değildir, o sizin evlerinizde ve çevrenizde çok dolaşan temiz hayvanlardandır.” (Tirmizî, Tahara: 69; İbn Mâce, Tahara: 32)
55- EŞEĞİN ARTIĞI PİS OLUR MU?
68- Enes (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v)’in münâdisi bize gelerek şöyle dedi: “Allah ve Rasûlü sizleri eşek eti yemekten yasaklıyor çünkü o necis olup pistir.” (Müslim, Sayd: 5; Müsned: 11643)
56- HAYIZLI KADININ ARTIĞI
69- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ben etli bir kemikten yiyordum. Rasûlullah (s.a.v)’de benim ısırdığım yerden yiyordu. Halbuki ben o anda hayızlıydım. Ve yine ben hayızlı iken bir kaptan su içiyordum da Rasûlullah (s.a.v)’de o kaptan benim içtiğim yerden su içiyordu.” (Ebû Davud, Tahara: 102; İbn Mâce, Tahara: 125)
57- ERKEK VE KADINLARIN BİR KAPTAN ABDEST ALMALARI
70- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) zamanında erkekler ve kadınlar bir kaptan abdest alıyorlardı veya hicab ayeti nazil olmadan beraberce abdest alıyorlardı.” (Buhârî, Vudu’: 46; İbn Mâce, Tahara: 35)
58- CÜNÜP OLAN KİMSENİN SU ARTIĞI
71- Urve (r.a)’den rivâyete göre, Aişe (r.anha), Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte aynı kaptan yıkandığını haber verdi. (İbn Mâce, Tahara: 35; Ebû Davud, Tahara: 48)
59- ABDEST İÇİN GEREKLİ SUYUN MİKTARI
72- Abdullah b. Cebr (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Enes b. Malik (r.a)’den işittim şöyle diyordu: “Rasûlullah (s.a.v) bir mekûk su ile abdest alır beş mekûk su ile guslederdi.” (Ebû Davud, Tahara: 44; Buhârî, Vudu’: 50)
73- Ümmü Umara binti Ka’b (r.anha)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) abdest almak istedi. Kendisine bir müdd’ün üçte ikisi miktarında bir kapla su getirildi. Şu’be diyor ki: “Rasûlullah (s.a.v)’in her iki kolunu dirseklerine kadar yıkayıp ovuşturduğunu, kulaklarının içini meshettiğini iyi hatırlıyorum fakat kulaklarının dışını meshettiğini pek bilemiyorum.” (Ebû Davud, Tahara: 48; Buhârî, Vudu’: 50)
60- ABDEST ALIRKEN NİYETİN GEREKLİLİĞİ
74- Ömer b. Hattab (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ameller niyetlere göre değerlendirilir. Herkesin niyet ettiği şey ne ise; eline geçecek olan da odur. Kimin hicreti Allah’a ve Rasûlüne ise artık onun hicreti Allah ve Rasûlüne olmuş olur. Kimin de hicreti dünya için ise, onu elde eder veya bir kadın için hicret etmişse onu nikahlar. Yani herkesin hicreti, hicret ettiği şeyedir.” (Buhârî, İman: 47; Müslim, İmara: 45)
61- BİR KAPTAN PEK ÇOK KİMSE ABDEST ALMIŞMIYDI?
75- Enes (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Bir kere Rasûlullah (s.a.v)’i gördüm ikindi namazı vakti daralmıştı, halk abdest suyu aradılar fakat bulamadılar. Rasûlullah (s.a.v)’e bir kap içerisinde az bir su getirdiler, elini bu kabın içerisine soktu ve insanların abdestlerini o kaptan almalarını emretti. Parmaklarının altından suyun kaynadığını gördüm, oradaki bulunanların hepsi abdest alıncaya kadar bu kaynama devam etti.” (Buhârî, Vudu’: 49; Müslim, Fedail: 3)
76- Abdullah b. Mes’ud (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) ile beraberdik halk abdest almak için su bulamadı, bir kap içerisinde bir miktar su getirildi. Rasûlullah (s.a.v) elini o kaba soktu, o anda parmaklarının arasından suyun kaynadığını gördüm. Rasûlullah (s.a.v): “Haydi tertemiz suya ve Allah’tan gelen berekete koşunuz!” buyurdu. A’meş dedi ki: Bu hadisi bana Sâlim b. Ebî’l Ca’d nakletti ve dedi ki: Câbir’e o gün kaç kişiydiniz diye sordum. “Bin beş yüz” dedi. (Müslim, Fedail: 3; Buhârî, Vudu’: 49)
62- ABDEST ALIRKEN BESMELE ÇEKMEK
77- Enes (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (s.a.v)’in ashabından bir kısmı abdest almak için su aramıştı da bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) aranızdan bir kimsede su var mı? Diye sordu. Bir miktar su getirildi elini o suyun içerisine soktu ve: “Allah’ın adı ile abdest alın” buyurdu. Suyun, Rasûlullah (s.a.v)’in parmakları arasında fışkırdığını gördüm, oradakilerin sonuncusuna kadar hepsi abdest aldılar. Sabit der ki: Enes’e oradakilerin kaç kişi olduğunu tahmin edersin dedim. Yetmiş kadardı dedi. (Buhârî, Vudu’: 49; Müslim, Fedail: 3)
63- BİR KİMSE BİR KİMSEYE ABDEST SUYU DÖKEBİLİR Mİ?
78- Urve b. Muğîre (r.a), babasından naklediyor: “Tebük Gazvesi günü Rasûlullah (s.a.v) abdest alırken abdest suyunu döktüm, mestleri üzerine meshetmişti.” (Buhârî, Vudu’: 51; İbn Mâce, Tahara: 84)
64- ABDEST ORGANLARINI BİRER BİRER YIKAMAK
79- İbn Abbas (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Size Rasûlullah (s.a.v)’in nasıl abdest aldığını haber vereyim mi? Organlarını birer kere yıkarayak abdest alırdı.” (Buhârî, Vudu’: 23; Tirmizî, Tahara: 32)
65- ABDEST ORGANLARINI ÜÇER KERE YIKAMAK
80- Muttalib b. Abdullah b. Hantab (r.anhüm)’den rivâyete göre: “Abdullah b. Ömer abdest organlarını üçer sefer yıkayarak abdest aldı ve Rasûlullah (s.a.v) de böylece abdest alırdı demek istiyordu.” (Buhârî, Vudu’: 25; İbn Mâce, Tahara: 46)
66- YOLCULUKTA RASÛLULLAH NASIL ABDEST ALMIŞTI?
81- Mugîre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte bir yolculukta idik, yanında giderken bastonuyla sırtıma dokundu ve yoldan ilerledi. Ben de onunla birlikte yolumu değiştirdim. Rasûlullah (s.a.v) falan yere gelince devesini çökertti ve tuvalet ihtiyacını karşılamak için biraz ayrıldı. Ravi diyor ki: Gözden kayboluncaya kadar uzaklaştı daha sonra geldi ve: “Yanında su var mı?” diye sordu, yanımdaki su kabını getirdim ve abdest suyunu dökmeye başladım, ellerini ve yüzünü, yıkadı kollarını yıkayacaktı fakat üzerinde şam kumaşından yapılmış kolları dar bir cübbesi vardı, ellerini cübbesinin altından çıkardı yüzünü ve kollarını yıkadı. Hadisin ravisi, Rasûlullah (s.a.v)’in alın ve sarıklarından da bahseder. İbn Avn der ki: Bunları istenilen şekilde ezberleyemedim. Sonra mestleri üzerine meshetti sonra: “Bir ihtiyacın var mı?” dedi. Ben de: “Ey Allah’ın Rasûlü! Hiçbir ihtiyacım yok” dedim. Sonra kafilenin yanına geldik o anda Abdurrahman b. Avf cemaate imam olmuş ve sabah namazından bir rekat kıldırmıştı. Rasûlullah (s.a.v)’in geldiğini İmama haber vermek istedim fakat buna engel oldu. Bir rekatını cemaatle beraber kıldık, yetişemediğimiz rekatı ise kendi başımıza kıldık.” (Müslim, Tahara: 22; Tirmizî, Tahara: 10)
67- ABDEST ORGANLARI KAÇ SEFER YIKANIR?
82- Evs b. Evs dedesinden naklediyor: “Rasûlullah (s.a.v) abdest organlarını üçer sefer yıkarken gördüm.” (Tirmizî, Tahara: 34; Buhârî, Vudu’: 25)
68- ABDEST ALIRKEN AĞIZ VE BURUNA SU VERMEK
83- Humran b. Ebân (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Osman b. Affan’ı abdest alırken görmüştüm, ellerine su dökerek üç defa yıkadı sonra ağzına su alıp çalkaladı sonra burnuna su çekti sonra yüzünü üç kere yıkadı, sonra sağ elini dirseğine kadar üç defa sonra sol elini üç defa yıkadı. Sonra başını meshetti, arkasından sağ ayağını üç defa sol ayağını da aynı şekilde yıkadı ve şöyle dedi: “Rasûlullah (s.a.v), aynen bu aldığım abdest gibi abdest alırken gördüm” dedi ve devam etti: “Her kim bu abdest aldığım gibi abdest alır sonra iki rekat namaz kılar ve kıldığı bu namazda hatırına dünyalık bir şeyler getirmezse, Allah o kimsenin geçmiş günahlarını affeder.” (Buhârî, Vudu’: 25; İbn Mâce, Tahara: 46)
69- AĞIZA SU ALMA HANGİ ELLE YAPILMALIDIR?
84- Humrân b. Ebân (r.a)’den rivâyete göre, kendisi Osman b. Affan’ı görmüştü o da abdest almak için su istemişti. Getirilen kaptan ellerine su döküp üç kere yıkadı. Sonra sağ elini abdest suyunun bulunduğu kaba soktu ağzına su verip çalkaladı, burnuna da su verdi sonra yüzünü üç sefer yıkadı. İki ellerini de dirseklerine kadar üçer sefer yıkayıp, başını meshetti, sonra her bir ayağını üçer sefer yıkayıp; “Rasûlullah (s.a.v)’i bu aldığım abdest gibi abdest alırken gördüm” deyip şöyle devam etti: “Kim bu aldığım abdest gibi abdest alır sonra iki rekat namaz kılarsa, kıldığı bu namazda aklına dünyalık bir şeyler getirmezse Allah o kimsenin geçmiş günahlarını bağışlar.” (Buhârî, Vudu’: 25; İbn Mâce, Tahara: 46)
70- BURUNA SU VERMEK
85- Ebû Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Abdest alan bir kimse önce burnuna su çeksin sonra sümkürsün.” (Buhârî, Vudu’: 26; Tirmizî, Tahara: 21)
71- BURNA SU ÇEKMEKTE AŞIRI GİTMEK
86- Asım b. Lakît b. Sabre (r.a)’in babasından rivâyete göre, şöyle demiştir: Ey Allah’ın Rasûlü! Bana abdest almaktan bahset dedim. Şöyle buyurdu: “Abdestini tüm organlarını güzelce yıkayarak tam yap, oruçlu olmadığın zamanlar da burnuna iyice su çek.” (Ebû Davud, Savm: 27; İbn Mâce, Tahara: 44)
72- BURNU TEMİZLEMEK
87- Ebû Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim abdest alırsa burnunu mutlaka temizlesin, taharet için taş kullanan ise taş sayısını tek yapsın.” (Tirmizî, Tahara: 21; İbn Mâce, Tahara: 44)
88- Seleme b. Kays (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Abdest aldığınızda burun temizliğinizi mutlaka yapın, taharetlenmede taş kullanırsanız taş sayısını tek yapın.” (Tirmizî, Tahara: 21; İbn Mâce, Tahara: 44)
73- UYKUDAN UYANINCA BURNU TEMİZLEMEK
89- Ebû Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Biriniz uykusundan uyanıp abdest alınca üç sefer burnunu temizlesin çünkü şeytan burnun içinde (genizde) geceler.” (Buhârî, Bed-il Halk: 11; İbn Mâce, Tahara: 44)
74- BURUN HANGİ ELLE TEMİZLENMELİ?
90- Ali b. Ebi Talib (r.a)’den rivâyete göre, kendisi bir seferinde abdest almak için su istedi ağzını çalkaladı, burnuna su verdi sol eliyle burnunu temizledi ve bu temizleme işini üç sefer yaptı sonra da: “İşte Peygamber (s.a.v)’in, abdestteki temizliği böylecedir” dedi. (Buhârî, Vudu’: 20; Müslim, Tahara: 18)
75- ABDESTTE YÜZÜ YIKAMA ŞEKLİ
91- Abdi Hayr (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ali b. Ebi Talib’in yanına gelmiştik. O namazını kılmıştı. Abdest suyu istedi. Biz, abdest suyunu ne yapacak? Namazını yeni kıldı herhalde bize abdestin nasıl alınacağını öğretecek dedik. İçinde su bulunan bir kapla bir leğen getirildi. O kaptan eline su döküp üç sefer elini yıkadı sonra kaptan su aldığı eliyle ağzını üç defa çalkalayıp burnuna üç defa su verdi. Sonra yüzünü üç sefer yıkadı, sağ elini üç sefer sol elini üç sefer yıkayıp başını meshetti, sağ ayağını üç sefer sonra sol ayağını üç sefer yıkayıp şöyle dedi: “Rasûlullah (s.a.v)’in nasıl abdest aldığını bilmek kimi sevindirirse işte bu; Rasûlullah (s.a.v)’in abdestidir.” (Buhârî, Vudu’: 29; Tirmizî, Tahara: 36)
76- ABDESTTE YÜZLER KAÇ SEFER YIKANIR
92- Abdi Hayr’ın, Ali (r.a)’dan rivâyetine göre, Ali’ye bir sandalye getirdiler. Sandalyeye oturdu sonra içinde su bulunan bir kap istedi kabı eğip eline üç defa su döktü. Sonra tek avucuyla ağzına ve burnuna üçer defa su verdi. Yüzünü üç defa yıkadı, kollarını üçer kere yıkadı. Biraz su alıp başını meshetti. (Hadisin ravisi Şu’be, başını meshetme işini anlatırken) elini alnından ensesine doğru götürerek şöyle dedi: “Elini tekrar ön tarafa getirdi mi?” bilemiyorum. Sonra iki ayağını da üçer sefer yıkadı ve sonra da: “Rasûlullah (s.a.v)’in aldığı abdesti görmek kimi sevindirirse, işte bu O’nun abdestidir.” (Buhârî, Vudu’: 29; Tirmizî, Tahara: 36)
77-ELLERİ YIKAMAK
93- Abdi Hayr (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Bir kere Ali ile karşılaşmıştım bir sandalye istedi, üzerine oturdu. Sonra bir kap su istedi, ellerini üçer kere yıkadı, sonra ağzını su ile çalkaladı, tek avucu ile burnuna üç sefer su verdi, sonra yüzünü üç sefer yıkadı, ellerini de üçer sefer yıkadı. Sonra elini kaba soktu ve başını meshetti, sonra ayaklarını üçer sefer yıkadı ve şöyle dedi: “Rasûlullah (s.a.v)‘in abdest alışını görmek kimi sevindirirse, işte bu; Rasûlullah (s.a.v)‘in abdest alma şeklidir.” (Tirmizî, Tahara: 37; Ebû Davud, Tahara: 50)
78-ABDESTİN ALINIŞ ŞEKLİ
94- Hüseyin b. Ali (r.anhüma)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Babam Ali b. ebi Talib abdest almak için benden su istedi suyunu getirdim. Abdest almaya başlamadan önce, kaba ellerini sokmadan ellerini üç defa yıkadı, sonra üç defa ağzına su verdi, burnuna üç defa su verip sümkürdü, sonra yüzünü üç sefer yıkadı, sonra sağ elini dirseklerine kadar üç sefer yıkadı aynı şekilde sol elini de üç sefer yıkayıp başını bir defa meshetti. Sonra sağ ayağını topuklarına kadar üç sefer yıkayıp aynı şekilde sol ayağını da yıkadı ve ayağa kalkıp: “Su kabını bana ver” dedi ve abdesten arta kalan suyu ayakta içti. Ben de hayret ettim. Benim hayret ettiğimi görünce: “Hayret etme, deden Peygamber (s.a.v), benim yaptığımı yaparken gördüm diyerek ayakta su içtiğini kasdediyordu.” (Tirmizî, Tahara: 37; Ebû Davud, Tahara: 50)
79- ELLER KAÇ DEFA YIKANACAK
95- Ebû Hayye (İbn Kays da denilir.) (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ali (r.a)’ı abdest alırken gördüm ellerini tertemiz yıkadı. Sonra ağzına üç sefer su verdi, sonra burnuna üç defa su verdi, yüzünü üç sefer yıkadı, kollarını üçer kere yıkadı, sonra başını meshetti. Sonra ayaklarını topuklarına kadar yıkadı, ayağa kalkıp abdest suyundan kalanını ayakta içti ve: “Peygamber (s.a.v)‘in abdest alışının nasıl olduğunu size göstermek istedim” dedi. (Tirmizî, Tahara: 37; Ebû Davud, Tahara: 50)
80- ABDEST ORGANLARINI YIKAMANIN SINIRI
96- Amr b. Yahya el Mazinî (r.a), babasından naklederek dedi ki: Rasûlullah (s.a.v)’in ashabından Amr b. Yahya’nın dedesine, babam: “Rasûlullah (s.a.v)’in nasıl abdest aldığını bana tarif edebilir misin?” diye sordu. Abdullah b. Zeyd ise: “Evet” dedi ve abdest için su istedi, getirdiler o sudan ellerine döktü ve ikişer sefer ellerini yıkadı, sonra ağzına ve burnuna üçer sefer su verdi sonra yüzünü üç sefer yıkadı. Sonra ellerini dirseklerine kadar ikişer sefer yıkadı sonra başını iki eliyle meshedip, ellerini önden arkaya arkadan öne doğru getirdi; önce başının ön tarafından başlayıp sonra ellerini ensesine doğru götürdü. Sonra başladığı yere kadar ellerini geri getirdi daha sonra ayaklarını yıkadı.” (Ebû Davud, Tahara: 50; İbn Mâce, Tahara: 51)
81- BAŞI MESHETMENİN ÖLÇÜSÜ
97- Amr b. Yahya (r.a), babasından aktarıyor. Babası, Amr b. Yahya’nın dedesi olan Abdullah b. Zeyd b. Asım’a: “Rasûlullah (s.a.v)’in nasıl abdest aldığını bana gösterme imkanın var mıdır?” dedi. Abdullah b. Zeyd: “Evet” dedi ve abdest için su istedi, getirdiler. O sudan sağ eline döküp ellerini ikişer sefer yıkadı, sonra üçer kere ağzına ve burnuna su verdi. Sonra yüzünü üç kere yıkadı sonra kollarını ikişer sefer dirseklerine kadar yıkadı, sonra iki eli ile başını meshetti. Ellerini önden arkaya, arkadan öne doğru getirdi, öncelikle başının ön tarafından başladı sonra ellerini başının arka tarafına götürdü. Sonra başladığı yere kadar geri getirdi sonra da ayaklarını yıkadı.” (Ebû Davud, Tahara: 50; İbn Mâce, Tahara: 51)
82- BAŞ, KAÇ SEFER MESHEDİLMELİ?
