Forum    Tasavvuf  
     Yazan: siyahzambak   Son Yazan: figan (17.11.2007 21:24:53)     Cevap: 2    Okunma: 7909
      Konu Adı: Arzuhâlim Sanadır Ya RAB,Beni ALLHc.c'a EMANET Etmeyiniz.!!!

Yazan

Mesaj

 


siyahzambak
(kıdemli)


Mesaj Sayısı: 111

   Mesaj Tarihi: 02.08.2007 11:49:31   
 
 





Öncelikle, Sen'in hoşnutluğunu umarak, Sevgiline selam eder;
Sen'den râzı ve hoşnut olmam kolaylaşsın diye lutfettiğin tüm
ikramların için şükrü bir borç bilirim. Lütuflarının kadrini
bilmekten uzak olsam da, hiç değilse, her birine nasıl da
muhtaç olduğumu kavramış bulunuyorum?

Bana bağışladığın her bir nimet, diğerinden öte kıymettedir
.Ama özellikle beni kendilerine emanet ettiğin insanlar için
hamd ederim. Başta annem ve babam; sonra arkadaşlarım,
komşularım, akrabalarım? Hatta, öylesine tanıdıklarım ve
kendilerini hiç tanımadığım halde, yanından gelip geçtiklerim
olmak üzere, nice insana emanet ettin beni?
Kimi için bir ömür, kimi için
birkaç sene, bazısı için birkaç saat, bir kısmı içinse
bir anlık emanettim?

Aralarında, katından bir hikmet olmak üzere, hıyânet
edenlerine rastlamış olmakla beraber, emanetçilerimin
çoğunu, Sana mûtî ve vazifelerinde samimi buldum.
Onlar vesîlesiyle sevgiyi, yakınlığı, uzaklığı, kolaylığı,
zorluğu, içtenliği, kabukluğu ve daha nicesini tattım.

Emanetçilerimin bazısı, Sen'inle nasıl konuşacağıma kadar
karışıp, beni hep kendi kalıpları içinde görmeye çalışır,
hâllerimi yadırgar, Seninle sohbetin şartını bile kendilerince
belirleyip, Sana "Canım!", "Sevdiceğim!" deyişimi densizliğe
yorarlar. Halbuki, Sana "Canım!" diyemeden geçmiş bir
ömür, ne de boş gelir bana?
Şimdi, kim karışabilir ki, candan bir dosta seslenir gibi
seslensem Sana? Kim surat edebilir yakarışıma Sahibim?!
Sen tebessümle seyrederken, Sana "Bir tanem!" deyişime,
bilmem,kim, ne hakla kızabilir? Senli-benli olmamızı
garipseyenler, hâlimi vahim buluyorlarsa, duâlarında
benim için de yakarsınlar
Sana?
Hem zaten emânet, duâsız nasıl muhafaza edilir?

Emanetçilerim içerisinde, benim için pek kıymetli ve özel olan
"sayılı" kişi vardır ki, onlar da zaten mâlumundur. İsimlerini ve
sıfatlarını defalarca ansam ve sırf onlar için, nice şükür
secdesine kapansam yeridir. O sayılı birkaç emanetçim, her
baktığımdaSen'i hatırlatan, her coştuğumda kendilerine
"Seni seviyorum!"sözünü
rahatça haykırabildiğim, kendileriyle her sohbet edişimde
ferahladığım, yollarını gözlediğim, seslerini özlediğim kullarındır.
Onlar beni diğerlerinden öte korur, saklar ve dinlerler. "Sana
aşk ile bakılacak günün" provasını yüzlerinde yaptığım, nadide
insanlardır onlar? Ve Sen, öylesine cömertsin ki, ikramına
karşılık olan teşekkürü edebilmek, benim için
imkânsızdır? Buna rağmen,
yine de isterim? Bu arzuhâli yazmama sebep olan murâdım
şudur:

Beni kendilerine emanet ettiğin o güzeller, her ne vakit bir
mecliste bir araya gelip de, sonradan ayrılacak olsak, durup
"ALLAH'a emanet ol!" diyorlar. Bu, benim pek zoruma gidiyor.
Bu söze pek içerliyorum. Ve Sen'den rica ediyorum: Bana bir
daha bunu demesinler?

Geçen senelerden birinde, bir terminalde, valizlerimi birkaç
saatliğine bir emanetçiye bırakmıştım. Bir ücret karşılığında,
ağırlıklarıma göz-kulak oluvermişti. Geri döndüğümde:

"-Valizlerimi alabilir miyim?" diye, nezâketen sormuştum,
o da:

"-Tabii..." demişti.

Emanet bıraktıklarımı alıp, yoluma devam etmiştim?

