Üye Adı:    Şifre:  (Hatırla)      Üye Ol              Giriş Sayfası Yap / Sık Kullanılanlara. Ekle

Sahih-i Buhari

1 TECRÎD'İN METNİ
2 KİTÂBÜ'L ÎMÂN
3 KİTÂBÜ'L İLİM
4 KİTÂBÜ'L VUDÛ'
5 KİTÂBÜ'L GUSL
6 KİTÂBÜ'L HAYZ
7 KİTÂBÜ'T TEYEMMÜM
8 KİTÂBU'S SALÂT
9 KİTÂBU MEVÂKÎTİ'S SALÂT
10 BÂBU BED'İ'L EZÂN
11 CUM'A BAHSİ
12 SALÂT İ HAVF BAHSİ
13 İYDEYN BAHSİ
14 VİTİR BAHSİ
15 İSTİSKÂ BAHSİ
16 KÜSÛF BAHSİ
17 SÜCÛD I KUR'ÂN BAHSİ
18 TAKSÎR İ SALÂT BAHSİ
19 TEHECCÜD BAHSİ
20 TERÂVİH NAMAZI
21 İSTİHÂRE HADÎSİ VE DUÂSI
22 MEKKE VE MEDÎNE MESCİDLERİNDE KILINAN NAMAZIN FAZÎLETİ BÂBI
23 SEYYİDÜ'L MÜRSELÎN SALLA'LLÂHU ALEYHİ VE SELLEM'İ ZİYÂRET
24 NAMAZDA İSTİÂNE BAHSİ
25 NAMAZDA SEHİV BAHSİ
26 CENÂZE BAHSİ
27 KİTÂBÜ'Z ZEKÂT
28 SADAKA İ FITIR BAHSİ
29 KİTÂBÜ'L HAC
30 EBVÂBÜ'L ÖMRE
31 EBVÂBÜ'L MUHSAR
32 CEZÂ İ SAYD BÂBI
33 FAZÂİL İ MEDÎNE
34 KİTÂBÜ'S SAVM
35 TERÂVÎH NAMAZI
36 KADİR GECESİ'NİN FAZÎLETİ
37 MESCİDLERDE İ'TİKÂF
38 KİTÂBÜ'L BÜYÛ'
39 İHTİKÂRIN ZEMMİ
40 HİBE BAHSİ
41 MENÎHA FASLI
42 ŞAHÂDET BAHSİ
43 SULH VE İNSANLAR ARASINI ISLAH BAHSİ
44 ŞARTLAR BAHSİ
45 VASIYYETLERİN AHKÂMI BAHSİ
46 CİHAD VE SİYERİN FAZÎLETİ BAHSİ
47 HÛRÜ'L ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
48 BED'ÜL HALK BAHSİ
49 AHÂDÎS İ ENBİYÂ ALEYHİMÜ'S SALÂTÜ VE'S SELÂM BAHSİ
50 İBRET ÂMİZ BENÎ İSRÂİL KISSALARI
51 KİTÂBÜ'L MENÂKIB
52 KUREYŞ'İN MENÂKIBI BAHSİ
53 HUZÂA KISSASI
54 EBÛ ZERR İ GIFÂRÎ (RADİYA'LLÂHU ANH)İN İSLÂM'I VE ZEMZEM KISSASI
55 PEYGAMBERİMİZİN İSLÂM'A ALENÎ İLK DA'VETİ
56 PEYGAMBERİMİZİN HÂTEMÜ'L ENBİYÂLIĞINI TEBLÎĞ BUYURMASI
57 İSLÂM'DA NÜBÜVVET ALÂMETLERİ
58 AYIN İKİYE BÖLÜNMESİ MU'CİZESİ
59 EBÛ BEKR ES SIDDÎK RADİYA'LLÂHU ANH'İN MENÂKIBI
60 ÖMER İBN İ HATTÂB RADİYA'LLÂHU ANH'İN MENÂKIBI
61 OSMÂN İBN İ AFFÂN RADİYA'LLÂHU ANH
62 ALÎ İBN İ EBÎ TÂLİB RADİYA'LLÂHU ANH
63 ZÜBEYR İBN İ AVVÂM RADİYA'LLÂHU ANH
64 TALHA RADİYA'LLÂHU ANH
65 SA'D İBN İ EBÎ VAKKÂS RADİYA'LLÂHU ANH
66 PEYGAMBERİMİZ'İN DÂMATLARINDAN EBÜ'L ÂS
67 ZEYD İBN İ HÂRİSE İLE OĞLU ÜSÂME RADİYA'LLÂHU ANHÜMÂ'NIN MENÂKIBI
68 ABDULLÂH İBNİ ÖMER RADİYA'LLÂHU ANHÜMÂ'NIN MENÂKIBI
69 AMMÂR VE HUZEYFE RADİYA'LLÂHU ANHÜMÂ'NIN MENÂKIBI
70 EBÛ UBEYDE İBN İ CERRÂH RADİYA'LLÂHU ANH
71 HASEN VE HÜSEYİN RADİYA'LLÂHU ANHÜMÂ'NIN MENÂKIBI
72 ABDULLÂH İBN İ ABBÂS RADİYA'LLÂHU ANHÜMÂ
73 HÂLİD İBN İ VELÎD RADİYA'LLÂHU ANH'İN MENÂKIBI
74 SÂLİM İBN İ MA'KIL RADİYA'LLÂHU ANHÜMÂ'NIN MENÂKIBI
75 ÂİŞE RADİYA'LLÂHU ANHÂ'NIN FAZÎLETİ
76 MENÂKIB I ENSÂR BAHSİ
77 RESÛL İ EKREM'İN HAZRET İ HADÎCE İLE İZDİVÂCI
78 MEB'ASÜ'N NEBÎ SALLA'LLÂHU ALEYHİ VE SELLEM BÂBI
79 İSRÂ' VE Mİ'RÂC HADÎSİ
80 RESÛLULLÂH İLE ASHÂB'ININ MEDÎNE'YE HİCRETİ BÂBI
81 MEGÂZÎ BAHSİ
82 BÜYÜK BEDİR GAZÂSI
83 BENÎ NADÎR'İN TEHCÎRİ VAK'ASI
84 UHUD GAZÂSI
85 AHZÂB VE HENDEK HARBİ
86 BENÎ KURAYZA SEFERİ
87 HAYBER GAZÂSI
88 ÖMRETÜ'L KAZÂ'
89 MÛTE GAZÂSI
90 MEKKE'NİN FETHİ GAZÂSI
91 HUNEYN SEFERİ
92 ZÜ'L HALASA GAZÂSI
93 SEYFÜ'L BAHR GAZÂSI
94 RESÛL İ EKREM'E GÖNDERİLEN KABÎLELERİN HEY'ETLERİ
95 HACCETÜ'L VEDÂ'
96 TEBÛK GAZÂSI
97 PEYGAMBER'İN KİSRÂ VE KAYSER'E GÖNDERDİĞİ MEKTUPLAR
98 NEBÎ SALLA'LLAHU ALEYHİ VE SELLEM'İN HASTALIĞI VE VEFATI BAHSİ
99 KUR'ÂN I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
100 EN'ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
101 KUR'ÂN I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
102 NİKÂH BAHSİ
103 TEADDÜDÜ ZEVCE BAHSİ
104 KİTÂBÜ'TALÂK
105 NAFAKA BAHSİ
106 TAÂM BAHSİ
107 AKİKA BAHSİ
108 ZEBÎHALARLA AVLARA VE BUNLARA ÇEKİLEN BESMELE BAHSİ
109 SAYDÜ'L BAHR=DENİZ AVI
110 KİTÂBÜ'L ADÂHÎ
111 KİTABÜ'L EŞRİBE
112 KİTABÜ'L MERZÂ
113 KİTÂBÜ'T TIB
114 KİTÂBÜ'L LİBÂS
115 KİTÂBÜ'L EDEB
116 KİTÂBÜ'L LİBÂS;KİTÂBÜ'L EDEB
117 KİTÂBÜ'L İSTİ'ZÂN
118 KİTÂBÜ'L KADER
119 KİTÂBÜ'L EYMÂN
120 KİTÂBÜ'L KEFFÂRÂT
121 KİTÂBÜ'L FARÂİZ
122 KİTÂBÜ'L HUDÛD
123 KİTÂBÜ'L MUHÂRİBÎN
124 KİTÂBÜ'D DİYYÂT
125 RÜ'YÂ TA'BÎRİ BAHSİ
126 KİTÂBÜ'L FİTEN
127 KİTÂBÜ'L AHKÂM
128 KİTÂBÜ'D DA'AVÂT
129 KİTÂBÜ'R RİKAK
130 KİTÂBÜ'T TEMENNÎ
HÛRÜ'L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
         Bu bölümde toplam 134 Hadisi Şerif var.
Konu: Cennet Hûrileri
Başlık: Bi'r-i Maûne Fâciası Hakkında Enes İbn-i Mâlik Hadîsi (2)
Ravi: Enes B. Mâlik (245)
Hadis:

Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Cennet hûrilerinden bir kadın yer halkına baksa hiç şüphesiz o, Cennet'le yer arasındaki fezâyı aydınlatır. Ve orayı bir güzel koku doldurur. Yine muhakkaktır ki, o kadının baş örtüsü, dünyâdan ve dünyâdaki her şeyden değerlidir.

Hadis No: 1182

Konu: Me'ûne Kuyusu Şehitleri;şehitler
Başlık: Bi'r-i Maûne Fâciası Hakkında Enes İbn-i Mâlik Hadîsi (2)
Ravi: Enes B. Mâlik (245)
Hadis:

Rivâyete göre, şöyle demiştir: Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem (bir da'vet üzerine Kur'ân bilenlerden) yetmiş kişiyi Âmir oğullarına ve Süleym oğullarından bâzı soylara (irşad ve din öğretmek için) göndermişti. Bunlar Meûne kuyusuna) vardıklarında dayım (Harâm İbn-i Milhân) arkadaşlarına: - Sizden önce ben (Süleym oğullarına) varayım da eğer onlar bana Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'den (aldığımız emri) kendilerine teblîğ edinceye kadar aman verirlerse (ne âlâ), vermezler (de ihânet ederler) se (zâten) siz de (benden uzakta değil) bana yakın bulunuyorsunuz, dedi, ve ilerledi. Süleym oğulları (ibtidâ) dayıma aman verdiler. O da Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'den (aldığı emirleri) teblîğ ettiği sırada onlar ansızın aralarından (Âmir İbn-i Tufeyl denilen) bir kimseye işâret ettiler. O da dayımı (arkasından şiddetle) mızraklandı. Bir halde ki, mızrağı göğsünden çıkardı. Bu ölüm darbesi üzerine Harâm (göğsünden fışkıran kanlara ellerini bulayıp yüzüne ve başına sürerek): - Allah büyüktür, Kâ'be'nin sâhibine yemîn ederim ki, ben (şahâdet rütbesi) kazandım, diye haykırdı. Sonra (bu gaddar) Süleym oğulları dayımın geri kalan arkadaşlarına döndüler. Dağa kaçan (Kâ'b İbn-i Zeyd denilen) aksak bir kişiden başka onları da öldürdüler. Şimdi Cibrîl aleyhi's-selâm (bu fâciayı) Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'e: - Seriyyedeki bütün Ashâbın Rablarına kavuştular. Allah onlardan râzı oldu, onları da mumnûn etti. diye bildirdi. O zamanlar biz, (Cibrîl'in Peygamberimize vâkı' olan) bu (vahyi) ni (Kur'ân olarak): - Biz (şehitler) i (Peygamberimize ve) kavmimize haber veriniz: biz, Rabbimize kavuştuk, O bizden râzı oldu, bizi de hoşnûd etti, diye okurduk. Bir zaman sonra (tilâveti) nesh olundu. Bu (fâcia) nın üzerine Resûlullah, Allah'a ve O'nun Resûlüne isyân eden şu Ri'l, Zekvân, Lihyân oğulları ve Usayye oğulları üzerine kırk sabah (la'netle karışık) dûa etti.

Hadis No: 1183

Konu: -
Başlık: Uhud Harbinde Resûlullâh'ın, Parmağının Yaralanması Hakkında Cündeb Hadîsi
Ravi: Cündeb İbn-i Süfyân
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem bâzı gazâlarda bulunmuştu da parmağı (yaralanıp) kanamıştı. Bunun üzerine Resûlullah: (Parmağım!) Sen yalnız kanayan bir parmak değil misin?!. (Yoksa ne kırıldın, ne düştün). Bu kazâya da (boş değil,) Allah yolunda uğradın! buyurmuştur.

