Forum    Snnet-i Seniyye  
     Yazan: GL-i NidA   Son Yazan: GL-i NidA (25.01.2007 22:56:34)     Cevap: 0    Okunma: 6230
      Konu Adı: CHİLİYYE DNEMI

Yazan

Mesaj

 


GL-i NidA
(normal)


Mesaj Sayısı: 48

   Mesaj Tarihi: 25.01.2007 22:56:34   
 
 

CHİLİYYE DNEMI

 Bilgisizlik, gereği tanımama. İslm, tam bir aydınlık ve bilgi devri olduğu iin, Arabistan'da İslmiyet'in yayılmasından nceki devre, daha dar anlamı ile Hz. İsa'dan sonra peygamberimizin gelmesine kadar geen zamana "cahiliyye" devri adı verilmiştir.

Cahiliyye, insanın Allah'ı gereği gibi tanımaması, ona kulluk etmekten uzaklaşması, onun ilh hkmlerine değil de kişinin kendi hev ve hevesine uyması, insanların koyduğu emir ve yasaklara, siyas sistem ve dşncelere inanmasıdır. Kur'an-ı Kerm'de: "Onlar hl Cahiliyye devri hkmn m istiyorlar? Gereği bilen bir millet iin Allah'dan daha iyi hkm veren kim var?" (el-Mide, 5/50) buyurulur. İslm'ın hakim olmadığı ortamlar Cahiliyye ağlarıdır. nk ilh bilginin kaynağından yoksun olan ortamlardır. İslm'ın gelişinden nceki dnemde yaşayan mşrikler Allah'a isyan etmiş onun hkmlerine sırt evirmiş bir toplum olarak son derece ilkel ve cahil hayat sryorlardı. Cahiliyye Arapları'nın srdğ hayattan ve iinde yaşadıkları ortamdan bazı rnekleri şyle sıralamak mmkndr:

Putlara Taparlardi

Cahiliyye insanları Allah'ın varlığını kabul etmekle beraber putlara taparlardı. Onlar putlarının Allah katında kendilerine şefaatı olacaklarına inanırlar ve: Biz onlara ancak bizi daha ok Allah'a yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz" (ez-Zmer, 39/3) derlerdi.

Icki Icerlerdi

Şarap imek adeti ok yaygındı. Şairleri her zaman iki ziyafetinden bahseder, iki şiirleri edebiyatlarının byk bir kısmını teşkil ederdi. Hatta Enes b. Mlik (r.a.)'in bildirdiğine gre İslm'da iki, Mide Suresi'nin doksan ve doksanbirinci ayetleriyle kesin olarak haram kılınmış, Hz. Peygamber (s.a.s) tellal bağırttırarak bunu iln ettiğinde Medine sokaklarında sel gibi iki akmıştır (Mslim, Eşribe, 3).

Kumar Oynarlardi

Cahiliyye ağında kumar da ok yaygındı. Cahiliyye Arapları kumar oynamakla vnrlerdi. yle ki kumar meclislerine katılmamak ayıp sayılırdı. Onların şairlerinden biri karısına şyle vasiyette bulunur:

"Ben lrsem, sen, aciz ve konuşma bilmeyen, iki yzl ve kumar bilmeyen birini isteme."

Tefecilik Yaparlardi

Tefecilik almış yrmşt. Para ve benzeri şeyleri birbirlerine bor verirler; kat kat faiz alırlardı. Bor veren kimse, borcun vadesi bitince borluya gelir: "Borcunu deyecek misin, yoksa onu artırayım mı?" derdi. Onun da deme imknı varsa der, yoksa ikinci sene iin iki katına, nc sene iin drt katına ıkarır ve artırma işlemi bylece kat kat devam ederdi. Tefecilik ve faizin her eşidini haram kılan Allah, zellikle Araplar'ın bu kt detlerine dikkati ekerek "-Ey iman edenler! Kat kat faiz yemeyin." (li İmrn,3/130) buyurmuştur.

Faiz Oranlari Cok Bykt

Faizcilik Araplar arasında o kadar yerleşmişti ki ticaretle onun arasını ayıramıyorlar; "Faiz de tıpkı alış-veriş gibi" diyorlardı. Bunun zerine inen ayette: "Allah alış-verişi hell, faizi ise haram kılmıştır. " (el-Bakar, 2/275) buyrulmuştur.