Eğer o emanetçi, valizlerime bakıp:

"-Sizi sahibinize emanet ediyorum!.." deseydi? Ya da bana
dönüp:

"-Buyurun, valizlerinizi size emanet ediyorum."
demeye kalksaydı,ne de komik olurdu. Böyle bir
durumda ben de elbet hiç kaçırmaz:

"-Hayırdır kardeş, şaşırdınız herhâlde, valizler zaten benim,
kimin malını, kime emanet ediyorsunuz!.." diye çıkışırdım.

Belki ona yazıhanesinin üzerindeki "Emânetçi" yazısını gösterir
ve:

"-Haddini bil emanetçi!.." demeye bile getirirdim.

Ama bütün bunlara gerek kalmadı; çünkü adam, vazifesinin
ne olduğunu gayet iyi kavramıştı. Valizlerimi sadece, bir
süreliğine emanet aldı. Onları sahiplenmedi. Zira,
"sahip olan" emanet eder, "emanetçi olan" sahibine sadece
teslim eder?

Canım, başım, gözüm, kaşım? Daha kendimden
dışarı hiç çıkmadan, sadece vücudumda taşıdığım
onca uzuv, benim midir?
Eğer benimse, kalbime hükmedemeyişim, neyin nesidir
Eğer benimse, alnımın
kazılışı ve bunu pek garip bir ürpertiyle sadece
seyredişim nedir?

Herkes gibi ben de ancak bir emanetçiyim. Kendimde ve kendi
dışımda sahiplenebileceğim neyim var ki? Çay içtiğim
fincanlara, çavdarlı ekmeğe, kağıt havluya, halıya, perdeye,
tüle bakayım?
Bakıp diyeyim ki hadi: Benim! Madem bunca benim,
biraz hastalanınca hepsinden geçişim, hepsini unutuşum
neyin nesidir? Ölünce tüm bunları ve daha nicesini ardımda
bırakacak oluşum da nedir?

"-Benim çocuğum?" diyerek, oğlu-kızı bana ait zannetmiş
olsam, her birinin emanet olduğu gerçeği değişir mi? O
hâlde, "bir emaneti kollar gibi" değil de, üzerinde "etkili ve
yetkili biricik sahipmişim gibi" davranmalarımın anlamı nedir?
Benim olan bir şey üzerinde, nasıl bu kadar kontrolden âciz
kalırım? Hem madem benim, eceli geldiği vakit, toprağa
bırakışım da neyin nesidir?

Uzuvlar, eşya, evlat? Sen'in tarafından bana bırakılmış
valizlerdenbaşka bir şey mi? Ve ben, emanet edilenleri
bir süreliğine muhafaza etmekle yükümlü, terminaldeki o
emanetçiden, farklı biri miyim?

Arkadaşlarım, akrabalarım, öğrencilerim, komşularım
benim midir? Bir "iyelik eki" onları "benim" mi yapar?
Ve eğer emanet etmem gerekirse, onları bir başka emanetçiye devretmem daha uygundüşmez mi? Hiç, bir mal, sahibine
emanet edilir mi? Eğer bu olacak iş değilse, bir canı
Sana, kayıtsız-şartsız, tek ve biricik
sahip olan Sana emanet etmek neyin nesidir?Her gün nice
insanın,Sana ait nicesini, yine Sana emanet etmesi
de nedir?

Sahip, Sen'sin! Ben Seni, benden hiç ayrılmamış buldum?
Ayrı kaldığımı sandığım günler boyunca, her an benimle
olduğunu, gelişimi aynı sükûnetle karşılamanda hissettim.
Sen, bir annenin, çocuğunu ardından seyretmesinden kıyas
kabul etmeyecek derecede büyük bir şefkat nazarıyla beni
her an seyredensin. Beni Sana neden emanet ediyorlar ki!..
Sen öz sahibimsin, emanetçim değilsin. Bunca emanetçinin,
Sana emanet etmesi beni;
nasıl da zoruma gidiyor, işte, bilirsin?

Hem o, kendi kıyametleri koptuğunda, kendi derdine
düşecek olanlar, neden beni Sana emanet ediyorlar?
Sen, her canlının alnından tutan biricik sahip, biricik
kudret eliyken, benim alnımdan
da her an tutmakta olduğunu bilmiyorlar mı?Hani,"ALLAH'a
emân et!" deseler, anlayacağım ama? Bu emanet etmek de
ne oluyor?
Tekrar tekrar soruyorum: Kimi, kime emanet ediş bu?!..
Hiç öz malı, sahibine emanet edilir mi yâ Hû!?

Malûm olanın, her an îlan edilmesine gerek yok ki! Ben
zaten Sen'in eserinim! Sen'in malınım! Sen'in hazinenim!
Ötesi var mı,
Sen'in yarattığınım! Sen'inim? O hâlde, beni neden Sana
emanet ediyorlar? Yoksa benim, ancak ve ancak kendilerine
"emanet" olduğumu unutuyor da, sahiplik mi hissediyorlar?
Hayır, hayır!..
Sanırım onlar, Sen'den daha emîn bir başka makam
tanımadıkları için, beni Sana emanet ediyorlar. Ama Sen
sahipsin ve Sana "emânet" değil, "teslim" almak yaraşır?