Hadis No: 1184

Konu: Şehitler (5)
Başlık: Allah Yolunda Harp Meydanında Yaralanan Ve Şehid Düşen Mücâhidlerin Kıyâmet Gününde Arasat Meydanına Yarasından Kanı Kan Renginde Akarak, Fakat Misk Gibi Kokarak Geleceği Hakkında Ebû Hüreyre Hadîsi
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Hayâtım elinde (kudretinde) olan Allah'a yemîn ederim ki: Allah yolunda hiç bir kimse yaralanmaz -Allah kendi rızâsı uğrunda yaralanan kişiyi çok iyi bilir ya- ancak o şehid mücâhid, kıyâmet gününde (yaralı hey'etiyle) kanı, kan renginde (cerîhasından akarak), kokusu da misk kokusu (saçarak Arasat meydanına) gelir.

Hadis No: 1185

Konu: Kahramanlık Oyunları (spor) (3)
Başlık: Enes İbn-i Nadr'ın Uhud Harbinde Seksen Bu Kadar Yara Alarak Şehâdeti Ve Kılıç, Süngü, Ok Darbeleriyle Bilinemez Bir Hâle Geldiği Ve İbn-i Nadr İle Emsâli Şehidler Hakkında Âyet Nâzil Olduğu
Ravi: Enes B. Mâlik (245)
Hadis:

Gelen rivâyete göre, müşârün-ileyh demiştir ki: amucam Enes İbn-i Nadr radiya'llahu anh Bedir harbinden uzakta bulunmuştu da: yâ Resûla'llah! Müşriklerle muhâbere ettiğin ilk gazâdan uzakta bulundum. Eğer Allah beni müşriklerle harb (meydanı) nda hazır bulundurursa, oynayacağım (kahramanlık) oyunlarını Allah muhakkak (herkese) gösterecektir, demişti. Uhud günü hulûl edip de müslümanlar münhezim olunca İbn-i Nadr: - Yâ Rab! Şunların yâni müslümanların irtikâb ettikleri bozgunculuktan dolayı Sana i'tizâr ederim. Şunların da yâni müşriklerin de (Resûlullah'a karşı) irtikâb ettikleri cinâyetten Sana ilticâ eylerim, dedi. Sonra (müşriklere doğru) ilerledi. Bu sırada İbn-i Nadr'a Sa'd İbn-i Muâz rast geldi. Ona da: - Ey Sa'd İbn-i Muâz; Cennet istiyorum!. Ve Nadr'ın Rabbına yemîn ederim ki: ben Cennet'in kokusunu Uhud'da buluyorum, dedi. Sa'd İbn-i Muâz (İbn-i Nadr'ın şehâdet menkabelerini hulâsa ederek Resûl-i Ekrem'e): - Yâ Resûla'llah! (İbn-i Nadr düşmanlara karşı öyle cihad etti ki) ben onun gösterdiği hârikalar (ı tasvîr) e muktedir değilim, dedi. Enes İbn-i Mâlik (Sa'd İbn-i Muâz'ı te'yîd ederek) demiştir ki: biz İbn-i Nadr'ı şehîd olarak bulduğumuzda onun bedeninde kılıç darbesi, mızrak vurması ve okla musâb olarak seksen bu kadar yara bulduk. Müşrikler bu mücâhide (burnunu, kulaklarını ve sâir a'zâsını birer birer kesmek sûretiyle) o kadar işkence etmişlerdi ki, bu (azîz) şehîdi hiç bir kimse tanıyamadı da yalnız kız kardeşi (halam) parmaklarının uciyle tanıyabildi. (Yine) Enes İbn-i Mâlik demiştir ki, zannedersem şu: âyeti sonuna kadar Enes İbn-i Nadr ile benzerleri hakkında nâzil olmuştur. Yine Enes İbn-i Mâlik demiştir ki: İbn-i Nadr'ın kız kardeşi -ki o, Rübeyyi' adiyle anılır. (Bir kere)- bir kadının ön dişlerini kırmıştı da (onlar diyetini istemişlerdi, İbn-i Nadr da afivleini dilemişti). Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem de kısas ile emretmişti. Bunun üzerine Enes İbn-i Nadr dedi ki: - Yâ Resûla'llah! Seni hak ile (müeyyed) peygamber gönderen Allah'a yemîn ederim, (ve Allah'ın inâyetinden umarak derim ki:) Rübeyyi'in dişi kırılmaz!. Hakîkaten da'vâcılar en sonu diyete râzı olup kısası bıraktılar. Bunun üzerine Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem: - Allah'ın kullarından öyle bir kişi vardır ki, o, Allah'a yemîn etse, muhakkak Allah onun yemînini yerine getiririr, buyurdu.

Hadis No: 1186

Konu: Kur'ân-ı Kerîm'in Yazılışı
Başlık: Zeyd İbn-i Sâbit Kur'an Sahifelerini Mushaf'ta Toplarken Bu Âyeti Ensar'dan Huzeyme'nin Yanında Bulduğunu Bildirmiştir
Ravi: Zeyd B. Sâbit (7)
Hadis:

Gelen rivâyete göre, şöyle demiştir: (Kur'ân'ı istinsâh ederken) ben, (Hafsa'nın yanındaki Kur'ân yazılı) sahifeleri (n sûretlerini) Mushaflara naklettim de Ahzâb (Sûresi'n) den bir ayeti -ki, Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'den onu okuduğunu her zaman işittiğim halde- kaybetmiştim. Ve o âyeti (yazılı olarak) bulamamıştım; yalnız; Peygamberimiz'in; tek başına şahâdetini iki kimsenin şehâdetine denk tuttuğu Ensâr'dan Huzeyme'nin yanında buldum. (En sonu onu da hey'etin kârariyle Mushaf'taki sûresine koyduk). O âyet de Allah'ın: [Mü'minlerden öyle erler vardır ki, onlar Allah'a verdikleri ahde bağlı kaldılar] meâlindeki kavlidir.

