Forum    Kuran-ı Kerim  
     Yazan: siyahzambak   Son Yazan: siyahzambak (14.11.2006 09:39:48)     Cevap: 0    Okunma: 8742
      Konu Adı: kur'an-ı kerimi okuma adabı

Yazan

Mesaj

 


siyahzambak
(kıdemli)


Mesaj Sayısı: 111

   Mesaj Tarihi: 14.11.2006 09:39:48   
 
 

ـ1ـ عن البراء رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ. قال: ]قال رسول اللّه #: زَيِّنُوا الْقُرآنَ بِأصْوَاتِكُمْ[. أخرجه أبو داود والنسائ.قلت: وأخرجه البخارى في آخر صحيحه ترجمة. والمراد بقوله: زَيِّنُوا الْقُرآنَ بِأصْوَاتِكُمْ رفع الصوت بالقراءة، واللّه أعلم .

 

1. (906)- Ber (radıyallahu anh) anlatıyor: "Reslullah (aleyhissal漮u vessel滵) ş騽le buyurdu:

"Kur'滱-ı Kerim'i sesinizle  gzelleştirin." [Ebu Davud, Sal漮 355, (1468); Nes碭,Sal漮 83, (2, 179, 180); İbnu M歊e, İk滵et 176, (1342).]

Derim ki: Buhar, bu rivayeti Sahih'inin sonunda bab başlığında (tercmede)  kaydetmiştir (Tevhid 52). "Kur'an'ın sesle  tezyininden maksad, kıraat sırasında sesin  ykseltilmesidir (Doğruyu Allah bilir).[1]

 

AケKLAMA:

 

Kur'滱-ı Kerim'in gzel sesle tezyin edilmesi meselesi, 滎imler arasında farklı anlayışlara sebep olmuştur. "Kur'滱'ın sesle tezyine ihtiyacı yoktur" kanaatinde olanlar, riv漧etin Ber (radıyallahu anh) tarafından yapılmış olan    زَيَّنُوا اَصْوَاتَكُم بالقران   "seslerinizi Kur'滱'la gzelleştirin" şeklindeki rivayetine  dayanarak hadisin maklub (rivayet sırasında kelimelerin yerleri değişmiş) olduğunu s騽lemiştir. Bu kanaatte olanlara g顤e, Kur'滱-ı Kerim'in kimsenin sesinden gzellik kazanma ihtiyacı yoktur. Cenab-ı Hakk'ın kel滵ıdır, stelik Reslullah (aleyhissal漮u vessel滵)'ın ebed bir mucizesidir. Her y霵yle gzeldir. Bizler onun kıraatiyle  sesimizi gzelleştirmeye muhtacız. 琈le ise hadis: "Kur'滱'ı kıraat edin, sesinizi onunla meşgul edin, onun kıraatı şi漷ınız, zinetiniz olsun" demektedir. Ancak, 蔞ğunluk, hadiste kalb aramaya gerek duymazlar. İbnu Deybe'nin kaydettiği gibi, hadiste ge蔒n Kur'滱 kelimesinden maksad, Kur'滱'ın til潎etidir, bin歋naleyh kuvvetli bir hıfz ve gzel bir sesle, Kur'滱-ı Kerim'in okunuşunun gzelleştirilmesi gereğini anlamak l漘ımdır. Zira gzel s驆, gzel sesle daha da gzelleşir. Kur'滱' ın gzel bir eda ve hoş bir sesle okunması, onu dinlemeye ve kulak vermeye insanların meylini artıracaktır. 琈le ise hadisten Kur'滱 okurken, imk滱 nisbetinde sesin gzelleştirilmesi, gzel til潎ete ulaşmak i蓾n de sesin husus terbiyeden ge蓾rilmesi gerektiği anlaşılmalıdır.

Bu noktada hemen kaydedelim ki, Kur'滱-ı Kerim'in til潎etini gzel kılmak i蓾n, tegann denen şarkıv漷i tarza yer vermemek gerekir. 殯imler til潎ette tecvid kaidelerinin dışına ıkarak tegann覭e kaılmasının mekruh olduğunu belirtirler. B騽le bir til潎et karşısında dinleyenlere de akslamel g飉termesi gerekmektedir. Kel滵ullah her y霵yle farklıdır. Til潎et y霵yle de hususiyeti korunacak, şarkı, trk, gazel gibi l歍in musikiye benzetilmeyecektir. Aliyyu'l-K漷, Mirkat'ta bu tarzda okumanın haram olacağına, b騽le bir til潎eti dinleyenin de gnahk漷 olacağına  dair fetva kaydeder; bunun, md殠ale edilmesi v歊ib olan en k飆 bid'alardan biri olduğunu belirtir.

K漷, sadedinde olduğumuz hadisi aıklama zımnında, bu m滱ada varid olan başka rivayetler de kaydeder.

"Kur'滱'ı sesinizle gzelleştirin. Zira gzel ses Kur'滱'ın gzelliğini artırır" (Nes碭, İbnu Hibb滱, H毾im).

"Gzel ses Kur'滱'ın zinetidir" (Taber滱).

"Her şeyin bir ss vardır, Kur'滱'ın ss gzel sestir" (Abdurrezzak).

Aliyyu'l-K漷, bu rivayetleri kaydettikten sonra şu değerlendirmeyi yapar: "Burada Kur'滱'ın sesle gzelleştirilmesine bir emir vardır. Kur'滱'ın sesle gzelleşmesi mş殠ede ile s槆it bir ger蔒ktir. 琈le ise bu durum, hadisin maklub olduğu iddiasını reddeder, kalb bunda değil, muhalif rivayettedir."

