Forum    Ashab/Ehlibeyt/12 İmamlar  
     Yazan: semair   Son Yazan: semair (24.01.2007 15:02:58)     Cevap: 0    Okunma: 7026
      Konu Adı: HZ. MER B. HATTAB (R.Anh)

Yazan

Mesaj

 


semair
(normal)


Mesaj Sayısı: 33

   Mesaj Tarihi: 24.01.2007 15:02:58   
 
 

İkinci Raşid Halife. İslmı yeryzne yerleştirip, hakim kılmak iin Resulullah (s.a.s)'in verdiği tevhid mcadelede ona en yakın olan sahabilerden biri. Hz. mer (r.a), Fil Olayından on sene sonra Mekke'de doğmuştur. Kendisinden nakledilen bir rivayete gre o, Byk Ficar savaşından drt yıl sonra dnyaya gelmiştir (İbnl-Esr, sdl-gbe, Kahire 1970, IV,146). Babası, Hattab b. Nfeyl olup, nesebi Ka'b'da Resulullah (s.a.s) ile birleşmektedir. Kureyş'in Adiy boyuna mensup olup, annesi, Ebu Cehil'in kardeşi veya amcasının kızı olan Hanteme'dir (bk. a.g.e., 145).

Kaynaklar Hz. mer (r.a)'in mslman olmadan nceki hayatı hakkında fazlaca bir şey sylemezler. Ancak kklğnde, babasına ait srlere obanlık ettiği, sonra da ticarete başladığı bilinmektedir. O, Suriye taraflarına giden ticaret kervanlarına iştirak etmekteydi (H. İbrahim Hasan, Tarihul-İslm, Mısır 1979, I, 210). Cahiliyye dneminde Mekke eşrafı arasında yer almakta olup, Mekke şehir devletinin sifare (elilik) grevi onun elindeydi. Bir savaş ıkması durumunda karşı tarafa eli olarak mer gnderilir ve dnşnde onun verdiği bilgi ve grşlere gre hareket edilirdi. Ayrıca kabileler arasında ıkan anlaşmazlıkların zmnde etkin rol alır ve verdiği kararlar bağlayıcılık vasfı taşırdı (Suyt, Tarihul-Hulef, Beyrut 1986, 123; sdl-gbe, IV, 146).

Hz. mer, sert bir mizaca sahip olup, islma karşı aşırı tepki gsterenlerin arasında yer almaktaydı. Sonunda o, dedelerinin dinini inkr eden ve tapındıkları putlara hakaret ederek insanları onlardan yz evirmeğe ağıran Muhammed (s.a.s)'i ldrmeye karar vermişti. Kılıcını kuşanarak, Peygamberi ldrmek iin harekete gemiş, ancak olayın gelişim şekli onun mslmanların arasına katılması sonucunu doğurmuştu. Tarihilerin ittifakla naklettikleri rivayete gre, mer (r.a)'in mslman oluşu şyle gerekleşmişti: mer, Resulullah (s.a.s)'i ldrmek iin onun bulunduğu yere doğru giderken, yolda Nuaym b. Abdullah ile karşılaştı. Nuaym ona, byle fkeli nereye gittiğini sorduğunda o, Muhammed (s.a.s)'i ldrmeye gittiğini sylemişti. Nuaym, mer'in ne yapmak istediğini ğrenince ona, kızkardeşi ve eniştesinin yeni dine girmiş olduğunu syledi ve nce kendi ailesi ile uğraşması gerektiğini bildirdi. Bunu ğrenen mer (r.a), fkeyle eniştesinin evine yneldi. Kapıya geldiğinde ierde Kur'an okunmaktaydı. Kapıyı alınca, ierdekiler okumayı kesip, Kur'an sayfalarını sakladılar. İeri giren mer (r.a), eniştesini dvmeye başlamış, araya giren kızkardeşinin aldığı darbeden dolayı burnu kanamıştı. Kızkardeşinin ona, ne yaparsa yapsın dinlerinden dnmeyeceklerini syleyerek kararlılığını bildirmesi zerine, ona karşı merhamet duyguları kabarmaya başlamış ve okudukları şeyleri grmek istediğini sylemişti. Kendisine verilen sahifelerden Kur'an ayetlerini okuyan mer (r.a), hemen orada imn etti ve Resulullah (s.a.s)'in nerede olduğunu sordu. O sıralarda mslmanlar, Safa tepesinin yanında bulunan Erkam (r.a)'ın evinde gizlice toplanıp ibadet ediyorlardı. Resulullah (s.a.s)'ın Daru'l-Erkam'da olduğunu ğrenen mer (r.a), doğruca oraya gitti. Kapıyı aldığında gelenin mer olduğunu ğrenen sahabiler endişelenmeye başladılar. Zira mer silahlarını kuşanmış olduğu halde kapının nnde duruyordu. Hz. Hamza: "Bu mer'dir. İyi bir niyetle geldiyse mesele yok. Eğer kt bir dşncesi varsa, onu ldrmek bizim iin kolaydır" diyerek kapıyı atırdı. Resulullah (s.a.s), mer (r.a)'in iki yakasını tutarak; "Mslman ol ya İbn Hattab! Allahım ona hidayet ver!" dediğinde, mer (r.a), hemen Kelime-i şehadet getirerek imn ettiğini aıkladı (İbn Sa'd, Tabakatu'l Kbra, II, 268-269; sdl-gbe, IV, 148-149; Suyt, Tarihu'l-Hulefa, Beyrut 1986, 124 vd.). Rivayetlere gre mer (r.a)'in mslman oluşu, Resulullah (s.a.s)'in yapmış olduğu; Allahım! İslmı mer b. el-Hattab veya Amr b. Hişam (Eb Cehil) ile ycelt" şeklinde bir duanın sonucu olarak gerekleşmişti (İbnul-Hacer el-Askaln, el-isbe fi Temyzi's-Sahbe, Bağdat t.y., II, 518; İbn Sa'd, aynı yer; Suyt, a.g.e., 125).

mer (r.a), risaletin altıncı yılında mslman olmuştur. O, iman edenlerin arasına katıldığı zaman mslmanların sayısı yetmiş seksen kişi kadardı (İbn Sa'd, aynı yer).