Hadis No: 1187

Konu: Şehitler (5)
Başlık: İptidâ Allâh'a Îmân, Sonra Allah Uğrunda Cihâd Edilmesi Hakkında Berâ' İbn-i Âzib Hadîsi
Ravi: Berâ' B. Âzib (31)
Hadis:

Şöyle demiş olduğu rivâyet olunmuştur: (Uhud harbinde) Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'e demir (zırh) ile yüzü örtülü bir kişi geldi de: - Yâ Resûla'llah! (Hemen) harb edeyim de (sonra) müslüman mı olayım? diye sordu. Resûlullah: - Müslüman ol, sonra harb et! buyurdu. O da hemen müslüman oldu. Sonra vuruştu. Nihâyet şehîd edildi. Bunun üzerine Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem: - Az işledi, fakat çok kazandı, buyurdu.

Hadis No: 1188

Konu: Şehitler (5)
Başlık: Şehidlerin Makâmı Firdevs-i A'lâ Olduğuna Dâir Enes İbn-i Mâlik Hadîsi
Ravi: Enes B. Mâlik (245)
Hadis:

Şöyle rivâyet olunmuştur: Berâ' kızı Rübeyyi'in anası -ki bu kadın Hârise İbn-i Sürâka'nın da anasıdır- Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'e gelerek: - Yâ Nebiyya'llah! Hârise (nin hâlin) den bana haber vermez misiniz?. Ona Bedir günü serseri bir ok dokunarak öldürmüştü. Eğer oğlum Cennet'te ise (bu acıya) sabr ederim. Cennet'te değilse ona gücüm yettiği kadar ağlamağa çalışırım, demişti. Resûlullah cevâben: - Ey Hârise'nin anası, sana şanlı bir haber vereyim: Cennet'te bir çok yüksek dereceler vardır; oğlun muhakkak bunlardna Firdevs-i A'lâ (denilen en yüksek derece) ye erişti, buyurmuştur. (Bu cevab üzerine kadıncağız: - Eyi eyi, yâ Hârise! Ne mutlu sana, diye dönüp gitmiştir).

Hadis No: 1189

Konu: -
Başlık: Allah Yolunda Cihad, Allah Adını Yüceltmek İçin Edilen Cihad Olup Ganîmet İçin, Övülmek İçin, Bahâdır Görünmek İçin Cihad Değildir
Ravi: Ebû Mûsâ El-eş'arî (55)
Hadis:

Şöyle demiş olduğu rivâyet olunmuştur: (Bir kere) Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'e bir kişi geldi de o: - (Yâ Resûla'llah!) Bir kısım kimseler ganîmet malı için muhârebe eder, bir kısım kimseler de (halk arasında) övülmek için muhârebe eder. Bir kısım insanlar da (şecâatte) mevkii görülsün diye cihâd eder. Şu halde Allah uğrunda cihâd eden ya kimdir? diye soruldu. Resûlullah: - Kim ki yalnız Allah adı, (varlığı ve birliği prensibi) yüce olsun diye cihâd ederse o mücâhidin cihâdı Allah yolundadır, buyurdu.

Hadis No: 1190

Konu: Benî Kureyza Gazâsı (4)
Başlık: Benî Kurayza Seferi Hakkında Hazret-i Âişe Hadîsi
Ravi: Ümmü'l-mü'minîn Âişe (234)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem Hendek günü, (gazâ sona ererek hânesine) döndüğü ve silâhını (çıkarıp yerine) koyduğu, baştan aşağı da yıkandığı sırada kendisine Cibrîl geldi. Cibrîl'in başını bir toz (tabakası tac gibi) kaplamıştı. Bu halde Cibrîl: - (Yâ Resûla'llah) silâhınızı bıraktınız mı?. Vallahi ben silâhımı bırakmadım, dedi. Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem: Öyle ise nereye (sefer?) diye sordu. O da: - Hâ şuraya, dedi de Benû Kurayza'ya (doğru) işâret etti. Âişe demiştir ki: bu (muhâvere) nin üzerine Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem Kurayza oğulları (yurdu) na doğru (yola) çıktı.

Hadis No: 1191

Konu: Şehitler (5)
Başlık: Biri Diğerini Öldürüp Cennet'e Giren İki Kimse İle İlgili Rivayetler (2)
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Şöyle dediğ rivâyet olunmuştur: (Bir kere) Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem: - Allah iki kişiyi rızâsıyla karşılar. Ki onlar, biri öbürünü öldürüp Cennet'e giren iki kimsedir, dedi. (Ashab taaccüd ederek: - Yâ Resûla'llah! Hem öldüren, hem ölen ikisi birden nasıl Cennet'e girer? diye sordular da Resûlullah): - Şu (müslüman) Allah yolunda çarpışarak şehid düşer (de Cennet'e girer). Sonra Allah öldürene hidâyet eder (: o da müslüman olur. Allah yolunda cihâd eder.) O da şehîd düşer, diye cevap verdi.

Hadis No: 1192

Konu: -
Başlık: Biri Diğerini Öldürüp Cennet'e Giren İki Kimse İle İlgili Rivayetler (2)
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, şöyle demiştir: Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem Hayber'i feth ettikten sonra henüz Hayber'de iken ben (Yemen'den) gelmiştim. (O sırada Resûlullah ganîmet malı taksîm ediyordu). Ben: - (Yâ Resûla'llah!) Bana da bir pay ayır! dedim. Saîd İbn-i Âs oğullarından bâzısı (ki, Ebân İbn-i Saîd'dir): - Ona verme yâ Resûla'llah! dedi. Bunun üzerine Ebû Hüreyre: - Şu (da kim oluyor?:) İbn-i Kavkal'in katili, dedi. (Ebân) İbn-i Saîd de şöyle di (yerek karşıla) dı: - Vay (şu) dağ kediciğine de şaşılır?. O, (Yemen'in Devs illerindeki) Da'n (dağı) nin başından üzerimize yuvarlanıp geldi; müslüman bir kişinin katlini bana yükleyerek (Cehennemlik olduğumu iddia ile) beni lekelemek istedi. (Fakat o bilmelidir ki:) Allah Kavkal'e benim ellerim üzerinde şehid olmak (saâdetini) ikrâm etti de beni onun iki elinde (kâfir bir halde öldürerek) hakir kılmadı.