Bu iki g顤şn cem'edilmesine bir m滱i olmadığını belirten K漷, kanaatini te'yid eden bir vak'ayı  yce sah槆 Abdullah İbnu Mes'ud (radıyallahu anh)'dan -Gavs-ı 璧am Abdlkadir Geyl滱 Hazretleri'nden naklen- kaydeder. Byklerin 蔞k y霵l derslerle dolu olan  davranışlarından biri olan h歍iseyi sunmada faydalar umuyoruz:

"Abdullah İbnu Mes'ud (radıyallahu anhm) bir gn Kfe mahallelerinden birinde giderken bir yere gelir. Orada bir grup f滻ık bir evde toplanmış, eğlenmekteler: Z漘滱 isminde birisi ud 蓷lmakta ve 蔞k gzel sesiyle şarkılar okumakta, diğerleri de i蔝i i蓾p naralar atmaktalar. İbnu Mes'ud Z漘滱'ın sesini işitince: "Ne gzel ses! Eğer bu, Kitabullah'ın kıraatinde kullanılsaydı, o zaman daha gzel olacaktı!" der. Rid滻ıyla başını 顤tp yoluna devam eder.

Onun sesi Z漘滱'ın kulağına gelir ve:

"- Kimdir bu?"

diye sorar. Kendisine: Onun, Reslullah (aleyhissal漮u vessel滵)'ın ash槆ından Abdullah İbnu Mes'd olduğu s騽lenir.

"- Peki ne demişti?"

diye sorar. Kendisine:

"- Ne gzel ses! Eğer bu, Kitabullah'ın kıraatinde kullanılsaydı, o zaman daha gzel olacaktı!"

dediği haber verilir.

Derh滎 Z漘滱'ın kalbine bir heybet (rperti) girer. Kalkıp udunu yere 蓷larak par蓷lar. İbnu Mes'ud'a yetişir, mendilini boynuna takarak yce sah槆inin 霵nde ağlamaya başlar. (Onun ağlayışından duygulanan) Hz. Abdullah (radıyallahu anhm) boynuna sarılır ve bir mddet beraber ağlaşırlar.

Sonra Abdullah:

"- Allah'ı seveni ben nasıl sevmiyeyim?"

der. Adamcağız, ud 蓷lmış olduğu i蓾n tevbe eder ve İbnu Mes'ud (radıyallahu anh)'un bir daha peşini bırakmaz. Kur'滱 ğrenir, Abdullah'ın ilminden byk bir pay tahsil eder. 琈le ki, ilimde hatırı sayılır bir imam olur."

K漷, bu hadiseyi naklettikten sonra, Kur'滱 til潎etinin gzel sesle tezyin edilmesi gerektiğine dair kanaatini te'yiden Reslullah (aleyhissal漮u vessel滵)'ın Ebu Msa el-Eş'ar hazretlerine (radıyallahu anh) s騽lediği şu s驆lerini kaydeder:

"Sana 殯-i D潎ud'a verilen mizmarlardan[2] bir mizmar verilmiştir. Dn gece seni dinlerken beni bir g顤meliydin. Ger蔒kten sana 殯-i D潎ud'a verilen mizm漷lardan biri verilmiş." Bir başka misal: "Gzel sesle Kur'滱 okuyan bir kimseye Allah'ın g飉terdiği al毾a ve yakınlık, gzel sesli c漷iyeye efendisinin duyduğu al毾a ve yakınlıktan 蔞k daha fazladır."

Netice olarak şunu s騽leyebiliriz: Esas olan Kur'滱'ın okunmasıdır. Tertil ile okuyarak kıraatı sslemenin mstehab olduğunda btn ulema mttefiktir. Tegann ve lahn ile okuma hususunda z殠ir bir ihtil殞 var. Cevaz veren olduğu gibi, cevaz vermeyenler de var. Cumhur cevaz vermez, 踙nk bunda huş kaybolmaktadır. İmam-ı Ş殞i'nin bir kavline g顤e "caiz", bir kavline g顤e "değil" dediği rivayet edilmişse de, Nevev'nin aıklaması iki g顤şn bir olduğunu, farklılığın z殠irde kaldığını g飉terir. Ş騽le der:  "Ulem滵ız, bu meselede Ş殞i'nin ihtilaf etmediğini s騽lerler. ⑽nk, derler, farklı g顤şleri, farklı durumlar hakkındadır. Caiz değil dediği durum, gereksiz yerlerde uzatmak, gerekli yerde uzatmamak, gerekli yerde idgamı terkedip gereksiz yerde idgam yapmak gibi, kelimelerin tabi hallerini değiştirerek m滱asının bozulma durumuyla ilgilidir. "Caiz" dediği durum da bu menfi yola tevessl edilmeden (tecvid kaidelerine uygun şekilde) yapılan kıraatle ilgilidir."

Şu halde ihtil殞 denen husus, byk 闤踙de kavram  kargaşası dediğimiz şeyden ileri gelmektedir.[3]

 

ـ2ـ وعن حذيفة رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ. قال: ]قال رسولُ اللّهِ #: اقْرَءُوا الْقُرْآنَ بِلُحُونِ الْعَرَبِ وَأصْوَاتِهَا، وَاِيَّاكُمْ وَلُحُونَ أهْلِ الْعِشْقِ وَلُحُونَ أهْلِ الْكِتَابَيْنِ، وَسَيَجِئُ بَعْدِى قَوْمٌ يُرَجِّعُونَ بِالْقُرآنِ تَرْجِيعَ الْغِنَاءِ وَالنَّوْحِ َ يُجَاوِزُ حَنَاجِرَهُمْ مَفْتُونَةٌ قُلُوبُهُمْ وَقُلُوبُ الَّذِينَ يُعْجِبُهُمْ شَأنُهُمْ[. أخرجه رزين .

