Forum    Snnet-i Seniyye  
     Yazan: GL-i NidA   Son Yazan: GL-i NidA (05.02.2007 00:32:44)     Cevap: 0    Okunma: 5249
      Konu Adı: RASLULLAH (S.A.)'M HKMDAR VE EMİRLERE MEKTUPLARI

Yazan

Mesaj

 


GL-i NidA
(normal)


Mesaj Sayısı: 48

   Mesaj Tarihi: 05.02.2007 00:32:44   
 
 

RASLULLAH (S.A.)'M HKMDAR VE EMİRLERE MEKTUPLARI:

 
 
 
Peygamberimiz, Hicretin altıncı yılında hkmdar ve emirlere mektuplar gndererek, onları İslm'a davet etti. Dıhye b. Halife el-Kelb el-Hazrec'yi Bizans imparatoru Herakliyus'a, Abdullah b. Huzafe es-Sehm'yi İran kisrasına, Amr b. meyye ed-Damr'yi Habeş necşisine, Hatıb b. Eb Beltaa el-Lahm'yi Herakliyus'un Mısır valisi Mukavkıs'a, Suleyt b. Amr el-mir'yi Yemame emiri Havze b. Ali el-Hanef'ye, Esed b. Huzeyme kabilesinden Şuc b. Vehb'i Haris b. Eb Şemr el-Ğassan'ye, Al b. Hadram'yi Bahreyn emiri Mnzir b. Sv'ya ve Amr b. As'ı da Umman Ezd'lerinini lideri Culend'nin iki oğlu Ceyfer ve İyaz'a gndermişti. Bazı msteşriklerin, Raslullah'ın Arab yarımadası haricindeki hkmdar ve emirlere yazdığı mektupları inkar etmeleri, herhalde, kendilerine mektup yazılan bu emir ve hkmdarların bıraktığı resm vesikalarda, bu mektuplaşmayı gsteren bilgileri bulamamalarına bağlıdır. Bu ise iddianın doğruluğuna delil olamaz; nk bu mektupların asıllarının herhangi bir sebepten kaybolmuş olması, uzak bir ihtimal değildir.?* İslm tarihilerine gelince, onların bu mektupların gnderildiğinden şpheleri yoktur. İbn Hişam, Ya'kb, Taber Raslullah'ın komşu hkmdar ve emirlere eliler ve onları İslm'a davet eden mektuplar gnderdiğini ispatlayan bilgi ve delilleri zikretmişlerdir. Taber şyle demektedir: "İbn Humeyd bize haber verdi ve şyle dedi: İbn İshak, Yezid b. Ebi Habib el-Mısr'den naklen onun Mısır'da, Raslullah'ın kafirlerin hkmdarlarına gnderdiği elilerin isimlerini ve onları gnderirken verdiği talimatı iine alan bir kitap bulduğunu, onu, hemşehrilerinden gvendiği biriyle İbn Şihab ez-Zhr'ye gnderdiğini ve bundan haberdar ettiğini bana bildirdi. Bu kitapta yazıldığına gre, Raslullah (s.a.), bir sabah ashabının huzuruna ıktı ve şyle dedi: "Ben btn insanlığa rahmet olarak gnderildim. Benim haberlerimi yerine ulaştırınız. Allah'ın rahmeti zerinize olsun! Havarilerin Meryem oğlu Isa (s.a.) hakkında ihtilafa dştkleri gibi, siz de benim hakkımda ihtilafa dşmeyiniz." İlerinden biri, "Onların ihtilafı nasıl olmuştu, Ya Raslellah" diye sorunca "O da havarilerini benim sizi ağırdığım greve ağırdı. Yakın yerlere gnderdikleri, gnl hoşluluğuyla gitmeğe razı olup selamete ulaştılar. Uzak yerlere gnderilenler ise grevden memnun olmayıp, kabulden kaındılar. Bunun zerine Hz. İsa, onları Allahu Tel'ya şikayet etti. O gecenin sabahında onlardan herbiri, Allah Tel'nın ltfuyla gnderildikleri toplumun lisanıyla konuşur hale geldiler. Bunun zerine Hz. Isa: "Bu iş, Allah'ın size emrettiği bir grevdir, artık gidiniz." diyerek onları lkelere dağıttı. İbn İshak der ki: "Sonra Raslullah ashabı arasından eli olarak gidecekleri ayırdı, Suleyt b. Amr b. Abd Şems'i .... İlh...? Bizans imparatoru Herakliyus'a gnderdiği mektubun metninin şu şekilde olduğu rivayet edilir: "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla! Allah'ın kulu ve elisi Muhammed'den, Rum Kayseri Herakliyus'a: Allah'ın selmı hidayet yoluna girene olsun! Seni İslm'a davet ederim. Mslmanlığı kabul et ki, selmette olasın ve Allahu Tel sana ecrini iki kat versin. Eğer kabul