Hadis No: 1193

Konu: Hz. Ömer'in Fazîleti;oruç Tutmak Haram Olan Günler
Başlık: Peygamber Efendimiz'in Ashâb'a: (düşmana Karşı Kuvvetli Olmak İçin Orucunuzu Yeyiniz!) Sûretindeki Emrettiğinden Ashâb'ın Benâm Ve Bahâdırı Olan Ebû Talha, Peygamberimizin Vefâtına Kadar Savaşta Nâfile Oruç Tutmadığı, Vefâtından Sonra Da Ramazan Ve Kurban Bayramı Günlerinden Başka Günlerde Dâimâ Oruçlu Olduğuna Dâir Enes İbn-i Mâlik Hadîsi
Ravi: Enes B. Mâlik (245)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, müşârün-ileyh şöyle demiştir: Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in zamânında Ebû Talha düşmanla cenk etmek için oruç tutmazdı. Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in irtihâli üzerine ben Ebû Talha'yı hiç oruçsuz görmedim; yalnız Ramazan bayramı günü, yâhud (eyyâm-ı teşrık da dâhil olduğu halde) Kurban günü oruç tutmazdı.

Hadis No: 1194

Konu: Veba (3)
Başlık: Allah Yolunda Cihadda Ölen Hakîkî Şehidden Başka Vebâdan, Karın Hastalığından, Suda Boğularak, Binâ Altında Kalarak Zâtü'r-rieye Tutularak, Yanarak, Lohusa Olarak, Zulüm Ve Gadre Uğrayarak Ölenlerin De Şehid Hükmünde Oldukları
Ravi: Enes B. Mâlik (245)
Hadis:

Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in: Vebâ (ile ölüm) her müslüman için şehâdettir, (Allah yolunda ölüm derecesindedir), buyurduğu rivâyet olunmuştur.

Hadis No: 1195

Konu: -
Başlık: Cihâda Maliyle Caniyle İştirâk Edenlerin, Cihaddan Yan Çizen Asker Kaçaklariyle Müsâvî Olmadıkları, Şüphesiz Bu Mücâhidlerin Yüksek Bir Şerefi Bulunduğuna Dâir En-nisâ' Sûresinin 95, 96 Incı Âyetleri
Ravi: Zeyd B. Sâbit (7)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, şöyle demiştir: Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem bana: Mü'minlerden (evlerinde) oturanlara Allah yolunda cihad edenler berâber olamaz, âyetini yazdırmak istedi de tam bana yazdırdığı sırada İbn-i Ümm-i Mektûm çıka geldi. Ve: Yâ Resûla'llah! Cihâda gücüm yetseydi ben de muhakkak gider düşmanlarla harb ederdim, dedi. İbn-i Ümm-i Mektûm a'mâ bir kişi idi. Bunun üzerine Allah Tebâreke ve Teâlâ Peygamber'i salla'llahu aleyhi ve sellem'e (vahy) gönderdi. Bu sırada onun uyluğ benim uyluğum üzerinde bulunuyordu. Vahyin (Peygamber üzerindeki) sıkleti bana o kadar ağır bastı ki, sonunda dizimin ufalıp dağılmasından korktum. Sonra Resûlullah'dan vahy âsârı sıyrıldı da Allah Azze ve Cell: (zarar görenler başka) diye (bir istisnâ) gönderdi.

Hadis No: 1196

Konu: Hendek Gazâsı (6)
Başlık: Ahzab Harbinde Hendek Kazarken Peygamberimizin Ve Ashâbının İnşâd Ettikleri Neşîdeleri
Ravi: Enes B. Mâlik (245)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: (Ahzâb sırasında) Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem Hendek (kazılan yer) e varmıştı. Muhâcirlerin, Ensâr'ın soğuk bir kuşluk vaktinde hendek kazdıklarını gördü. Onların yanlarında kendileri hesâbına bu işi görecek köleleri açlığı görünce: - Yâ Rab! Dirlik ve yaşamak âhiret dirliğidir, Sen Ensâr'ı ve Muhâcirleri mağfiret et! buyurmuş. Orada bulunan Ashâb da Resûlullah'a cevap vererek: - Biz yaşadıkça dâima cihad etmek üzere Muhammed'e söz vermiş kişileriz, demişlerdir.

Hadis No: 1197

Konu: Hendek Gazâsı (6)
Başlık: Cihâda Teşvîki Emreden Enfâl Süresi'nin 65 İnci Âyetinin Terceme Ve Tefsîri
Ravi: Enes B. Mâlik (245)
Hadis:

Rivâyete göre, Peygamber'in Ashâb'ı (hendek kazdıkları müddetçe) dâimâ: - Biz o mü'minleriz ki, İslâm'da ebedî sebât etmek üzere Muhammed'e söz vermişizdir, derlerdi de Resûlullah da onlara: - Yâ Rab! Hayır ve saâdet ancak âhiret saâdetidir. Ensâr ve Muhâcirler hakkında mübârek kıl!. diye cevab verirdi.

Hadis No: 1198

Konu: Hendek Gazâsı (6)
Başlık: Hendek Harbinde Hendek Kazılırken Resûlullâh'ın Beyaz Vücûdünü Bir Toprak Tabakası Örtünceye Kadar Neşîdeler Söyliyerek Toprak Taşıdığına Dâir Berâ' Hadîsi
Ravi: Berâ' B. Âzib (31)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ahzâb günü (Hendek kazılırken) Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'i gördüm ki o, toprak taşıyordu. Bir halde ki, toprak karnının beyazlığını örtmüştü. Ve o, şöyle diyordu: Yâ Rab! Sen bize hidâyet etmemiş olsaydın, bize doğruluğu göstermemiş, bize rahmet etmemiş olsaydın (biz şaşırırdık). Bize tecâvüz eden kâfirler, bizim çekindiğimiz fitne ve fesâdı bize îka etmek istediklerinde biz (im gönlümüz) e sabr-ü sebât ihsân et ve onlarla yüz yüze geldiğimizde ayaklarımızı yerinde tut (da bizi dağıtma yâ Rabbî!).