 

2.(906)- Huzeyfe (radıyallahu anh) anlatıyor: "Reslullah (aleyhissal漮u vessel滵) buyurdular ki:

"Kur'滱'ı Arap lahn'ı ve Arap sesleri zere okuyun. Sakın ha ehl-i aşk ve ehl-i kitabeyn'in lahn'ı zere okumayın. Bilesiniz, benden sonra bir kavm gelecek ki, onlar Kur'滱'ı okurken, şarkı ve m漮em terc蟊 gibi terci' ile okuyacaklar. Onların (imanları laftadır) gırtlaklarından 飆e ge蔂ez. Kalbleri fitne ve fesada uğramıştır.  B騽lelerinden  hoşlanan kimselerin kalpleri de fitne ve fesad i蓾ndedir." [Rez螽 rivayet etmiştir. (Suyut, C滵iu's-Sağ褳'de kaydeder (Feyzu'l-Kadir 2, 65).][4]

 

AケKLAMA:

 

Lahn, ezd歍 denen birbirine zıt m滱alar taşıyan kelimelerden  biridir. Dilin yanlış kullanılması m滱asına geldiği gibi, dili kaidesine (i'rabına) uygun olarak kullanma m滱asına da gelir. Kelime her iki m滱ada hadislerde ge蔒r. Anlamak, kavramak manasına da gelir. Keza lgat olarak asıl m滱滻ı: "Doğru istikametten meyletmek, sapmak" m滱asına gelir. "Lahn"ın lgat (kelime) m滱ası da mevcuttur.

Yukarıdaki hadiste, "Arap dil kaidelerine (i'r槆a) uygunluk" m滱asındadır. Arkadan gelen "Arap sesleri zere okuyun" ifadesi de bu m滱ayı te'yid eder. Hadis, sonra da Yahudi ve Hıristiyanların kitaplarını okudukları şekilde Kur'滱'ı okumaktan men etmektedir. Buradan da anlıyoruz ki, Ehl-i  Kitap da din metinleri, ibadet maksadıyla, kendilerine has bir slubla okumakta imişler. Bu hal halen devam etmektedir. Ehl-i Kitab'ı taklidin yaygınlaştığı bir zamanda bu ik漘-ı Nebev螽in de hatırda tutulması gerekir.

Hadisin C滵i'u's-Sağir'deki aslında ehl-i fısk tabiri de yer alır. Yani "F滻ıklar gibi de okumayın"  denmektedir.

C滵i'u's-Sağir'de hadisin devamında da biraz farklılık g驆kmektedir.  فَإِنَّهُ سَيَجِىءُ بَعْدِى قَوْم يُرجِِّعُونَ بالقرآن تَرْجِيعَ الغناء وَالرَّ هْبَانِيَّةِ والنَّوْح

"....Benden sonra bir  kavm gelecek Kur'滱'ı şarkı gibi, ruhbanların ve m漮emcilerin okuyuşları gibi terci'li okuyacaklar..."

Kıraatte terci', sesi boğazda geri 蔒virerek oynatmak, yani dalgalamak, titretmek sretiyle nağme yapmaktır. Şarkı ve trklerde, ağıtlarda sıkca ve yaygın şekilde yer verilen bu nağme tarzını Reslullah  (aleyhissal漮u vessel滵)  Kur'滱 til潎etinde yasaklıyor. Sesler boğazdan tabii bir ıkışla ıkacaktır, dalgalandırmak, titretmek yasaktır.

Kur'滱'da bu tarza cevaz verilmemesi, harflerin tabii hallerinin bozulmasındandır.

Mn潎'nin kaydına g顤e Ahmed İbnu Hanbel'e bu yasağın sebebi sorulunca, soruyu sorana: "Adın ne?" der. Adam: Muhammed, deyince İmam sorar:

"- Sana Ey Muhaammed   يَا مُحَامَّد  denmesinden hoşlanır mısın?"

Terci'de, g顤ldğ gibi harfin tabii h滎i bozulduğu gibi, mahrec yerleri de değişmektedir. Mahrec yerlerinin değişmesi ise, m滱aya tesir edecektir. Hl滻a bunun getireceği muhtelif mahzurlar sebebiyle, hoş karşılanmamıştır.[5]

 

ـ3ـ وعن أبى سعيد رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ. قال: ]اعْتَكَفَ رسولُ اللّه # في الْمَسْجِدِ فَسَمِعَهُمْ يَجْهَرُونَ بِالْقُرآنِ فَكَشَفَ السِّتْرَ فقَالَ: أَ إنَّ كُلَّكُمْ يُنَاجِى رَبَّهُ فََ يُؤْذِيَنَّ بَعْضُكُمْ بَعْضاً، وََ يَرْفَعْ بَعْضُكُمْ عَلى بَعْضٍ في الْقِرَاءَةِ. أوْ قالَ: في الصََّةِ[. أخرجه أبو داود .