etmezsen, (fakir) kyllerin (yani tebaanın) gnahı senin boynunadır. "Ey Ehli Kitab! Gelin, sizinle bizim aramızda mşterek olan bir hak sz zerinde ittifak edelim. Yalnız Allah'a tapalım, O'na hibir şeyi ortak koşmayalım; birimiz, diğerini Allah'tan başka Tanrı edinmesin. Eğer yz evirirlerse: Şahit olun, biz mslmanlarız, deyin." Mısır valisi Mukavkıs'a yazdığı mektubun metni de şudur: "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla! Allah'ın kulu ve Elisi Muhammed'den Kıbtilerin byğ (başkanı) Mukavkıs'a: Allah'ın selamı Hidayet yoluna giren zerine olsun! Bundan sonra, seni İslm daveti ile İslm'a ağırıyorum. Mslmanlığı kabul et ki, selamette olasın ve Allahu Tel ecrini iki kat versin. "De ki: Ey Kitab Ehli! Gelin sizinle bizim aramızda mşterek olan bir hak sz zerinde ittifak edelim. Yalnız Allah'a tapalım, O'na hibir şeyi ortak koşmayalım; birimiz diğerini Allah'tan başka Tanrı edinmesin. Eğer yz evirirlerse: Şahit olun, biz mslmanlarız, deyin." Necşi'ye de şyle yazmıştı: "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla! Allah'ın Rasl Muhammed'den, Habeşlilerin kıralı (necşi) Ashame'ye: Allah'ın selmı zerine olsun! Gerek Padişah (Melik), Mukaddes (Kudds), Selm (esenlik veren), M'min (gvenlik veren) Mheymin (gzetip koruyan) olan Allah'ın vgsn sana iletirim. Şehadet ederim ki, Meryem oğlu Isa, Allah'ın ruhu ve kelimesidir. Ve bu kelime'yi Allahu Tel, korunmuş, afife, bakire Meryem'e atmıştır. Bylece, o İsa'ya hamile olmuş, Allah ta onu, Adem'i nasıl yarattı ve ruhundan fledi ise ylece yaratmış ve ruhundan flemiştir. Seni tek olan, eşi ve şeriki olmayan Allah'a imana ve ona itaata devama ağırıyorum. Seni bana tabi olmaya, Allahu Tel'nın bana gnderdiği şey'e iman etmeye davet ediyorum. Amcamın oğlu Cafer'i ve onunla birlikte mslmanlardan bir grubu sana gnderiyorum. Cafer sana geldiği zaman azamet ve kibiri bırak, onlara cmert davran, seni ve askerlerini Allah'ın dinine davet ediyorum. Tebliğ ettim ve nasihatte bulundum, nasihatımı kabul ediniz! Allah'ın selmı hidayeti kabul edenlerin zerine olsun." İran kisrası Husrev Perviz'e şyle yazdı: "Allah'ın Rasl Muhammed'den Farislerin ulusu Kisra'ya: Doğru yola tabi olanlara, Allah ve Raslne iman edenlere selm olsun! Aziz ve Celil olan Allah'ın tm insanlığa gnderdiği peygamberiyim. Hayatta olan insanları inzar (tehlikeyi haber vererek uyandırmak), inanmayan kafirler zerine de Allah'ın azabının hak olduğunu bildirmek iin gnderildim. Mslman ol selmete kavuş, eğer yz evirirsen, Mecsilerin gnahı senin zerinedir." BU MEKTUPLARDAN ALINAN NETİCE: Şimdi de bu mektupların, hakim oldukları toplumların temsilcisi olarak kendilerine mektup gnderilen hkmdar ve emirler zerindeki tesirlerini gzden geirelim. Eğer bu hkmdar veya meliklerden biri Raslullah'ın davetini kabul etmiş ve İslm'a tabi olmuş olsaydı, şphesiz İslm, onun tebası arasında da yayılırdı. Ne var ki, tarih, bazıları Raslullah'ın elilerine gzel muamele edip, mektubuna iten cevap vermişlerse de, Arap yarımadası dışında hkm sren bu hkmdarlardan hibirinin İslm'a tabi olduğunu zikretmiyor. İran kisrasının eski İran geleneğine gre o yle bir hkmdardır ki, mukaddes hkmdarlık hakkını li Ssn'dan tevars etmiştir araplara tabi olmaktan kaınmış olması tabiidir. Zira Kisra, toplumun mukaddes olarak kabul ettiği şahsı ve saltanatı hususunda İslm'dan korkuyordu. Buna ilaveten, Farisiler, kendilerini, nazarlarında Hicaz arablarından daha az ve daha gsz olmayan Yemen