Fuhus Cok Byk Orandaydi

Cahiliyye Araplar'ı arasında fuhuş da nadir şeylerden değildi. Cariyelerini zorla fuhuşa srkleyenler vardı. Kur'an-ı Kerm'de bu hususa işaretle: "İffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. " (en-Nr, 24/33) buyurulur.

Kocanın birka metresi olduğu gibi, kadının da başkalarıyla ilişkide bulunması, bazı evrelerce nefretle karşılanmayan bir davranıştı. Fuhuşla ilgili Cahiliyye Araplarının şu adetlerini zikredebiliriz:

Kadın detinden temizlendikten sonra kocası ona "şu adama git ve ondan hamile kal" derdi. Kadın istenilen adamla beraber olduktan sonra kocası hamileliği belli oluncaya kadar ona yaklaşmazdı. Sonra yaklaşabilirdi. Bu, iyi bir ocuğa sahip olmak iin yapılırdı.

Sayıları ila on arasında değişen bir grup erkek kadının evine girerek, sırasıyla hepsi de onunla cinsi mnasebette bulunurdu. Kadın hamile kalıp da doğum yaparsa doğumdan bir ka gn sonra bu erkekleri ağırır, erkekler de zorunlu olarak bu davete iştirak ederlerdi. Sonra onlara: "Olanları biliyorsunuz, doğum yaptım" ilerinden birine işaret ederek "ocuğun babası sensin" derdi. O da bundan kaınamazdı.

Bazı fuhuş yapan kadınlar da tanınmaları iin kapılarına bayrak asarlardı. Bu tr kadınlardan biri doğum yaptığı zaman teşhis heyeti toplanıp ocuğun kime ait olduğunu tespit ederdi. O da ocuğun babası olduğunu kabul etmek zorunda kalırdı. (Buhr, Nikah, 36)

Kadına değer verilmez, hak ve hukuku tanınmaz, adeta bir eşya gibi telakki edilip miras alınırdı. Biri lp karısı dul kalınca lenin varislerinden gz aık biri hemen elbisesini kadının zerine atardı. Kadın daha nce kaıp bu halden kurtulamazsa artık onun olurdu. Dilerse mehirsiz olarak onunla evlenir, dilerse onu bir başkasıyla evlendirerek mihrini almaya hak kazanır ve kadına bundan bir şey vermezdi. Dilerse, kocasından kendisine kalan mirası elinden almak iin onu evlenmekten menederdi. Bunun zerine inen ayette: "Ey inananlar! Kadınlara zorla mirascı olmaya kalkmanız size hell değildir. " (en-Nis, 4/19) buyurulmuştur. (Şevkn, Fethu'l-Kadir, I, 440).

Yiyeceklerin bazısı yalnız erkeklere ait olup kadınlara yasak ediliyordu. "Onlar: Bu hayvanların karınlarında olan yavrular yalnız erkeklerimize mahsus olup, eşlerimize yasaktır. l doğacak olursa hepsi ona ortak olur" dediler (En'm, 6/139)

Kizlari Diri Diri Topraga Gmerlerdi

Cahiliyye Arapları'nın kt adetlerinden biri de kız ocuklarını diri diri toprağa gmmeleriydi. Onlar bunu namuslarını korumak veya ar telakki ettikleri iin, bazıları da sakat ve irkin olarak doğduklarından yapıyorlardı. Kur'an-ı Kerm'de şu ayetlerde buna işaret edilir: "Onlardan birine Rahman olan Allah'a isnat ettikleri bir kız evld mjdelense ii fkeyle dolarak yz simsiyah kesilirdi. " (ez-Zuhruf, 43/17), " Diri diri toprağa gmlen kız ocuğunun hangi sula ldrldğ sorulduğu zaman... " (Tekvir, 81/8-9), "Ortak koştukları Şeyler mşriklerden oğuna ocuklarını ldrmeyi ssl gsterirdi. "(el-En'm, 6/137)