 

3. (907)- Eb Said (radıyallahu anh) anlatıyor: "Reslullah (aleyhissal漮u vessel滵) mescidde i'tik殞'a girmişti. Cemaatin Kur'滱'ı cehr olarak okuduklarını işitti. Perdeyi aralayıp ş騽le seslendi:

"- Bilin ki, herkes Rabbine husus şekilde mn歊aatta bulunuyor, bir birinizi (seslerinizle) rahatsız etmeyin. Biriniz okurken (veya namazda iken) diğerinin kıraatini bastırmasın." [Ebu D潎ud, Sal漮 315, (1332).][6]

 

ـ4ـ وعن عائشة رَضِىَ اللّهُ عَنْها. قالت: ]قَامَ رَجُلٌ مِنَ اللَّيْلِ فَقَرأ وَرفَعَ صَوْتَهُ . فَلَمَّا أصْبحَ قالَ رسولُ اللّه #: كَأىٍّ مِنْ آيَةٍ أذْكَرَنِيهَا اللَّيْلَةَ كُنْتُ أسْقَطْتُهَا[. أخرجه الشيخان وأبو داود، وهذا لفظه .

 

4. (908)- Hz. Aişe (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir gece bir adam kalkıp yksek sesle Kur'滱 okudu. Sabah olunca, Reslullah (aleyhissal漮u vessel滵): "(Şu kimseye Allah rahmet buyursun) iskat etmiş olduğum bir 漧eti bana hatırlatmış oldu" dedi." [Buhar,  Şeh歍漮  11, Fed毃lu'l-Kur'滱 26; Mslim, Ms殞irin 225, (788); Ebu D潎ud, Sal漮 315, (1331).][7]

Parantez i蔒risindeki ziy歍eyi, rivayetin Ebu Davud'daki aslından koyduk. Mslim'in rivayetinde "Reslullah (aleyhissal漮u vessel滵) bir kimsenin mescitte okumakta olduğu Kur'滱-ı Kerim'e kulak vermiş dinliyordu. "Allah rahmet buyursun, bana unutturulmuş olan bir 漧eti bana hatırlattı" dedi" şeklindedir. Yine Mslim'in bir diğer riv漧etinde  ise "...bana falan ve falan 漧etleri hatırlattı, onları falan ve falan srelerden isk漮 etmiştim" şeklinde gelmiştir.

Buhar'nin rivayetinde de bazı  farklılıklar var. Ayrıca, Reslullah (aleyhissal漮u vessel滵)'ın dinlediği kimsenin ismi de belli. Bu zat bir rivayete g顤e Abb歍 İbnu Bişr'dir. Odasında iken mescidden kulağına gelen Kur'滱 sesinin Ahb歍 (radıyallahu anh)'a ait olduğunu da bilmiştir. Diğer bir rivayette ise kulağına gelen sesin kime ait olduğunu sormuştur ve "Abdullah İbnu Bişr" diye s騽lemişlerdir.

Bu duruma bakarak iki ayrı h歍isenin mevzubahis olduğu da s騽lenmiştir.

Rivayetlerde Reslullah (aleyhissal漮u vessel滵)'ın -unutturulduktan sonra- hatırlamış olduğu 漧etler hangi 漧etlerdi, bunlar hangi srelerdeydi? tasrihat yok.

Rivayette mevzubahis edilen isk漮 yani bazı ayetlerin ıkarılması,  kasda muk漷in bir ıkarma değil, unutma sebebiyle olan bir ıkarmadır.

Reslullah (aleyhissal漮u vessel滵)'ın "unuttum" demeyip "bana unutturuldu" demesi de dikkat 蔒kici bir if歍edir. Bazı 滎imler buna dayanarak: "O 漧etler, b漘ı hikmetlerle, maslahatlara bin歋n Hz. Peygamber'e unutturulmuş olabilir" dediği gibi, bazıları da: "Kur'滱'ı unuttum" demenin edebe aykırı olduğunu, bu 蔒şit durumlarda, "Bana unutturuldu" demenin muvafık olacağını s騽lemişlerdir. Ancak riv漧etin bir vechinde "unutmuştum" ifadesi de gelmiştir.

Hz. Peygamber (aleyhissal漮u vessel滵)'in Kur'滱'ı unutmasının iki şekilde olduğu belirtilmiştir:

1- Fazla zaman ge蔂eden derhatır edilen unutma: Bu beşer fıtratın gereği olan bir unutmadır. Nitekim bu 蔒şit unutmaları Reslullah:

  اِنَّمَا اَنَا بَشَرٌ مِثْلُكُمْ اَنْسَى كَمَا تَنْسَوْنَ

"Ben de sizin gibi bir insanım, sizler gibi ben de unuturum" hadisleriyle ifade etmişlerdir.

2- Cenab-ı Hakk'ın, til潎etini neshetmek maksadıyla kalbinden ıkarmasıdır. Bu 蔒şit unutturmaya şu 漧etteki istisn ile iş漷et edilmiştir:

  سَنُقْرءُكَ فََ تَنْسَى اَِّ مَاشَاءَ اللّه

"(Ey Muhammed) Kur'滱'ı sana biz okutacağız. Allah'ın dilediği mstesna, hi unutmayacaksın" (A'la, 6-7).

Birinci 蔒şit unutma 漷iz蟂ir, 蓷buk ge蔒r. Nitekim:

  اِنَّا نَحْنُ نَزَّ لْنَا الذِّكْرَ وَاِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ

"Kur'滱'ı biz indirdik, onu koruyacak olan da biziz" (Hicr, 9) 漧etinin z殠iri bu hususu te'yid eder.