ve Hire arablarının hakimi olarak gryorlardı. Bu yzden, Raslullah'ın elisini kabul eden Kisr'nın, fkeden kprerek, ona hakrette bulunmasını, Raslullah'ın mektubunu yırtıp, Yemen valisi Bazan'a: "Hicaz'daki bu adam'a (yani Raslullah'a), yanından iki kuvvetli asker gnder, onu yakalayıp getirsinler." diye emir gndermesini hayretle karşılamıyoruz. Nitekim Kisra'nın emrini alan Yemen valisi Bazan, iki adamını Raslullah'a gnderdi. Onların eline verdiği, Raslullah'a yazılmış mektubunda, Raslullah'a iki elisiyle beraber gelmesini emrediyordu. Taif'e kadar gelen iki eli, orada karşılaştıkları Kureyşli adamlardan Raslullah'ın Medine'de olduğunu ğrendiler. Kureyşli bu şahıslar, elilerin gelişine sevinerek onları tebrik ettiler, ilerinden bazıları: "Artık sevinin, hkmdarlar hkmdarı Kisra, ona dşman olmuş, onun karşısına dikilmiştir. Kisra sizin iin o adama (yani Raslullah'a) yeter." diyorlardı. İki eli Taif'ten ayrılarak Medine'ye geldiler, Raslullah'ın huzuruna ıkıp: "Kisra bizi, seni beraberimizde gtrmek zere gnderdi" dediler. Raslullah, bir gn sonra kendileriyle grşeceğini syleyerek, onları başından savdı. Bu esnada kendisine Allahu Tel tarafından şyle vahyedildi: "Şphesiz Allahu Tel, Kisra zerine oğlu Şryeh'i musallat kılmış ve oğlu onu katletmiştir." Ertesi gn huzuruna gelen iki eliye, bu haberi ulaştıran Peygamberimiz onlardan şu cevabı aldı: "Senin zerine yryp cezalandırmamız, şphesiz ki bu haberi ona ulaştırmamızdan daha kolaydır. Bu haberi senden yazıp, Bazan'a ulaştıralım mı?" Bunun zerine: "Evet! Bunu benden dinlediğiniz şekilde ona ulaştırınız ve ona deyiniz ki benim dinim ve hkimiyetim Kisra'nın saltanatının ulaştığı yerlere kadar ulaşacaktır. Ve yine ona deyiniz ki: Eğer İslmiyeti kabul edecek olursan, idaren altında bulunan yerler senindir ve seni Ebnlar'dan olan kavmin zerine hkmdar yapacağım" buyurdular. İki eli Medine'den ayrılarak Bazan'a geldiler ve Raslullah'ın haberlerini kendisine ulaştırdılar. Onları dinleyen Bazan: "Vallahi! Bu szler, hkmdar szleri değildir. Ben bu adamın, sylediği gibi, peygamber olduğunu sanıyorum. Kisra ve oğlu hakkında sylediklerinin neticesini bekleyelim; eğer doğru ıkarsa şphesiz ki o, gnderilmiş bir peygamberdir. Eğer syledikleri doğru ıkmazsa ne yapacağımızı dşneceğiz" dedi. Aradan fazla bir sre gemeden Şiryeh'in mektubu Bazan'a ulaştı, o, şyle yazıyordu: "Bilesin ki, Kisra'yı ldrdm. Ben onu başka sebeple değil, Farisi eşrafından biroğunun ldrlmesine izin vermesine kızdığım iin ldrdm. Bu mektubum sana ulaştığı zaman, emrin altındakilerden benim iin itaat yemini al! Babamın hakkında sana mektup yazdığı adam (yani Rasulullah s.a.) iin ise emrim gelinceye kadar bekle, şimdilik onun zerine dşme." Şryeh'in mektubu okunup bitirilince Bazan: "Bu zat (Raslullah) şphesiz bir peygamberdir." diyerek mslman oldu. Yemen'de oturan İranlılar da onunla birlikte İslam'ı kabul ettiler. Margoliouth, Raslullah'ın casuslarının ona ok sr'atli haber getirdiğini iddia ediyor ve Bazan'ın iki elisinin, Raslullah tarafından Kisra'nın ldrldğ haberinin verilmesi zerine grevlerini yerine getirmeden dnmelerini uzak gryor devamla da şyle diyor: "İran kisra'sının ldrlme tarihi doğru olduğu takdirde" kabul etmemiz mmkn olan kanaat şudur: Kisra'ya karşı yapılan suikast haberlerinin peygamberin casusları tarafından nakledilmesinde tek sebep Kisra'nın lm zerine ıkan karışıklıktır.? Margoliouth, Raslullah'ın mektubunun Kisr'ya hibir zaman ulaşmadığını da iddia eder. Ne var ki Margoliouth, şu iki hususu dikkatten kaırmıştır: 1) Raslullah (s.a.), Kisr'nın lm haberini suikaste uğradığı gn ilan etmiş ve onun lm haberi Yemen'e, Raslullah'ın verdiği bu haber zerine Yemen'e dnen Bazan'ın iki elisi vasıtasıyla ulaşmıştır. 