98- Abdullah b. Zeyd (r.a)’den (ezan okumanın nasıl olduğunu rüyasında gören kimsedir) rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v)’i abdest alırken gördüm yüzünü üç sefer yıkadı kollarını ikişer sefer, ayaklarını da ikişer sefer yıkayıp başını da iki sefer meshetti.” (İbn Mâce, Tahara: 51; Ebû Davud, Tahara: 50)
83- KADINLAR BAŞLARINI NASIL MESHEDERLER?
99- Ebû Abdillah Sâlim Sebelân (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: (Aişe (r.anha), bu kimseyi ücretle çalıştırır ve emanetlerini ona teslim etmeyi severdi.) Aişe (r.anha), Rasûlullah (s.a.v)’in bana nasıl abdest aldığını gösterdi; Ağzına ve burnuna üçer sefer su aldı, yüzünü üç sefer yıkadı, sonra sağ elini üç sol elini de üçer sefer yıkadı, sonra elini başının ön tarafına koydu ve başının arkasına doğru bir sefer meshetti, sonra ellerini kulaklarına doğru getirdi, sonra da yanaklarına sürdü.” Sâlim diyor ki: “Ben Aişe’nin yanına geldiğimde mükatep bir köle idim (yani belli bir ücreti ödemek ve sonra serbest bırakılacak şekilde pazarlık edilen köle) bu yüzden benden gizlenmezdi, yanımda oturur ve benimle de konuşurdu. Bir gün ona geldim ve: “Ey Mü’minlerin anası bereket olması için bana dua et” dedim. “Ne oldu ne hayır” diye sordu. Ben de: “Allah yardım etti ve borçlarımı ödeyip hürriyetime kavuştum” dedim. Bunun üzerine: “Allah Hürriyete kavuşmanı senin hakkında mübarek kılsın” diye dua etti ve benimle arasına perdesini çekti. O günden sonra Aişe ‘yi bir daha görmedim. (Sadece Nesâî rivâyet etmiştir.)
84- KULAKLARI MESHETMEK
100- İbn Abbas (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v)’i abdest alırken gördüm ellerini yıkadı sonra avuç dolusu su ile ağzına ve burnuna su verdi, yüzünü yıkadı, ellerini birer birer yıkadı. Başını ve kulaklarını bir defa meshetti.” Abdülaziz der ki: “İbn Aclan’dan işiten kimse bana haber vererek dedi ki: İki ayağını da yıkadı.” (Ebû Davud, Tahara: 50; İbn Mâce, Tahara: 52)
85- KULAKLAR BAŞTAN SAYILDIĞI İÇİN BAŞ İLE BERABER KULAKLARIN DA MESHEDİLMESİ
101- İbn Abbas (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) abdest almaya başladı bir avuç su aldı ağzına ve burnuna verdi, sonra bir avuç su daha aldı yüzünü yıkadı, sonra bir avuç su daha alıp sağ kolunu yıkadı, sonra bir avuç daha alıp sol kolunu yıkadı, sonra başını meshedip, kulaklarının içini şahadet parmağıyla, dışını ise; baş parmağıyla meshetti. Sonra bir avuç su alıp sağ ayağını, tekrar bir avuç su alarak sol ayağını yıkadı.” (Ebû Davud, Tahara: 50; İbn Mâce, Tahara: 52)
102- Abdullah es Sunabihi (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Mü’min bir kul abdest alıp ağzına su verdiğinde ağız yoluyla işlediği günahlar çıkar dökülür gider, burnuna su verdiğinde burnuyla işlediği günahlar dökülür gider. Yüzünü yıkadığı zaman; göz kirpiklerinin dibine kadar yüzüyle işlediği günahlar dökülür gider. Elini yıkadığı zaman; parmak uçlarındaki tırnak altına varıncaya kadar her iki eliyle işlediği tüm günahlar dökülür gider. Başını meshettiği an; başı ve kulaklarıyla işlediği tüm günahlar dökülür gider. Ayaklarını yıkadığı zaman; ayak tırnaklarının altına varıncaya kadar ayaklarıyla işlediği günahlar dökülür gider. Mescide kadar yürüyüşü ve namaz kılması ise; diğer tüm günahlarını siler süpürür.” (Tirmizî, Tahara: 2; Müslim, Tahara: 11)
86- SARIK ÜZERİNE MESH EDİLEBİLİR Mİ?
103- Bilal (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v)‘i mestleri üzerine ve sarığı üzerine meshederken gördüm.” (Müslim, Tahara: 23; Ebû Davud, Tahara: 57)
104- Yine Bilal (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v)’i mestleri üzerine meshederken gördüm.” (Müslim, Tahara: 23; Ebû Davud, Tahara: 59)
105- Yine Bilal (r.a)’den rivâyete göre, şöyle aktarmıştır: “Rasûlullah (s.a.v)’i sarık ve mestleri üzerine meshederken gördüm.” (Müslim, Tahara: 23; Ebû Davud, Tahara: 59)
87- ALINLA BİRLİKTE SARIĞA MESHETMEK
106- Muğire b. Şu’be (r.a)’den rivâyete göre: “Rasûlullah (s.a.v), abdest aldı alnı ile birlikte sarığına ve mestlerine mesthetti.” (Müslim, Tahara: 23; Ebû Davud, Tahara: 57)
107- Hamza b. Muğire b. Şu’be babasından (r.anhüm) aktararak şöyle diyor: “Rasûlullah (s.a.v), bir yolculukta geri kaldı. Ben de onunla birlikte geri kalmıştım tuvalet ihtiyacını gördü ve: “Yanında su var mı?” diye sordu. Ben de kendisine bir kapla su getirdim. Ellerini yıkadı, yüzünü yıkadı, sonra elini cübbesinin kollarından çıkarmaya çalıştı fakat cübbenin kolları dar olunca çıkaramadı kollarını omuzuna atıp elini alt taraftan çıkararak kollarını yıkadı. Alnıyla birlikte sarıklarını ve mestlerini de meshetti.” (Müslim, Tahara: 23; Ebû Davud, Tahara: 57)
88- SARIK ÜZERİNE MESH NASIL YAPILIR?
108- Muğîre b. Şu’be (r.a) aktarıyor: “İki özellik var ki onları Rasûlullah (s.a.v)’den gördükten sonra başka bir kimseye sorma ihtiyacı duymadım;
1- Rasûlullah (s.a.v) ile beraber bir yolculukta idik, Rasûlullah (s.a.v) tuvalet ihtiyacını gidermek için bizden uzaklaştı sonra gelip abdest aldı. Alnını ve sarığının iki tarafını ve mestlerini meshetti.
2- Devlet başkanı durumunda olan birinin diğer bir kimsenin arkasında namaz kılmasıdır. Yine Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte bir yolculukta idik şu olaya şahit oldum. Namaz vakti gelmişti de Rasûlullah (s.a.v) namaza gecikmişti. Onlar da, İbn Avf’ı imam yaparak namaza durdular ve namazlarını kıldılar. Daha sonra Rasûlullah (s.a.v), İbn Avf‘ın arkasında namazını kıldı kalan kısmını da kendi başına tamamladı. (Müslim, Tahara: 23; Ebû Davud, Tahara: 57)
89- AYAKLARI YIKAMANIN GEREKLİLİĞİ
109- Ebû Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ebû’l Kasım (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Abdest alırken topuklarını yıkamayan kimsenin ateşten çekeceğine yazıklar olsun.” (Buhârî, Vudu’: 30; Tirmizî, Tahara: 31)
110- Abdullah b. Amr (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), abdest alan bir gurubu gördü. Topuklarının kuru olduğunu fark edince şöyle buyurdu: “Vay.. abdest alırken topuklarını iyice yıkamayanların ateşten çekeceğine. Abdest alırken suyu her tarafa götürerek abdestinizi eksiksiz alın.” (Buhârî, Vudu’: 30; Tirmizî, Tahara: 31)
90- AYAKLARI YIKAMAYA HANGİSİNDEN BAŞLANIR?
111- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v); temizlikte, ayakkabılarını giymede, saçını taramada sağdan başlamayı severdi.” (Buhârî, Vudu’: 32; İbn Mâce, Tahara: 42)
91- AYAKLAR HANGİ ELLE YIKANMALI?
112- Kaysî (r.a)’den aktarılmıştır. Kaysî bir yolculukta Rasûlullah (s.a.v) ile beraberdi. Kendisine abdest suyu getirildi. Kaysî sözünü şöyle sürdürdü: “Kaptan ellerine su döktü ellerini bir sefer yıkadı, yüzünü ve kollarını da yine bir sefer yıkadı. İki ayağını da sağ eliyle yıkadı.” (Sadece Nesâî rivâyet etmiştir.)
92- PARMAKLAR ARASINI OVUŞTURMAK (HİLALLEMEK)
113- Asım b. Lakît (r.a) babasından aktarıyor ve şöyle diyor: “Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Abdest alırken abdestini tam ve eksiksiz al, suyu her tarafına ulaştır ve parmak aralarını da ovala (hilalle).” (Tirmizî, Tahara: 30; İbn Mâce, Tahara: 54)
93- AYAKLAR KAÇ SEFER YIKANMALI?
114- Ebû Hayye el Vadi (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ali b. ebi Talib’i abdest alırken gördüm; avucunu iki defa yıkadı, ağzına ve burnuna üçer defa su verdi, yüzünü üç sefer yıkadı, kollarını üçer sefer yıkadı, başını meshetti. Ayaklarını üçer kere yıkadı ve şöyle dedi: “İşte bu; Rasûlullah (s.a.v)’in abdest alma şeklidir.” (Tirmizî, Tahara: 36; Ebû Davud, Tahara: 51)
94- ABDEST ORGANLARINI YIKAMANIN SINIRI
115- Osman’ın kölesi Humran (r.a)’ın haber verdiğine göre: Osman, abdest almak için su isteyip abdest almaya başladı ellerini üçer kere yıkadı sonra ağzına su alıp çalkaladı, burnuna su alıp sümkürdü sonra yüzünü üç sefer yıkadı, sonra sağ kolunu dirseğine kadar üç defa sonra sol kolunu aynı şekilde yıkayıp başını meshetti, sonra sağ ayağını topuklarına kadar üç defa sonra sol ayağını aynı şekilde yıkayıp şöyle dedi: “Rasûlullah (s.a.v)’i benim aldığım şu abdest gibi abdest alırken gördüm. Sonra şöyle devam etti: Rasûlullah (s.a.v) buyurdu ki: “Kim benim aldığım şu abdest gibi abdest alır da sonra kalkıp iki rekat namaz kılarsa ve kıldığı bu namazda hatırına dünyalık getirmezse Allah onun geçmiş günahlarını affeder.” (Buhârî, Vudu’: 25; İbn Mâce, Tahara: 57)
95- AYAKKABILARLA ABDEST
116- Ubeyd b. Cüreyc (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: İbn Ömer’e dedim ki: “Ayağına şu sebti denilen ayakkabıyı giyip abdest aldığını gördüm.” İbn Ömer (r.a)’de: “Ben de: Rasûlullah (s.a.v)‘i o ayakkabıları giyerek abdest alırken gördüm” dedi. (Buhârî, Vudu’: 31; Ebû Davud, Tahara: 50)
96- MESTLER ÜZERİNE MESHETMEK
117- Cerir b. Abdillah (r.a) aktarmıştır. Kendisi bir seferinde abdest almış mestleri üzerine meshetmişti. Kendisine sadece mesh mi ediyorsun? Denilmişti. O da: “Rasûlullah (s.a.v)‘i mestleri üzerine meshederken gördüm” dedi. Cerir’in bu sözü Abdullah’ın arkadaşlarının hoşuna giderdi. Cerir Rasûlullah (s.a.v)’in vefatına yakın Müslüman olmuştu. (Buhârî, Vudu’: 51; İbn Mâce, Tahara: 84)
118- Amr b. Ümeyye et Damri (r.a)’in babasından aktarmıştır. Kendisi bizzat Rasûlullah (s.a.v)’in abdest alıp mestleri üzerine meshettiğini görmüştü. (Buhârî, Vudu’: 51; İbn Mâce, Tahara: 84)
119- Üsâme b. Zeyd (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) ve Bilal bir sokağa girmişlerdi. Rasûlullah (s.a.v), tuvalet ihtiyacını gidermek için gitti sonra geldi. Üsâme diyor ki: Ben Bilal’e Rasûlullah (s.a.v)’in ne yaptığını sordum. O da dedi ki: “Rasûlullah (s.a.v), tuvalet ihtiyacını giderdi sonra abdest alıp yüzünü ve ellerini yıkadı başını ve mestlerini meshetti ve namaz kıldı.” (Sadece Nesâî rivâyet etmiştir.)
120- Sa’d b. ebi Vakkas (r.a) şöyle diyor: “Rasûlullah (s.a.v) mestleri üzerine meshetmişti.” (Buhârî, Vudu’: 51; İbn Mâce, Tahara: 84)
121- Yine Sa’d b. ebi Vakkas (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) mestler üzerine mesh konusunda: “Onda bir mahzur yoktur” buyurdu. (Buhârî, Vudu’: 51; İbn Mâce, Tahara: 84)
122- Muğîre b. Şu’be (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) tuvalet ihtiyacını gidermek için çıkmıştı döndüğünde onu su dolu bir kapla karşıladım, sudan döktüm ellerini ve yüzünü yıkadı sonra kollarını yıkamak istedi. Cübbenin kolları dar olduğu için kollarını cübbenin altından çıkardı ve yıkadı daha sonra mestleri üzerine meshedip bize namaz kıldırdı. (Buhârî, Vudu’: 51; Müslim, Tahara: 23)
123- Muğîre b. Şu’be (r.a)’in babasından aktardığına göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) tuvalet ihtiyacını gidermek için çıkmıştı. Muğîre içinde su dolu bir kapla arkasından gitti. Rasûlullah (s.a.v) tuvalet ihtiyacını giderdikten sonra O’na o sudan döktü. Rasûlullah (s.a.v) abdest alıp mestleri üzerine meshetti.” (Buhârî, Vudu’: 51; Müslim, Tahara: 23)
97- YOLCULUKTA MESTLER ÜZERİNE MESHETMEK
124- Hamza b. Muğîre b. Şu’be (r.a), babasından aktararak şöyle diyor: “Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte bir yolculukta idim. Bana: “Ey Muğîre geride kal. Ey insanlar sizler devam edin” dedi. Bunun üzerine ben geride kaldım, yanımda bir su kabı vardı, insanlar yollarına devam ettiler. Rasûlullah (s.a.v) tuvalet ihtiyacı için uzaklaştı. Dönüp gelince abdest suyu dökmek için yanına yaklaştım. Üzerinde Rum malı bir cübbe vardı ki kolları dar idi, ellerini cübbenin kolundan çıkarmak istedi dar olduğu için çıkaramadı ve cübbenin altından çıkardı yüzünü ve ellerini yıkayıp başını meshedip mestleri üzerine meshetti. (Müslim, Tahara: 22; Ebû Davud, Tahara: 59)
98- ÇORAP VE AYAKKABI ÜZERİNE MESHETMEK
125- Muğîre b. Şu’be (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) çorapları ve ayakkabıları üzerine meshetmiştir. Ebû Abdurrahman diyor ki: Ebû Kays’ın bu rivâyetine uyan hiçbir kimseyi bilmiyorum. Doğru olan rivâyet Muğîre’nin; “mestler üzerine meshetti” rivâyetidir. (Tirmizî, Tahara: 74; İbn Mâce, Tahara: 88)
99- YOLCULUKTA MEST ÜZERİNE MESHETMENİN MÜDDETİ
126- Saffan b. Assâl (r.a) şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) yolculukta bize mestlerimizi üç gün üç gece çıkarmamak üzere izin verdi.” (Müslim, Tahara: 24; İbn Mâce, Tahara: 86)
127- Zirr (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Saffan b. Assâl’e mest üzerine meshetmenin hükmünü sordum şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v) cünüplük dışında küçük abdest bozmak, büyük abdest bozmak ve uyku gibi hallerden dolayı üç gün boyunca yolculukta mestlerimizi çıkarmaksızın üzerine meshetmeyi emrederdi. (Müslim, Tahara: 74; İbn Mâce, Tahara: 88)
100- YOLCU OLMAYAN KİMSE İÇİN MEST ÜZERİNE MESHETMENİN MÜDDETİ
128- Ali b. ebi Talib (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) mest üzerine meshin süresini yolcu için, üç gün üç gece; yolcu olmayan kimse için ise, bir gün bir gece olarak tayin etti. (Müslim, Tahara: 24; İbn Mâce, Tahara: 86)
129- Şureyh b. Hânî (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Aîşe (r.anha)’dan mestler üzerine meshetmenin hükmünü sordum o da Ali’ye git o bu konuda benden daha bilgilidir dedi. Bunun üzerine Ali’ye geldim meshetmenin hükmünü sordum. Rasûlullah (s.a.v) bize meshettikten sonra yolcu olmayanın bir gün bir gece, yolcunun ise; üç gün üç gece mestlerini çıkarmadan durabileceğimizi emrederdi.” (Müslim, Tahara: 74; İbn Mâce, Tahara: 87)
101- ABDESTİ BOZULMAYAN KİMSENİN ABDESTİ NASILDIR?