Mekkeli mşriklerin, gsterdiği zorbaca tepkiden dolayı mslmanlar, Beytullah'a gidip namaz kılamıyor ve ancak gizlice bir araya gelebiliyorlardı. mer (r.a) mslman olunca doğruca Beytullah'ın yanına gitti ve mslman olduğunu haykırdı. Orada bulunanlar şiddetli tepki gsterdi. Ancak o, mşriklere karşı savaşını srdrerek onların, mslmanlara gsterdiği muhalefeti kırdı ve bir avu mslmanla birlikte herkesin gz nnde Beytullah'ta namaza durdu. Onun bu şekilde saflarına katılması mslmanlara byk bir moral desteği sağlamıştı. Abdullah İbn Mes'ud'un; "mer'in mslman oluşu bir fetihti" (sdl-gbe, IV,151; İbn Sa'd, a.g.e., III, 270) sz bunu aıka ortaya koymaktadır. Taber'nin İbn Abbas'tan tahric ettiği bir hadise gre, mslmanlığını ilk iln eden kimse Hz. mer (r.a) olmuştur (Suyt, a.g.e.,129). mer (r.a) benliğini kuşatan imanın verdiği heyecanla, kfre karşı aık ve net bir şekilde, hi bir tehdide aldırış etmeden mcadele ediyordu. Mşrikler, secaat ve kararlılığını eskiden beri bildikleri iin ona sataşmaya cesaret edemiyorlardı.

Mslman olduktan sonra srekli Resulullah (s.a.s)'in yanında bulunmuş, onu korumak iin elinden gelen gayreti gstermiştir. O, imn ettikten sonra mşriklere karşı ok sert davranmış ve dinini her ortamda, kimseden ekinmeden herkese meydan okuyarak savunmuştur. İslm tebliğinin yeni bir veche kazanması iin Medine'ye hicret emrolunduğu zaman mslmanlar Mekke'den gizlice Medine'ye g etmeye başladıklarında, Hz. mer, gizlenme ihtiyacı duymamıştı. mer (r.a), beraberinde yirmi arkadaşı olduğu halde Medine'ye doğru yola ıkmıştı. Hz. Ali (r.a) onun hicretini şu şekilde anlatmaktadır: "mer'den başka gizlenmeden hicret eden hi bir kimseyi bilmiyorum. O, hicrete hazırlandığında kılıcını kuşandı, yayını omuzuna taktı, eline oklarını aldı ve K'be'ye gitti. Kureyş'in ileri gelenleri K'be'nin avlusunda oturmakta idiler. O, K'be'yi yedi defa tavaf ettikten sonra, Makm-ı İbrahim'de iki rek'at namaz kıldı. Halka halka oturan mşrikleri tek tek dolaştı ve onlara; "Yzler pisleşti. Kim anasını evladsız, ocuklarını yetim, karısını dul bırakmak istiyorsa şu vadide beni takip etsin" dedi. Onlardan hi biri onu engellemeye cesaret edemedi (Suyt, a.g.e., 130). Bunun iindir ki İbn Mes'ud; "Onun hicreti bir zaferdi" (İbn Sa'd, aynı yer; sdl-gbe, IV, 153) demektedir.

mer (r.a), Medine dnemi boyunca islamın ycelişini etkileyen btn olaylara aktif olarak iştirak etmiştir. Resulullah (s.a.s)'ın nemli kararlar alacağı zaman grşlerine başvurduğu kimselerin başında mer (r.a) gelir. Onun ileri srdğ grşler o kadar isabetliydi ki; bazı ayetler onun daha nce işaret ettiğine uygun olarak nazil oluyordu. Resulullah (s.a.s) onun bu durumunu şu szyle ifade etmekteydi: "Allah, hakkı mer'in dili ve kalbi zere kıldı" (sdl-gbe, IV, 151).

mer (r.a), Bedir, Uhud, Hendek, Hayber vb. gazvelerin hepsine ve ok sayıda seriyyeye katılmış, bunların başında komutan olarak grev yapmıştır. Bunlardan biri Hicretin yedinci yılında Havazinliler'e karşı gnderilen seriyyedir.

mer (r.a), btn meselelere karşı net ve tavizsiz tavır koymakla tanınır. Onun kfre karşı dşmanlığı; mşriklerin, islma karşı olan saldırılarını hazmedememe konusundaki hassasiyeti; bazı kararlara şiddetle karşı ıkmasına sebep olmuştur. Hudeybiye'de yapılan anlaşmanın mşrikler lehine grnen maddelerine karşı ıkışı bunlardan biridir. Ancak o, Resuln, Allah Tel'nın gsterdiği doğrultuda hareket etmekten başka bir şey yapmadığı uyarısı karşısında, hemen kendini toparlamış ve olayın i gereğini kavramıştı.

Resulullah (s.a.s)'ın vefatının hemen peşinden ortaya ıkan karışıklığın Hz. Eb Bekir'in halife seilmesiyle yok edilmesinde Hz. mer byk rol oynamıştır. Hz. Eb Bekir'in kısa halifelik dneminde en byk yardımcısı mer (r.a) olmuştur.