2) İki elisinden bu haberi duyan Bazan, İran'dan resm haberler beklemiştir. Margoliouth, Kisr'nın emrini yerine getirmek zere Bazan tarafından gnderilen iki elinin, sadece Raslullah'ın Kisr'nın ldrldğn sylemesi zerine dnmelerini de mmkn grmez. Bu dşnce de doğru değildir. Bilhassa, nceden verilen bu tr haberleri kabule msait Arabistan ve ona komşu olan Rum ve Fars ahalisinin akl durumunu bilirsek bunu daha da aık anlayabiliriz. Rum imparatoru Herakliyus'un dahi, Ncm (yıldızlar) ilmiyle uğraşması ve Kuds (İly) yneticisi Şam hıristiyanları Piskoposu İbn Ntur'a Ahir zaman nebisinin zuhuru hakkındaki grşn ğrenmek isteğiyle mektup yazması bu hususta misal olarak kafidir. Arapa rivayetlere gre İslam'a girmek arzusunda olan Herakliyus, Raslullah'ın mektubunun kendine ulaştığı gnlerde lkesinde olan Ebu Sfyan ve arkadaşları ile bu yeni din hakkında konuştu. Raslullah'ın elisini iyi karşıladı, onu, Hıristiyan din adamlarından meydana gelen bir meclise ağırdı. Topladığı din adamlarına, Raslullah'ın elisinin getirdiği haberleri ulaştırdı, onlar karşı ıkınca, kendisi de İslm'a girmek niyetinden vazgeip, zahiren hırıstiyanlık zerindeki bağlılığını artırdı. Şphesiz bu dnemde insanlık, Ahir zaman Peygamberinin zuhurunu gzetiyordu. Bizzat Herakliyus bu mesele ile zel br şekilde ilgileniyordu. Nitekim, nceden getiği gibi Ncum ilminde temayz etmiş olan İly (Kuds) Piskoposuna mektup yazarak, ilmi ncm sayesinde Ahir zaman peygamberinin zuhur ettiğini anladığını haber veriyor ve onun bu husustaki fikirlerini soruyordu. Ebu Sfyan şyle anlatır: "Kureyş tacirlerinden meydana gelen bir grubla Suriye'ye gitmiştik... Vallahi! Gazze'de bulunduğumuz sırada onun emniyet amiri (yani Herakliyus'un), zerimize geldi ve: "Siz şu Hicaz'da ortaya ıkan adamın (yani Raslullah'ın) kavminden misiniz?" diye sordu. 'Evet" dedik, "O halde benimle hkmdara kadar geliniz" dedi. Birlikte hkmdarın huzuruna gelince hkmdar: "Peygamber olduğunu syleyen şahsın en yakın akrabası hangisidir?" diye sordu. 'Ben" dedim. Bunun zerine hkmdar "Onu yakınıma getiriniz" dedi. Mteakiben beni karşısına arkadaşlarımı da, benim arka tarafıma oturttu. Ondan sonra tercmanına dnd: "(Ebu Sfyan'ın arkasında duran Kureyş tacirlerini kastederek) Onlara syle, ben o zat hakkında buna (Ebu Sfyan'a) bazı şeyler soracağım, eğer yalan sylerse onu tekzib etsinler." dedi. Ebu Sfyan der ki: "Vallahi! Yalan sylemiş olsaydım, onlar beni tekzib etmezler, yalanımı yzme vurmazlardı, lkin ben kendisine yalan yakışmayan ulu bir kişiydim, onun hakkında doğruyu sylemenin, yalan sylemekten kolay olduğunu anladım. Zira eğer ben onun hakkında yalan sylemiş olsaydım, arkadaşlarım bunu unutmaz sonra yzme arparlar, halka sylerlerdi, bu yzden onun hakkında doğruyu syledim." Herakliyus: "Aranızda zuhur edip, peygamberlik iddia eden şu zat hakkında bana bilgi ver." dedi. Ben, Muhammed'in işini kltmeğe ve değersiz gstermeğe başladım ve kendisine: "Ey Hkmdar! Onun işine bu kadar ehemmiyet vermene gerek yoktur, onun durumu sana ulaştığı kadar yce değildir" dedim. Benim szlerime aldırmaksızın: "Onun durumuyla ilgili soracaklarıma cevap ver" dedi. Ben de "istediğinizi