Ekin ve hayvanlarını iki kısma ayırıyor bir kısmını Allah'ın byle emrettiğini sanarak Allah'a veriyor ve bir kısmını da Allah'a eş koştukları putlarına ayırıyorlardı. Onlar bu batıl inan ve adetlerinde biraz daha ileri giderek Allah'ın payına dşeni alıyorlar, onu eş koştukları putların payına ekliyorlardı. Ama putlarının payından alıp brne ilve ettikleri grlmyordu. "Allah'ın yarattığı ekin ve hayvanlardan O'na pay ayırdılar ve kendi iddialarına gre: "Bu Allah'ındır, Şu da ortak koştuklarımızındır" dediler. Ortakları iin ayırdıkları Allah iin verilmezdi. Fakat Allah iin ayırdıkları ortakları iin verilirdi. Bu hkmleri ne ktyd!" (el-En'm, 6/136).

Bir kısım hayvanlarla ekinlerin bazısını dilediklerinden başkasına yasaklıyorlardı. Ayrıca bir kısım hayvanlara binerken ve keserken Allah'ın adının anılmasına engel oluyorlardı. (el-En'm, 6/138).

Bunun dışında hayvanlarla ilgili şu adetleri de vardı:

Deve beş batın doğurup beşincisinde erkek doğurursa kulağını entip serbest bırakırlardı. Artık ona binmeyi ve stn sağmayı haram kabul ederlerdi. Buna "Bahra"* derlerdi.

Saibe*; dileği yerine gelen kimsenin putlara adadığı deve idi. Buna da binilmez ve st sağılmazdı.

Vasle*; koyun dişi doğurursa kendileri iin; erkek doğurursa putları iin olurdu. Şayet biri erkek, biri dişi olmak zere ikiz doğurursa, dişinin hatırı iin erkeği de kesmezler ve buna "Vasle" derlerdi.

Hm* ; bir erkek devenin soyundan on dl alınırsa onun sırtı haram sayılır, su ve otlakta serbest bırakılırdı. Kimse ona dokunmazdı.

Btn bunlardan başka mşrikler atalarından devraldıkları birtakım adetleri devam ettirme konusunda direniyor ve hatta bunların bazılarının, kendilerini Allah (c.c.)'a daha ok yaklaştırdıklarını ileri sryorlardı.

İbn İshak şunları aktarıyor: "Kureyş, ya Fil olayından evvel veya daha sonra meydana geldiğini tahmin ettiğim bir bid'at ortaya ıkardı ki, tarihte (Hums) diye anılıp, asalet-i diniye iddiasından ibarettir." Bunlar: "Biz, İbrahim'in evladıyız, ehl-i Harem biziz, Beyt'in sahibiyiz, Mekke'nin de skini bulunuyoruz. Arap kabilelerinden hibir kable, bizim sahip olduğumuz bu şeref ve itibara sahip değildir. Binaenaleyh biz, bu mstesna mevkiimizin şeref ve itibarını korumalıyız. Bundan sonra Harem haricinde hibir şeye tazim etmeyip btn ihtiramatımızı Harem dahilinde hasretmeliyiz. Mesel, Arafat'ta halk ile bir sırada, yan yana, omuz omuza durup vakfe etmek, sonra halk ile geri dnp gelmek bizim kadrimizi tenzil eder" diyorlardı.

İbn İshk devamla: "Kureyşliler bu asalet fikrini ortaya koydu ve uygulamaya da başladı. Arafat'a ıkmayı, Arafat'tan ifazyı terk ettiler. Herkes Arafat'ta vakfe ederken, bunlar Mzdelife'ye giderler, orada dururlardı. Ve "Biz ehlullahız, Harem-i Şerif'in hdimleriyiz" diyerek, diğerleriyle eşitliği kabul etmezlerdi. Fakat bunlar, Arafat'ta vakfe etmenin İbrahim (a.s.)'in dini muktezası olduğunu biliyorlardı. Kinne ile Hzaoğuları da bu hususta Kureyş'e iltihak etmişlerdi.

Bunlar hac iin, umre iin gelen bedevlere mdahaleye kadar ileri gitmişlerdir. Harem hricinden gelen herkesin, Beyt'in ilk tavafı Siyab-ı Hums ile tavaf etmelerini kararlaştırdılar ve uyguladılar. Bu kararın neticelerinden biri: Kim ki adi bir elbise ile gelip tavaf ederse, tavaftan sonra o elbiseyi ıkarıp atması zarr idi.