130- Nezzal b. Sebre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ali’yi gördüm öğle namazını kıldı ve insanların dertlerini dinlemek üzere oturdu. İkindi vakti girince bir su kabı getirdiler ondan bir avuç su aldı o su ile yüzünü, kollarını, başını ve ayaklarını meshetti, sonra suyun artan kısmını ayakta içip şöyle dedi: Bazı kimseler bu yaptığımdan hoşlanmıyorlar. Halbuki ben Rasûlullah (s.a.v)’i böyle yaparken gördüm, işte bu yaptığım şey abdesti bozulmayan kimsenin abdestidir. (Tirmizî, Tahara: 37; İbn Mâce, Tahara: 45)
102- HER NAMAZ İÇİN ABDEST ALMAK
131- Enes (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’e küçük bir kap getirdiler ondan abdest aldı. Ravi ben Enes’e: “Rasûlullah (s.a.v) her namaz için abdest alır mıydı?” diye sordum. “Evet” dedi. Ravi ben de: “Ya sizler” dedim. Enes: Abdestimiz bozulmadıkça namazlarımızı kılarız dedi o zaman ben: “Biz bütün namazlar için abdest alıp öylece kılardık” dedim. (Müslim, Tahara: 25; Tirmizî, Tahara: 44)
132- İbn Abbas (r.a)’den rivâyete göre: Rasûlullah (s.a.v) tuvaletten çıkmıştı kendisine yemek hazırlanmıştı oradakiler: “Abdest suyu getirmeyelim mi?” dediler. Rasûlullah (s.a.v): “Ben namaz kılacağımda abdest almakla emir olundum” buyurdular. (Müslim, Tahara: 25; Tirmizî, Tahara: 44)
133- İbn Büreyde (r.a), babasından naklederek şöyle diyor: “Rasûlullah (s.a.v) her namaz için abdest alırdı. Mekke fethi günü namazlarını tek bir abdestle kılmıştı. O zaman Ömer: “Ey Allah’ın Rasûlü! Şimdiye kadar yapmadığın bir şeyi yaptın deyince; “Bilerek yaptım Ey Ömer” buyurdu.” (Müslim, Tahara: 25; Tirmizî, Tahara: 44)
103- ELBİSEYE SU SERPMEK
134- Hakem (r.a) babasından naklederek şöyle diyor: “Rasûlullah (s.a.v) abdest aldığında bir avuç su alır ve elbisesine serperek işte böyle yapacaksınız” derdi.
Şu’be bunu açıklayarak: “Avret mahalline yakın yere su serperdi” diyor. İbrahim’e bu durumu anlattım o da hayret etti. (İbn Mâce, Tahara: 58; Tirmizî, Tahara: 38)
135- Hakem b. Süfyan (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) abdest aldıktan sonra avret mahalline su serperken gördüm.” (İbn Mâce, Tahara: 58; Tirmizî, Tahara: 38)
104- ABDEST SUYUNUN ARTANINDAN İSTİFADE ETMEK
136- Ebû Hayye (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ali’yi gördüm abdest organlarını üçer defa yıkayarak abdest aldı sonra kalktı ve abdest suyunun arta kalanını içti ve şöyle dedi: “Rasûlullah (s.a.v)’de benim yaptığım gibi yapmıştır.” (Tirmizî, Tahara: 37; Ebû Davud, Tahara: 50)
137- Avn b. ebi Cuhayfe (r.a), babasından aktarmıştır: “Bahta’da Rasûlullah (s.a.v) ile beraber bulundum. Bilal, Rasûlullah (s.a.v)’in abdestin den arta kalan suyu çıkarmıştı, insanlar ondan alabilmek için koşuştular. Ben de bir miktarını almıştım. Namaz kıldıracağı için Rasûlullah (s.a.v)’in önüne bir sütre diktim. Eşekler, köpekler ve kadınlar önünden geçtikleri halde Rasûlullah (s.a.v) cemaate namaz kıldırdı.” (Ebû Davud, Salat: 110; Buhârî, Vudu’: 42)
138- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir:Hastalanmıştım Rasûlullah (s.a.v) ve Ebû Bekir beni ziyarete gelmişlerdi. Beni baygın vaziyette bulmuşlardı. Rasûlullah (s.a.v) abdest aldı ve abdest suyundan üzerime serpti. (Buharî, Vudu’: 42; Tirmizî, Tahara: 38)
105- NAMAZ İÇİN ABDEST MUTLAKA GEREKLİDİR
139- Ebû’l Melîh (r.a) babasından aktarıyor ve diyor ki: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah abdestsiz namazı ve hırsızlık maldan yapılan sadakayı asla kabul etmez.” (Tirmizî, Tahara: 1; Müslim, Tahara: 2)
106- ABDEST ALMADA AŞIRI GİTMEK
140- Amr b. Şuayb (r.a) babasından ve dedesinden naklediyor, şöyle anlatıyor: Bir bedevî Peygamber (s.a.v)’e gelerek, “abdest nasıl alınır?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de ona: Abdest organlarını üçer sefer yıkayarak abdestin nasıl alındığını gösterdi ve şöyle buyurdu: “Abdest böylece alınır, kim bu yaptığımdan fazlasını yapmaya kalkarsa günah işlemiş, aşırı gitmiş, zulmetmiş ve haksızlık yapmış olur.” (İbn Mâce, Tahara: 48; Ebû Davud, Tahara: 45)
107- ABDESTİ RASÛLULLAH (S.A.V)’İN EMRETTİĞİ ŞEKİLDE TAM VE EKSİKSİZ ALMAK
141- Abdullah b. Ubeydullah b. Abbas (r.anhüm)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Abdullah b. Abbas’ın yanında oturuyorduk şöyle dedi: “Vallahi Rasûlullah (s.a.v) bize, diğer insanlardan ayrı olarak üç şeyin dışında bir şey emir etmedi;
1- Abdesti tam ve noksansız almamızı,
2- Sadaka yemememizi,
3- Atla eşeği çiftleştirmemizi. (Tirmizî, Cihad: 23; Ebû Davud, Cihad: 59)
142- Abdullah b. Amr (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), “abdesti tam ve noksansız şekilde alınız” buyurdular. (İbn Mâce, Tahara: 49; Buhârî, Vudu’: 30)
108- ABDESTİ GÜZELCE ALMANIN DEĞER VE KIYMETİ
143- Ebû Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah’ın günahları ne ile silip yok ettiğini ve dereceleri ne ile yükselttiğini size haber vereyim mi? Her türlü zorluklara rağmen abdesti en güzel şekliyle almak, mescidlere namaz kılmak için giderken adımları çoğaltmak, bir namazdan sonra diğer namazı kılmak için büyük bir arzuyla beklemek. İşte tüm bunlar sizin ibadetler konusundaki en büyük cihadınızdır. İşte bunlar sizin ibadetler konusundaki en büyük cihadınızdır. İşte bunlar sizin ibadetler konusundaki en büyük cihadınızdır.” (İbn Mâce, Tahara: 50; Tirmizî, Tahara: 39)
109- EMİR EDİLEN ŞEKİLDE ABDEST ALMANIN SEVABI
144- Asım b. Süfyan es Sekafî (r.a)’den aktarılmıştır: Onlar Selasil savaşına katılmışlardı, savaş onları bazı şeylerden alıkoymuştu. Savaştılar sonra Muaviye’nin yanına döndüler. Muaviye’nin yanında Ebû Eyyûb ve Ukbe b. Amir vardı. Asım dedi ki: “Ey Ebû Eyyub, bu savaş bu yıl bizi pek çok şeyden alıkoymuştur. Halbuki bize Rasûlullah (s.a.v) den: ”Kim şu dört mescidde (Mekke, Medine, Kudüs ve Kuba) namaz kılarsa günahları affolunur” diye duymuştuk. Bunun üzerine Eyyub; ey kardeşimin oğlu, bundan daha kolayını sana haber vereyim mi? Rasûlullah (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu duydum: “Her kim emrolunduğu şekilde güzelce abdest alır ve emrolunduğu şekilde namazını kılarsa geçmiş günahları bağışlanır.” Öyle değil mi ey Ukbe? Ukbe b. Amir de: “Evet öyledir” dedi. (Dârimî, Tahara: 27; İbn Mâce, İkamat-üs Salat: 193)
145- Osman b. Affan (r.a) Rasûlullah (s.a.v)’den aktararak şöyle demiştir: “Kim emredildiği şekilde abdestini güzelce alıp beş vakit namazını da yine aynı şekilde kılarsa, bu abdest ve namaz arasındaki işlediği günahlara keffaret olur.” (Müslim, Tahara: 4; İbn Mâce, Tahara: 57)
146- Osman (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Bir kimse abdestini güzelce alır, namazını da emrolunduğu şekilde kılarsa kıldığı her iki namaz arasındaki günahları mutlaka affolunur.” (Müslim, Tahara: 4; İbn Mâce, Tahara: 57)
147- Ebû Umâme el Bâhilî (r.a) diyor ki: Amr b. Abese (r.a)’den işittim şöyle diyordu: Rasûlullah (s.a.v)’e, “abdest nasıl alınır” diye sordum şöyle buyurdu: “Evet abdest aldığında ellerini yıkayıp iyice temizlediğinde ellerinle işlediğin günahlar parmak aralarından ve tırnak aralarından çıkar gider. Ağzına su verip çalkaladığında ve burnuna su verip burnunu temizlediğinde, yüzünü ve dirseklere kadar kollarını yıkadığında, başını meshedip ayaklarını topuklarına kadar yıkadığında tüm günahlarından temizlenmiş olursun. Sırf Allah’ın rızası için yüzünü secdeye koyarsan, annenin seni doğurduğu günkü gibi günahlarından temizlenmiş olursun.”
Ebû Umâme der ki: Ey Amr b. Abese ne söylediğine iyi bir bak, bunların hepsi bir anda mı söylendi dedim. Şöyle dedi: “Vallahi yaşım ilerledi, ölümüm de yaklaştı ne ihtiyacım var ki Rasûlullah (s.a.v) adına yalan söyleyeyim. Bütün bu söylediklerimi Rasûlullah (s.a.v)’den kulaklarım duydu, kalbim de belledi.” (Müslim, Tahara: 11; Muvatta', Tahara: 6)
110- ABDEST BİTİNCE NE SÖYLENECEK?
148- Ömer b. Hattab (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim abdestini güzelce alır sonra da: “Allah’tan başka gerçek ilâh olmadığına Muhammed (s.a.v)’in de onun kulu ve elçisi olduğuna şahitlik ederim” derse, ona Cennet’in sekiz kapısı açılır hangisinden dilerse ondan girer.” (Tirmizî, Tahara: 41; Ebû Davud, Tahara: 64)
111- ABDEST ORGANLARI KIYAMET GÜNÜNDE PARLAYACAK MI?
149- Ebû Hazım (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebû Hüreyre abdest alırken ben onun arkasındaydım, kollarını neredeyse koltuk altlarına kadar yıkamıştı. Bunun üzerine ben: “Ey Ebû Hüreyre bu nasıl abdesttir?” diye sordum. Bana şöyle dedi: “Ey Ferruh oğlu siz burada mısınız? Sizin burada olduğunuzu bilseydim bu şekilde abdest almazdım. Dostum Rasûlullah (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu duydum: “Mü’min’in ziyneti (abdest organlarının kıyamette pırıl pırıl olması) abdest suyunun ulaştığı yerlere kadardır.” (Müslim, Tahara: 12; Muvatta', Tahara: 6)
150- Ebû Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) bir mezarlığa uğradı ve: “Ey Mü’minler topluluğu, selâm olsun size...” Biz de: “İnşaallah size katılacağız” diyerek; “Kardeşlerimi görmekten dolayı sevindim” buyurdu. Oradakiler: “Ey Allah’ın Rasûlü! Biz senin kardeşin değil miyiz?” dediler. Rasûlullah (s.a.v): “Siz benim ashabımsınız, kardeşlerim ise henüz gelmediler. Ben onları Kevser havuzunun başında bekleyeceğim” buyurdu. Onlarda: “Ümmetinden senden sonra gelecekleri nasıl biliyorsun?” dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Düşünün bakalım bir adamın siyah atlar arasında alnı beyaz, ayakları beyaz sekili bir atı olsa onu tanımaz mı?” “Evet” tanır dediler. O zaman Rasûlullah (s.a.v): “İşte benden sonra gelecek olan kardeşlerim kıyamet günü aldıkları abdestten dolayı yüzleri pırıl pırıl parlayacak, abdest organları da yine pas parlak olarak oraya geleceklerdir. Ben de onları Kevser havuzu başında karşılayacağım” buyurdu. (Ebû Davud, Tahara: 66; Müslim, Tahara: 12)
112- GÜZELCE ABDEST ALIP İKİ REKAT NAMAZ KILANIN SEVABI
151- Ukbe b. Âmir el Cuheni (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Her kim abdest alır, abdestini de güzel bir şekilde alırsa sonra da kalbini ve yönünü Allah’a çevirerek yani sırf Allah rızası için iki rekat namaz kılarsa Cennet ona vacip olur.” (Müslim, Tahara: 39; Muvatta', Tahara: 6)
113- ABDESTİ BOZUP BOZMAYAN ŞEYLER
152- Ali b. ebi Talib (r.a) anlatıyor: “Benden sık sık mezi gelirdi, Peygamber (s.a.v)’in kızı ise nikahımdaydı. Bu yüzden mezi’nin durumunu Rasûlullah (s.a.v)’e sormaktan utandım, yanımda oturan bir adama bunu Rasûlullah (s.a.v)’e sormasını istedim o da sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Mezi gelince abdest alması gerekir. (gusül gerekmez)” buyurdular. (Muvatta', Tahara: 13; Tirmizî, Tahara: 82)
153- Ali (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Mikdad (r.a)’e; bir kimse cinsel ilişkide bulunmaksızın hanımıyla oynaşır ve bu durumda kendisinden mezi gelirse ne yapmalıdır?” dedi. Bu soruyu Peygamber (s.a.v)’e sor, kızı benim nikahlım olması dolayısıyla utanıp soramıyorum dedim. O da sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de şöyle buyurdu: “Tenasül organını yıkar, namaz abdesti gibi abdest alır.” (Tirmizî, Tahara: 82; Buhârî, Gusül: 13)
154- Ali b. ebi Talib (r.a) anlatıyor: Benden sık sık mezi gelirdi. Rasûlullah (s.a.v)’in kızı nikahımda olduğu için bu meseleyi sormasını Ammar b. Yasir’den istedim. Rasûlullah (s.a.v) de: “Abdest alması yeterlidir” buyurdu. (Buhârî, Gusül: 13; Tirmizî, Tahara: 82)
155- Rafi’ b. Hadîc (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ali b. ebi Talib, Ammar’a mezi konusunu Rasûlullah (s.a.v)’e sormasını istedi. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Tenasül organını yıkar ve abdest alır” buyurdular. (Tirmizî, Tahara: 82; Buhârî, Gusül: 13)
156- Mikdad b. Esved (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ali b. ebi Talib, Mikdad’a: “Bir adam karısına yaklaşır da kendisinden mezi gelirse ne yapması gerekir?” dedi. “Bunu Rasûlullah (s.a.v)’e sor” dedim. “Rasûlullah (s.a.v)’in kızı benim nikahımdadır, ben sormaya utanıyorum” dedi. Mikdad diyor ki: Bu durumu Rasûlullah (s.a.v)’e sordum şöyle buyurdu: “Sizden biriniz mezi görünce tenasül organını yıkasın ve namaz abdesti gibi abdest alsın.” (Tirmizî, Tahara: 82; Buhârî, Gusül: 13)
157- Ali b. ebi Talib (r.a) anlatıyor: Fatıma nikahlım olduğu için mezi konusunu Rasûlullah (s.a.v)’e sormaktan utandım. Mikdad b. Esved’e sormasını istedim o da sordu. Rasûlullah (s.a.v): “Mezi için abdest yeterlidir” buyurdu. (Tirmizî, Tahara: 82; Buhârî, Gusül: 13)
114- BÜYÜK VE KÜÇÜK ABDEST BOZMAK AYRICA UYKUDAN DOLAYI SADECE ABDEST ALMAK GEREKİR.