sorun" dedim. Herakliyus: "İinizde onun nesebi nasıldır?" diye sordu. "Onun nesebi iimizden ycedir" dedim. "Onun soyundan bu sz ondan nce sylemiş (Peygamber olduğunu belirtmiş), ona benzeyen, başka biri var mıdır?" dedi. "Yoktur" dedim. "Sizin aranızda onun bir saltanatı vardı da, o saltanatı elinden ekip aldığınız iin mlkn geri almak maksadıyla byle bir iddia ile mi ortaya ıktı?" dedi. "Hayır" dedim. "Sizin aranızda ona tabi olanların durumundan haber ver. Ona inananlar halkın hangi kesimindendir?" diye sordu. "Zayıflar, fakirler, genler ve kadınlar inanıyorlar. Kavmindeki yaşlılar ve stnlk sahibi kimselerden kendisine hi inanan yok." cevabını verdim. "Ona tabi olan onu seviyor, bağlanıyor mu, yoksa ondan ayrılıyor onu terkediyor mu?" dedi. (Başka bir rivayette "onlardan herhangi biri, ona kızıp dininden dnyor mu?" şeklindedir.) Ben: "Ona inanıp da ondan ayrılan bir adam yoktur" dedim. "Kendisinin sulh bozduğu var mıdır?" dedi. Bana sorduğu şeylere cevap verirken, daha başka szler de katarak onu (Raslullah'ı)jurnal edecek bir şey bulamıyordum. "Hayır! Sulh bozmaz, ancak biz onunla bir sredir sulh (Hudeybiye'yi kasdediyor) halindeyiz, bozmayacağından emin değiliz." dedim. Ebu Sfyan: "Bana kendiliğimden bir şeyler katmağa imkan verecek bu szden başkasını bulamadım. Vallahi! Bu szme de iltifat etmedi." demiştir. Sonra sze yeniden başlayarak, tercmana dnd: "Ona de ki, ben sana o şahsın neseb durumunu sordum, sen, kendisinin iinizde en soylu neseb'e mensub olduğunu belirttin. Peygamberler de zaten byle Allahu Tel tarafından kavimlerinin en soylu aileleri iinden seilip gnderilir. İinizde bu sz daha nce syleyen (Peygamber olduğunu), kendisine benzemek istediği biri var mıydı? diye sordum. Hayır yoktur, dedin. İinizde, mlk ve saltanatını elinden aldığınız bir hkmdar vardı da, onun mlkn ele geirmek arzusuyla mı bu szle ortaya ıktı? diye sordum. Hayır karşılığını verdin. Ona inananların daha ziyade kimler olduğunu sordum, zayıflar, fakirler, genler ve kadınlar olduğunu bildirdin. Her zaman peygamberlere tabi olanlar bunlar olmuştur. Senden ona inananların ona bağlanıp sevdikleri veya ondan ayrılıp, uzaklaştıkları hususunda sordum. Ona tabi olanlardan şimdiye kadar ayrılan olmadığını bildirdin. İmanın tadı işte byledir, ıkacağı bir kalbe girmez. (Başka bir rivayette, "tadı, sevinci kalblere karışan iman byledir." şeklindedir.) Yaptığı andlaşmaya ihanet eder, bozar mı? dedim. Hayır dedin. Eğer, hakkında bu sylediklerin doğru ise, o zat (Raslullah) şu ayaklarımın bastığı yer zerinde bana karşı stnlk sağlayacak, galip gelecektir. Onun yanında olmak ve ayaklarını yıkamak isterdim. Artık işine gidebilirsin." Ebu Sfyan der ki: "Bunun zerine onun huzurundan ayrıldım, arkadaşlarımla başbaşa kalınca ellerimi birbirine vurarak şyle diyordum: Ey Allah'ın kulları! İbn Eb Kebşe'nin (yani Raslullah (s.a.)'in) işi hakikaten byd." Rivayetlerinin birinde Taber şyle haber veriyor: "Suriye'den Kostantiniyye (İstanbul)'ye dnmek zere bulunan Herakliyus, Raslullah (s.a)'ın mektubu kendine ulaşınca rumları topladı ve onlara: "Ey Rum cemaatı! Sizlere nemli bir işi arzedeceğim, onu size anlattıktan sonra bunun zerinde dşnn ve kararınızı verin" dedi. Huzurundakiler: "Bu iş nedir?" diye sorunca: "Biliyorsunuz, vallahi bu zat, Allah tarafından gnderilmiş bir Peygamberdir. Şphesiz ki, biz onu kitaplarımızda buluyor, bize anlatılan sıfatıyla biliyoruz. Geliniz ona tabi