Hz. Eb Bekir (r.a) vefat edeceğini anladığında, Hz. mer'i kendisine halef tayin etmeyi dşnmş ve bu dşncesini aıklayarak bazı sahabilerle istişarelerde bulunmuştu. Herkes mer (r.a)'in fazilet ve stnlğn kabul etmekle beraber, onu bu iş iin biraz sert mizaclı buluyorlardı. Hatta Talha (r.a) ve diğer bazı sahabiler ona; "Rabbin seni mer'i halife tayin ettiğinden dolayı sorgularsa ona ne cevap vereceksin? Bilirsin ki mer olduka sert bir kimsedir" demişlerdi. Hz. Eb Bekir onlara; "Derim ki: Allahım! Kullarının en iyisini onlara halife yaptım" karşılığını vermişti. Sonra da Hz. Osman'ı ağırarak bir kğıda Hz. mer'i halife tayin ettiğini yazdırdı. Kğıt katlanıp mhrlendikten sonra, Hz. Osman dışarı ıkarak insanlardan kğıtta yazılı olan kimseye bey'at edilmesini istedi. Oradakilerin bey'at etmesiyle Hz. mer'in II. Raşid halife olarak iş başına gelişi gerekleşmiş oldu (sd'l-gbe, IV,168-199; İbn Sad, a.g.e., III, 274 vd.; Suyt a.g.e., 92-94).

Hz. mer Dneminde İslam Devleti ve Fetihler : Resulullah (s.a.s)'ın sağlığında Arap yarımadası islmın hakimiyetine boyun eğdirilmiş ve insanlar blk blk ihtida ederek mslmanlarla btnleşmişlerdi.Bunun peşinden Resulullah (s.a.s), islam tebliğinin insanlara ulaştırılmasının nnde bir set teşkil eden, mşrik zalim glerden biri olan Bizans imparatorluğuna karşı asker seferleri başlatmıştı. Eb Bekir (r.a), Resulullah (s.a.s)'ın vefatından hemen sonra ortaya ıkan Ridde hareketlerini bastırdıktan sonra, Bizans hakimiyetindeki topraklara asker akınlar başlatmış, te taraftan ağın despot devletlerinden ikincisi olan İran imparatorluğuna karşı da asker faaliyetlere girişmişti. Hz. mer (r.a)'in zerine dşen, bu siyaseti devam ettirmekten ibaretti. Hz. mer bir taraftan Suriye'nin fethinin tamamlanması iin gayret gsterirken, te taraftan İran cephesinde netice almak iin ordular sevkediyordu. Kadisiye savaşıyla İran ordusu hezimete uğratılmış ve Kisr, saraylarını islam ordusuna terk ederek doğuya kamak zorunda kalmıştı. Peşpeşe gnderilen ordularla İranın bazı blgeleri savaş ile, bazı blgeleri de sulh yoluyla islam'ın hakimiyetine boyun eğdirilmişti. Kuzeye ynelen Mugre b. şu'be, Azerbaycanı sulh yoluyla ele geirmişti. Ermenistan blgesi fethedilen yerler arasındaydı.

Suriye'nin fethi tamamlandıktan sonra bu blgedeki asker harekt batıya doğru kaydırıldı. Etraftaki şehir ve kasabalar fethedildikten sonra Kuds kuşatma altına alındı. Şehirdeki hristiyanlar bir sre direndilerse de sonunda barış istemek zorunda kaldılar. Ancak, komutanlardan ekindikleri iin şart olarak şehri bizzat halifeye teslim etmek istediklerini bildirmişlerdi. Durum Ebu Ubeyde tarafından bir mektupla Hz. mer (r.a)'a bildirildi. Hz. mer (r.a) Ashabın ileri gelenleriyle istişare ettikten sonra, Medine'den komutanlarıyla buluşmayı kararlaştırdığı Cabiye'ye doğru yola ıktı. Cabiye'de yapılan bir anlaşmadan sonra Hz. mer, bizzat Kuds'e kadar giderek şehri teslim aldı (H.16-M. 637). Hz. mer (r.a) kısa bir mddet Kuds'te kaldıktan sonra Medine'ye geri dnd.

Bu arada İran cephesinde durumlar karışmaya başlamıştı. Hz. mer, blgede bulunan orduları takviye ederek İran meselesini kesin bir sonuca bağlamaya karar verdi. Hicri 21 yılında başlayan ve srekli takviye edilen akınlarla Azerbaycan ve Ermenistan da dahil olmak zere, Horasan'a kadar btn İran toprakları islam devletinin sınırları iine alınmış ve Fars cephesinde asker harektlar tamamlanmıştı.

te taraftan Amr b. el-As, hazırlayıp uygulamaya koyduğu harekt planıyla Mısır'ı fethetmeyi başarmış, mslmanları Mısır'dan geri pskrtmek iin İskenderiye'de hazırlıklara girişen Bizanslıların zerine yryerek burayı ele geirmişti (H. 21). Bylece Suriye'den sonra, Mısır'da da Bizans'ın hakimiyetine son verilmiş oluyordu (Sibli Numan, Btn ynleriyle Hz. mer ve Devlet idaresi, Terc. Talip Yaşar Alp, İstanbul t.y., I, 285-286).

İslam ordularının fethettiği blgelerdeki halk, mslmanlardan grdkleri msamaha ve dil davranışlardan etkilenerek kitleler halinde islma giriyorlardı. Asırlarca Bizans ve İran devletlerinin zulm altında ezilen, horlanan topluluklar islmın kuşatıcı merhameti ile yz yze geldiklerinde mslman olmakta tereddt gstermiyorlardı. Kendi dinlerinden dnmek istemeyenler ise hi bir baskıya maruz kalmadıkları gibi, geniş bir inan hrriyetine kavuşuyorlardı.