158- Zirr b. Hubeyş (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Safvan b. Assal denilen biriyle konuşmaya geldim, kapısının önüne oturdum. Evinden çıkıp beni görünce, “hayrola ne işin var” dedi. Ben de: “İlim öğrenmek için geldim” dedim o da şöyle dedi: “Melekler ilim öğrenmek isteyen kimselere bu işten razı oldukları için o kimseye kanatlarını gererler. Neyi öğrenmek istersin?” dedi. Ben de: “Mestler üzerine meshetmenin hükmünü öğrenmek isterim” dedim. Şöyle dedi: “Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte bir yolculukta iken bize cünüplük dışında, küçük abdest, büyük abdest ve uyumaktan dolayı mestlerimizi üç gün, üç gece çıkarmamamızı emrederdi.” (Tirmizî, Tahara: 71; İbn Mâce, Tahara: 84)
115- BÜYÜK VE KÜÇÜK ABDEST BOZMAK AYRICA UYKUDAN DOLAYI SADECE ABDEST ALMAK GEREKİR
159- Zirr b. Hubeyş (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Safvan b. Assal şöyle demiştir: “Biz Rasûlullah (s.a.v) ile beraber bir yolculuğa çıktığımızda cünüplük dışında; uyku, küçük abdest ve büyük abdestten dolayı mestlerimizi üç gün üç gece çıkarmamamızı emrederdi. (Yani mestlerimiz üzerine meshederek üç gün çıkarmaz idik sadece cünüp olan gusletmek için mestlerini çıkarırdı.) (Tirmizî, Tahara: 71; İbn Mâce, Tahara: 84)
116- YELLENMEKTEN DOLAYI ABDEST ALMAK
160- Abdullah b. Zeyd (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v)’e namazda (karnındaki seslerden dolayı) abdestin bozulup bozulmadığı konusu soruldu da Rasûlullah (s.a.v): “Bir koku ve ses duymadığı sürece namazını bırakmasın” buyurdular. (Tirmizî, Tahara: 56; Ebû Davud, Tahara: 82)
117- UYKUDAN KALKINCA ELLERİN YIKANMASI
161- Ebû Hüreyre (r.a)’den rivâyet edildiğine göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Biriniz uykudan uyanınca elini üç defa yıkamadıkça elini su kabına daldırmasın çünkü elinin gece uykusunda nerelere dokunduğunu bilemez.” (Tirmizî, Tahara: 19; Muvatta', Tahara: 2)
118- NAMAZDA UYUKLAMAK
162- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Kişi namazda uyuklarsa namaz kılmayı bıraksın zira farkında olmadan kendisine beddua edebilir.” (Buhârî, Vudu’ 56; Tirmizî, Salat: 263)
119- TENASÜL ORGANINA DOKUNMAK ABDESTİ BOZAR MI?
163- Urve b. Zübeyr (r.a)’den aktarıldığına göre, şöyle diyordu: Mervan b. Hakem’in yanına girmiştim. Abdest konularından konuşuyorduk. Mervan: “Tenasül organına dokunmaktan dolayı abdest almak gerekir” dedi. Ben de: “Bu konuyu bilmiyorum” dedim. Mervan dedi ki: “Büsre binti Safvan; Rasûlullah (s.a.v)’den: “Biriniz tenasül organına dokunduğunda abdest alsın” sözünü duyduğunu bana aktarmıştır. (Ebû Davud, Tahara: 70; Muvatta', Tahara: 15)
164- Urve b. Zübeyr (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Mervan, Medine valisi iken; eliyle tenasül organına dokunan kimsenin abdest alması gerektiğini söylemişti. Ben de bunu kabul etmeyip şöyle dedim: “Tenasül organına dokunan kimseye abdest alması gerekmez.” Mervan da: “Büsre binti Safvan’ın Rasûlullah (s.a.v)’den işittiğine göre: “Tenasül organına dokunmakla abdest almak gerekir” demişti dedi.
Mervan, muhafızlarından birini çağırarak Büsre’ye gönderip kendisine naklettiği bu hadisi bizzat kendisinden duyuncaya kadar Mervan ile münakaşaya devam ettim. (Muvatta', Tahara: 15; Ebû Davud, Tahara: 70)
120- TENASÜL ORGANINA DOKUNMAK ABDESTİ BOZMAZ
165- Talk b. Ali (r.a), babasından naklederek şöyle diyor: Bir heyet olarak yola çıktık ve Rasûlullah (s.a.v)’in huzuruna vardık. O’nun siyasi otoritesini kabul edip, birlikte namaz kıldık. Rasûlullah (s.a.v) namazı bitirince bedevi gibi biri gelerek; “Ey Allah’ın Rasûlü! Bir kimse namazında tenasül organına dokunsa namazı ve abdesti bozulur mu?” dedi. Rasûlullah (s.a.v) de: “O senin vücudundan bir parça değil midir?” diye cevap verdi. (Tirmizî, Tahara: 61; İbn Mâce, Tahara: 64)
121- ARZU DUYMAKSIZIN HANIMINA DOKUNMAK ABDESTİ BOZMAZ
166- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) geceleri evde teheccüt namazı kılar bende onun önünde cenaze uzatılmış gibi uzunlamasına uzanıp uyurdum. Vitir kılacağı zaman ise ayağıyla beni dürter ve uyandırırdı.” (Buhârî, Salat: 22; Müslim, Salat: 51)
167- Yine Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v)’in önünde uzunlamasına uzanıp yatarken beni görebilirdiniz. Rasûlullah (s.a.v) geceleri teheccüt namazı kılar, secde etmek istediğinde ayağıma dürterdi ben de ayaklarımı kendime doğru çekerdim. O da secde ederdi. (Buhârî, Salat: 22; Müslim, Salat: 51)
168- Yine Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ben Rasûlullah (s.a.v)’in önünde uyurdum, ayaklarım da onun secde edeceği kıble yönündeydi. Secde edeceğinde bana dokunur ben de ayaklarımı kendime doğru toplardım, o secdeden kalktığı zaman ise ayaklarımı uzatırdım o günlerde evlerde kandil yoktu.” (Buhârî, Salat: 22; Müslim, Salat:51)
169- Yine Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Bir gece Rasûlullah (s.a.v)’in yanımda olmadığını fark ettim elimle onu aramaya başladım elim onun ayaklarına dokundu, ayakları dik durumda olup secde vaziyetinde idi ve şöyle diyordu: “Allah’ım gazabından rızana, cezalandırmandan affına, senden Sana sığınırım Seni gerektiği şekilde övemem, sen kendini övdüğün gibisin.” (Buhârî, Salat: 22; Müslim, Salat: 51)
122- KİŞİNİN HANIMINI ÖPMESİ ABDESTİ BOZMAZ
170- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) hanımlarından bir kısmını öper sonra abdest almaksızın namaz kılardı.
Ebû Abdurrahman: “Her ne kadar bu hadis mürsel ise de bu konuda bundan daha güzel bir hadis yoktur der.”
’meş bu hadisi, Habib b. ebi Sabit ve Urve vasıtası ile Aişe’den rivâyet etmiştir.
Yahya el Kattan; Habib’în Urve’den ve Aişe’den naklettiği bu hadisi ve yine aynı kişiler tarafından rivâyet edilen “Kan damlaları seccade üzerine aksa bile abdest almak gerekmez” hadisini bize aktarmıştır. (Tirmizî, Tahara: 63; İbn Mâce, Tahara: 69)
123- ATEŞTE PİŞEN ŞEYLER YENİLİNCE ABDEST GEREKİR Mİ?
171- Ebû Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Ateşte pişen bir şey yedikten sonra abdest alınız.” (İbn Mâce, Tahara: 66; Tirmizî, Tahara: 59)
172- Yine Ebû Hüreyre (r.a) şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle demişti: “Ateşte pişen bir şey yedikten sonra abdest alınız.” (İbn Mâce, Tahara: 66; Tirmizî, Tahara: 59)
173- İbrahim b. Kârız (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebû Hureyre’yi mescidin yanı başında abdest alırken gördüm şöyle dedi: Peynir kurusu (keş) yemiştim ondan dolayı abdest alıyorum. Rasûlullah (s.a.v)’in ateşte pişen bir şey yendikten sonra abdest almayı emrettiğini işitmiştim.” (İbn Mâce, Tahara: 66; Tahara: 59)
174- Muttalib b. Abdullah b. Hantab (r.a)’den rivâyete göre, şöyle diyor: İbn Abbas diyor ki; Allah’ın Kitab’ında helâl olduğunu görüp bildiğim bir şey ateşte pişti diye abdest mi alacağım. Bunun üzerine: Ebû Hüreyre yerden çakıl taşları topladı ve bu çakıl taşları sayısınca yemin ederim ki, Rasûlullah (s.a.v), “Ateşte pişen bir şey yedikten sonra abdest alınız” buyurdu dedi. (İbn Mâce, Tahara: 66; Tirmizî, Tahara: 59)
175- Ebû Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ateşte pişen bir şeyi yedikten sonra abdest alınız.” (İbn Mâce, Tahara: 66; Tirmizî, Tahara: 59)
176- Ebû Eyyub (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ateşte pişen bir şey yedikten sonra abdest alınız.” (İbn Mâce, Tahara: 66; Tirmizî, Tahara: 59)
177- Ebû Talha (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Ateşte pişen bir şey yedikten sonra abdest alınız.” (İbn Mâce, Tahara: 66; Tirmizî, Tahara: 59)
178- Ebû Talha (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ateşte pişip kızarmış bir şey yedikten sonra abdest alınız.” (İbn Mâce, Tahara: 66; Tirmizî, Tahara: 59)
179- Zeyd b. Sabit (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Ateşte pişen bir şey yedikten sonra abdest alınız.” (İbn Mâce, Tahara: 66; Tirmizî, Tahara: 59)
180- Ebû Süfyan b. Said b. Ahnes b. Şerîk (r.a) anlatıyor: Peygamber (s.a.v)’in hanımı ve teyzem Ümmü Habibe’nin yanına gitmiştim bana Sevik (un) çorbası içirdi ve sonra şöyle dedi: “Ey yeğenim, abdest al çünkü Rasûlullah (s.a.v): “Ateşte pişen bir şey yedikten sonra abdest alınız” buyurdu. (İbn Mâce, Tahara: 66; Tirmizî, Tahara: 59)
181- Ebû Süfyan b. Said b. Ahnes (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v)’in hanımlarından Ümmü Habibe kendisine şöyle dedi: Sevik (un) çorbası içti (veya içirdi) ve Ey yeğenim, abdest al çünkü ben Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle buyurmuştu: “Ateşte pişen bir şey yiyip içince abdest alınız.” (İbn Mâce, Tahara: 66; Tirmizî, Tahara: 59)
124- ATEŞTE PİŞEN ŞEYLER YENİNCE ABDEST GEREKMEZ
182- Ümmü Seleme (r.a)’den rivâyete göre: Rasûlullah (s.a.v) bir koyunun etinin ön kolundan yemişti de, o sırada Bilal geldi ve abdest almaksızın onunla birlikte namaza gitti. (Tirmizî, Tahara: 59; Ebû Davud, Tahara: 75)
183- Süleyman b. Yesar (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ümmü Seleme’ nin yanına girmiştim bana şunu anlattı: Rasûlullah (s.a.v), ihtilam olmaksızın kendi isteği ile hanımlarıyla münasebette bulunur, cünüp olarak imsak vaktine kadar uyur sonra oruca niyet ederdi. Ümmü Seleme bu hadisle birlikte bana şunu da anlattı: “Rasûlullah (s.a.v)’e kızartılmış et hazırladım, ondan yedi ve abdest almaksızın namaz kıldı.” (Tirmizî, Tahara: 59; Ebû Davud, Tahara: 75)
184- İbn Abbas (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v)’in ekmekle et yediğini sonra abdest almaksızın namaz kıldığına şahit oldum.” (Tirmizî, Tahara: 59; Ebû Davud, Tahara: 75)
185- Muhammed b. Münkedir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Câbir b. Abdullah’tan işittim şöyle diyordu: “Ateşte pişen bir şeyi yemenin abdesti bozup bozmayacağı konusunda Rasûlullah (s.a.v)’in son yaptığı uygulama abdest almamaktır.” (Tirmizî, Tahara: 59; Ebû Davud, Tahara: 75)
125- KAVURULMUŞ UN VE BENZERİ ŞEYLER (KAVUT) YEDİKTEN SONRA AĞZI YIKAYIP ÇALKALAMAK
186- Süveyd b. Numan (r.a)’ın bize haber verdiğine göre, şöyle demiştir: “Hayber’in feth edildiği sene Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte sefere çıkmıştım, Hayber’e yakın bir yer olan Sahba’ya gelince, Rasûlullah (s.a.v) ikindi namazını kıldı sonra yemek hazırlanmasını istedi, kendisine sadece kavurulmuş un (kavut) getirildi. Onun su ile karıştırılıp çoğaltılmasını söyledi. O da yapıldı. Hep birlikte yedik, yemekten sonra, Rasûlullah (s.a.v) akşam namazını kılmaya kalktı yeniden abdest almaksızın sadece ağzını çalkaladı ve namaza durdu, biz de onun gibi yaptık.” (Buhârî, Vudu’: 59; Muvatta', Tahara: 5)
126- SÜT İÇTİKTEN SONRA AĞZI ÇALKALAMAK
187- İbn Abbas (r.a)’den rivâyet edildiğine göre: Rasûlullah (s.a.v), süt içtikten sonra su isteyip ağzını çalkaladı ve şöyle buyurdu: “Süt yağlı bir gıdadır.” (Ebû Davud, Tahara: 78; İbn Mâce, Tahara: 68)
127- GUSLÜ GEREKTİREN VE GEREKTİRMEYEN ŞEYLER
188- Kays b. Asım (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Müslüman olduğum zaman Rasûlullah (s.a.v) bana su ve sidr (sabun) ile gusletmemi emretti. (Ebû Davud, Tahara: 131; Buhârî, Salat: 76)
128- MÜSLÜMAN OLMAK İSTEYEN ÖNCE GUSLEDER
189- Ebû Hüreyre (r.a) şöyle anlatıyor: Sümâme b. Üsâl el Hanefî mescidin yakınındaki bir havuza gidip guslettikten sonra mescide girdi ve: Allah’tan başka ilâh olmadığına, onun tek olduğuna, ortağı bulunmadığına, Muhammed’in de onun kulu ve Rasûlü olduğuna şahadet ederim dedi ve şöyle devam etti: “Ey Muhammed Allah’a yemin ederim ki, yeryüzünde en çok nefret ettiğim yüz senin yüzündü. Fakat şimdi senin yüzünü bütün yüzlerden daha sevimli buldum. Umre yapmak istiyordum, bir atlı askerin beni yakaladı ve umre yapmama engel oldu. Bu konuda ne buyurursun?” dedi. Rasûlullah (s.a.v)’de onu müjdeledi ve hemencecik Umre yapmasını emretti. (Buhârî, Salat: 76)
129- MÜŞRİK BİR KİMSEYİ DEFNEDENİN GUSLETMESİ
190- Ali (r.a) anlatıyor: Rasûlullah (s.a.v)’e geldim ve: “Babam Ebû Talib öldü” dedim. “Git onu defnet” buyurdu. “Ama o müşrik olarak öldü” dedim. Yine: “Git onu defnet” buyurdu. Ebû Talib’i defnedip yanına geldiğimde: “Guslet” buyurdu. (Ebû Davud, Cenaiz: 70)
130- CİNSEL İLİŞKİDEN SONRA GUSÜL GEREKİR
191- Ebû Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Biriniz hanımının el ve ayakları arasına oturur ve cinsel ilişkide bulunursa gusül etmek ona vacip olur.” (İbn Mâce, Tahara: 111)
192- Ebû Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Biriniz hanımının el ve ayakları arasına oturur ve cinsel ilişkide bulunursa gusül etmesi ona vacip olur.” (İbn Mâce, Tahara: 111)
131- GUSÜL GEREKTİREN VE GEREKTİRMEYEN ŞEYLER
193- Ali (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Benden sık sık mezi gelirdi. Rasûlullah (s.a.v) bu konuda bana dedi ki: “Mezi geldiğini gördüğün zaman tenasül organını yıka, namaz abdesti gibi abdest al, şehvet ve heyecanla meni aktığında ise guslet.” (Buhârî, Gusül: 13; Muvatta', Tahara: 13)
194- Yine Ali (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Benden sık sık mezi gelirdi. Bu konuyu Rasûlullah (s.a.v)’e sordum şöyle buyurdular: “Mezi geldiğini gördüğün zaman tenasül organını yıka ve abdest alıver. Heyecanlı ve şehvetli bir durumda meni geldiğinde ise gusül et.” (Buhârî, Gusül: 13; Muvatta', Tahara: 13)
132- KADINLARDA İHTİLAM OLURSA GUSLEDERLER
195- Ümmü Süleym (r.anha) Rasûlullah (s.a.v)’e erkeğin gördüğü rüya gibi rüya görüp te ihtilam olan kadının durumundan sordu da; Rasûlullah (s.a.v): “Meni akmışsa gusül etsin” buyurdular. (Buhârî, Gusül: 22; İbn Mâce, Tahara: 107)
196- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ümmü Süleym Rasûlullah (s.a.v) ile konuşuyordu ben de yanlarında oturuyordum. Ümmü Süleym şöyle dedi: “Ey Allah’ın Rasûlü! Allah gerçek ve hak olan şeyleri açıklamaktan çekinmez. Erkeklerin gördüğü gibi rüya görüp te ihtilam olan kadının gusül edip etmemesi hakkında ne dersin?” dedi. Rasûlullah (s.a.v)’de ona: “Evet, gusül etmesi gerekir” dedi. Aişe diyor ki: Ben Ümmü Süleym’e: “Yazıklar olsun sana hiç kadın böyle rüya görüp te ihtilam olur mu?” dedim. Rasûlullah (s.a.v) bana dönerek: “Allah iyiliğini versin, peki anne ile çocuğu arasındaki benzerlik nereden geliyor.” buyurdular. (Buhârî, Gusül: 22; İbn Mâce, Tahara: 107)
197- Ümmü Seleme (r.anha)’dan rivâyete göre, bir kadın Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek şöyle dedi: Allah hakkı açıklamaktan çekinmez. İhtilam olduğu zaman kadının gusletmesi gerekir mi? Rasûlullah (s.a.v)’de: “Evet, meni geldiğini gördüğün zaman gusül edersin” buyurdu. Bunun üzerine Ümmü Seleme güldü ve: “Kadın da ihtilam olur mu?” dedi. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Peki çocuk annesine nasıl ve niçin benzer?” buyurdu. (Buhârî, Gusül: 22; İbn Mâce, Tahara: 107)
198- Havle binti Hakim (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’e rüyasında kadının ihtilam olma durumunu sordum. O da şöyle buyurdu: “Meniyi görürsen yıkan.” (Buhârî, Gusül: 22; İbn Mâce, Tahara: 107)
133- İHTİLAM OLUP MENİ İZİ GÖRMEYEN NE YAPAR?