Bu kararların ikinci neticesi ise; asilzadelere mahsus bir elbisesi olmayan bedev erkeklerin ıplak; kadınların da yalnız n yırtmalı kısa i gmleği ile tavafa mecbur edilmesidir.

Bu ve bunun gibi pek ok detler yrrlkte idi. Raslullah (s.a.s)'a iletilinceye kadar da bu detler yrrlkte kalmaya devam etti. Daha sonra da A'rf suresinin 26, 27, 28, 31 ve 32. ayetlerinde, ıplak tavaf ile birlikte diğer bid'atler de yasaklanmıştır.

Eb Hreyre (r.a.)'den gelen bir rivayete gre, Eb Bekr es-Sıddık (r.a.) Ved Hacc'ından (bir sene) evvel, Hz. peygamber tarafından Hac Emri* olarak (Mekke'ye) gnderildiğinde, Eb Bekr de Eb Hureyre'yi Kurban Bayramı'nın ilk gn Mina'da byk bir cemaat iinde halka (şu iki maddeyi) ilna memur kılmıştır. (Ebu Hreyre): "Ey Nas! İyi biliniz, bu yıldan sonra mşriklerin haccetmeleri, ıplakların da Kbe'yi tavaf etmeleri yasaktır" demiştir. (Sahh-i Buhri, Tecrid-i Sarih Tercmesi, VI,13) Fakat onlar bunu kabule yanaşmamışlar, atalarını krkrne taklide alışmışlardır. "Onlara: Allah'ın indirdiğine ve peygambere gelin dendiği zaman: Atalarımızı zerinde bulduğumuz şey bize yeter' derler. Alaları bir şey bilmeyen ve doğru yolu da bulamayan kimseler olsalar da mı?" (el-Mide, 5/104). İslm, topluma hakim olunca btn bu cahil sistemin ilkel davranışlarını tamamen yasaklamıştır" (el-Mide, 5/103).

Btn bunlara baktığımızda, Cahiliyye'nin bir inanma biimi olduğunu gryoruz. Cahiliyye; bir şeyi gereği dışında bilmek, anlamak ve buna gre amel etmek demektir. Bu duruma gre Cahiliyye; insanın ve toplumun İslm ncesi ve İslm dışı bir yaşayış biimiyle yaşaması demektir. Doğru yolun zıddı, ilmin aksi olan, eskiyen ve değişken olan, blgelere, kavimlere ve anlayışlara gre kurulan her trl İslm dışı rejimler; cahil sistemler ve hkmlerdir.

 


Aıl ey gonca glm..Ağlama şeyda blblmmm.. Bu inleyen garip dilim Ahı figanı gldr gll....
 

Google
 
Ziyareti:  Sitede şu anda 0 ye ve 78 misafir olmak zere toplam 78 kişi bulunuyor.

İstatistikler:  Bugn Tekil:1  oğul:4056  Toplam:94063868  Bugn ye:0  Dn:0  Toplam:32262  Dn Tekil:1  oğul:17030

Kim Nerede:  Misafir1, Misafir2, Misafir3, Misafir4, Misafir5, Misafir6, Misafir7, Misafir8, Misafir9, Misafir10, Misafir11, Misafir12, Misafir13, Misafir14, Misafir15, Misafir16, Misafir17, Misafir18, Misafir19, Misafir20, Misafir21, Misafir22, Misafir23, Misafir24, Misafir25, Misafir26, Misafir27, Misafir28, Misafir29, Misafir30, Misafir31, Misafir32, Misafir33, Misafir34, Misafir35, Misafir36, Misafir37, Misafir38, Misafir39, Misafir40, Misafir41, Misafir42, Misafir43, Misafir44, Misafir45, Misafir46, Misafir47, Misafir48, Misafir49, Misafir50, Misafir51, Misafir52, Misafir53, Misafir54, Misafir55, Misafir56, Misafir57, Misafir58, Misafir59, Misafir60, Misafir61, Misafir62, Misafir63, Misafir64, Misafir65, Misafir66, Misafir67, Misafir68, Misafir69, Misafir70, Misafir71, Misafir72, Misafir73, Misafir74, Misafir75, Misafir76, Misafir77, Misafir78,