Hz. mer, bir taraftan islmın insanlığa tebliğinin nndeki engelleri kaldırmak iin ordular sevkederken, te taraftan da henz messeselerine kavuşmamış bulunan devleti teşkilatlandırmaya alışıyordu.

Hz. mer'den nce, orduya katılan askerler ve bunlara dağıtılan paralar belirli defterlere yazılıp kayıt altına alınmazdı. Bu durum normal olarak bazı karışıklıkların ıkmasına sebep olur, gelir ve giderlerin hesabı yapılamazdı. İlk zamanlar buna pek ihtiya da yoktu. Ancak devletin sınırları genişlemiş ve bu geniş cografya ierisinde devletin etkinliğini sağlayabilmek iin idar dzenlemeler yapılması zarureti doğmuştu. O, ilk olarak askerlerin kayıtlarının tutulduğu ve fey ve ganimet gelirlerinin dağıtımının kaydedildiği "divan" teşkilatını kurdu.

Ayrıca, Suriye ve Irak'ta bulunan divanlar varlıklarını korumuşlardır. Bunlar vergilerin toplanması ile alakalı alışmaları yrtmekteydiler. Suriye ve Irak'taki divanlar her ne kadar İran ve Bizans mal teşkilatından kalma idiyse de, onun Medine'de tesis ettiği divan hibir yabancı tesir sz konusu olmaksızın, ortaya ıkan ihtiyaları karşılamak iin kurulmuştur. Hz. mer, feyden elde edilen gelirlerden verdiği atiyyeleri bir gruplandırmaya tabi tutmuştur.

Hz. mer, yargı (kaza) işlerini bir dzene koymak iin valilerden ayrı ve bağımsız alışan kadılar tayin eden ilk kimsedir. O, Kufe'ye, Sureyh b. el-Haris'i, Mısır'a da Kays b. Ebil-As es-Sehm'yi kadı tayin etmiştir. Onun Medine'deki kadısı Eb Derda (r.a)'dır. Bu dnemin tanınmış kadılarından birisi de Ebu Msa el-Eşari'dir. Hz. mer, tayin ettiği kadılara, grevlerini ne şekilde ifa etmeleri gerektiğine dair talimatlar verir ve onların bu ereve dışına ıkmamalarını tenbihlerdi (Mustafa Fayda, Doğuştan Gnmze Byk İslm Tarihi, İstanbul 1986, II, 176-177).

Hz. mer (r.a)'in, zerinde titizlikle durduğu ve asla msamaha gstermediği en nemli konu adlet meselesiydi. O, mevki, rtbe, soyluluk vb. hibir ayırım gzetmeden hakların sahiplerine verilmesi iin ok şiddetli davranmıştır. Bu konuda onun yanında bir kle ile efendisi arasında bir fark yoktur.

O, her tarafta adletin eksiksiz yerine getirilmesi, muhta ve yoksul kimselerin gzetilmesi iin lkenin en cra kşelerindeki durumlardan zamanında haberdar olmak iin imkn oluşturmaya alıştı. O, muhta kimseler konusunda din ayırımı gzetmemiş, hristiyan ve yahudilerden olan yoksullara da yardımlarda bulunmuştur.

Devletin temel grevlerinden birisi ilmin insanlara ulaştırılmasıdır. Hz. mer, fethedilen blgelerde okullar amış, buralara mderrisler tayin etmiş ve Kur'an-ı Kerim'i okumak ve onunla amel edebilmek iin gerekli olan eğitimin verilmesini sağlama yolunda gayret sarfetmiştir. İslm'ın, mslman olan insanlara ğretilmesi ve tebliğ alışmalarının yrtlmesi iin sahablerden ve diğer limlerden istifade etmiş ve onları değişik blgelerde grevlendirmiştir. Kur'an, Hadis ve Fıkıh ğretimi ile uğraşan bu limlere byk meblağlar tutan maaşlar bağlamıştır. Hz. mer, devletin her tarafında camiler inşa ettirmişti. Onun zamanında drt bin tane cami yapılmış olduğu rivayet edilmektedir (Ahmed en-Nedvi, Asr-ı Saadet, Terc. Ali Genceli, İstanbul 1985, I, 317). İlk defa bir takvimin kullanılmasına Hz. mer zamanında ihtiya duyulmuş ve bylece Hicret esas alınarak oluşturulan takvimle devlet işlerinde tarihleme aısından ortaya ıkan problemler ortadan kaldırılmıştır (H. 16).

İslm devleti, bağımsız bir devlet olmasına ve ok geniş bir coğraf sahayı kaplayan ekonomik faaliyetlerin yrtlmesine rağmen, kullanılan paralar yabancı kaynaklıydı. Irak ve İran blgelerinde Fars dirhemleri; Suriye ve Mısır taraflarında da Bizans dinarları tedavlde bulunmaktaydı. Bu durum o devirde henz hissedilmeye başlanmamış olsa bile, bir ekonomik baskı tehlikesini beraberinde getirmekteydi. Hz. mer'in, devleti messeselere kavuşturup yapısını sağlamlaştırmaya alışırken, bu duruma da mdahale etmemesi dşnlmezdi. O, Hicri 17 de para bastırarak piyasaya srd. Ayrıca Halid b. Velid'in Taberiye'de Hicr 15 tarihinde dinar darbettirdiği de bilinmektedir (Hassan Hallk, Dirst f Tarihil-Hadretil-İslamiye, Beyrut 1979, 13-15). Hz. mer (r.a), İslm devletinin dışarıdan gelebilecek saldırılara karşı gvenliğini sağlamak ve orduları dşman blgelerine yakın yerlerde bulundurabilmek iin ordugah şehirler tesis etmiştir. İran ve Hindistan taraflarından gelebilecek deniz akınlarına karşı Basra ordugah şehri kuruldu. Bu şehrin mevkii bizzat Hz. mer tarafından tesbit edilmiştir. O, bu iş iin Utbe b. Gazvan'ı grevlendirmişti. Utbe, sekizyz adamıyla o zaman boş ve ıssız olan Haribe blgesine gelip H. 14 yılında Basra şehrinin inşasına başladı.