Hadis No: 1199

Konu: Tebük Gazâsı (3)
Başlık: Bir Özürle Gazâya Gidemeyenlerin De Gidenler Gibi Me'cûr Olacakları Hakkında Enes İbn-i Mâlik Hadîsi
Ravi: Enes B. Mâlik (245)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem (Tebûk) gazâsı sırasında idi ki: (o, Medîne'deki Ashâb'ı yâd ederek): - Arkamızda Medîne'de bir takım erler cemâati var ki, biz, bir dağ yolunda, dere içinde her yürüyüşümüzde muhakkak Medîne'dekiler de yürüyüş (sevâbın) da bizimle berâberdir (buyurmuştu. Ashâb: - Yâ Resûla'llah! Medîne'dekiler nasıl bizimle berâber olurlar? diye sorduklarında Resûlullah:) - Onları burada bulunmaktan (hastalık, kudretsizlik gibi meşrû') özür men' etti, buyurdu.

Hadis No: 1200

Konu: Orucun Fazîleti (3)
Başlık: Mücâhidin Orucuna Dâir Ebû Saîd Hadîsi
Ravi: Ebû Saîd-i Hudrî (71)
Hadis:

Rivâyete göre, müşârün-ileyh: Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem: [Bir mücâhid (vazîfe sırasında) bir gün Allah rızâsı için oruç tutarsa, Allah onun vücûdünü yetmiş yıl Cehennem ateşinden uzaklaştırır, (esirger)] buyurduğunu haber vermiştir.

Hadis No: 1201

Konu: -
Başlık: Harp Cephesine Giden Gâzîyi Techîz Etmek Ve Cephe Gerisindeki Âilesine Hayırhâh Olup Bakmak, Harbe İştirâk Etmiş Gibi Müsâb Olacağı Husûsunda Zeyd İbn-i Hâlid Hadîsi
Ravi: Zeyd B. Hâlid-i Cühenî (4)
Hadis:

Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: her kim Allah uğrunda gazâ edecek bir askeri -sefere gereken eşyâsını tedârik ederek- hazırlarsa, o da gazâ etmiş (cesine sevâba nâil) olur. Yine her kim Allah yolunda gazâ eden bir askerin nâmusluca yerini tutar, (o, askerde kaldıkça gerideki işlerine ve âilesine bakar) sa, o da gazâ etmiş (demek) olur.

Hadis No: 1202

Konu: Me'ûne Kuyusu Şehitleri
Başlık: Asker Âilelerine Devletçe Bakılmasını İfâde Eden Enes Hadîsi
Ravi: Enes B. Mâlik (245)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem zevceleri müstesnâ olmak üzere, Medîne'de devam üzere Ümm-i Süleym'in evinden başka hiç bir eve girmez idi. (Bir kere) Resûlullah'a bunun sebebi soruldu da o: Ben Ümm-i Süleym'e en acıyanım; çünkü onun kardeşi (Bi'r-i Meûne'de) benim (askerlerim) le berâber şehîd oldu, buyurdu.

Hadis No: 1203

Konu: Harbe Girmek
Başlık: Yemâme Harbinde Sâbit İbn-i Kays'ın Gösterdiği Hamâseti, Şahâdeti Ve Bir Garîbe Olarak Öldükten Sonra Vasıyyeti Hakkında Enes İbn-i Mâlik Hadîsi
Ravi: Enes B. Mâlik (245)
Hadis:

(Oğlu Mûsâ vâsıtasiyle) rivâyet olunduğuna göre, Yemâme (vak'ası) günü Enes (Ensâr'ın hatîbi ve Hazrecîlerin alemdârı olan Sâbit İbn-i kays'in yanına gelmiş (ve harb saflarında panik başladığını anlatmak istemişti). Halbuki Sâbit o sırada iki uyluğunu açmış, Hanût denilen (ve ölüye sürülen) bir nevi' koku sürünüyor (ve şehîd olmağa hazırlanıyor) du. Enes: Ey amuca! Seni ne tutuyor ki, (harb saffına) gelmeyorsun? diye seslendi. O da: - Ey kardeş oğlu, şimdi (geliyorum), dedi. (Bir taraftan da) hanût sürünüyordu. (Kokudan sonra Sâbit iki kat beyaz elbîse giyerek kefelendi). Sonra (harb saffına) gelip yer aldı. -Enes, hadîsin burasında askerden bir kısmının inhizâmını anlatmıştır- sonra: - Karşımızdan şöyle açılın! (Düşmanı görelim de) nihâyet çarpışalım. Biz, Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'le birlikte (harb ederken) öyle (panik yaparak) harb etmezdik, (harb saffı yerinden oynamazdı). Akrânınız size kaçmayı ne fenâ âdet edindirmiş! di (yerek bozguncuları payla) dı.

Hadis No: 1204

Konu: Zübeyr B. Avvam'ın Fazîleti
Başlık: Peygamberimizin Emri İle Zübeyr'in Benî Kurayza'yı Tecessüsü Ve Harp Câsusu Kullanmanın Cevâzını İfâde Eden Câbir Hadîsi
Ravi: Câbir B. Abdullâh (84)
Hadis:

Gelen rivâyete göre, Ahzâb günü (Kureyş ile birlikte bütün Arab kabîlelerinin İslâm aleyhinde harekete geçmesi, Benî Kurayza'nın da nakz-ı ahd etmesi üzerine vaziyet ciddîleşince) Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem: - Bana Benû Kurayza'nın (vaziyetine dâir) kim haber getirir? diye sordu. Zübeyr: - Ben (yâ Resûla'llah!) dedi. Sonra (harb şiddetlenince) Resûlullah (bir kere daha): - Benû Kurayza'ya dâir bana kim haber getirir? diye sordu. (Yine) Zübeyr: - Ben, diye cevap verdi. (Bunun üzerine) Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem: - Her peygamberin ashâbı içinde bir güzîdesi vardır. Benim güzîdem de Zübeyr'dir, buyurmuştur.

Hadis No: 1205

Konu: Savaş Atları (4)
Başlık: Gazâ Atının Altına Dökülen Perçemlerinde Hayır Ve Bereket Bağlıdır, Meâlindeki Urve Ve Enes Hadîsileri (2)
Ravi: Bârıkî Urve (2)
Hadis:

Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in: (gazâya giden) atın alnına dökülen saçlarında kıyâmet gününe kadar hayır düğümlüdür. Hayır, (âhirette) sevâb, (dünyâda) ganîmettir, buyurduğu rivâyet olunmuştur.

