Üye Adı:    Şifre:  (Hatırla)      Üye Ol              Giriş Sayfası Yap / Sık Kullanılanlara. Ekle

Tefhimu'l Kur'an

Tevbe  1-2  3-5  6-10  11-14  15-18  19-20  21-25  26-27  28  29  30  31  32-33  34-35  36-37  38  39-41  42-46  47-52  53-56  57-58  59-60  61-64  65-68  69-72  73-74  75-81  82-87  88-90  91-92  93-98  99-104  105-106  107-111  112  113-115  116-117  118-120  121-124  125-129
112- Tevbe edenler,(108) ibadet edenler, hamd edenler, (İslam uğrunda) seyahat edenler,(109) rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten sakındıranlar ve Allah'ın sınırlarını koruyanlar;(110) sen (bütün) mü'minleri müjdele.

AÇIKLAMA

108. Arapça bir kelime olan " ", "tövbe edenler" anlamına gelir. Fakat burada geçtiği şekilde, "Sürekli bir özellik olarak pişmanlık duymaya sahip olanlar" anlamına gelir. Yani tekrar tekrar tövbeden geçerler. Ayrıca "tevbe" kelimesinin lugat manası "dönmek, yönelmek" veya "geriye dönmek" demektir. Buna göre, bu kelimenin tercümesi şöyle olur: "...Tekrar tekrar Allah'a dönen kimseler..." Bu hal, gerçek bir mü'minin en başta gelen özelliğidir. Zira bir mü'min bile, canını, malını Allah'a sattığı hususunda yaptığı pazarlığı bazen unutabilme istidadındadır. Çünkü bu duyu organlarıyla alakalı olmadığı, aksine onun aklı ve kalbi ile ilgili olduğu için bunların, gerçekte kendisinin değil bilakis Allah'a ait olduğunu her an unutabilir. Yani, bu yüzden, hakiki bir mü'min bile bazen "pazarlığı" unutabilmekte ve sanki bunların sahibi kendisi imiş gibi davranabilmektedir. Fakat bu, bir anlık dalgınlığını ve yaptığı anlaşmanın şartlarını ihlal etmekte olduğunu farkeder etmez bu davranışından dolayı hemen pişmanlık duyar ve bundan utanır, Allah'a dönerek O'nun affını talep eder, yaptığı mukaveleyi yeniler ve her bir azgınlığının ayağını kaydırmasından sonra da, O'na bağlılığı hususunda şerefi üzerine and içer, söz verir. Bu şekilde bir pişmanlık ve nedamet duygusu bile tek başına, insanın sahip olduğu imana her zaman döneceğinin bir teminatıdır. Yoksa fıtratından kaynaklanan zaafından dolayı kişinin, hiç hata yapmadan ve ihmal tuzağına düşmeksizin bu mukavelenin şartlarını tam tamına ve hissederek yerine getirmesi mümkün değildir. İşte bu nedenledir ki gerçek mü'mini överken Allah'ın "...tekrar tekrar Allah'a döner..." diye buyurmakta ve tam tersine "Allah'a itaat ve kulluk hususunda mukavelesini yaptıktan sonra asla hataya düşmez" dememektedir.
Bu da, insanın başarabileceği en yüce mükemmelliktir. Şimdi bu karakterin, gerçek mü'minlere ait özellikler listesinin en başında yer almasının hikmeti üzerinde biraz düşünelim: Bu, imanı ikrardan sonra suç işleyenleri ikaz etmek içindir. 111. ayette gerçekten inananların, canlarını ve mallarını Allah'a satanlar oldukları söylenebilmişti. Bundan sonra da onları eğer gerçekten samimi olarak mü'min olmayı istiyorlarsa, herşeyden önce kendilerine bu özelliği kazandırmaları gerektiği ve daha fazla hataya sapmamaları için de inatçılık göstermeksizin hemen Allah'a dönmeleri hatırlatılmaktadır.
109. Bazı müfessirler "" ibaresinin "...oruç tutanlar" anlamına geldiği görüşündedirler. Bu, kelimenin lugat manası değildir, aksine Hz. Peygamber'e (s.a) isnad edilen sahih olmayan bir rivayete nebnî mecazdır. Bu nedenle, biz bu hususta kelimenin lugat manasından ayrılmanın gerekmediği kanaatindeyiz. Yani, bu durumda, "...(O'nun rızası için) yeryüzünde dolaşanlar" manasına gelir. Çünkü bu kelime burada salt "...yeryüzünde sadece dolaşmak ..." anlamına gelmez, aksine "... İslam'ı yaymak, cihada çıkmak, kafirlerin iktidarda oldukları yerlerden hicret etmek, insanları ıslah etmek, gerçek bilgiyi aramak, helalinden geçim sağlamak ve bunlara benzer asil ve yüce gayeleri tahakkuk ettirmek üzere yeryüzünde dolaşmak, seyahat etmek" gibi manaları içerir. Mü'minlerin bu karakterinin burada özellikle hatırlatılması, kendilerinin "mü'min" olduğunu iddia etmelerine rağmen cihada gitmemiş olanları azarlamak içindir. Onlara hakiki bir mü'minin Allah'ın kelimesini yükseltmek için beldelere dağılan, inancının gereklerini yerine getirmek için bütün kuvveti ile çalışan ve yeryüzünde harekete geçmeye çağrıldığında evine kapanıp geride kalmayan olduğu öğütlenmektedir.
110. Yani, imanın gerekleri, ibadet, ahlak, toplumsal davranış, kültür, ekonomi, politika, hukuk, savaş-barış, kısacası bireysel ve toplumsal hayatın bütün yönlerinde "...Allah'ın belirlediği sınırları titizlikle gözönünde bulunduran..." veya "... Allah'ın hükümlerini hakkıyla gözeten..." kimseler demektir. Onlar, arzularını tatmin için ne bu hudutları aşar ve kendi kafalarından kanunlar uydurur ne de ilahi hukuk yerine başka sistemleri ikame ederler. Onlar bu hududları korur ve çiğnenmelerine mani olurlar. Binaenaleyh gerçek mü'minler öyle kimselerdir ki, Allah'ın belirlediği sınırları sadece yerine getirmekle kalmaz aynı zamanda bütün güç ve imkanlarıyla bu hududu hakim kılmak ve korumak için ellerinden geleni de yaparlar.
Forum Son Konular Yazan Mesaj Son Yazan Son Tarih
HERGÜNE BİR DUA resule hasret 25 atakan54 22.02.2013 10:00:07
CUMA NAMAZI. edep ya hu 2 tevhit06 21.02.2012 15:16:31
KİM MEZARDA BİR GECE GEÇİRMEK İSTER zeynep_15 17 mavera27 02.01.2012 14:56:02
Onay Yöntemi Zafer 14 atakan54 22.11.2011 01:35:44
Fikirleriniz... Zafer 30 M.IRMAK 05.06.2011 23:01:42
ANNEM EMİN 7 M.IRMAK 01.06.2011 15:22:50
Dil Vardır.....! siyahzambak 4 dogan002 05.01.2011 11:06:17
BU GECENİN HÜRMETİNE ..! OMER71 10 ahmet01 06.04.2010 17:06:55
sen ve son... mihrim 2 siper2004 25.12.2009 23:54:35
20 saniyede şeytan oyunu edep-haya 23 zehraesma 29.09.2009 19:39:10
HADİS'İ ŞERİF resule hasret 4 zehraesma 29.09.2009 19:27:02
İŞTE BİZİDE GÖREN ALLAH VAR !!! efsane yıllar 5 alacali25 07.06.2009 16:57:55
BU SAYFAYI HADİSLERLE DOLDURALIM kaşif 46 burhanefe71 11.05.2009 20:30:36
ALLAH'A TANRI DENİR Mİ? Ve YARATMAK KELİMESİ mavera02 13 efna 11.05.2009 14:48:54
Bir Kalpte İki Yar Olmaz ahmet21 9 zaza ayaz 12.02.2009 13:21:50
Ziyaretçi:  Sitede şu anda 0 üye ve 79 misafir olmak üzere toplam 79 kişi bulunuyor.