Kimileri, beni yüceltip duruyor? Onlar, eğer bende gizlenen
şerleri bilselerdi, sanırım ne yanıma yaklaşır, ne de yüzüme
bakarlardı? Kimileri de beni yerden yere vuruyor? Onlar da
bendeki hayırları bilselerdi, dediklerine ve demeye
niyetlendiklerine binlerce defa pişmanlık duyarlardı. Beni
olduğumgibi bilenlerin sayısı, bir yoncanın yaprakları kadardır,
üçü, belki dördü geçmez? Ve onlar arasında, şüphesiz, beni
en iyi bilen Sen'sin? Bu durumda, Sen'inle samimi olmuşsam,
aramızda mesafe kalmamış da, her an zaten avucunda gezinen
bir âcize dönmüşsem, daha niye beni Sana emanet ederler ki?

Sana yalvarıyorum, ne olur, şu kulların artık bana:

"-Allâh'a emanet ol!.." demesinler? Emanet değil, olsa olsa
teslim olmak dilerim sana? "Emanet" olmak değil, "emân eden''
olmak dilerim? O emanetçilerim, beni Sana emanet etmeyi
Bırakıp, benim için Sana emân etsinler. Benim için diyorum,
çünkü-âhirette belli olur da- bir başkası için yardım dilerlerse,
zaten kendileri için de iki katını dilemiş olurlar.

Bana emanet ettiklerin için de, elbet ben sadece bir
emanetçiyim. Onlardan ayrılırken:

"-Allâh'a emanet ol!.." demem! Zaten Onunsun derim?
Sahibine teslim ediyorum derim? İçim, benimle beraber
oldukları zamandan daha rahat olur? Çünkü onları Sana
bırakır giderim?Üstelik, birlikte olduğumuz zamanlarda da,
yine Sen'in aynı kudret elinin içinde durmaktayızdır?
Yani bir yandan birbirimize emânet,
öte yandan, aslında zaten her an, yine Sana
teslimizdir?

Nice hayırlı emanetçiyle karşılaştırdığın için beni, şükran
doluyum? Nicesine hayırla emanetçi olmak nasip ettiğin
için de minnettarım
Sana? Vallahi, canım da dâhil olmak üzere, şu âlemde
bana ait bir şey yok... Başım da dâhil olmak üzere, ben,
hiçbir şeye sahip
değilim Benim de, bana emanet ettiklerinin de biricik sahibi
Sen'sin.
O hâlde, onları neden Sana emanet edeyim?!..

Gün gelecek, kendimce en çok koruduklarımı bile koruyamaz,
en çok sakındıklarımı bile sakınamaz olacağım? O gün,
ellerimin kendine bile hayrı kalmadığı, bakışlarımdaki ferin
söndüğü, sesimin-soluğumun kesildiği gün olacak...
Hani aklımın, gönlümün yetmediği çaresiz demlerimde nasıl
bıraktıysam kendimi Sana,
o gün, en sevdiğimi de öylece, hem de temelli bırakacağım
Sana? Öldüğüm gün, mademki olacak bu, ölmeden önce de,
Sana bırakabilmeliyim? Sana teslim etmeliyim,
"ölmeden önce ölerek" kendimi ve herkesi?
Belki, ilk ölümün ardından başlayan "bir haddini biliştir,
Sana teslim etmek"?

Günüm gelip de, bir beyaz bez içinde, toprağa verir gibi
yapıp,Sana temelli teslim ettikleri gün? İşte o gün, belki anlar
emanetçilerim; benim sadece ve sadece Sana ait olduğumu?
Ama ne olur, o güne bırakma ya Rabbi!.. Ne olur, bana
dünya gözüyle göster, beni Sana emanet etmekten
vazgeçtikleri günü?Ve o güzel kullarının dostluğundan,
arkadaşlığından ayrı koma ki, onların "emanetçilik" vazifelerini
hakkıyla yerine getirmelerini de,
kendi emanetçiliğimi de seyredebileyim...

Şunun şurası, iki saat, iki yıl, hadi olsun yirmi, bilemedin
kırk yıl emanet aldı diye, sahip çıkarsa biri diğerine, nasıl
iştir bu?Hiç değilse an için, o az gelir üç saatliğine, ne bileyim
beş yıllığına, lütfunla artır da, olsun kırk seneliğine?
Yok, o da yetmez,hem neden o kadarıyla yetineyim ki?!
Lutfet, "teslim olmanın ve teslim etmenin huzurunu
istiyorum",bir ömürlüğüne!..

