Üye Adı:    Şifre:  (Hatırla)      Üye Ol              Giriş Sayfası Yap / Sık Kullanılanlara. Ekle

Tefhimu'l Kur'an

Bakara  1-3  4-7  8-14  15-20  21-28  29-32  33-36  37-38  39-40  41-44  45-47  48-53  54-57  58-61  62-69  70-72  73-77  78-79  80-82  83-86  87-88  89-91  92-95  96-101  102-105  106-107  108-113  114-118  119-125  126-131  132-138  139-143  144-145  146-153  154-156  157-160  161-164  165-168  169-174  175-178  179-184  185  186  187  188-191  192-195  196-197  198-202  203-209  210-213  214-215  216-218  219-222  223-224  225-227  228  229  230-232  233-235  236-238  239-243  244-247  248-250  251  252-255  256-258  259-260  261-263  264-267  268-269  270-272  273-276  277-280  281-283  284-286
225- Allah sizi, yeminlerinizdeki 'rastgele söylemelerinizden, boş sözler (lağv) 'den dolayı sorumlu tutmaz;(244) fakat sizi kalplerinizin kazandıklarından dolayı sorumlu tutar. Allah bağışlayandır, yumuşak davranandır.
226- Kadınlarından uzaklaşmaya yemin edenler için dört ay bekleme süresi vardır.(245) Eğer (bu süre içinde) dönerlerse, şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.(246)
227- (Yok) Eğer boşamada kararlı davranırsa(247) (boşanırlar) . Şüphesiz Allah, işitendir, bilendir.

AÇIKLAMA

244. Farkında olmadan söz arasında edilen yeminler için ne kefaret, ne de ceza vardır.
245. Karı ile koca arasındaki ilişkilerin her zaman için uyumlu olmadığı doğru ise de, Allah, eziyet verici bir ilişkinin devam etmesine izin vermez. Bu nedenle ayrılmaları için, karı kocanın kanunen nikâhlı kaldıkları, fakat pratikte ayrı yaşayıp ilişkide bulunmadıkları dört ay gibi maksimum bir süre belirlemiştir. Bu tür bir ayrılığa İslâm Hukuku'nda "ilâ" denir. Bu süre içinde karı koca ya barışmalı, ya da hoşlandıkları uygun kimselerle evlenebilmeleri için iyilikle ayrılmalıdırlar.
Hanefî ve Şafiî mezhebi imamları "Kadınlardan uzaklaşmaya yemin edenler..." ibaresinde, dört aylık sürenin sadece yemine bağlı ayrılıklarda söz konusu olduğu sonucunu çıkarmışlardır. Yemin etmeksizin karı ve kocanın bir müddet birbirinden ayrı yaşamaları halinde bu kural geçerli olmaz. Diğer taraftan Malikî mezhebi imamları, maksimum dört ay sürenin her tür boşanma olayı için geçerli olduğu görüşündedirler. İmam Ahmed'in bir sözü de bu görüşü destekler niteliktedir.
Hz. Ali, İbn Abbas ve Hasan Basri, bu kuralın sadece aşırı geçimsizlik sonucu olan ayrılıklar için geçerli olduğu ve karı kocanın belli bir ortak çıkar için karşılıklı anlaşma ile cinsel ilişkiyi kesip, diğer toplumsal ilişkilere devam etmeye karar verdikleri bir durum için geçerli olmadığı görüşündedirler. Bazı fakihler de, karı ile koca arasındaki ilişki iyi olsun, kötü olsun, yemine dayanan her tür ayrılık için ilâ kuralının geçerli olduğuna, yani bu tür ayrılığın dört ayı geçmemesi gerektiğini savunurlar.
246. Bazı fakihler bu ayeti "Eğer karı koca yeminlerini dört ay içinde bozup cinsel ilişki kurarlarsa, o zaman kefaret vermeleri gerekmez" diye tefsir etmişlerdir. Bu durumda Allah, onların yeminlerini kefaretsiz bağışlayacaktır. Fakat fakihlerin çoğunluğu her ne olursa olsun kefaretin ödenmesi gerektiği görüşündedirler. "Allah bağışlayandır, esirgeyendir" sözü kefaretin verilmeyeceği anlamına gelmez. Bu sadece, Allah'ın kefareti kabul edeceği ve ayrılık süresince birbirlerine yaptıkları haksızlıkları affedeceği anlamına gelir.
247. Hz. Osman, İbn Mes'ud, Zeyd bin Sabit ve bazı fakihlere göre (Allah hepsinden razı olsun) karı ile koca ancak bu dört ay içinde tekrar birleşebilir. Bu sürenin bitmesi kocanın karısını boşamaya karar verdiğinin bir delilidir. Bu nedenle süre biter bitmez boşanma otomatik olarak gerçekleşecek ve koca tekrar birleşme şansını kaybedecektir. Fakat her iki tarafta karar verirse, tekrar evlenebilirler. Hz. Ömer, Hz. Ali, İbn Abbas ve İbn Ömer'in ve Hanefî mezhebi fakihlerinin de (Allah hepsinden razı olsun) bu görüşü destekler nitelikte hükümleri vardır.
Hz. Sa'id bin Müseyyeb, Mekh-ül Zühri ve başka fakihler (Allah hepsinden razı olsun) dört aydan sonra boşanmanın otomatik olarak gerçekleştiği, fakat bu boşanmanın tek taraflı geri dönülebilir bir boşanma olduğu ve kocanın eğer isterse iddet süresi dolmadan tekrar birleşme hakkına sahip olduğu, bu süre içinde birleşmezlerse her ikisinin de istediği kişilerle evlenme hakkına sahip oldukları görüşündedirler.
Diğer taraftan Hz. Aişe, Ebu'd-Derda ve birçok Medine'li fakih (Allah hepsinden razı olsun) dört ayın sonunda meselenin bir mahkemeye götürülmesi gerektiği ve hâkimin ya kocaya tekrar karısına rücu etme veya karısını boşama emri verebileceği görüşündedirler. Hz. Ömer, Hz. Ali ve İbn Ömer'in (r.a) bu görüşü desteklediklerini gösterir nitelikte hükümleri vardır. Bu görüş İmam Malik ve İmam Şafiî tarafından da kabul edilmiştir.
Ziyaretçi:  Sitede şu anda 0 üye ve 33 misafir olmak üzere toplam 33 kişi bulunuyor.

İstatistikler:  Bugün Tekil:1  Çoğul:14119  Toplam:94090015  Bugün Üye:0  Dün:0  Toplam:32262  Dün Tekil:1  Çoğul:16085

Kim Nerede:  Misafir1, Misafir2, Misafir3, Misafir4, Misafir5, Misafir6, Misafir7, Misafir8, Misafir9, Misafir10, Misafir11, Misafir12, Misafir13, Misafir14, Misafir15, Misafir16, Misafir17, Misafir18, Misafir19, Misafir20, Misafir21, Misafir22, Misafir23, Misafir24, Misafir25, Misafir26, Misafir27, Misafir28, Misafir29, Misafir30, Misafir31, Misafir32, Misafir33,
Reklamlar:

Faruki.net