olalım da dnya ve hiretimiz selm ve esenlik zere olsun." dedi. Rumlar: "Mlk ve saltanata stn, nfusa kalabalık, lkemiz de onların lkesinden daha byk ve verimli olduğu halde, arabların emrine mi gireceğiz?" dediler. Herakliyus: "O zaman geliniz, ona her yıl vergi deyeyim de, bu vergi sayesinde, onun bize savaş amasından emin olarak msterih olalım." teklifinde bulundu. "Nfus, mal, mlk ve saltanat bakımından onlardan stnz. lkemiz de lkelerinden verimlidir. Byle olduğu halde aşağılık ve zelil araplara hara mı vereceğiz? Vallahi bunu ebediyyen kabul edemeyiz." dediler. Herakliyus: "Pekala, gelin kabul edin de, Suriye toprağını ona verip, Şam blgesi (Suriye, Filistin, rdn, Dımeşk, Humus ve Derb)'nin diğer taraflarının bizde kalması şartıyla bir anlaşma yapayım." dedi. Onlar: "Suriye toprağını ona vereceğiz ha? Halbuki sen, Suriye toprağının, Şam blgesinin en verimli yresi olduğunu biliyorsun? Vallahi bunu asla yapamayız." dediler. Herakliyus tekliflerini kabul etmediklerini grnce şyle dedi: "Vallahi! Ondan kaındığınız takdirde, kendi şehrinizde size galip geldiğini greceksiniz." Sonra katırına bindi, onların huzurundan ayrıldı, Suriye topraklarının bittiği mevkie gelince, Suriye tarafına dnerek: "Elveda Ey Suriye." dedi ve atını tekmeledi, hızlı bir şekilde Kostantiniyye'ye gitti." Btn bu anlatılanlardan anlaşıldığına gre, muhtelif arapa rivayetler, Herakliyus'un İslm'ı kabule meylettiği hususunda neredeyse grş birliğindedirler. Rumların bu dine girmeği reddetmesinin en mhim sebepleri, İslm'ın, durumlarını kk ve hakir grp smrdkleri arapların dini olması ve Herakliyus'un devletinin ileri gelen ricali ve din adamları yanında zayıf kalmasıdır. Nitekim o, evvela İslm'ı kabul edip etmemeleri hususunda onları serbest bırakmış sonra da Suriye blgesi toprağından bir blmn vererek mslmanlarla anlaşma yapmak istemiştir. Bilhassa elimizdeki tarihi kaynaklara dayanarak bu devrede Herakliyus'un, haric tehlikelerle kuşatılmış olduğunu ğrendikten sonra, Arapa kaynakların kaydettiği bu rivayetlerin tamamının doğruluğuna gvenemeyiz. Her ne kadar, Avarlar ve Slavlara (Sakaalibe) karşı zafer kazanmış, Suriye ve Mısır'ı geri almış, 627 M. yılında Cezire blgesinde Ninova savaşında İranlılara karşı zafer kazanarak askerleriyle İran topraklarına girip başşehir Medayin'i tehdit etmiş (M. 628) olsa da, aynı dnemde İran Kisrası Husrev'in ordusu Anadolu'yu geerek İstanbul'u kuşatmış, neredeyse İstanbul'u ele geirecek duruma gelmişti. Bazı rivayetlerde bildirildiği gibi, Herakliyus'un durumu, zihnini meşgul eden dşnceler ve aklına gelen tehlikeler, kendisini İslm'ı kabul etmeye sevketmiştir. Zira o, İranlılarla yaptığı harbten ıktıktan hemen sonra, yeni bir dşmanla harbe girmek istemiyordu. nk o, yeni kurulan İslm devleti tarafından, kendisine ynelecek yeni bir tehlike ıkacağını biliyordu. Mısır, Filistin ve Suriye blgelerinde Mslmanlarla savaşmak iin kalabalık ordular toplaması, Mısır Mukavkısının arablarla sulh yaptığını duyunca ona kızarak Kostantiniyye'ye ağırıp sonra da srgne gndermesi ve Mısır'a gnderdiği rum komutanları azarlayıp arablarla savaşa teşvik etmesi, Herakliyus'un bu işte dn olmaktan ziyade siys sebebler gzettiğini gsteren delillerdir. Herakliyus, 641 yılında mslmanların Babylon kalesini muhasaraya devam ettikleri sırada lmesine kadar aynı şekilde hareket etmiştir. Arap tarihilerini, Herakliyus'un İslm'a girmeğe niyetlendiğini, kabule iten sebeblerden