Sa'd b. Ebi Vakkas, Kadisiye'de kazandığı byk zaferden sonra İran ilerine akınlara başlamıştı. Onun ordusu Medin'de bulunmaktaydı. Ancak buranın ikliminin Arap askerlerin sağlığını olumsuz ynde etkilediği anlaşılınca, Hz. mer, Sa'd'a iklim bakımından uygun ve merkez ile arasında deniz bulunmayan bir yer bulup burada bir şehir kurması talimatını verdi. Bu iş iin grevlendirilen Selmn ve Huzeyfe, Kufe mevkiini uygun buldular. H. 17 de kurulan bu ordugah şehir kırk bin kişiyi iskn edebilecek byklkte inşa edildi.

Amr b. el-As, Mısır'ı fethettikten sonra İskenderiye'yi karargah edinmek iin Hz. mer (r.a)'dan izin istedi. Hz. mer (r.a), haberleşme aısından endişe duyduğu iin kendisiyle Mısır'daki kuvvetler arasında bir nehrin bulunmasını kabul etmedi. Amr, Nil'in doğu yakasına geerek burada Fustat adlı şehri kurdu (H. 21). Bu ordugah şehirlerinden başka yine asker amalı merkezler de oluşturulmuştur.

Hz. mer'in idare anlayışı : Hz. mer, toplumu ilgilendiren meselelerde karar vereceği zaman mslmanların grşne başvurur, onlarla istişare ederdi. O "istişare etmeden uygulamaya konulan işler başarısızlığa mahkmdur" demekteydi. İstişarede takip ettiği yntem şuydu: nce meseleyi mslmanların ulaşabildiği oğunluğu ile grşr, peşinden Kureyşliler'in dşncesini sorar, son olarak da sahabilerin grşlerini alırdı. Bylece en isabetli fikir ortaya ıkar ve uygulamaya konulurdu. Hz. mer, mslmanların yaptığı işlerde bir hata grdkleri zaman kendisini uyarmalarını isterdi. Başka dinlere mensup olup, zimm statsnde bulunan kimselerle alkalı işlerde de onların grşlerine başvurur ve meseleyi onlarla istişare ederdi. Bu durum Hz. mer'in adlet anlayışının ne kadar kapsamlı olduğunu ortaya koymaktadır.

Hz. mer idarede grevlendirdiği memurlarına karşı olduka sert davranır, onların bir haksızlıkta bulunmalarına asla gz yummazdı. Halka karşı ise son derece şefkatle yaklaşır, onların varsa gizledikleri problemlerini ğrenip zmlemek iin gece-gndz uğraşıp dururdu. O bu hassasiyetini: "Fırat kıyısında bir deve helak olsa, Allah bunu mer'den sorar diye korkarım" sz ile ortaya koymaktadır. Hz. mer, merkezden uzak blgelerde halkın durumunu yakından grmek iin seyahatler yapma yoluna gitmişti. O, insanların eşitli dertlerini uzak diyarlarda olmaları sebebiyle kendisine ulaştıramadıklarından endişe ediyordu. Bazı blgeleri dolaşmasına rağmen başka yerlere gitmeyi tasarladığı halde mr o şehirlere ulaşmasına yetmemişti. İslm tarihinde adletin timsali olarak yerini alan Hz. mer (r.a) hakkında rivayet edilen şu olay onun bu sıfatla btnleşmiş olduğunun en aık delilidir.

Bir defasında Eslem'le birlikte Harra taraflarında (Medine'nin dış blgesi) dolaşırlarken ışık yanan bir yer grd ve Eslem'e; "şurada, gecenin ve soğuğun aresizliğine uğramış biri var. Haydi onların yanına gidelim" dedi. Oraya gittiklerinde bir kadını iki ocuğuyla zerinde tencere bulunan bir ateşin etrafında otururken grdler. Hz. mer, onlara; "Işıklı aileye selm olsun" dedi. Kadın selmı aldıktan sonra yanlarına yaklaşmak iin izin alan Hz. mer ona yanındaki ocukların neden ağladıklarını sordu. Kadın, karınlarının a olduğunu syleyince, Hz. mer merakla tencerede ne pişirdiğini sordu. Kadın, tencerede su bulunduğunu, ocukları yemek pişiyor diye avuttuğunu syledi ve; "Allah bunu mer'den elbette soracaktır" diye ekledi. Hz. mer, ona; "mer bu durumu nereden bilsin ki?" diye sorduğunda kadın; "Madem bilemeyecekti ve unutacaktı neden halife oldu" karşılığını verdi. Hz. mer bu cevap karşısında irkilerek Eslem'le birlikte doğruca erzak deposuna gitti. Doldurdukları yiyecek uvalını Eslem taşımak istedi. Ancak Hz. mer (r.a); "Kıyamet gnnde benim ykme ortak olacak değilsin. Onun iin bırak da ykm kendim taşıyayım" diyerek buna izin vermedi; uvalı omuzuna aldı ve kadının bulunduğu yere gtrd. Orada bizzat yemeği Hz. mer (r.a) hazırlayıp pişirdi ve onları doyurdu. Eslem; "O, ateşe flerken şakakları arasından ıkan dumanları seyrediyordum" demektedir. Hz. mer oradan ayrılırken kadın; "Siz bu işe mer'den daha layıksınız" dedi. Hz. mer; "mer'e dua et. Bir gn onu ziyarete gidersen beni orada bulursun" dedi.