Hadis No: 1206

Konu: Savaş Atları (4)
Başlık: Gazâ Atının Altına Dökülen Perçemlerinde Hayır Ve Bereket Bağlıdır, Meâlindeki Urve Ve Enes Hadîsileri (2)
Ravi: Enes B. Mâlik (245)
Hadis:

Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in: hayır ve saâdet (gazâya hazırlanan) atın alnındaki perçemlerinde (bağlı) dır, buyurduğ rivâyet olunmuştur.

Hadis No: 1207

Konu: Savaş Atları (4)
Başlık: Peygamberimizin Gazâda Bindiği Atlar (3)
Ravi: Sehl B. Sa'd (32)
Hadis:

Hurma bahçemizde Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'e âit bir at bulunuyordu. Ona Lüheyf, yâhud Lehîf denirdi. dediği rivâyet olunmuştur.

Hadis No: 1208

Konu: -
Başlık: Peygamberimizin Gazâda Bindiği Atlar (3)
Ravi: Muâz (2)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ben bir seferde Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in bindiği Ufeyr denilen bir eşek üstünde terkisinde idim, (Muâz) Resûlullah bana: - Ey Muâz! Allah'ın, kulları üzerinde ne hakkı vardır, bilir misin? diye sordu, demiş. Ve hadîsin yukarıda geçen kısmını ayırmıyarak sevk etmiştir.

Hadis No: 1209

Konu: Savaş Atları (4)
Başlık: Peygamberimizin Gazâda Bindiği Atlar (3)
Ravi: Enes B. Mâlik (245)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: bir kere Medîne içinde bir düşman baskını korkusu yayılmıştı. Bunun üzerine Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem, bize (Ebû Talha âilesine) âid olup Mendûb denilen bir atı eğreti aldı. (Ve ona binerek Medîne'den ayrıldı. Geri dönüp geldiğinde): - Korkulacak bir şey görmedik. Muhakkak sûrette bulduğumuz bir şey varsa o da Mendûb'un su gibi akmasıdır, buyurdu.

Hadis No: 1210

Konu: Uğursuzluk Telâkkisi
Başlık: Atta, Kadında, Evde Uğursuzluk İddiası Ve Bu Telâkkînin Menşei. Böyle Bir Teşe'ümden Men'a Dâir Olan Haberler
Ravi: Abdullâh B. Ömer (212)
Hadis:

Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in: Uğursuzluk (telâkkîsi âdet olarak) ancak üç şeyde: atta, kadında, evde hâsıl olur, buyurduğunu işittim, dediği rivâyet edilmiştir.

Hadis No: 1211

Konu: -
Başlık: Ganîmet Malından Süvârîlerin Ve Piyâdelerin Hisseleri
Ravi: Abdullâh B. Ömer (212)
Hadis:

Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in (ganîmet malından) at içinde iki sehm, sâhibi için de bir sehm ta'yîn ettiği (ve bu sûretle süvârîye üç nasîb verdiği) rivâyet olunmuştur.

Hadis No: 1212

Konu: Huneyn Savaşı
Başlık: Huneyn Seferinde Bozgunluk Ve Bu Herc-ü Merc Esnâsında Peygamberimiz'in Sarsılmaz İrâdesi Ve Ordusunun Nizâmını İâde Buyurması
Ravi: Berâ' B. Âzib (31)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, ona (Kays kabîlesinden) bir kişi: - Huneyn günü Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in yanından kaçtınız mı? diye sormuştu. O da: - (Evet, biz kaçtık) lâkin Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem kaçmadı. (Düşmanımız) Hevâzin (halkı) iyi ok atan bir kabîleden idiler. Biz (harb meydanında) bunlarla yüz yüze gelince bunların üzerine atıldık. Bunlar hemen perîşân oldular. Bunun üzerine müslümanlar ganîmete yöneldiler. Hevâzin ise (bundan istifâde ederek) bizi oklarla karşıladılar. (Biz kaçtık) fakat Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem kaçmadı. Onu pek iyi gördüm ki, o, beyaz katırının üstünde fütursuz duruyordu. Ebû Süfyân da katırın gemini tutuyordu. Bu sırada Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem: ben peygamberim yalan yok, ben Abdü'l-Muttalib oğluyum! diyordu.

Hadis No: 1213

Konu: -
Başlık: Cihad Develeri Arasında Koşu Tertîbi
Ravi: Enes B. Mâlik (245)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in Adbâ' denilen bir devesi vardı ki (koşuda, seferde) önüne geçilmezdi. Bir ara yük devesi üstünde bir bedevî geldi. (Yapılan kuşuda) bu yük devesi Adbâ'yı geçti. Ve bu geçiş müslümanlara ağır geldi. Ve Resûlullah bunu (Ashâb'ın hâlinden) anladı da: - (Ashâbım! Allah'ın bir âdeti, bir nizâmı vardır ki, ona göre) Allah dünyâda her yükselen şeyi muhakkak aşağı almağı iltizâm eder, buyurdu.

Hadis No: 1214

Konu: Savaşta Kadınların Hizmetleri
Başlık: İslâm Kadınlarının Mücâhidlere Su Taşıdıkları
Ravi: Ömer B. El-hattâb (32)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, bir kere müşârün-ileyh, Medîne kadınlarından birtakım kadınlara bir çok futa dağılmıştı da iyi bir futa arta kalmıştı. Yanında bulunan bâzı kimseler ona: - Yâ Emîre'l-mü'minîn! Şunu da sizin yanınızdaki Resûlullah'ın kızına versene!, demişler, ve onunla Alî'nin kızı Ümm-i Gülsüm'ü (ki, Ömer'in zevcesidir) kasd etmişlerdi. Ömer de: - Bu futaya Ümm-i Salît daha lâyıktır, diye cevâb vermiştir. Ümm-i Salît (Hicret'i müteâkip) Resûlullah'a bîat eden Ensâr kadınlarındandır. (Ömer, bu liyâkatin sebebini de bildirerek): - Çünkü Ümm-i Salît Uhud günü kırbaları yüklenir, bize su taşırdı, (elbîsemizi dikerdi) demiştir.