İstatistikler:  Bugün Tekil:13564  Çoğul:15389  Toplam:91683960  Bugün Üye:0  Dün:1  Toplam:32255  Dün Tekil:23461  Çoğul:26524

Kim Nerede:  Misafir1, Misafir2, Misafir3, Misafir4, Misafir5, Misafir6, Misafir7, Misafir8, Misafir9, Misafir10, Misafir11, Misafir12, Misafir13, Misafir14, Misafir15, Misafir16, Misafir17, Misafir18, Misafir19, Misafir20, Misafir21, Misafir22, Misafir23, Misafir24, Misafir25, Misafir26, Misafir27, Misafir28, Misafir29, Misafir30, Misafir31, Misafir32, Misafir33, Misafir34, Misafir35, Misafir36, Misafir37, Misafir38, Misafir39, Misafir40, Misafir41, Misafir42, Misafir43, Misafir44, Misafir45, Misafir46, Misafir47, Misafir48, Misafir49, Misafir50, Misafir51, Misafir52, Misafir53, Misafir54, Misafir55, Misafir56, Misafir57, Misafir58, Misafir59, Misafir60, Misafir61, Misafir62, Misafir63, Misafir64, Misafir65, Misafir66, Misafir67, Misafir68, Misafir69, Misafir70, Misafir71, Misafir72, Misafir73, Misafir74, Misafir75, Misafir76, Misafir77, Misafir78, Misafir79,
Reklamlar:

Faruki.net