Şimdi, tam da burada, yani tam da arzuhâlime son verirken?
Ey bütün emanetlerin ve emanetçilerin biricik sahibi! İşte yine
Sen'den Sana dönüyor? Ve aşk ile her dâim, yâdını diliyorum
Sen'den?






ilerlediğiniz yolda hiç bir zorlukla karşılaşmıyorsanız,bilinki o yol asla sizi doğruya ulaştırmaz...
 

Cevap(1)
n_dilek
(yeni)


Mesaj Sayısı: 7

   Mesaj Tarihi: 03.08.2007 23:41:25  
 
 

Allah razı olsun... emeğine sağlık


GÜLÜMSE.... O?nun ümmetlerinden biri olarak yaşadığın için...
 

Cevap(2)
hülyaberra
(yeni)


Mesaj Sayısı: 0

   Mesaj Tarihi: 09.10.2007 23:33:16  
 
 

emegine saglık çok güzel olmuş

 

Cevap(3)
ihramlı
(normal)


Mesaj Sayısı: 60

   Mesaj Tarihi: 30.10.2007 17:58:54  
 
  (Bu Mesaj Onay Bekliyor...)
 

Cevap(4)
hülyaberra
(yeni)


Mesaj Sayısı: 0

   Mesaj Tarihi: 04.11.2007 02:02:27  
 
  (Bu Mesaj Onay Bekliyor...)
 

Cevap(5)
AYSİMA
(yeni)


Mesaj Sayısı: 0

   Mesaj Tarihi: 06.11.2007 01:07:56  
 
  (Bu Mesaj Onay Bekliyor...)
 

Cevap(6)
figan
(yeni)


Mesaj Sayısı: 0

   Mesaj Tarihi: 17.11.2007 21:24:53  
 
  (Bu Mesaj Onay Bekliyor...)
 

Google
 
Ziyaretçi:  Sitede şu anda 0 üye ve 172 misafir olmak üzere toplam 172 kişi bulunuyor.

İstatistikler:  Bugün Tekil:1  Çoğul:1814471  Toplam:96145685  Bugün Üye:44  Dün:0  Toplam:32306  Dün Tekil:1  Çoğul:22812

Kim Nerede:  Misafir1, Misafir2, Misafir3, Misafir4, Misafir5, Misafir6, Misafir7, Misafir8, Misafir9, Misafir10, Misafir11, Misafir12, Misafir13, Misafir14, Misafir15, Misafir16, Misafir17, Misafir18, Misafir19, Misafir20, Misafir21, Misafir22, Misafir23, Misafir24, Misafir25, Misafir26, Misafir27, Misafir28, Misafir29, Misafir30, Misafir31, Misafir32, Misafir33, Misafir34, Misafir35, Misafir36, Misafir37, Misafir38, Misafir39, Misafir40, Misafir41, Misafir42, Misafir43, Misafir44, Misafir45, Misafir46, Misafir47, Misafir48, Misafir49, Misafir50, Misafir51, Misafir52, Misafir53, Misafir54, Misafir55, Misafir56, Misafir57, Misafir58, Misafir59, Misafir60, Misafir61, Misafir62, Misafir63, Misafir64, Misafir65, Misafir66, Misafir67, Misafir68, Misafir69, Misafir70, Misafir71, Misafir72, Misafir73, Misafir74, Misafir75, Misafir76, Misafir77, Misafir78, Misafir79, Misafir80, Misafir81, Misafir82, Misafir83, Misafir84, Misafir85, Misafir86, Misafir87, Misafir88, Misafir89, Misafir90, Misafir91, Misafir92, Misafir93, Misafir94, Misafir95, Misafir96, Misafir97, Misafir98, Misafir99, Misafir100, Misafir101, Misafir102, Misafir103, Misafir104, Misafir105, Misafir106, Misafir107, Misafir108, Misafir109, Misafir110, Misafir111, Misafir112, Misafir113, Misafir114, Misafir115, Misafir116, Misafir117, Misafir118, Misafir119, Misafir120, Misafir121, Misafir122, Misafir123, Misafir124, Misafir125, Misafir126, Misafir127, Misafir128, Misafir129, Misafir130, Misafir131, Misafir132, Misafir133, Misafir134, Misafir135, Misafir136, Misafir137, Misafir138, Misafir139, Misafir140, Misafir141, Misafir142, Misafir143, Misafir144, Misafir145, Misafir146, Misafir147, Misafir148, Misafir149, Misafir150, Misafir151, Misafir152, Misafir153, Misafir154, Misafir155, Misafir156, Misafir157, Misafir158, Misafir159, Misafir160, Misafir161, Misafir162, Misafir163, Misafir164, Misafir165, Misafir166, Misafir167, Misafir168, Misafir169, Misafir170, Misafir171, Misafir172,