biri şphesiz Taber'nin kaydettiği şu hadisedir: "Herakliyus, Dıhye el-Kelb'yi (Raslullah'ın elisi) ağırladı ve ona kıymetli hediyeler ve gzel elbiseler verdi.?O Ancak Hısm blgesine geldiği sırada Czam kabilesinden bazıları Dıhye'nin yolunu kestiler, elindeki hediyelerin tamamını gasbettiler. Dihye, Medine'ye gelince evine girmeden Raslullah'a gelerek durumu arzetti. Bunun zerine Raslullah (s.a.), bir seriyye'nin başında Zeyd b. Harise'yi Hısm'ya gnderdi. Bu haberde bildirilen olayların doğruluk ihtimalini kabul etmekle beraber, Herakliyus'un Dıhye'ye ltufkr davranıp hediye ve bahşiş vermesinin, Raslullah'ın durumunun glenmesinden korktuğu iin mslmanların kablerini kendisine ısındırmak maksadıyla başvurduğu bir nevi siyasetten ileri gemediğini dşnmek de mmkndr. Herakliyus'un devlet adamlarını toplayıp, onlara İslm dinini arzettiği esnada, kabul etmediklerini ve kendisi bu dine girdiği takdirde isyan edeceklerinde kararlı olduklarını anlayınca bu tekliften vazgemesi, bu grşn doğruluğunu gsteren en byk delildir. Sonunda o şyle demişti: "Ey Rum topluluğu! Bunları, yeni ıkan din karşısında, sizin kendi dininize olan bağlılığınızı denemek iin arzettim. Şphesiz sizde beni sevindirecek şeyler grdm." Bizans İmparatoru Herakliyus tarafından Mısır idareciliğine getirilmiş olan Mukavkıs'a gelince, o da Peygamber (s.a.)'in elisi Htib b. Eb Beltaa'ya hediye vermede Herakliyus'dan daha geri kalmadı. Arap tarihileri, onun eliyi gzel karşıladığı ve "Bir peygamberin geleceğini biliyordum, fakat, onun Şam'dan ıkacağını sanıyordum. Ondan nceki peygamberler buradan ıkmıştır. Şimdi gryorum ki o, yoksul ve fakir bir lkede Arapların iinde zuhur etmiş. Kıptler ona tabi olma hususunda bana itaat etmezler ve ben, seninle yaptığım bu konuşmanın duyulmasını da istemem." şeklinde cevap verdiği hususunda hemen hemen ittifak etmektedirler. Mukavkıs, Peygamber (s.a.)'e hediyeleri gndererek eliyi yolcu etti. Tarihiler, bu hediyelerden Mriyei Kıptiye (r.a.) ile kız kardeşi ve birtakım kıymetli eşyalar hususunda ittifak etmektedirler. Peygamber (s.a.)'in Mriyei Kıptiyye adında bir cariyesinin bulunduğu ve bundan İbrahim adında bir oğlunun doğduğu hususunda tarihilerin ittifakına istinaden, bu rivayetin doğruluğuna gvenebiliriz. Mukavkıs'ın, Htıb b. Eb Beltaa'yı iyi karşılaması ve aralarında Mriye (r.a)'nin de bulunduğu hediyeleri gndermesi neticesinde, Peygamber (s.a.), Mısır halkı Kıptileri vmş ve onlar hakkında iyi davranılmasını tavsiye etmiştir. Nitekim Raslullah şyle emretmişti: "Allah benden sonra size Mısır'ın fethini nasip edecektir, o zaman Kıptilere iyi davranın, nk iinizde onların damadı ve hakları vardır. Necş'ye gelince, İslm tarihilerinin mslmanlığı kabul ettiğini te'kit etmesine, hayatı boyunca Muhammed (s.a) ile ok iyi ilişkiler iinde olmasına rağmen, btn bunlar bizi O'nun mslman olduğunu kabule zorlayamaz. Nitekim gvenilir tarihilerin oğu, İslmiyyetin Habeşistan'da epeyce bir zaman sonra yayıldığı hususunda nerede ise ittifak etmişlerdir. Taber ve ibnu'l-Esr'in rivyetleri de bunu gstermektedir. Bunların rivayetine gre "Hz. mer zamanında Habeşliler, İslm lkesinin bazı sınır blgelerine saldırmış ve yağmalamışlardı. Bunun zerine Hz. mer, Alkame b. Mucezziz el-Mdlic komutasında bir mslman birliğini deniz yoluyla onlara karşı savaşmak zere gnderdi; fakat bu birlik hezimete uğrayıp imha edildiği iin o, hibir kimseyi denizyoluyla savaşa gndermemeye karar verdi.?