İkinci 蔒şit unutma neshe giren bir husustur. Bu meselede,

  مَانَنْسَحْ مِنْ آيَة اَوْ نُنْسِهَا نَأْ تِى بخيرٍ مِنْهَا او مِثْلِهَا

"Herhangi bir 漧etin hkmn yrrlkten kaldırır ve unutturursak, onun yerine daha hayırlısını veya onun benzerini getiririz" (Bakara 106) 漧etinde d殠ildir.

Ulem, sadedinde olduğumuz riv漧etten şu hkm ıkarmıştır: "Hz. Peygamber (aleyhissal漮u vessel滵)'in tebliğe mteallik olmayan şeyleri unutması caizdir. Tebliğe giren  şeyleri ise iki şartla unutabilir:

1- Tebliğ işini yaptıktan sonra.

2- Bu unutma il滱ih漧e devam etmez. Bunları ya kendiliğinden ya da h漷ic bir sebeple hatırlar. Hadis b騽le bir hatırlamaya 顤nektir."

Bazı usulcler ve bir kısım sfiler Reslullah (aleyhissal漮u vessel滵) hakkında unutmayı kabul etmezler: "O'ndan asla unutma v毾i olmaz, Ondan vaki olan, unutmanın sretidir, bu da unutma hususunda bir snnet vermiş olmak i蓾ndir" derler. Ancak Kadı İy漘 bu g顤şe usulc olarak sadece Ebu'l-Muzaffer el-İsfer漧in'nin katıldığını ve bunun zayıf bir kavl olduğunu kaydeder.

Hadis, ayrıca, geceleyin mescidde Kur'滱-ı Kerim'i yksek sesle okumanın c毃z olduğunu, kendisine hayır gelmesine sebep olan kimseye -bu hayrın ulaşmasını kastedmemiş olsa bile- dua etmenin gerekli olduğunu ifade etmektedir.

"Kur'an'ı unuttum" demek mekruhtur, 踙nk saygısızlık ifade etmektedir, "...unutturuldu" demelidir.

Ezberlenen Kur'滱'ın unutulması meselesine gelince, bu hususta selef ihtil殞 eder: Bazıları ezberledikten sonra Kur'滱'ı unutmayı "byk gnah"tan saymıştır. Bunların delillerinden biri Ebu D潎ud ve Tirmiz'de tahric edilmiş olan şu hadistir:  عُرِضَتْ عَلَىَّ ذُنُوبُ اُمَّتِى فَلَمْ اَرَ ذَنْبًا اَعْظَمَ مِن سُورَةٍ مِنَ الْقُرْآنِ اوتِيهَا رَجُلٌ ثُمَّ نَسِيَهَا

"Bana mmetimin gnahları arzedildi. Kur'滱'ı  Kerim'den bir sreyi, 霵ce ğrendiği halde, bil殠ere unutan kimsenin gnahından daha byğn g顤medim."

Bu mevzu zerine başka rivayetler de var. Ashab'ın Kur'滱'ı ğrendikten sonra unutmayı Hz. Peygamber zamanında byk gnah saydıklarına dair bazı rivayetler de mevcuttur. Ulem unutmanın  til潎eti terkden

ileri geleceğini, terkin de Kur'滱'a kıymet vermeme, k踙k, ehemmiyetsiz addetme gibi dşncelerden neşet edeceğini belirterek, unutmanın meyyidesinin ağır olacağını s騽lemişlerdir.[8]

 

ـ5ـ وعن أم هانئ رَضِىَ اللّهُ عَنْها. قالت: ]كُنْتُ أسْمَعُ قِرَاءَةَ رسولِ اللّه # وَأنَا عَلى عَرْشِى[. أخرجه النسائى .

 

5. (909)- 釽m H滱 (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ben evimin damında otururken Reslullah (aleyhissal漮u vessel滵)'ın kıraatini işitirdim." Nes碭, İftihah 81, (2, 179); İbnu M歊e, İkamet 179, (1349).][9]

 

AケKLAMA:

 

Rivayette ge蔒n arş veya arş Arap蓷'da kralların oturduğu taht, karyola, g闤gelenmek i蓾n yapılan 蓷rdak gibi m滱alara gelir. Ayet ve hadislerde sıkca ge蔒r. Medine evlerinin hepsine arş denmiştir, 踙nk serinlemek i蓾n zerine ıkılırdı.

Riv漧et, Hz. Peygamber (aleyhissal漮u vessel滵)'in, Kur'滱'ı okurken sesini ykselttiğini ifade etmektedir.[10]

 

ـ6ـ وعن عبداللّه بن أبى قيس. قال: ]سأَلْتُ عَائِشَةَ رَضِىَ اللّهُ عَنْها كَيْفَ كَانَتْ قِرَاءَةُ رسولِ اللّه # بِاللَّيْلِ، أكانَ يُسِرُّ بِالْقِرَاءَةِ أمْ يَجْهَرُ، قَالَتْ: كُلُّ ذلِكَ قَدْ كَانَ يَفْعَلُ. رُبَّمَا أسَرَّ، وَرُبَّمَا جَهَرَ. فَقُلْتُ: الْحَمْدُللّهِ الَّذِى جَعَلَ في ا?مْرِ سَعَةً[. أخرجه أصحاب السنن، وصححه الترمذى .