Bu onun insanlara yardım etmede ve mağduriyetlerini gidermede gsterdiği hassasiyetin rneklerinden sadece bir tanesidir.

İlmi : Hz. mer'in fıkıh ilminde ayrı bir yeri vardır. O, her ynyle devleti teşkilatlandırmaya alışırken diğer taraftan da bu teşkilatlanmanın alt yapısı olan ilm gelişmeyi sağlayabilmek iin gayret sarfediyordu. Fıkıh usulnn oluşumu Hz. mer (r.a) ile başlar. Fıkıh ilminin temellerini meydana getiren kaideleri, karşılaştığı kaz ve idar meseleleri zme kavuştururken takip ettiği yntemlerle belirlemeye başlamıştır. Ondan sahih senetlerle rivayet olunan fikh hkmlerin sayısı birka bini bulmaktadır. Hz. mer'in itihadlarının İslm hukuku aısından ok byk bir nemi vardır ve Resulullah (s.a.s)'in hadislerinden başka hi bir şey onun bu itihadlarının zerinde değildir (Muhammed Revvs Kal'acı, Mevsuatu Fıkh mer b. el-Hattab, 1981, 8; Bu kitabta Hz. mer'in Fıkh itihadları bir araya toplanarak ansiklopedik bir tarzda tasnif edilmiştir).

Hz. mer (r.a), Hadis rivayeti konusunda ok titiz davranmıştır. O, Peygamber (s.a.s)'den hadis rivayet eden bazı kimseleri sorguya ekmiş, onlardan rivayet ettikleri hadisler iin şahid istemişti. Hz. mer'in kendisinden beş yz otuz dokuz hadis rivayet edilmiştir (Suyut, a.g.e., 123).

Ayrıca o, Kur'an-ı Kerim'in te'vil ve tefsirinde ilim sahibiydi. İbn mer'den rivayet edildiğine gre, kendisine Resulullah (s.a.s) hayattayken kimlerin fetva verdiği sorulduğunda: "Ebu Bekir ve mer'den başkasının fetva verdiğini bilmiyorum" karşılığını vermişti (H.i.Hasan, İslm Tarihi, İstanbul 1985, I, 319).

Şahsiyeti : Hz. mer, inandığı şeyi yerine getirme hususunda şiddetli davranmakla tanınır. O, mslman olmadan nce ilk iman edenlere karşı sert muamele etmişti. Mslman olduktan sonra ise bu sertliği islm'ın lehine mşriklere karşı ynelmiştir. Hz. mer Halife olduktan sonra da doğruların uygulanması ve hakkın elde edilmesi konusunda titiz davranmaya ve en ufak ayrıntıları bile bizzat takip etmeye aşırı dikkat gstermiştir. O, bir şeyi emrettiği veya yasakladığı zaman ilk nce kendi ailesinden başlardı. Aile fertlerini bir araya toplayarak onlara şyle derdi; "şunu ve şunu yasakladım. İnsanlar sizi yırtıcı kuşun eti gzetlediği gibi gzetlerler. Allah'a yemin ederim ki, her hangi biriniz bu yasaklara uymazsa onu daha fazlasıyla cezalandırırım". Sert bir mizaca sahip olmasına rağmen insanlara karşı olduka mtevz davranırdı. Geniş toprakları, gl orduları olan bir devletin başkanı olması onu diğer insanlar gibi mtevaz ve sade bir hayat yaşamaktan alıkoyamamıştır. Pahalı, lks elbiseler giymekten kaınır, diğer insanlar gibi gerektiğinde alelade işlerle uğraşmaktan ekinmezdi. Tanımayan kimse onun mslmanların halifesi olduğunu asla anlayamazdı. nk oğu zaman giydiği elbise yamalarla doluydu.

Hz. mer gl bir hitabet kudretine sahipti ve konuşurken beliğ bir uslubla konuşurdu. Onun stn kabiliyeti yazı iin de geerliydi. Valilerine yazmış olduğu talimatları ve mektupları Arap dili iin bir numune addedilmekteydi. Hz. mer şiire de ilgi duyan ve şiir zevki olan sahabilerden birisidir. ok sayıda Arap şairlerinin şiirlerini ezberlemiş, az da olsa şiir yazmıştır. Hz. mer ibadet ederken btn benliğiyle Rabbine ynelirdi. Halife olduktan sonra gndz işlerinin yoğun olmasından dolayı nafile namazlarını gece kılar, ev halkını sabah namazına; "ve namazı ailene emret" (Th, 20/132) mealindeki ayeti okuyarak uyandırırdı. O, her sene haccetmeyi asla ihmal etmez ve hac farizasını yerine getirmek iin Mekke'ye gelen hacılara bizzat riyaset ederdi. Rabbine karşı duyduğu sorumluluğun altında ylesine ezilirdi ki, kıyamet gn hesaptan, cezasız kurtulmayı başarabilirse sevineceğini sylerdi. O, lm dşeğinde bu endişesini şu anlamdaki bir beyitle dile getiriyordu:

"Mslman oluşum, namazları kılıp, orucu tuttuğum mstesna, nefsime zulmetmiş bulunuyorum" (Sibl, a.g.e., II, 373). Hz. mer (r.a)'in, şahsi hayatı olduka sadeydi. Hz. mer (r.a), Bizans ve İran'a karşı byk ordular sevkeden ve onları tarihlerinde pek nadir tattıkları srekli yenilgilerle perişan eden gl ve muktedir bir devletin başkanıdır. Ama o buna rağmen yamalı elbiseler, eskimiş sarık ve yırtık ayakkabılarla hayatını srdren bir kişidir. O, bazen dul bir kadına su taşırken grlr, bazan da gnn yorgunluğunu hafifletmek iin mescid'in ıplak zemini zerinde uyuduğuna şahit olunurdu. Medine'den Mekke'ye ok sayıda yolculuk yapmış olduğu halde hi bir zaman yanına adır almamış ve yolda, bir arşafı dalların zerine gererek basit bir şekilde dinlenmeyi tercih etmiştir. Yine bir gn, Ahnef b. Kays yanında Arapların ileri gelenlerinden bazı kimselerle birlikte Hz. mer (r.a)'i ziyarete gitmiş; onu, elbisesinin eteklerini beline sıkıştırmış olduğu halde koşar bir vaziyette bulmuştu. mer (r.a), Ahnef'i grdğnde ona; "Gel de kovalamaya katıl. Devlete ait bir deve katı. Bu malda ka kişinin hakkı olduğunu biliyorsun" dedi. Bu esnada biri ona neden kendini bu kadar zdğn ve deveyi yakalamak iin bir kleyi grevlendirmediğini syleyince O; "Benden daha iyi kle kimmiş?" diyerek karşılık vermiştir (Sibl, a.g.e., I, 384-385). Gnlk yaşayışını gsteren bu rnekler, Hz. mer (r.a)'in mmetin sorumluluğunu stlenen kimselerin yklenmiş oldukları grevleri ne şekilde yerine getirmeleri ve makamlarının cazibesine kapılıp sıradan insanların yaşayış tarzından kopmadan hkmetmeleri gerektiğini, ağları aşan bir rnek sergileyerek ortaya koymuştur. Bir devlet başkanı ancak bu şekilde, insanlardan ve onların gnlk yaşamlarından kopmadan dil bir ynetim kurabilir. Hz. mer (r.a)'a dil sıfatını kazandıran, onun bu şekilde islm'ı yeryzne hakim kılma yolunda varlığını ortaya koymuş olmasıdır. Hz. mer (r.a) geimini ticaretle temin ederdi. Bunun yanında Peygamber (s.a.s)'in Medine'de ona bazı tarlalar verdiği de bilinmektedir. Hayber'in fethini mteakip burada ele geirilen araziler, savaşa katılanlar arasında taksim edilmişti. Ancak, Hz. mer (r.a) kendi payına dşen araziyi vakfetmiş ve bir vakıf şartnamesi de dzenlemişti: "Bu arazi satılamaz, hibe edilemez ve miras yolu ile sahip olunamaz; geliri fakirlere, akrabaya, klelere, Allah yolunda, yolcu ve misafirlere harcanacaktır. Vakfı yneten kişinin ll olarak yemesinde ve yedirmesinde bir sakınca yoktur" (Buhar, surt, 19). İslmda ilk vakıf olayı budur.

Halife olduktan sonra, devlet işleriyle uğraşmasından dolayı kendi iaşesinin temini iin Ashab'a mracaat etmis, Hz. Ali (r.a)'in teklifine uyularak ona ve ailesine normal llerde devlet malından geim imknı sağlanmıştı. H. 15 yılında mslmanlara maaş bağlandığı zaman, ona da ileri gelen Ashab'a verilen miktarda, beş bin dirhem maaş tayin edilmişti. Ancak onun gnlk gideri ok mtevazi meblağdı. mer (r.a), yemek olarak genellikle şunları yerdi: Ekmek (buğdaydan olduğu zaman kepekli), bazen et, st, sebze ve sirke.

Hz. mer (r.a)'in fazileti ve stnlğ hakkında ok sayıda sahih hadis bulunmaktadır. Hz. mer din konusunda o kadar tavizsizdi ki, şeytanlar bile onunla karşılaşmaktan ekinirlerdi. Bir defasında Resulullah (s.a.s)'ın yanına gitti. Resulullah (s.a.s)'dan bir şey istemek iin orada bulunan kadınlar, Hz. mer'in sesini duyduklarında hemen kalkıp perdenin arkasına getiler. Hz. mer ieri girdiğinde Resulullah (s.a.s) glyordu. Hz. mer ona; "Allah yasını gldrsn ya Resulullah" dedi. Bunun zerine Resulullah (s.a.s); "şu benim yanımda olanlara şaşarım. Senin sesini işitince perdeye koştular" dediğinde Hz. mer; "Ya Resulullah, onların ekinmesine sen daha layıksın" dedi. Sonra da kadınlara dnerek; "Ey nefislerinin dşmanları! Resulullah (s.a.s)'den ekinmiyorsunuz da benden mi ekiniyorsunuz?" diyerek onlara ıkıştı. Kadınlar; "Evet. Sen Resulllah (s.a.s)'den sert ve haşinsin" dediler. Resulullah (s.a.s), Nefsim yed-i Kudretinde olan Allah'a yemin olsun ki, şeytan sana bir yolda rastlamış olsa, mutlaka yolunu değiştirirdi" (Mslim, Fedil's-Sahbe, 22).

Başka bir rivayette Resulullah (s.a.s) onun iin şyle buyurmuştu:

"Gkte bir melek bulunmasın ki mer'e saygı duymasın. Yeryznde ise bir şeytan bulunmasın ki mer'den kamasın" (Suyt, a.g.e., 133).