199- Ebû Eyyub (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Tenasül organından şiddetle çıkan su (meni) den dolayı su ile yıkanmak gerekir.” (yani su ile yıkanmak su çıkmasından dolayıdır) (İbn Mâce, Tahara: 110; Tirmizî, Tahara: 81)
134- ERKEKLE KADIN MENİSİNİN FARKI NEDİR?
200- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) buyurdular ki: “Erkeğin menisi koyu ve beyazdır, kadının menisi ise ince ve sarıdır. Hangisi üstün gelirse çocuk ona benzer.” (İbn Mâce, Tahara: 107; Müslim, Hayz: 7)
135- HAYIZ BİTTİKTEN SONRA GUSÜL ETMEK GEREKİR
201- Kureyşin Benî Esed kabilesinden Fatıma binti Kays (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle diyor: Peygamber (s.a.v)’e geldim ve hayız günleri dışında kan gördüğümü söyledim, Rasûlullah (s.a.v)’de bana: “Bu damardan gelen bir kandır, hayız kanı başladığı zaman namazı bırak hayız kanı bittiği zaman ise üzerindeki kanı yıka ve namaz kılmaya başla” buyurdu. (Buhârî, Hayz: 29; İbn Mâce, Tahara: 115)
202- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Hayız kanı başladığı zaman namazı bırak, kan kesildiği zaman guslet ve namaza başla.” (Buhârî, Hayz: 9)
203- Yine Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ümmü Habibe binti Cahş’tan yedi sene özür kanı gelmişti. Durumundan şikayetçi olup, Rasûlullah (s.a.v)’e yakındı. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Bu hayız kanı değildir, damardan gelen bir kandır, gusledip namazını kıl” buyurdular. (Buhârî, Hayz: 27; İbn Mâce, Tahara: 115)
204- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Zeyneb binti Cahş’ın kız kardeşi, Abdurrahman b. Avf’ın karısı Ümmü Habibe binti Cahş’tan hayız kanı dışında özür kanı geliyordu. Durumu hakkında bilgi edinmek için Rasûlullah (s.a.v)’e sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de ona: “Bu hayız kanı değildir, damardan gelen bir kandır. Hayız kanın bittiği zaman guslet ve namazını kıl. Hayız başladığında ise namaz kılmayı bırak” buyurdular. Aişe diyor ki: “Ümmü Habibe her vakit namaz kılacağında guslederdi. Bazen Rasûlullah (s.a.v)’in yanında kardeşi Zeyneb’in çamaşır leğeninde yıkanırdı. Kanın kırmızılığı suyu kıpkırmızı yaptığı halde çıkar Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte namaz kılardı bu özür kanı onu namazından alıkoymazdı.” (İbn Mâce, Tahara: 115; Buhârî, Hayz: 27)
205- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v)’in baldızı ve Abdurrahman b. Avf’ın karısı Ümmü Habibe‘den hayız kanı dışında yedi sene özür kanı gelmişti bu konuda, Rasûlullah (s.a.v)‘e fetva için sordu; Rasûlullah (s.a.v): “Bu kan hayız kanı değildir, damardan gelen bir kandır. Guslet ve namazlarını kıl” buyurdular. (Buhârî, Hayz: 27; Tirmizî, Tahara: 96)
206- Aişe (r.anha) anlatıyor: Ümmü Habibe binti Cahş; hayız kanı dışında da kan geldiğini söyleyerek, Rasûlullah (s.a.v)’den fetva istemişti O da: “Bu kan damardan gelen bir kandır. Guslet ve namazlarını kıl” buyurdu. O günden sonra Ümmü Habibe her namaz için guslederdi. (Buhârî, Hayz: 27; Tirmizî, Tahara: 96)
207- Yine Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Ümmü Habibe Rasûlullah (s.a.v)’e hayız kanı dışındaki gelen kanın hükmünü sordu. Aişe’de dedi ki: “Onun yıkandığı leğenin kandan dolayı kıpkırmızı olduğunu gördüm. Rasûlullah (s.a.v) şöyle cevap verdi: “Normal hayız müddetin kadar bekle, o müddet dolunca guslet. (ve namazlarını kıl)” (İbn Mâce, Tahara: 116; Müslim, Hayz: 14)
208- Ümmü Seleme (r.anha)’dan aktarılmıştır: Rasûlullah (s.a.v) zamanında bir kadından devamlı kan geliyordu. Ümmü Seleme bu konuyu Rasûlullah (s.a.v)’e sormuştu. Rasûlullah (s.a.v) şöyle cevap vermişti: “Bu rahatsızlıktan önceki ay içinde kaç gün kaç gece hayız gördüğüne baksın ve bir aydan o kadar gün namaz kılmayı bıraksın. Bu belirli günlerinden sonra da kan gelmeye devam ederse, yıkansın kanın akmasını önleyecek bir bez kullansın ve namazlarını kılsın.” (İbn Mâce, Tahara: 116; Müslim, Hayz: 14)
136- HAYZIN SÜRESİNİN TESBİTİ
209- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre; Abdurrahman b. Avf’ın karısı Ümmü Habibe binti Cahş’tan özür kanı geliyordu ve hiç temizlenemiyordu. Bu durum, Rasûlullah (s.a.v)’e arz edildi. O da şöyle buyurdu: “O kan hayız kanı değildir. Rahimden gelen birikmiş bir kandır. Normal zamanlardaki hayız günlerini saysın o kadar gün namazlarını terk etsin sonraki günlerde ise her namaz için gusletsin.” (Buhârî, Hayz: 27; Tirmizî, Tahara: 96)
210- Yine Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ümmü Habibe binti Cahş yedi yıl boyunca özür kanı gelmiştir. Peygamber (s.a.v)’e sordu da şu cevabı aldı: “Bu kan hayız kanı değildir, damardan gelen bir kandır, hayız günleri sayısınca namazları terk etmesini sonra yıkanıp namaz kılmasını emretti.” Bundan sonra Ümmü Habibe her namazdan önce gusül ederdi. (Buhârî, Hayz: 27; Tirmizî, Tahara: 96)
211- Fatıma binti ebi Hubeyş (r.anha) anlatıyor: Rasûlullah (s.a.v)’in huzuruna çıktım ve devamlı gelen kandan dolayı şikayetimi bildirdim. Rasûlullah (s.a.v)’de, bana: “Bu damardan gelen bir kandır. Hayız günlerinin sayısına bak o günler sayısınca namaz kılma, gün bitince temizlen ve namazlarını kıl” buyurdu. Buradaki “Kur” kelimesi hayız anlamına gelmektedir. (Buhârî, Hayz: 27; Tirmizî, Tahara: 96)
212- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Fatıma binti Hubeyş Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek: “Ben kendisinden devamlı kan gelen ve temizlenemeyen bir kadınım, namazı bırakayım mı?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Hayır, bu damardan gelen bir kandır hayız kanı değildir. Hayız günlerinin sayısına göre kan gelmeye başladığı zaman namaz kılmayı bırak, hayız bittiği zaman ise üzerine bulaşan kanı yıka ve namazlarını kıl.” (Buhârî, Hayz: 20; İbn Mâce, Tahara: 117)
137- ÖZÜR KANI GÖREN KADININ GUSLETMESİ
213- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre: “Rasûlullah (s.a.v) zamanında hayız günleri dışında da kan gelen bir kadına, bunun damardan gelen bir kan olduğunu söyledi. Öğle namazını geciktirerek ikindiyle birlikte kılması bu iki namaz için bir gusül alması, yine aynı şekilde akşam namazını geciktirip yatsı ile birleştirerek bir gusül abdesti ile kılması ve sabah namazını da ayrı bir boy abdesti alması emredildi.” (İbn Mâce, Tahara: 117; Tirmizî, Tahara: 95)
138- LOHUSALIKTAN DOLAYI GUSLETMEK
214- Câbir b. Abdullah (r.a)’den rivâyet edilmiştir: Esma binti Umeys Zulhuleyfe denilen yerde lohusa olunca, Rasûlullah (s.a.v), Ebû Bekir es Sıddık’a: ”Ona yıkanmasını ve ihrama niyet etmesini emret” buyurdular. (Müslim, Hac: 15; İbn Mâce, Menasik: 12)
139- HAYIZ KANI İLE ÖZÜR KANI ARASINDAKİ FARK
215- Fatıma binti ebi Hubeyş (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Hayız olmuştum. Rasûlullah (s.a.v) buyurdular ki: “Kan hayız kanı olursa rengi siyahımsı olur ve böyle bilinir. Böyle bir durumda namazı bırak. Başka (renkte) kan olursa abdest al çünkü o damardan gelen kandır.” (İbn Mâce, Tahara: 115; Buhârî, Hayz: 21)
216- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Fatıma binti ebi Hubeyş hayız görmeye başlamıştı da, Rasûlullah (s.a.v) ona şöyle demişti: “Hayız kanı siyahımtırak olarak bilinir. Akan kan bu özellikte olursa namazı bırak. Bu özellikten başka bir kan olursa, abdest al ve namazını kıl.” (Müslim, Hayz: 14; İbn Mâce, Tahara: 115)
217- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Fatıma binti ebi Hubeyş hayız görmüştü. Rasûlullah (s.a.v)’e şu şekilde sordu: “Ey Allah’ın Rasûlü! Hayız oluyorum ve asla temizlenemiyorum, namazı bırakayım mı?” Rasûlullah (s.a.v)’de: “O damardan gelen bir kandır; hayız kanı değildir. Hayız günlerin geldiği zaman namazı bırak sona erdiğinde ise üzerine bulaşan kan izini yıka ve abdest al çünkü o damardan gelen bir kandır, hayız kanı değildir” buyurdu. Rasûlullah (s.a.v)’e: “Gusül gerekir mi?” diye soruldu. Nebi (s.a.v)’de: “Guslün gerektiği konusunda kimsenin şüphesi olmasın” buyurdular. (İbn Mâce, Tahara: 115; Buhârî, Hayz: 21)
218- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Fatıma binti ebi Hubeyş: “Ey Allah’ın Rasûlü! Temizlenemiyorum, namazımı terk edeyim mi?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de: “O hayız kanı değil damardan gelen bir kandır. Hayız olma günün gelince namazı bırak, hayz süresi kadar gün geçince üzerindeki kanı yıka ve namazını kıl” buyurdular. (Müslim, Hayz: 14; İbn Mâce, Tahara: 118)
219- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Fatıma binti ebi Hubeyş dedi ki: “Ey Allah’ın Rasûlü! Temizlenemiyorum, namazlarımı bırakayım mı?” Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “O damardan gelen bir kandır” buyurdular. Bu hadisi kendisine okuduğumda Halid dedi ki: “O hayız kanı değildir, hayız başlayınca namaz kılmayı bırak hayız süresi bitince üzerindeki kanı temizle ve namazını kıl.” (İbn Mâce, Tahara: 118; Müslim, Hayz: 14)
140- DURGUN SUDA CÜNÜP KİMSENİN YIKANMASININ YASAKLIĞI
220- Ebû Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Her hangi biriniz cünüp iken durgun suda yıkanmasın.” (İbn Mâce, Tahara: 109; Ebû Davud, Tahara: 36)
141- DURGUN SUYA İDRAR YAPMAMAK VE O SUDAN GUSLETMEMEK
221- Ebû Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Biriniz durgun suya idrarını yapmasın sonra ondan gusledebilir.” (Tirmizî, Tahara: 50; Buhârî, Vudu’: 73)
142- GECENİN İLK SAATLERİNDE GUSLETMEK
222- Gudayf b. Haris (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Aişe (r.anha)’ya; Rasûlullah (s.a.v), gecenin hangi vaktinde guslederdi diye sordum. Aişe (r.anha)’de: “Çoğunlukla gecenin ilk vakitlerinde bazen de gecenin sonuna doğru yıkanırdı” dedi. Ben de: “Dinde kolaylık sağlayan Allah’a hamd olsun” dedim. (Ebû Davud, Tahara: 89; Müslim, Hayz: 6)
143- GECENİN HER VAKTİNDE GUSÜL EDİLEBİLİNİR
223- Gudayf b. Haris (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Aişe (r.anha)’nın yanına vardım ve Rasûlullah (s.a.v) gecenin başında mı? yoksa sonlarında mı? guslederdi. Diye sordum. Aişe (r.anha) şöyle dedi: “Her iki vakitte de guslederdi, bazen başında bazen de sonunda guslederdi.” Bunun üzerine ben: “Dinde kolaylık tanıyan Allah’a hamd olsun” dedim. (Müslim, Hayz: 6; Ebû Davud, Tahara: 90)
144- GUSLEDERKEN ÖRTÜNME GEREĞİ
224- Ebû’s Semh (r.a) anlatıyor ve şöyle diyor: “Rasûlullah (s.a.v)’e hizmet ediyordum. Gusletmek istediği zaman bana siper ol, beni ört derdi. Bende O’na siper olur O’nu örterdim.” (İbn Mâce, Tahara: 113; Buhârî, Gusül: 20)
225- Ümmü Hani (r.anha) diyor ki: “Mekke fethi günü, Rasûlullah (s.a.v)’in yanına vardım; O’nu gusleder durumda buldum. Fatıma da bir perde ile O’nu gizliyordu, selâm verdim. Rasûlullah (s.a.v)’de “Kim o” diye sordu. Ben de “Ümmü Hani” dedim. Rasûlullah (s.a.v) gusletmeyi bitirince bir elbise giyerek sekiz rekat namaz kılmıştı.” (Buhârî, Gusül: 21; Müslim, Hayz: 10)
145- GUSÜL İÇİN YETERLİ SU MİKTARI NE KADARDIR?
226- Musa el Cühenî (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Mücahid’e sekiz rıtl su alabilecek bir kap getirilmişti. Bunun üzerine o şöyle dedi: Aişe (r.anha), Rasûlullah (s.a.v)’in bu kadar su ile guslettiğini bana anlatırdı.” (Müslim, Hayz: 10; Buhârî, Gusül: 3)
227- Ebû Seleme (r.a) anlatıyor: Aişe (r.anha)’nın yanına gitmiştim; süt kardeşi de yanında idi. Aişe’ye: Rasûlullah (s.a.v)’in nasıl guslettiğini sordu. Aişe’de içinde bir sa’ kadar su bulunan bir kap istedi, araya bir perde çekerek gusletti, başına üç defa su döktü. (Müslim, Hayz: 10; Buhârî, Gusül: 3)
228- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v): Farak denilen bir kap dolusu su ile guslederdi. Ben de aynı şekilde bir kaptan su kullanarak guslederdik.” (Müslim, Hayz: 10; Buhârî, Gusül: 3)
229- Enes b. Malik (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) bir mekük su ile abdest alır beş mekük ile de guslederdi.” (Tirmizî, Tahara: 42; Müslim, Hayz: 10)
230- Ebû Cafer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle diyor: Câbir b. Abdullah‘ın yanında gusül konusunda münakaşa ediyorduk. Câbir bize şöyle dedi: “Cünüplükten yıkanmaya bir sa’ su yeterlidir.” Biz de: “Ne bir sa’ ne de iki sa’ yetmez” dedik. Câbir de: “Bu kadar su sizden daha hayırlı ve saçı sizden sık olan Rasûlullah (s.a.v)’e bile yetiyordu” dedi. (Buhârî, Gusül: 3; Müslim, Hayz: 11)
146- RASÛLULLAH (S.A.V) VE AİŞE NE KADAR SU İLE GUSLEDERLERDİ?
231- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ben ve Rasûlullah (s.a.v), farak denilen bir kaptaki sudan beraberce guslediyorduk.” (Buhârî, Gusül: 3; Müslim, Hayz: 10)
147- KARI KOCANIN BİR KAPTAKİ SUDAN GUSLETMELERİ
232- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) ve ben bir kaptan gusleder ve suyu o kaptan avuçlarımızla alırdık.” (Buhârî, Gusül: 3; Müslim, Hayz: 10)
233- Aişe (r.anha) şöyle demiştir: “Ben ve Rasûlullah (s.a.v) cünüplükten dolayı bir kaptan guslederdik.” (Tirmizî, Tahara: 46; Buhârî, Gusül: 3)
234- Yine Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte guslederken su kabı için tartıştığımızı hatırlıyorum.” (Tirmizî, Tahara: 46; Buhârî, Gusül: 3)
235- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ben ve Rasûlullah (s.a.v), bir kaptan guslederdik.” (Tirmizî, Tahara: 46; Buhârî, Gusül: 3)
236- İbn Abbas (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Teyzem Meymune anlatmıştı; Rasûlullah (s.a.v) ve kendisi bir kaptan guslederlermiş.” (Tirmizî, Tahara: 46; Buhârî, Gusül: 3)
237- Ümmü Seleme (r.a)’in kölesi Naim’den aktarıldığına göre: Ümmü Seleme’ye: “Kadın kocasıyla gusledebilir mi?” diye soruldu da; o da: “Evet, zeki ve iyi huylu olursa yıkanır” dedi. Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte hamur leğeninde yıkandığımızı hatırlıyorum, önce ellerimize döküyor ellerimizi temizledikten sonra oradan avuçlarımızla su alarak vücudumuza döküyorduk. (Müslim, Hayz: 10; Tirmizî, Tahara: 46)
148- GUSÜL ABDESTİ ALINARAK KULLANILMIŞ SUYUN TEMİZLİKTE KULLANILMASININ YASAK OLUŞU
238- Humeyd b. Abdurrahman (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) ile Ebû Hüreyre gibi dört yıl beraber olmuş bir kimseyle karşılaştım, o kimse şunları söyledi: “Rasûlullah (s.a.v), bizden birinin her gün fazlaca taranıp süslenmesini, yıkandığı leğen ve benzeri kaplara küçük abdestini bozmasını, erkeğin karısının kullandığı gusül suyu ile kadının da erkeğin kullandığı gusül suyu ile yıkanmasını yasakladı. Kaptaki temiz sudan avuçlarıyla alarak yıkanmalarını emretti.” (Tirmizî, Tahara: 47; Ebû Davud, Tahara: 40)
149- KARI İLE KOCA GUSLEDERKEN SU KONUSUNDA TARTIŞIR MI?
239- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) ile ben bir kaptan su alarak yıkanırdık o benden önce sudan alıp yıkanmak ister bende ondan önce alıp yıkanmak isterdim ve: “O kabı bana bırak ben yıkanayım” derdi. Ben de: “Kabı bana bırak ben yıkanayım” derdim. (Müslim, Hayz: 10; Dârimi, Tahara: 68)
150- HAMUR YOĞURULAN LEĞENDEKİ SUDAN GUSLETMEK
240- Ümmü Hanî (r.anha)’dan rivâyete göre: “Rasûlullah (s.a.v) ile Meymune hamur izleri bulunan bir leğenden su alarak birlikte yıkandılar.” (Müslim, Hayz: 10; Tirmizî, Tahara: 46)
151- GUSLEDEN KADIN SAÇ ÖRGÜLERİNİ ÇÖZMEZ
241- Peygamber (s.a.v)’in hanımlarından Ümmü Seleme (r.anha) dedi ki: “Ey Allah’ın Rasûlü! Saçımı çok sıkı örüyorum, cünüplükten dolayı yıkanırken saç örgülerimi çözeyim mi? dedim. O da şöyle buyurdu: “Başına üç avuç dolusu su dökmen yeterlidir sonra tüm vücuduna dökersin.” (Müslim, Hayz: 12; Ebû Davud, Tahara: 100)
152- İHRAMA GİRECEK KADININ GUSLEDERKEN SAÇ ÖRGÜLERİNİ ÇÖZMESİ GEREKTİĞİ
242- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) ile beraber Hac ve Umre için veda haccı yılında yola çıkmıştık. Umre için ihrama girdim. Hayız gördüğüm halde Mekke’ye vardım, bu sebeple ne Kâbe’yi tavaf edebildim ne de Safa ile Merve arasında gidip gelebildim. Bu durumdan Rasûlullah (s.a.v)’e yakındım da; O da şöyle buyurdu: “Başının örgülerini çöz ve tara, Hac için ihrama gir; Umre yapmayı bırak..” Ben de öylece yaptım. Hac vazifemi bitirdikten sonra Rasûlullah (s.a.v), beni Abdurrahman b. ebi Bekir’le, Ten’im denilen mikat yerine gönderdi. Ben de orada tekrar ihrama girip umre’ye niyet ettim. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) bana; “Burası senin umre yapabilmek için ihrama gireceğin ve niyetleneceğin yerindir” buyurdu. (Buhârî, Hayz: 17; İbn Mâce, Tahara: 124)
153- GUSLEDECEK KİMSE ELLERİNE SU DÖKÜP YIKAMADAN SU KABINA ELLERİNİ SOKAMAZ
243- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) cünüplükten kurtulmak için yıkanacağında bir kap dolusu su hazırlanırdı. O kaba elini sokmadan önce iyice temizleninceye kadar ellerine su dökerdi sonra sağ elini suya sokarak onunla su döker sol eli ile de tenasül organını temizlerdi. Bu işi bitirince sağ eli ile sol eline su dökerek ellerini yıkar sonra ağzına ve burnuna üçer sefer su verirdi. Daha sonra iki avucu ile su alarak üç kere başına dökerdi, sonra da tüm vücudunu yıkardı.” (Ebû Davud, Tahara: 98; Tirmizî, Tahara: 76)
154- SU KABINA SOKMADAN ÖNCE ELLER KAÇ DEFA YIKANMALI?
244- Ebû Seleme (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Aişe (r.anha)’ya Rasûlullah (s.a.v)’in cünüplükten dolayı gusletmesi nasıldı diye sordum şöyle dedi: “Rasûlullah (s.a.v), gusletmezden önce su kabından ellerine üç sefer su dökerdi. Avret yerini temizledikten sonra tekrar ellerini yıkardı. Sonra ağız ve burnuna su verir, sonra başına üç sefer su döker, sonra da tüm vücudunu yıkardı.” (Ebû Davud, Tahara: 98; Müslim, Hayz: 9)
155- ELLERİN YIKANMASINDAN SONRA VÜCUTTAKİ PİSLİKLERİN YIKANARAK GİDERİLMESİ
245- Ebû Seleme (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Bir gün Aişe (r.anha)’nın yanına girmiştim ve Rasûlullah (s.a.v)’in cünüplükten dolayı nasıl yıkandığını sormuştum. O da şöyle dedi: “Rasûlullah (s.a.v)’e bir kap su getirilirdi; önce ellerine üç defa o kaptan dökerek yıkardı, sonra sağ eli ile sol eline su döker bacakları arasını temizlerdi, sonra ellerini tekrar yıkar ağzına ve burnuna su verirdi, sonra başına üç defa su döker, sonra da vücudunun diğer bölümlerini yıkardı.” (Buhârî, Gusül: 1; Ebû Davud, Tahara: 98)
156- VÜCUTTAKİ PİSLİKLER TEMİZLENDİKTEN SONRA ELLERİN TEKRAR YIKANIP GUSLE DEVAM EDİLMESİ
246- Ebû Seleme b. Abdurrahman (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Aişe, Peygamber (s.a.v)’in şöyle guslettiğini anlattı: “Önce su kabından dökerek ellerini üç kere yıkadı. Sonra sağ eli ile sol eline su döker tenasül organı ve çevresini yıkardı.” Ömer der ki: Bu hadisi ben şöyle biliyorum: “Sağ eli ile sol eline üç sefer döker sonra ağzına üç kere su verir sonra da burnuna üç kere su vererek yüzünü üç kere yıkardı. Sonra başına üç sefer su döker sonra da tüm vücudunu yıkardı.” (Müslim, Hayz: 9; Ebû Davud, Tahara: 98)
157- GUSLEDEN KİMSENİN ÖNCE ABDEST ALMASI
247- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) cünüplükten dolayı yıkanacağında: “Önce ellerini yıkar, sonra namaz abdesti gibi abdest alırdı. Sonra elini suya sokar parmak aralarını ovuşturur, saç diplerini de ovalayıp başına üç avuç su döker, sonra da tüm vücudunu su ile yıkardı.” (Buhârî, Gusül: 1; Tirmizî, Tahara: 76)
158- CÜNÜP KİMSE YIKANIRKEN SAÇ DİPLERİNE SUYU ULAŞTIRMALIDIR
248- Aişe (r.anha), Peygamber (s.a.v)’in cünüplükten temizlenmek için aldığı gusül abdestini şöyle anlatır: “Ellerini yıkar, abdest alır, suyun saç diplerine ulaşması için saçlarını ovalar sonra da tüm vücudunu yıkardı.” (Buhârî, Gusül: 1; Tirmizî, Tahara: 67)
249- Yine Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre: “Rasûlullah (s.a.v) cünüplükten dolayı gusledeceği zaman saçlarının diplerine suyu ulaştırdıktan sonra başına üç sefer su dökerdi.” (Buhârî, Gusül: 1; Tirmizî, Tahara: 67)
159- CÜNÜP KİMSE BAŞINA NE KADAR SU DÖKEREK YIKANMALI?
250- Cübeyr b. Mut’ım (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) yanında gusül hakkında münakaşa ediyorduk içimden bazıları: “Ben şöyle şöyle yıkanıyorum” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Fakat ben başıma üç avuç dolusu su döküyorum” buyurdu. (Buhârî, Gusül: 4; Ebû Davud, Tahara: 98)
160- HAYIZDAN TEMİZLENEN KADIN NASIL GUSÜL YAPAR?
251- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, bir kadın Rasûlullah (s.a.v)’e: Hayızdan temizlenmek için nasıl yıkanması gerektiğini sordu. Rasûlullah (s.a.v), ona nasıl yıkanacağını anlattı sonra şöyle dedi: “Bir bez parçası al ve onunla temizlen. Bu sefer kadın: “O bezle nasıl temizleneceğim” diye tekrar sorunca; Rasûlullah (s.a.v): “Sübhanallah onunla temizlen işte” buyurdu. Ben kadını bir kenara çekerek vücûduna bulaşan kan bulaşıklarını temizlersin dedim. (Buhârî, Hayz: 15; İbn Mâce, Tahara: 124)
161- GUSÜLDEN SONRA ABDEST ALMAK GEREKMEZ
252- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), gusülden sonra abdesti bozulmadıkça namaz için abdest almazdı. (Tirmizî, Tahara: 79; Ebû Davud, Tahara: 99)
162- BİR LEĞEN VE KÜVET GİBİ BİR ŞEY İÇERSİNDE YIKANILIYORSA AYAKLARIN SONRA DIŞARIDA YIKANMASI
253- Meymune (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Cünüplükten temizleneceği suyu Rasûlullah (s.a.v)’e getirdim, önce ellerini iki veya üç kere yıkadı sonra sağ elini su kabına sokarak avret yerine su döktü ve orayı sol eliyle yıkadı, sol elini yere vurduktan sonra iyice ovaladı sonra namaz abdesti gibi abdest aldı. Sonra başına üç avuç dolusu su döktü, sonra tüm vücudunu yıkadı sonra bulunduğu o bölgeden çıkıp ayaklarını yıkadı. Kendisine silinmek için bir havlu getirdim kabul etmedi. (Ebû Davud, Tahara: 98; Müslim, Hayz: 9)
163- GUSÜLDEN SONRA HAVLU KULLANMAK ZARURİ DEĞİLDİR
254- İbn Abbas (r.a)’den rivâyete göre: Rasûlullah (s.a.v) gusletti, kendisine bir havlu getirildi ona dokunmadı ve “Bu şekilde ıslak kalsın” buyurdu. (Müslim, Hayz: 9)
164- CÜNÜP KİMSE YEMEK YİYECEĞİNDE NE YAPMALI?
255- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Amr diyor ki: “Rasûlullah (s.a.v) cünüp iken; yemek yemek istediği zaman veya uyumak istediği zaman abdest alırdı. Amr kendi rivâyetinde: Namaz abdesti gibi abdest alırdı diyor. (Müslim, Hayz: 6; Ebû Davud, Tahara: 88)
165- CÜNÜP KİMSE YEMEK YİYECEĞİNDE SADECE ELİNİ YIKAR
256- Yine Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) cünüp olduğu zaman, uyumak istediğinde abdest alır, yemek yemek istediğinde ise sadece ellerini yıkardı. (Ebû Davud, Tahara: 88; İbn Mâce, Tahara: 104)
166- CÜNÜP YERKEN VE İÇERKEN SADECE ELLERİNİ YIKAR
257- Yine Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) cünüp iken uyumak isterse abdest alır, bir şeyler yemek ve içmek istediğinde ise ellerini yıkayıp yer ve içerdi. (Ebû Davud, Tahara: 88; İbn Mâce, Tahara: 104)
167- CÜNÜP KİMSE UYUYACAKSA ABDEST ALMALIDIR
258- Yine Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) cünüp iken uyumak isterse, uyumazdan önce namaz abdesti gibi abdest alırdı. (Dârimi, Tahara: 73; Tirmizî, Tahara: 88)
259- Abdullah b. Ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ben Rasûlullah (s.a.v)’e: “Ey Allah’ın Rasûlü! Bir kimse cünüp olduğu halde uyuyabilir mi? Dedim. Nebi (s.a.v)’de: “Abdest alırsa evet uyuyabilir” buyurdular. (Dârimi, Tahara: 73; Tirmizî, Tahara: 88)
168- CÜNÜP KİMSE UYUMADAN ÖNCE TENASÜL ORGANINI YIKAR VE ABDEST ALIR
260- İbn Ömer (r.a)’den aktarıldığına göre, Hz. Ömer, Rasûlullah (s.a.v)’e: Gece cünüp olduğundan bahsetti. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Tenasül organını yıka, abdest al ve uyu” buyurdular. (Ebû Davud, Tahara: 88; Dârimi, Tahara: 73)
169- CÜNÜP KİMSE ABDEST ALMAZSA NE OLUR?
261- Ali (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “İçersinde resim, heykel, köpek ve cünüp olan kimsenin bulunduğu eve rahmet melekleri girmez.” (Ebû Davud, Tahara: 89; Müslim, Hayz: 6)
170- CÜNÜP KİMSE TEKRAR CİNSEL İLİŞKİDE BULUNMAK İSTERSE NE YAPMALI?
262- Ebû Said el Hudri (r.a), Rasûlullah (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu nakleder: “Biriniz hanımıyla cinsel ilişkiyi tekrarlamak isterse abdest alsın.” (Ebû Davud, Tahara: 86; İbn Mâce, Tahara: 10)
171- HANIMLARINDAN BİRKAÇI İLE CİNSEL İLİŞKİ KURAN KİMSENİN TEK GUSÜL ABDESTİ ALMASININ YETERLİ OLACAĞI
263- Enes b. Malik (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) bir gecede hanımlarının hepsini cinsel ilişki yaparak dolaşır ve tek gusül abdesti ile yetinirdi. (İbn Mâce, Tahara: 10; Buhârî, Gusül: 12)
264- Yine Enes (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) hanımlarını cinsel ilişki için dolaşır ve tek bir gusülle yetinirdi. (İbn Mâce, Tahara: 10; Buhârî, Gusül: 12)
172- ABDESTSİZ KUR’AN OKUNUR MU?
265- Abdullah b. Seleme (r.a) şöyle diyor: Ben ve iki kişi Ali’nin yanına varmıştık, o da bize şunları anlattı: “Rasûlullah (s.a.v), tuvaletten ihtiyacını giderip çıkar ve bizimle beraber et yer ve Kur’an okurdu. Cünüplük dışında hiç bir şey onu Kur’an okumaktan alıkoymazdı.” (Ebû Davud, Tahara: 91; Tirmizî, Tahara: 111)
266- Ali (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) cünüplük dışındaki tüm durumlarında Kur’an okurdu.” (Tirmizî, Tahara: 111)
173- CÜNÜP KİMSEYE DOKUNMAK VE KONUŞMAK
267- Huzeyfe (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), ashabından biriyle karşılaştığında onunla musafaha yapar ve hayır dua ederdi. Bir gün erken saatlerde O’nu gördüm ve yolumu değiştirerek O’ndan uzaklaştım. Gün yükseldiğinde (gusül abdestimi almış olarak) O’nun yanına geldim; Rasûlullah (s.a.v): “Seni sabahleyin gördüm hemen yönünü değiştirdin ve benden uzaklaştın, sebebi nedir?” buyurdular. Ben de: “Cünüp idim, bana dokunursun diye çekindim” dedim. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdular: “Müslüman hiçbir zaman pis olamaz.” (Tirmizî, Tahara: 89; Buhârî, Gusül: 26)
268- Yine Huzeyfe (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Cünüp olduğum bir vakit, Rasûlullah (s.a.v) bana rastladı ve ilgilenip elini uzattı. Ben de: “Cünübüm” dedim. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Müslüman asla pis olmaz.” (Buhârî, Gusül: 24; İbn Mâce, Tahara: 80)
269- Ebû Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Cünüp olduğum halde Medine sokaklarından birinde Rasûlullah (s.a.v) ile karşılaştım ve çabucak kendisinden uzaklaşıp gusletmeye gittim ve o anda beni kaybetmiş oldu. Bir süre sonra yanına vardığımda: “Neredeydin? Ey Ebû Hüreyre!” buyurdu. Ben de: “Ey Allah’ın Rasûlü! Cünüp olduğum halde bana rastladın, ben de gusletmeksizin sizinle birlikte olmayı hoş görmedim” dedim. “Sübhanallah! Müslüman pis olmaz” buyurdu. (İbn Mâce, Tahara: 80; Tirmizî, Tahara: 89)
174- HAYIZLI KADININ HİZMET EDEBİLECEĞİ
270- Ebû Hüreyre (r.a) anlatıyor: Bir keresinde Rasûlullah (s.a.v), mescid de bulunuyordu. Aişe (r.anha)’ya: “Ey Aişe! Elbise veya namaz seccademi bana verir misin” dedi. Aişe (r.anha)’da: Ben namaz kılamıyorum; “Hayızlıyım” dedi. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Hayız, senin elinde değil” buyurdu. Bunun üzerine Aişe o malzemeyi verdi. (Ebû Davud, Tahara: 105; Müslim, Hayz: 3)
271- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), mescidde iken: “Ey Aişe! Bana seccademi ver” diye seslendi. Ben de: “Hayızlıyım” dedim. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Hayız senin elinde değil ki” buyurdu. (Müslim, Hayz: 3; Ebû Davud, Tahara: 104)
175- HAYIZLI KADIN MESCİDE HALI SEREBİLİR Mİ?