 

6. (910)- Abdullah İbnu Eb Kays anlatıyor: "Hz. Aişe'ye, "Reslullah'ın geceleyin kıraati nasıldı? gizli mi okurdu, sesli mi okurdu?" diye sordum. Bana:

"- Her iki şekilde de okurdu: Bazan gizli, bazan sesli!" diye cevap verdi. Ben: "Bu işte genişlik yapan Allah'a hamdolsun" dedim.. [Tirmiz, Sal漮 330, (449), Sev槆u'l-Kur'滱 23, (2925); Ebu Davud, Sal漮, 343, (1437); Nes碭, Sal漮u'l-Leyl 23, (3, 224); Tirmiz  hadise: "Hasensahih" demiştir.][11]

 

AケKLAMA:

 

Yukarıdaki hadis, mstakil bir rivayet gibi g驆kmekte ve sorunun da gece vakti Kur'滱 okumakla ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Halbuki, aslında Tirmiz'deki uzunca bir hadisin bir par蓷sıdır.

İ蔒risinde bir蔞k fıkıh (mesele) bulunan bir hadisin burada g顤ldğ şekilde b闤nerek bir par蓷sının rivayetine hadisciler takti' derler. Bunun caiz olduğunu usul kısmında aıklamıştık.

Hadisin tamamı g驆霵ne alınınca sualin, geceleyin kılınan namazlardaki kıraatle ilgili olduğu g顤lmektedir ki, fukaha bu rivayete dayanarak "Geceleyin kılınan namazda kişinin muhayyer olduğu, kıraatini dilerse cehr (sesli) dilerse sırr (sessiz) yapabileceği" hkmn bey滱 etmişlerdir.

T蟉, ayrıca, din tekliflerdeki genişliğin, Allah tarafından tanınan bir nimet olduğu,  diğerleri gibi bu nimete de hamdetmek gerektiği hkmn ıkarmıştır.[12]

 

ـ7ـ وعن قتادة. قال: ]سَأَلْتُ أنَساً رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ عَنْ قِرَاءةِ رسُول اللّه # فقَالَ: كَانَ يَمُدُّ مَدّاً، ثُمَّ قَرَأ: بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ يَمُدُّ بِبِسْمِ اللّهِ ، وَيَمُدُّ بِالرَّحْمنِ، وَيَمُدُّ بِالرَّحِيمِ[. أخرجه البخارى وأبو داود والنسائى .

 

7. (911)- Kat歍e (merhum) anlatıyor: "Hz. Enes (radıyallahu anh)'e Hz. Peygamber (aleyhissal漮u vessel滵)'in kıraatından sordum. Şu cevabı verdi: "Reslullah (aleyhissal漮u vessel滵) medleri (uzun heceleri) uzatırdı." Sonra 顤nek olarak Bismill殠irrahm滱irrahim'i okudu ve uzatılacak yerleri  belirgin şekilde uzattı: Bismillaahi'yi uzattı, errahmaan'ı uzattı, er rahiim'i uzattı." [Buhar, Fedaili'l-Kur'滱 42, 29; Ebu D潎ud, Sal漮 355, (1465).][13]

 

AケKLAMA:

 

1- Arap蓷'da bazı heceler uzun, b漘ı heceler kısadır. Bu ve benzeri rivayetler, Kur'滱 okurken uzun hecelerin hakkının verilmesi, biraz  uzatılarak okunması gereğine dikkat 蔒kiyor. Med (uzatma) bahsi tecvid ilminde mstakil bir konudur. Meddin 蔒şitler vardır. Rabbinin kitabı olan Kur'滱-ı Kerim'i okuyanların tecvidi bilip, kaidesine uygun olarak okuması gerekir. B騽lece alacağı feyz ve kazanacağı sevap da artacaktır.

2- Hadiste, Enes hazretleri (radıyallahu anh) medd'e ri漧et etmek gerektiğini belirttikten sonra, 顤nek olarak Besmele'yi veriyor. (Bu 顤nek, -Ebu D潎ud'un Snen'de olduğu zere- b漘ı rivayetlerde kaydedilmez. Buh漷'nin riv漧etinde mevcuttur.) Dikkat 蔒kmek istediğimiz bir husus  şudur: "Normalde med yapılacak yerler Arap iml滻ında bellidir. "Elif", "vav" ve "ye" harfleri med harfleridir. Ancak Kur'滱-ı Kerim'in  imlasında her zaman bu harfler medd yapılacak yerde yazılmaz.  Besmele mis滎inde olduğu zere. Besmelenin, kaideye g顤e  ş騽le yazılması icab ederdi:    باسم اله الر حمان الرَّحيم   Belki de estetik ml殠azası ile iml b騽le tutulmamış ve hatta, b漘ı rivayetlere g顤e besmeledeki Sin harfinin -yazılırken- uzatılma emrini de bizzat Resl-i Ekrem vermiştir. Bilindiği zere besmele her seferinde Sin harfi  uzatılmış olarak ş騽le yazılır:   باسم اللّه الر حمان الرَّحيم   Bu iml, ger蔒kten  besmeleye mstesna bir estetik değer kazandırmaktadır.

3- Hadisle ilgili olarak şunu da belirtelim: İbnu Hacer'in belirttiğine g顤e, bazı fukah bu hadise dayanarak namazda Fatiha'nın evvelinde her seferinde besmele okunması gerektiği hkmn ıkarmıştır. Yani, Reslullah, her rek'atte Fatiha'nın evvelinde besmeleyi okumuş olmalıdır. Halbuki, Mslim'in Hz. Enes'ten kaydettiği bir rivayette Reslullah (aleyhissal漮u vessel滵)'ın namazda besmeleyi okumadığı belirtilmiştir.