Resulullah (s.a.s), hakkı grmek ve onu tatbik etmek konusunda mer (r.a)'in stnlğn şyle ifade etmekteydi: "Sizden nce geen mmetlerde bazen ilham sahipleri bulunurdu. Eğer benim mmetimde onlardan biri bulunursa, mer b. Hattab onlardandır" (Mslim, Fedil's-Sahbe, II). Bu, Hz. mer (r.a)'in işlerinde ve verdigi kararlarda isabetli davranmasını bir anlamda aıklar niteliktedir. Nitekim Resulullah (s.a.s); Allah doğruyu mer'in lisanı ve kalbi zere kılmıştır" (sdl-gbe, IV, 151; Suyut, 132) demektedir. Bir defasında da Hz. mer'i gstererek şyle demişti: Bu aranızda yaşadığı srece, sizinle fitne arasında kuvvetlice kapanmış bir kapı bulunacaktır" (Suyt, aynı yer).

mer (r.a)'in bu durumunu bazı konularda inen ayetlerin daha nce onun gsterdiği doğrultuda olması da te'yid etmektedir. Hz. mer şyle demiştir: "Rabbime şeyde muvafık dştm: Makam-ı İbrahim'de, hicab'da ve Bedir esirlerinde" (Mslim, Fedils-Sahabe, II). Hz. mer tekileri zikretmemiştir. rneğin mnafıkların cenaze namazını kılmaması iin Resulullah (s.a.s)'e inen ayet bunlardan biridir (bk. Mslim, aynı bab; Hz. mer (r.a)'in grşleri doğrultusunda nzil olan ayetler iin bk. Suyt, a.g.e., 137-140).

 

Google
 
Ziyareti:  Sitede şu anda 0 ye ve 235 misafir olmak zere toplam 235 kişi bulunuyor.

İstatistikler:  Bugn Tekil:1  oğul:787378  Toplam:95118592  Bugn ye:25  Dn:0  Toplam:32287  Dn Tekil:1  oğul:22812

Kim Nerede:  Misafir1, Misafir2, Misafir3, Misafir4, Misafir5, Misafir6, Misafir7, Misafir8, Misafir9, Misafir10, Misafir11, Misafir12, Misafir13, Misafir14, Misafir15, Misafir16, Misafir17, Misafir18, Misafir19, Misafir20, Misafir21, Misafir22, Misafir23, Misafir24, Misafir25, Misafir26, Misafir27, Misafir28, Misafir29, Misafir30, Misafir31, Misafir32, Misafir33, Misafir34, Misafir35, Misafir36, Misafir37, Misafir38, Misafir39, Misafir40, Misafir41, Misafir42, Misafir43, Misafir44, Misafir45, Misafir46, Misafir47, Misafir48, Misafir49, Misafir50, Misafir51, Misafir52, Misafir53, Misafir54, Misafir55, Misafir56, Misafir57, Misafir58, Misafir59, Misafir60, Misafir61, Misafir62, Misafir63, Misafir64, Misafir65, Misafir66, Misafir67, Misafir68, Misafir69, Misafir70, Misafir71, Misafir72, Misafir73, Misafir74, Misafir75, Misafir76, Misafir77, Misafir78, Misafir79, Misafir80, Misafir81, Misafir82, Misafir83, Misafir84, Misafir85, Misafir86, Misafir87, Misafir88, Misafir89, Misafir90, Misafir91, Misafir92, Misafir93, Misafir94, Misafir95, Misafir96, Misafir97, Misafir98, Misafir99, Misafir100, Misafir101, Misafir102, Misafir103, Misafir104, Misafir105, Misafir106, Misafir107, Misafir108, Misafir109, Misafir110, Misafir111, Misafir112, Misafir113, Misafir114, Misafir115, Misafir116, Misafir117, Misafir118, Misafir119, Misafir120, Misafir121, Misafir122, Misafir123, Misafir124, Misafir125, Misafir126, Misafir127, Misafir128, Misafir129, Misafir130, Misafir131, Misafir132, Misafir133, Misafir134, Misafir135, Misafir136, Misafir137, Misafir138, Misafir139, Misafir140, Misafir141, Misafir142, Misafir143, Misafir144, Misafir145, Misafir146, Misafir147, Misafir148, Misafir149, Misafir150, Misafir151, Misafir152, Misafir153, Misafir154, Misafir155, Misafir156, Misafir157, Misafir158, Misafir159, Misafir160, Misafir161, Misafir162, Misafir163, Misafir164, Misafir165, Misafir166, Misafir167, Misafir168, Misafir169, Misafir170, Misafir171, Misafir172, Misafir173, Misafir174, Misafir175, Misafir176, Misafir177, Misafir178, Misafir179, Misafir180, Misafir181, Misafir182, Misafir183, Misafir184, Misafir185, Misafir186, Misafir187, Misafir188, Misafir189, Misafir190, Misafir191, Misafir192, Misafir193, Misafir194, Misafir195, Misafir196, Misafir197, Misafir198, Misafir199, Misafir200, Misafir201, Misafir202, Misafir203, Misafir204, Misafir205, Misafir206, Misafir207, Misafir208, Misafir209, Misafir210, Misafir211, Misafir212, Misafir213, Misafir214, Misafir215, Misafir216, Misafir217, Misafir218, Misafir219, Misafir220, Misafir221, Misafir222, Misafir223, Misafir224, Misafir225, Misafir226, Misafir227, Misafir228, Misafir229, Misafir230, Misafir231, Misafir232, Misafir233, Misafir234, Misafir235,