Aıl ey gonca glm..Ağlama şeyda blblmmm.. Bu inleyen garip dilim Ahı figanı gldr gll....
 

Google
 
Ziyareti:  Sitede şu anda 0 ye ve 64 misafir olmak zere toplam 64 kişi bulunuyor.

İstatistikler:  Bugn Tekil:21738  oğul:23744  Toplam:85528169  Bugn ye:0  Dn:0  Toplam:32233  Dn Tekil:31235  oğul:34943

Kim Nerede:  Misafir1, Misafir2, Misafir3, Misafir4, Misafir5, Misafir6, Misafir7, Misafir8, Misafir9, Misafir10, Misafir11, Misafir12, Misafir13, Misafir14, Misafir15, Misafir16, Misafir17, Misafir18, Misafir19, Misafir20, Misafir21, Misafir22, Misafir23, Misafir24, Misafir25, Misafir26, Misafir27, Misafir28, Misafir29, Misafir30, Misafir31, Misafir32, Misafir33, Misafir34, Misafir35, Misafir36, Misafir37, Misafir38, Misafir39, Misafir40, Misafir41, Misafir42, Misafir43, Misafir44, Misafir45, Misafir46, Misafir47, Misafir48, Misafir49, Misafir50, Misafir51, Misafir52, Misafir53, Misafir54, Misafir55, Misafir56, Misafir57, Misafir58, Misafir59, Misafir60, Misafir61, Misafir62, Misafir63, Misafir64,