İbnu Hacer, besmelenin Fatiha'dan 霵ce okunması meselesine, sadedinde olduğumuz hadisten delil

ıkarmanın uygun olmayacağını belirterek, ihtil殞ı 踤zer. Der ki: "Besmeleyi okuduğu zaman, Reslullah'ın, medlere ri漧et ederek okuduğunu belirtmek, her rek'atte Fatiha'nın evvelinde besmeleyi okuduğunu ihb漷 m滱asına gelmez. ⑽nk, Hz. Enes (radıyallahu anh) besmeleyi burada medde misal olsun diye zikredivermiştir."[14]

 

ـ8ـ وعن أم سلمة رَضِىَ اللّهُ عَنْها. ]أنَّهَا نَعَتَتْ قِرَاءَةَ رسول اللّه # قِرَاءَةً مُفَسَّرَةً حَرْفاً حَرْفاً[. أخرجه أصحاب السنن، واللفظ للنسائى .

 

8. (912), 釽m Seleme (radıyallahu anh)'den, "Onun Hz. Peygamber (aleyhissal漮u vessel滵)'in kıraatını aık bir şekilde harf  harf tavsif ettiği riv漧et edilmiştir." [Tirmiz, Sev槆u'l-Kur'滱 23, (2924); Ebu D潎ud, Sal漮 335, (1456); Nes碭, Sal漮 83, (2, 181).] [15]

 

AケKLAMA:

 

Rivayet, Tirmiz'de daha aık olarak kaydedilmiştir. 釽m Seleme (radıyallahu anh)'ye Hz. Peygamber (aleyhissal漮u vessel滵)'in kıraatından sorulunca şu me滎de cevap verir: "Onun kıraatından size ne? (Onu taklid etmeniz takatınızı aşan bir şey!). O, namaz kılar, namaz kadar uyur, sonra tekrar uyuduğu kadar namaz kılar, sonra tekrar namazı kadar uyurdu, sabah oluncaya kadar." 釽m Seleme (radıyallahu anh) Reslullah (aleyhissal漮u vessel滵)'ın kıraatını harf harf aık bir şekilde t漷if eder. Ş漷ihlerin belirttiği zere tertil zere ve tecvid kaidelerine  uygun olarak yapılan bir okuyuş idi.

Tertil, Kur'滱'ı okurken teenni ve tedebbr ile ağır ağır okumaktır. Sadedinde olduğumuz rivayet, Hz. Peygamber (aleyhissal漮u vessel滵)'in Kur'an'ı tertil zere okuduğunu belirtmektedir. Bu hususta başka rivayetler de var. İbnu Abbas (radıyallahu anhm) bunun ehemiyetini belirtmek maksadıyla ş騽le buyurmuştur: "Tertil zere tek  sre okumayı, tertilsiz olarak Kur'滱'ın tamamını okumaya tercih ederim."  ?نْ اُقْرَأَ سُورَةَ اُرَتِّلُهَا اَحَبُّ إِلَىَّ مِنْ اَنْ اَقْرَ أَ الْقُرْ اَنَ كُلَّهُ بِغَيْرِ تَرْتِيلٍ釽m Seleme validemiz (radıyallahu anh), hadisin bir başka vechinde şu aıklamayı yapmıştır: "Reslullah (aleyhissal漮u vessel滵) Kur滱-ı Kerim'i okurken 漧et 漧et keserdi (yani her 漧eti okuyunca bir duruş yapardı) ve Fatiha sresini misal vermiş, sreyi besmele ile başlayıp, 漧et 漧et keserek okumuştur:

  بسم اللّه الرحمن الرحيم، الحمدللّه رب العالمين ، الرحمن الرحيم ، مالك يوم الدين. ..

Reslullah (aleyhissal漮u vessel滵)'ın zevce-i p毾leri olan 釽m Seleme (radıyallahu anh)'den yapılan bu rivayet bir蔞k tarikden gelmiştir. Hadisciler sıhhati hususunda ittifak ederler. Nitekim Tirmiz hazretleri de hadis i蓾n: "Hasensahih" demiştir.

Bazı 滎imler, bu rivayetlere dayanarak, her 漧etin başında durmayı snnet addederler. Eb Amr ed-D滱: "Bu, bana daha hoş geliyor" demiştir. Beyhak ve diğer b漘ıları da aynı kanaati paylaşırlar ve: "Efdal olanı, mte毾ip 漧etle irtibatı olsa bile, her 漧etin başında durmaktır" derler. Onlara g顤e: "Reslullah (aleyhissal漮u vessel滵)'ın tarzına ve snnetine uymak evl歍ır."[16]

ـ9ـ وفي أخرى عن ابن مُغَفَّلٍ قالَ: ]رَأيْتُ رسول اللّه # عَلى نَاقَتِهِ يَقْرَأُ سُورَة الْفَتْحِ وَيُرَجِّعُ في قِرَاءَتِهِ[. أخرجه الشيخان وأبو داود.