272- Meymune (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), bizler hayızlı olduğumuz halde bize yaslanıp Kur’an okurdu. Yine bizler hayızlı olduğumuz halde mescide seccade sererdik. (Ebû Davud, Tahara: 104; Müslim, Hayz: 3)
176- KOCA, HAYIZLI KARISINA YASLANARAK KUR’AN OKUYABİLİR Mİ?
273- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in başı biz hanımlarından birinin kucağında olduğu halde Kur’an okurdu. (Müslim, Hayz: 3; Ebû Davud, Tahara: 104)
177- HAYIZLI KADIN KOCASININ BAŞINI YIKAYABİLİR Mİ?
274- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) mescidde itikafta iken başını dışarı uzatır ben de hayızlı olmama rağmen O’nun başını yıkardım. (Müslim, Hayz: 3; Buhârî, Hayz: 3)
275- Yine Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) mescidde itikafta olduğu halde başını mescidden dışarı çıkarır ben de hayızlı olmama rağmen O’nun başını yıkardım. (Müslim, Hayz: 3; Buhârî, Hayz: 4)
276- Yine Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Hayızlı olduğum halde Rasûlullah (s.a.v)’in saçını tarardım. (Müslim, Hayz: 3; Buhârî, Hayz: 4)
178- HAYIZLI KADININ ARTIĞINDAN YİYİP İÇMEK
277- Şureyh (r.a)’den aktarılmıştır. Kendisi, Aişe (r.anha)’ya: “Kadın hayızlı iken kocasıyla birlikte yemek yiyebilir mi?” diye sordum. “Evet, Rasûlullah (s.a.v) beni yemeğe çağırırdı; Ben de onunla birlikte yerdim. Bazen bir et parçası alır bana teklif eder ısırır mısın? der. Ben de o parçayı ısırır tabağa koyardım. O da o et parçasını alır benim ısırdığım yerden ısırarak yerdi. Sonra içecek bir şeyler ister kendi içmeden bana teklif eder, ben de ondan içer ve içtiğim kabı bırakırdım sonra O, o kabı alır benim ağzımın dokunduğu yerden içerdi.” (Müslim, Hayz: 3; İbn Mâce, Tahara: 125)
278- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), hayızlı olduğum halde meşrubatı bana verirdi, ben içtikten sonra kalanı benim ağzımın dokunduğu yerden içerdi. (Müslim, Hayz: 3; İbn Mâce, Tahara: 125)
179- HAYIZLI KADININ YEDİKLERİNDEN YEMEK
279- Şureyh (r.a)’in babasından rivâyete göre, şöyle demiştir: Aişe (r.anha)’nın şöyle dediğini duydum: Rasûlullah (s.a.v), ben hayızlı iken bile meşrubat kabını önce bana verir, ben de içtikten sonra O’na verirdim, O da benim dudaklarımın dokunduğu yeri araştırarak oradan içerdi. (İbn Mâce, Tahara: 125; Müslim, Hayz: 3)
280- Aişe (r.anha) anlatıyor: “Hayızlı olduğum halde bir meşrubatı ve suyu içer Rasûlullah (s.a.v)’e verirdim. O da ağzımın değdiği yerden içmek üzere o kaptan içerdi. Yine hayızlı olduğum halde etten bir parça ısırır Rasûlullah (s.a.v)’e verirdim, O da benim ısırdığım yerden ısırırdı.” (İbn Mâce, Tahara: 125; Müslim, Hayz:3)
180- KOCANIN, HAYIZ GÖREN KARISIYLA AYNI YATAKTA YATMASI
281- Ümmü Seleme (r.anha)’dan aktarıldığına göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) ile beraber aynı yatakta aynı çarşaf altında yatarken hayız olduğumu anlayınca, yavaşça yataktan çıkıp hayız elbisemi giydim. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Hayız mı oldun” diye sordu. “Evet” dedim. Beni çağırdı ve birlikte aynı yatak ve çarşaf altında yattım. (Müslim, Hayz: 2; Buhari, Hayz: 22)
282- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Hayızlı olduğum halde Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte aynı yatakta yatıyorduk. Benden hayız kanı bir yerine bulaşırsa sadece o yeri yıkar ve öylece namazını kılardı. Sonra tekrar yanıma gelir yine benden bir şey kendisine bulaşırsa aynı şekilde bulaşan yeri temizler ve onunla namazını kılardı.” (Müslim, Hayz: 2; Buhârî, Hayz: 22)
181- HAYIZLI KADINLA SEVİŞİLEBİLİR Mİ?
283- Aişe (r.anha)’dan aktarıldığına göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v), biz hanımlarından hayız olan birine hayız elbisesini sıkıca giymesini emreder ve onunla sevişirdi.” (Müslim, Hayz: 2; Tirmizî, Tahara: 99)
284- Yine Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Biz Peygamber hanımlarından biri, hayız olunca; Rasûlullah (s.a.v) ona; hayız albisesini sıkıca giymesini emreder, sonra da onunla sevişirdi.” (Buhârî, Hayz: 6; Tirmizî, Tahara: 99)
285- Meymune (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v), hanımları ile hayızlı olduğu hallerde bile, baldırları ve dizlerine kadar hayız elbiselerini giydikleri durumda onlarla sevişirdi.” (Müslim, Hayz: 2; Buhârî, Hayz: 6)
182- “SANA HAYIZDAN SORARLAR” AYETİNİN TEFSİRİ
286- Enes (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Yahudiler, kadınlarından biri hayızlı olduğu zaman onlarla birlikte yiyip içmezler ve evlerinde birlikte olmazlardı. Peygamber (s.a.v)’e bu durum soruldu da; bunun üzerine Allah; Bakara sûresi: 222. ayetini indirdi: “Sana kadınların ay halleri hakkında soruyorlar. De ki: “O bir sıkıntı, kirlilik ve rahatsızlık halidir.” Bu yüzden, ay hali sırasında kadınların kadınlıklarından yararlanmayın, uzak durun ve onlar temizleninceye kadar kendileriyle cinsel ilişkide bulunmayın. Temizlendiklerinde ise, Allah’ın buyurduğu şekilde onlara yaklaşın…” Rasûlullah (s.a.v)’de onlara hayız gören kadınlarla birlikte yiyip içebileceklerini, evlerinde birlikte olabileceklerini ve hanımlarıyla cinsi münasebet dışında her şeyi yapabileceklerini bildirdi. (Müslim, Hayz: 3; Buhârî, Hayz: 1)
183- BİLEREK HAYIZLI KARISINA YAKLAŞAN KİMSEYE CEZA VAR MIDIR?
287- İbn Abbas (r.a)’dan rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) hayızlı olduğunu bilerek bir kimse hanımıyla cinsel ilişkide bulunursa, ceza olarak bir veya yarım dinar sadaka vermesini emretmiştir. (Tirmizî, Tahara: 103; Ebû Davud, Tahara: 106)
184- İHRAMLI KADIN HAYIZ GÖRÜRSE NE YAPMALI?
288- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte hac maksadıyla yola çıkmıştık. Serif denilen yere vardığımızda ben hayız oldum. Ben bu durumumdan dolayı ağlarken Rasûlullah (s.a.v) yanıma girdi ve: “Derdin nedir? Hayız mı oldun?” buyurdular. Ben de: “Evet” dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdular: “Bu hayız olma özelliği Allah’ın Ademin kızlarına has kıldığı bir özelliktir. Bu sebeple Hac’taki tavaf dışında tüm yapılması gerekenleri yap.” Rasûlullah (s.a.v), hanımları için bir sığır kurban etti. (Tirmizî, Hac: 100; Buhârî, Hayz: 28)
185- İHRAMLI İKEN LOHUSA OLAN KADIN NE YAPMALI?
289- Cafer b. Muhammed (r.a), babasından aktararak diyor ki: Câbir b. Abdillah’ın yanına geldik ve Rasûlullah (s.a.v)’in haccından sorduk, şunları anlattı: “Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte Zilkade ayının bitmesine beş gün kala hac için yola çıktık. Zulhuleyfe denilen yere vardığımızda; Esma binti Umeys Muhammed b. ebî Bekri doğurdu. Rasûlullah (s.a.v)’e haber göndererek nasıl hareket edeceğini sordurdu. Rasûlullah (s.a.v)’de cevap olarak şöyle buyurdu: “Yıkan, kan akmasını önleyecek şekilde bez ve sargı sarın sonra da ihrama niyet et ve haccın gereklerini yerine getir.” (Müslim, Hac: 15; İbn Mâce, Menasik: 12)
186- HAYIZ KANI ELBİSEYE BULAŞIRSA NASIL TEMİZLENİR?
290- Adiy b. Dinar (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ümmü Kays binti Mıhsam’ın Rasûlullah (s.a.v)’e elbiseye bulaşan hayız kanı hakkında sorduğunu ve şu cevabı aldığını işittim: “Onu çitileyip temizle sonra da su ve sabunla iyice yıka.” (Buhârî, Hayz: 14; Tirmizî, Tahara: 104)
291- Esma binti ebî Bekir (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle anlatmıştır: Odamda otururken bir kadın, elbiseye bulaşan hayız kanı hakkında fetva istedi. Rasûlullah (s.a.v)’de ona: “Lekeyi kuru olarak gider sonra da su ile çitileyip yıka ve sonra da durula sonrasında da namazını kıl.” (Tirmizî, Tahara: 104; İbn Mâce, Tahara: 118)
187- ELBİSEYE MENİ BULAŞIRSA NE YAPMALI?
292- Muaviye b. ebî Süfyan (r.a)’den rivâyet edilmiştir: Bizzat kendisi Peygamber hanımlarından Ümmü Habibe’ye şöyle sormuştu: “Rasûlullah (s.a.v), cinsi münasebet esnasında üzerinde bulunan elbiseyle namaz kılıyor muydu?” Ümmü Habibe şöyle cevap verdi: “Üzerinde meni bulaşığı görmezse; evet kılıyordu.” (İbn Mâce, Tahara: 83; Ebû Davud, Tahara: 133)
188- ELBİSEYE BULAŞAN MENİYİ YIKAMAK
293- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ben Rasûlullah (s.a.v)’in elbisesi üzerindeki meni izlerini yıkıyordum. O da yıkadığım yerlerin ıslaklığı ve renk değişikliği olduğu halde namaz kılmaya çıkıyordu.” (İbn Mâce, Tahara: 82; Ebû Davud, Tahara: 136)
189- ELBİSEYE BULAŞAN MENİ İZLERİNİ OVALAMAK
294- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ben Rasûlullah (s.a.v)’in elbisesine bulaşan cünüplük lekesini -bir başka seferinde de meni lekesini demiştir- ovalamak sûretiyle giderirdim.” (İbn Mâce, Tahara: 82; Ebû Davud, Tahara: 136)
295- Yine Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v)’in elbisesindeki meni lekesini ovalamak sûretiyle giderir başka bir şey yapmazdım.” (İbn Mâce, Tahara: 82; Ebû Davud, Tahara: 136)
296- Yine Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Peygamber (s.a.v)’in elbisesine bulaşan meni lekesini sadece ovalardım.” (İbn Mâce, Tahara: 82; Ebû Davud, Tahara: 136)
297- Yine Aişe (r.anha) rivâyet ediyor ve diyor ki: “Rasûlullah (s.a.v)’in elbisesinde meni lekesi gördüğümde. Onu, kazımak sûretiyle yok ederdim.” (İbn Mâce, Tahara: 82)
298- Yine Aişe (r.anha) şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v)’in elbisesinde gördüğüm meni lekesini ovalamak sûretiyle giderdim.” (İbn Mâce, Tahara: 82; Ebû Davud, Tahara: 136)
299- Yine Aişe (r.anha) şöyle diyor: “Rasûlullah (s.a.v)’in elbisesinde gördüğüm meni lekesini ovalayıp çitilemek sûretiyle yok ederdim.” (İbn Mâce, Tahara: 82; Ebû Davud, Tahara: 136)
190- YEMEK YEMEYEN (SÜT EMEN) ÇOCUĞUN İDRARI NASIL TEMİZLENİR?
300- Ümmü Kays binti Mıhsan (r.anha)’dan rivâyet edilmiştir. Kendisi bir gün yemek yemeyen oğluyla beraber Rasûlullah (s.a.v)’e gelmişti. Rasûlullah (s.a.v) o çocuğu dizine oturttu, çocukta elbisesi üzerine idrarını yapıverdi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) su istedi ve o suyu çocuğun idrar yaptığı yere serpti ve elbisesini yıkamadı. (İbn Mâce, Tahara: 77; Buhârî, Vudu’: 64)
301- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’e bir çocuk getirilmişti de o çocuk Rasûlullah (s.a.v)’in elbisesi üzerine idrarını yapıverdi. Rasûlullah (s.a.v) su getirtti ve oraya döktü. (İbn Mâce, Tahara: 77; Buhârî, Vudu’: 64)
191- KIZ ÇOCUĞUNUN İDRARI NASIL TEMİZLENİR?
302- Ebû’s Semh (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kız çocuğunun idrarı yıkanır, erkek çocuğunun idrarı üzerine su dökülür.” (Ebû Davud, Tahara: 137; İbn Mâce, Tahara: 177)
192- ETİ YENEN HAYVANIN İDRARI
303- Enes b. Malik (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ukl kabilesinden bazı insanlar Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek, İslâmiyet hakkında konuştular ve şöyle dediler: “Ey Allah’ın Rasûlü! Bizler çölde yaşamaya alışmış göçebe insanlarız, yerleşik hayata alışık değiliz. Medine’nin havasından hoşlanmadıklarını ve sıkıldıklarını söylediler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v), onlara çobanıyla beraber bir sürü tahsis edilmesini emretti. Sonra da onlara develerle beraber Medine dışına gitmelerini, develerin süt ve idrarlarından içmelerini emretti. Bu kimseler sağlıklarına kavuşunca, Harre denilen o yerde Müslümanlıktan çıkıp tekrar kafir oldular; yani irtidad ettiler. Peygamber (s.a.v)’in çobanını öldürüp develeri sürüp götürdüler. Bu durum Rasûlullah (s.a.v)’e ulaşınca, onların izlerinden adamlar gönderdi. Onlar yakalanıp Rasûlullah (s.a.v)’in huzuruna getirildiler. O kimselerin çobanı öldürdükleri şekilde kısas yapılarak öldürülmesi gerektiğinden gözleri oyuldu, elleri ve ayakları kesildi sonra Harre denilen yerde bu şekilde ölüme terk edildiler.” (Ebû Davud, Tahara: 125; Buhârî, Vudu’: 72)
304- Enes b. Malik (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ureyne kabilesinden bazı kimseler Rasûlullah (s.a.v)’e gelip Müslüman oldular. Medine’nin havası onlara iyi gelmediği için renkleri sarardı, karınları şişti. Rasûlullah (s.a.v) onları sütlü develerin bulunduğu yere gönderdi ve onlara o develerin sütlerinden ve idrarlarından içmelerini emretti. Onlar sıhhat bulunca, develerin çobanını öldürdüler ve develeri de sürüp götürdüler. Rasûlullah (s.a.v), onları yakalamak üzere bir müfreze gönderdi, onlar yakalanıp getirildiler, çobanı öldürdükleri şekilde kısas yapılarak öldürülmeleri gerektiğinden; bu kimselerin gözleri oyuldu, elleri ve ayakları kesildi.
Mü’minlerin emiri Abdulmelik kendisine bu hadisi nakleden Enes’e: “Bu insanların bu şekilde cezalandırılmaları (irtidad) edib küfre girmelerinden dolayı mı? yoksa günah işlemeleri sebepiyle mi?” diye sordu. Enes’de: “Kafir olmaları sebebiyle” dedi. (Ebû Davud, Tahara: 125; Buhârî, Vudu’: 72)
193- ETİ YENEN HAYVANLARIN PİSLİĞİ
305- Amr b. Meymun (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Abdullah b. Mes’ud, Beytül Mal’de bize şunları anlattı: Rasûlullah (s.a.v), Kâbe’nin yanında namaz kılıyordu. Kureyş kabilesinden bir grup da orada oturuyorlardı. Onlar bir deve kesmişlerdi. İçlerinden birileri: “Hanginiz kanıyla beraber şu deve işkembesini alır O, yüzünü secdeye koyduğunda sırtına bırakır” dedi. Abdullah b. Mes’ud diyor ki: Orada bulunanların en şerlisi koştu, işkembeyi alıp götürdü, biraz bekledi. Rasûlullah (s.a.v) secdeye varınca sırtına bıraktı. Durum, Rasûlullah (s.a.v)’in kızı Fatıma’ya haber verildi. Çocuk yaşta olan Fatıma koşarak geldi ve işkembeyi babasının sırtından aldı. Rasûlullah (s.a.v), namazını bitirince üç defa şöyle söyledi: “Allah’ım! Kureyş’i Sana havale ediyorum, Allah’ım! Ebû Cehil b. Hişam’ı, Şeybe b. Rabia’yı, Utbe b. Rebia’yı, Ukbe b. ebî Muayt’ı Sana havale ediyorum” diyerek, Kureyş’ten yedi kişiyi saydı. Abdullah b. Mes’ud der ki: O’na Kitab’ı indiren Allah’a yemin ederim ki, Rasûlullah (s.a.v)’in saydığı bu yedi kişiyi Bedir savaşında Kalîb denilen çukurda toplanmış vaziyette gördüm. (Buhârî, Vudu’: 74; Müslim, Cihad ve Siyer: 39)
194- ELBİSEYE BULAŞAN TÜKRÜK’ÜN DURUMU
306- Enes (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v), elbisesinin bir ucunu tuttu arasına tükürdü ve birbirine sürttü. (Buhârî, Vudu’: 75; Ebû Davud, Tahara: 143)
307- Ebû Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Sizden biriniz mescidde namaz kılarken önüne ve sağına tükürmesin. Mutlaka tükürmesi gerekiyorsa soluna veya ayağının altına tükürsün. Böyle yapmazsa şu şekilde yapsın; çünkü Rasûlullah (s.a.v), elbisesine tükürüp elbisesini ovuşturmuştu.” (Ebû Davud, Tahara: 143; İbn Mâce, Mesacid: 10)
195- TEYEMMÜM HANGİ OLAY ÜZERİNE BAŞLAMIŞTI?
308- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) ile beraber seferlerden birine çıkmıştık. Beyda veya Zat-ül Ceyş bölgesine geldiğimizde gerdanlığım kayboldu. Rasûlullah (s.a.v) onu aramak için orada konakladı. Diğer insanlar da O’nunla birlikte konaklamış oldular. Orası bir su başı değildi. Yanlarında da su yoktu. İnsanlar, Ebû Bekir’e gelerek: Aişe’nin yaptığını görmüyor musun? Rasûlullah (s.a.v) ve insanların bu susuz yerde konaklamalarına sebep olmuştur. Yanlarında su kalmamıştır.
Bunun üzerine; babam Ebû Bekir, yanıma geldi. Rasûlullah (s.a.v), başını dizimin üzerine koymuş uyuya kalmıştı. Bana şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v) ve bu insanları bu susuz yerde, burada alıkoydun yanlarında da suları yok.
Aişe diyor ki: “Babam Ebû Bekir beni böylece azarladı, ağzına geleni söyledi ve eliyle böğrüme dürttü. Rasûlullah (s.a.v)’in dizimde uyuması hareket etmemi engelliyordu.” Rasûlullah (s.a.v) uyudu ve sabah oldu fakat su yoktu. Bunun üzerine Allah teyemmüm ayetini indirdi. O zaman Üseyd b. Hudayr: “Ey Ebû Bekir ailesi, bu sizin ilk bereketiniz değildir” dedi.
Aişe (r.anha) diyor ki: “Gideceğimiz sırada üzerine bindiğimiz deveyi kaldırınca gerdanlığı devenin altında bulduk.” (Buhârî, Teyemmüm: 1; İbn Mâce, Tahara: 90)
196- YOLCULUK DIŞINDA DA TEYEMMÜM OLUR MU?
309- İbn Abbas (r.a)’ın kölesi Umeyr, İbni Abbas’tan şöyle söylediğini işitmiştir: Meymune’nin kölesi Abdullah b. Yesar ile birlikte yürürdük ve Ebû Cuheym b. Haris b. Samme el Ensarî’nin yanına girdik. Ebû Cüheym şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v), Cemel Kuyusunun etrafında dolaşıp duruyordu. Bir adam Peygamber (s.a.v) ile karşılaştı ve O’na selâm verdi. Rasûlullah (s.a.v) o kimsenin selâmını almadan önce duvara dönüp yüzünü ve ellerini duvara vurduğu elleriyle meshetti sonra da o kimsenin selâmını aldı. (Müslim, Hayz: 28; Buhârî, Teyemmüm: 2)
310- İbn Abdurrahman b. Ebza (r.a) babasından naklederek şöyle diyor: Bir adam Ömer’e gelerek: Cünüp oldum su da bulamadım dedi. Ömer de namaz kılma dedi. Bunun üzerine Ammar b. Yasir: Ey Mü’minlerin emiri! Hatırlamaz mısın? Sen ve biz bir seriyyede idik, cünüp olmuştuk ve su da bulamamıştık, o zaman sen namaz kılmıştın fakat ben her tarafıma toprağın değmesi için toprakta yuvarlanmış ve namazlarımı kılmıştım. Sonra Peygamber (s.a.v)’e gelip bu durumu söyleyince Rasûlullah (s.a.v): “Şöyle yapman yeterliydi” buyurarak: “Ellerini yere vurdu sonra iki eline üfledi ve yüzüyle iki elini meshetti.” Ravi, Seleme burada şüphe edip ellerini dirseklere kadar mı yoksa bileklere kadar mı olduğunu bilemiyor. Ammar’ın bu sözü üzerine Ömer: Seni layık olduğun göreve getiriyoruz diyor. (Müslim, Hayz: 28; Buhârî, Teyemmüm: 2)
311- Ammar b. Yasir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Develere çobanlık yaptığım anda cünüp olmuştum ve su bulamamıştım. Hayvanın toprakta yuvarlanması gibi toprakta yuvarlandım. Sonra Rasûlullah (s.a.v)’e gelip yaptığımı haber verdim. Rasûlullah (s.a.v) de: “Sadece Teyemmüm yapman yeterliydi” buyurdular. (Buhârî, Teyemmüm: 3; Müslim, Hayz: 28)
197- YOLCULUKTA TEYEMMÜM
312- Ammar (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), yanında hanımı Aişe olduğu halde Ula’t-ül Ceyş (Zat-ül Ceyş) denilen yerde konaklamıştı. Yemen bölgesinin zıfar akikinden yapılmış gerdanlığı kopmuştu. Bunun üzerine insanlar gerdanlığı aramak için orada konaklamış oldular. Tan yeri ağarıncaya kadar aradılar fakat bulamadılar. İnsanların yanında su da yoktu. Bunun üzerine Ebû Bekir Aişe’ye kızdı ve insanları yolundan alıkoydun, yanlarında suları da yok, dedi. İşte o zaman Allah (c.c), toprakla teyemmüm ederek abdest alma kolaylığını ayet olarak indirdi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) ile beraber Müslümanlar kalkıp ellerini toprağa vurdular. Sonra ellerini kaldırdılar, ellerine bulaşan topraktan hiçbir şeyi ne üflemek ne de silkelemek sûretiyle atmadılar o elleriyle yüzlerini ve omuzlarına kadar kollarını ve ellerin altından başlayarak koltuk altlarına kadar meshettiler. (Buhârî, Teyemmüm.: 3; Müslim, Hayz: 28)
198- TEYEMMÜM NASIL YAPILIR?
313- Ammar b. Yasir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte toprakla teyemmüm yaptık, yüzlerimizi ve omuzlarımıza kadar kollarımızı meshetmiştik. (Buhârî, Teyemmüm: 5; İbn Mâce, Tahara: 93)
199- BAŞKA BİR TEYEMMÜM YAPMA ŞEKLİ
314- Abdurrahman b. Ebza (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ömer’in yanında idik, bir adam geldi ve Ey Mü’minlerin emiri, bizler bir yerde bir ay veya iki ay kadar kalıyor, cünüp oluyor ve su bulamıyoruz. Ömer de şöyle dedi: Ben cünüp olup ta su bulamadığımızda su buluncaya kadar namaz kılmıyorum. Bunun üzerine Ammar b. Yasir: Ey mü’minlerin Emiri! hatırlamaz mısın? Sen falan yerdeydin biz ise develere çobanlık yapıyorduk, biliyorsun ki biz cünüp olmuştuk dedi. Ömer de: “Evet hatırlıyorum” dedi. Ammar: Ben toprakta iyice yuvarlanmıştım sonra Peygamber (s.a.v)’e gelip yaptığımı anlatınca, Rasûlullah (s.a.v) gülmüş ve şöyle buyurmuştu: “Az bir toprak bile yeterliydi” diyerek avuçlarını toprağa vurup avuçlarına üfleyip yüzünü ve kollarının bir kısmını meshetmişti dedi. Ömer de: Ey Ammar! Allah’a karşı sorumluluk bilinci içersinde ol deyince, Ammar: Ey Mü’minlerin emiri, istersen bu olayı kimseye söylemem dedi. Ömer de: Hayır söyleyebilirsin fakat bu zeka ve kabiliyetinden dolayı seni layık olduğun göreve getiriyoruz, dedi. (Buhârî, Teyemmüm: 3; İbn Mâce, Tahara: 90)
200- BİR DEĞİŞİK TEYEMMÜM YAPMA ŞEKLİ
315- İbn Abdurrahman b. Ebza (r.a), babasından naklederek şöyle diyor: Bir adam, Ömer’e teyemmüm hakkında sordu. Ömer ne söyleyeceğini bilemedi. Bunun üzerine Ammar: Ey Ömer! Hatırlıyor musun? Bir seriyye de idik, ben cünüp olmuştum da toprakta yuvarlanmıştım sonra da Peygamber (s.a.v)’e gelip durumu haber vermiştim. O da şöyle yapman yeterlidir buyurmuştu. Şu’be ellerini dizlerine vurdu ve iki eline üfledi, o iki eliyle yüzünü ve ellerini bir kere meshetti. (İbn Mâce, Tahara: 91; Buhârî, Teyemmüm: 4)
316- Yine İbn Abdurrahman b. Ebza (r.a), babasından nakledip şöyle diyor: Bir adam Ömer’e gelerek cünüp oldum su da bulamadım dedi. Ömer de: “Öyleyse namaz kılma” dedi. O zaman Ammar: “Hatırlamıyor musun Ey mü’minlerin emiri! Bir seriyyede beraberdik ve cünüp olmuştuk. Sen namaz kılmamıştın ben de toprakta yuvarlanıp namazlarımı kılmıştım. Rasûlullah (s.a.v)’e gelip yaptığımı söyleyince Rasûlullah (s.a.v) sana şu kadarı yeterdi diyerek ellerini toprağa vurdu. Ellerindeki toprağı üfürdü. Sonra bir eliyle diğerini ovuşturdu sonra iki eliyle yüzünü meshetti.” Bunun üzerine Ömer: “Öylemiydi, bir şey hatırlamıyorum” dedi. Bunun üzerine Ammar: “İstersen bu olaydan kimseye söz etmem” dedi. (Müslim, Hayz: 28; Buhârî, Teyemmüm: 4)
201- BAŞKA BİR TEYEMMÜM ŞEKLİ
317- Yine İbn Abdurrahman b. Ebza babasından naklederek diyor ki: Bir adam Ömer’e gelip “cünüp oldum su da bulamadım” dedi. Ömer de ona: “Öyleyse namaz kılma” dedi. O zaman Ammar, Ömer’e: “Hatırlamıyor musun? ey mü’minlerin emiri, birlikte bir seriyyede idik ve cünüp olmuştuk, su da bulamamıştık, sen namaz kılmamıştın, ben ise toprakta yuvarlanıp sonra da namazımı kılmıştım. (daha sonra) Rasûlullah (s.a.v)’e gelip durumu haber verince şöyle buyurdular: “Şöyle yapman yeterlidir, diyerek iki elini yere vurdu. Sonra ellerine bulaşan toprağı üfürdü, iki eliyle yüzünü ve ellerini meshetti.” Ebû Seleme bu konuda şüphe ederek şöyle dedi: “Dirseklerine kadar mı? Yoksa bileklerine kadar mı meshetti bilmiyorum.” Bunun üzerine Ömer şöyle dedi: “Bu zeka ve kabiliyetinden dolayı seni yetkili bir makama getireceğiz.” Şu’be diyor ki: “İki avucuyla yüzünü ve bileklerine kadar kollarını meshetti.” (İbn Mâce, Tahara: 91; Müslim, Hayz: 28)
202- CÜNÜP OLAN KİMSE DE TEYEMMÜM MÜ EDER?
318- Şakîk (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Abdullah b. Mes’ud ve Ebû Musa ile beraber oturuyordum. Ebû Musa: Ammar’ın Ömer’e söylediği şu sözü duymadın mı? Rasûlullah (s.a.v) beni bir iş için göndermişti. Ben orada cünüp oldum, su da bulamadım. Temiz toprakta iyice yuvarlandım sonra Rasûlullah (s.a.v)’e gelip durumu anlattım. O da buyurdu ki: “Şöyle yapman yeterliydi diyerek iki elini yere vurdu (daha sonra) ellerini silkeledi sonra sol eliyle sağ elini, sağ eliyle de sol elini meshettikten sonra yüzünü de meshetti.” Abdullah ta: “Görmedin mi? Ömer, Ammar’ın sözüyle ikna olmadı mı?” (Buhârî, Teyemmüm: 7; Müslim, Hayz: 28)
203- TEMİZ TOPRAKLA TEYEMMÜM
319- Imran b. Husayn (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) cemaatle namaz kılmayıp tek başına namaz kılan birini gördü ve şöyle dedi: “Ey falan kimse cemaatle namaz kılmana ne engel oldu?” O kimse de: “Cünüp oldum su da bulamadım” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Temiz toprakla teyemmüm et o sana yeterlidir” buyurdu. (Buhârî, Teyemmüm: 8; Dârimi, Tahara: 65)
204- TEMİZ TOPRAK SU BULUNMAYAN HER ZAMAN VE HER YERDE MÜSLÜMANIN ABDEST SUYUDUR
320- Ebû Zer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Temiz toprak on sene boyunca su bulunmasa bile Müslümanın abdest suyudur.” (Buhârî, Teyemmüm: 5; Ebû Davud, Tahara: 126)
205- SU BULUNMAZ İSE, TOPRAK; ABDEST SUYUDUR
321- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), Üseyd b. Hudayr ve beraberinde bir grup insanı; Aişe’nin konaklama yerinde kaybettiği gerdanlığı aramak için göndermişti. Namaz vakti geldi. Abdestli de değillerdi, su da bulamadılar ve abdestsiz olarak namazlarını kıldılar. Sonra bu durumu Rasûlullah (s.a.v)’e anlattılar o zaman Allah teyemmüm ayetini indirdi. Üseyd b. Hudayr Aişe’ye diyor ki: “Allah senin hayrını versin seni hayırla mükafatlandırsın, senin başına hoş olmayan bir iş geliyor da o iş Müslümanlar hakkında hayırlara vesile oluyor.” (Buhârî, Teyemmüm: 5; Dârimi, Tahara: 66)
322- Tarık (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir kimse cünüp oldu ve namaz kılmadı. Rasûlullah (s.a.v)’e geldi ve durumunu arzetti de Rasûlullah (s.a.v): “Doğru yapmışsın” buyurdu. Yine bir başka adam cünüp oldu teyemmüm edip namazını kıldı. Durumunu Rasûlullah (s.a.v)’e arzedince; Rasûlullah (s.a.v) diğerine söylediğine benzer bir şey söyledi yani “Doğru yapmışsın” dedi. (Buhârî, Teyemmüm: 5; Dârimi, Tahara: 66)

Forum Son Konular Yazan Mesaj Son Yazan Son Tarih
HERGÜNE BİR DUA resule hasret 25 atakan54 22.02.2013 10:00:07
CUMA NAMAZI. edep ya hu 2 tevhit06 21.02.2012 15:16:31
KİM MEZARDA BİR GECE GEÇİRMEK İSTER zeynep_15 17 mavera27 02.01.2012 14:56:02
Onay Yöntemi Zafer 14 atakan54 22.11.2011 01:35:44
Fikirleriniz... Zafer 30 M.IRMAK 05.06.2011 23:01:42
ANNEM EMİN 7 M.IRMAK 01.06.2011 15:22:50
Dil Vardır.....! siyahzambak 4 dogan002 05.01.2011 11:06:17
BU GECENİN HÜRMETİNE ..! OMER71 10 ahmet01 06.04.2010 17:06:55
sen ve son... mihrim 2 siper2004 25.12.2009 23:54:35
20 saniyede şeytan oyunu edep-haya 23 zehraesma 29.09.2009 19:39:10
HADİS'İ ŞERİF resule hasret 4 zehraesma 29.09.2009 19:27:02
İŞTE BİZİDE GÖREN ALLAH VAR !!! efsane yıllar 5 alacali25 07.06.2009 16:57:55
BU SAYFAYI HADİSLERLE DOLDURALIM kaşif 46 burhanefe71 11.05.2009 20:30:36
ALLAH'A TANRI DENİR Mİ? Ve YARATMAK KELİMESİ mavera02 13 efna 11.05.2009 14:48:54
Bir Kalpte İki Yar Olmaz ahmet21 9 zaza ayaz 12.02.2009 13:21:50
Ziyaretçi:  Sitede şu anda 0 üye ve 54 misafir olmak üzere toplam 54 kişi bulunuyor.

İstatistikler:  Bugün Tekil:5248  Çoğul:5634  Toplam:80853699  Bugün Üye:0  Dün:0  Toplam:32229  Dün Tekil:68037  Çoğul:74024

Kim Nerede:  Misafir1, Misafir2, Misafir3, Misafir4, Misafir5, Misafir6, Misafir7, Misafir8, Misafir9, Misafir10, Misafir11, Misafir12, Misafir13, Misafir14, Misafir15, Misafir16, Misafir17, Misafir18, Misafir19, Misafir20, Misafir21, Misafir22, Misafir23, Misafir24, Misafir25, Misafir26, Misafir27, Misafir28, Misafir29, Misafir30, Misafir31, Misafir32, Misafir33, Misafir34, Misafir35, Misafir36, Misafir37, Misafir38, Misafir39, Misafir40, Misafir41, Misafir42, Misafir43, Misafir44, Misafir45, Misafir46, Misafir47, Misafir48, Misafir49, Misafir50, Misafir51, Misafir52, Misafir53, Misafir54,
Reklamlar:

Faruki.net