 

9. (913)- Abdullah İbnu Muğaffel (radıyallahu anh) anlatıyor: "Reslullah (aleyhissal漮u vessel滵)'ı devesinin stnde Feth sresini okurken g顤dm. Sreyi terci' zere okuyordu." [Buhar, Fedailu'l-Kur'滱 24, 30, Meğ漘i 48, Tefsir, Feth 1, Tevhid 50; Mslim, Ms殞irin 237, (794); Eb D潎ud, Sal漮 355, (1467).][17]

 

AケKLAMA:

 

İbnu Muğaffel'in bu rivayeti, Hz. Peygamber (aleyhissal漮u vessel滵)'in terci' zere Kur'滱 til潎et ettiğini ifade etmektedir. Terc'in, sesi boğazda oynatarak nağme yapmak olduğunu, Kur'滱-ı Kerim'in bu şekilde okunmasının yasaklandığını (906 numaralı hadisi aıklarken) yukarıda belirtmiştik. Arada g驆ken bu mten毾ız durum, ş漷ihlerin, sadedinde olduğumuz hadis hususunda farklı yorumlar yapmalarına sebep olmuştur. Zira, terc'in yasak olması esastır. Ancak bu rivayet de, sahih rivayetlerdendir ve stelik hadisin, Buhar'nin Kitabu't-Tevhid b闤mndeki vechinde, Hz. Peygamber (aleyhissal漮u vessel滵)'in terc'i nasıl yaptığı t漷if bile edilmekte, bir elifi yksek sesle ayrı elifmiş gibi,   آ آ آ diye okuduğu belirtilmektedir. Hatt, hadisi İbnu Muğaffel'den hik漧e eden Muaviye İbnu Kurre  der ki: "(Sesime) halkın toplanacağından korkmasam, Hz. Peygamber'in nasıl terci'de bulunduğunu İbnu Muğaffel'in bana g飉terdiği şekilde ben de size g飉terirdim."

Kurtub hazretleri "Bundan maksadın, medd mahallinde elifin işbı (yani yeterince uzatılması, meddin tam olarak yapılıp hakkının verilmesi) olduğunu" s騽leyerek, yasaklanan terci' olmadığına dikkat 蔒kmiştir. Bazıları İbnu Muğaffel'in kulağına gelen terc蟊n, Hz. Peygamber (aleyhissal漮u vessel滵) deve zerinde olması haysiyetiyle, devenin hasıl ettiği sallantıdan  ileri gelmiş olabileceğini s騽lemiştir. Bu kanaatte olan İbnu Esir, il潎eten terci'  ile okumayı, Reslullah'ın sadece Mekke fethi sırasında yapmış olabileceğini s騽ler, z褳a terci' ile okuduğunu ihb漷 eden rivayet Fetih  gnyle ilgili... Başka yok. Nevev, "Hz. Peygamber (aleyhissal漮u vessel滵) Kur'滱'ı terci' ile de okumuştur" der.

Hadisi aıklayan ş漷ihler, terc蟌 aık şekilde "caiz" demese bile kesin olarak "haram" da demiyorlar. Reslullah (aleyhissal漮u vessel滵)' tan gelen sahih rivayet karşısında ihtiyatlı olmayı tercih ediyorlar.

Muhtelif hadislerde elhan (ezgili okuyuş), terci' ve tegann覭i (tecvidli okuyuş) emredici ifadelerden Kur'滱-ı Kerim'in hoş ve cazib bir slbla okunmasının gereğini anlayan İbnu Hacer ş騽le der:

"Şurası  muhakkak ki insan nefsinin terennmle okunan kıraatı, dinleme hususunda duyduğu meyil, terennmsz kıraate duyduğu meyilden fazladır. ⑽nk hoşa giden şey, kalbi rikkate getirmede olsun, ağlatmada olsun daha messirdir.


ilerlediğiniz yolda hi bir zorlukla karşılaşmıyorsanız,bilinki o yol asla sizi doğruya ulaştırmaz...
 

Google
 
Ziyaret蓾:  Sitede şu anda 0 ye ve 124 misafir olmak zere toplam 124 kişi bulunuyor.

İstatistikler:  Bugn Tekil:1  プğul:2934556  Toplam:97265770  Bugn 閍e:44  Dn:0  Toplam:32306  Dn Tekil:1  プğul:22812

Kim Nerede:  Misafir1, Misafir2, Misafir3, Misafir4, Misafir5, Misafir6, Misafir7, Misafir8, Misafir9, Misafir10, Misafir11, Misafir12, Misafir13, Misafir14, Misafir15, Misafir16, Misafir17, Misafir18, Misafir19, Misafir20, Misafir21, Misafir22, Misafir23, Misafir24, Misafir25, Misafir26, Misafir27, Misafir28, Misafir29, Misafir30, Misafir31, Misafir32, Misafir33, Misafir34, Misafir35, Misafir36, Misafir37, Misafir38, Misafir39, Misafir40, Misafir41, Misafir42, Misafir43, Misafir44, Misafir45, Misafir46, Misafir47, Misafir48, Misafir49, Misafir50, Misafir51, Misafir52, Misafir53, Misafir54, Misafir55, Misafir56, Misafir57, Misafir58, Misafir59, Misafir60, Misafir61, Misafir62, Misafir63, Misafir64, Misafir65, Misafir66, Misafir67, Misafir68, Misafir69, Misafir70, Misafir71, Misafir72, Misafir73, Misafir74, Misafir75, Misafir76, Misafir77, Misafir78, Misafir79, Misafir80, Misafir81, Misafir82, Misafir83, Misafir84, Misafir85, Misafir86, Misafir87, Misafir88, Misafir89, Misafir90, Misafir91, Misafir92, Misafir93, Misafir94, Misafir95, Misafir96, Misafir97, Misafir98, Misafir99, Misafir100, Misafir101, Misafir102, Misafir103, Misafir104, Misafir105, Misafir106, Misafir107, Misafir108, Misafir109, Misafir110, Misafir111, Misafir112, Misafir113, Misafir114, Misafir115, Misafir116, Misafir117, Misafir118, Misafir119, Misafir120, Misafir121, Misafir122, Misafir123, Misafir124,