Hadis No: 1215

Konu: -
Başlık: İslâm Kadınlarının Mücâhidlerden Yaralıları Saff-ı Harp Gerilerine Alarak Tedâvî Ve Medîne'ye Naklettikleri; İkişer, Üçer Hayvanlara Yükletine Şehitleri De Kabirlerine Götürdükleri Hakkında Rübeyyi' Hadîsi
Ravi: Muavviz Kızı Rübeyyi' (2)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Biz kadınlar Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem ile berâber gazâda bulunurduk. Mücâhidlere su verir ve onlara hizmet ederdik. Yaralıları (tedâvî ile onları) ve şehîdleri Medîne'ye nakleylerdik.

Hadis No: 1216

Konu: Düşmanın Âni Saldırısına Karşı Hazır Olmak
Başlık: İslâm Hukûkunda Devlet Reâsinin Hayâtını Korumak Müslümanlara Farz Olduğu. Ve Peygamberimizin Muhâfızları
Ravi: Ümmü'l-mü'minîn Âişe (234)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem Medîne'ye hicret ettiği zaman (düşman taarruzundan endişe ederek) bir gece uyuyamamıştı. Ve keşke Ashâbımdan elverişli bir kişi bu gece beni muhâfaza etseydi, demişti. Tam bu sırada ansızın bir silâh sesi işittik. Bunun üzerine Resûlullah: - O kimdir? diye seslendi. - Ben Sa'd İbn-i Ebî Vakkas'ım (yâ Resûla'llah!) dedi. (Resûlullah: - Sana ne oldu ki? diye sordu.) Sa'd: - (Gönlümde hayâtınız hakkında bir endîşe uyandı da) seni muhâfaza için geldim, diye cevâp verdi. (Hazret-i Âişe demiştir ki:) Bunun üzerin Resûlullah (Sa'd İbn-i Ebî Vakkas'a duâ etti. Sonra) uyudu. (Hattâ biz, horladığını duyduk).

Hadis No: 1217

Konu: Menfaat Düşkünleri;vazifeye Bağlılık
Başlık: Nöbet Beklemenin Fazîleti Hakkında Ebû Hüreyre Hadîsi
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Altun, gümüş, libas kulu olan kimseler sürünsün, kahrolsun! Böyle (menfaat düşkünü) kişiye (işlediği hayrın bedeli Allah tarafından) verilirse memnûn olur, verilmezse (Allah'ın takdîrine) de kızar; böyle (menfaat düşkünü) sürünsün, husrâna yuvarlansın!. Vücûduna diken batsın da cımbızla çıkaran bulunmasın! Bunun için Cennet, her hayır ve saâdet, şol kula lâyıktır ki, o, Allah yolunda cihâd için atının dizginine sarılmıştır. O mücâhidin başı (nın saçı) perîşandır, iki ayağı toz içindedir. Eğer bu gazî (pişdâr olarak) ileri karakolda düşman beklemekte ise, o, dâimâ orada tam mânâsiyle düşman bekler. Askerin gerisinde (dümdâr olarak) vazîfede ise, orada en metin nöbetçilik eder. (Bu vazîfelerini Allah için samimiyetle gören) o kahraman, bir meclise girmek için izin isterse (küçük görülüp) izin verilmez. Bir hususta şefâat edecek olursa, şefâati kabûl edilmez. (Fakat onun mevkii Allah yanında büyüktür, onun her dileğini Allah kabûl eder).

Hadis No: 1218

Konu: -
Başlık: Hayber Dönüşünde Peygamberimizin Ensâr'ı Senâsı (2)
Ravi: Enes B. Mâlik (245)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in hizmetinde bulunduğumuz halde onunla birlikte Hayber gazâsına çıkmıştım. Resûlullah oradan dönerek (Medîne'ye geldiği ve kendisine Uhud (dağı) göründüğü zaman: Şu Uhud'dur. O (nun sâkinleri Ensâr) bizi sever, biz de o (nun sâkinleri) ni severiz buyurdu.

Hadis No: 1219

Konu: Savaşta Oruç
Başlık: Hayber Dönüşünde Peygamberimizin Ensâr'ı Senâsı (2)
Ravi: Enes B. Mâlik (245)
Hadis:

Gelen bir rivâyete göre şöyle demiştir: Biz Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem ile berâber bir (seferde) bulunduk. (Bizden kimi oruç tutmuş, kimi de yemişti. Sıcak bir günde bir konak yerinde indik). Gölge için çoğumuz elbîsesiyle gölgelenmiş (rıdâsiyle çerke kurmuştu). Fakat şu oruç tutanlar (tâkatsizliklerinden) hiç bir iş yapamadılar. Oruçsuzlar ise, binit develerini (suya) götür (üp sula) dılar, (oruçlulara) hizmet ettiler, yemek pişirip (oruçlularla birlik) yediler. Bütün bu faâliyet üzerine Resûlullah: - Bu gün oruçsuzlar tam ücret alıp gittiler, buyurdu.

Hadis No: 1220

Konu: Sınır Boylarında Nöbet Tutmak
Başlık: Nöbet Beklemenin, Sabah Ve Akşam Ta'limlerinin Fazîleti Hakkında Sehl İbn-i Sa'd Hadîsi
Ravi: Sehl B. Sa'd (32)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem şöyle demiştir: - Bir gün Allah yolunda serhad muhâfazasına bağlı bulunmak (sevâbı), dünyâdan ve dünyâ üstündeki her şeyden hayırlıdır. Sizden birinizin kamçısının Cennet'ten işgal ettiği az bir yer de dünyâdan ve dünyâ üstündeki her şeyden hayırlıdır. Şüphesiz birinizin akşamleyin her hangi bir zamanda yürüyüşü -ki, kul bu yolu Allah yolunda yürür,- yâhud sabahleyin (bu niyetle) yürüyüşü de dünyâdan ve dünyâ üstündeki her şeyden hayırlıdır.

Hadis No: 1221

Konu: -
Başlık: Gâyet Şecâatli Ve Servet Sâhibi Olan Sa'd İbn-i Ebî Vakkâs, Ashâb Ve Asker Arasında Kendisinde Bir İmtiyaz Tasavvur Ettiği İçin Peygamberimiz Bir Kere: Ey Sa'd! Siz Ancak Zaiflerinizin Duâsı Hürmetine Mansûr Ve Merzûk Olursunuz, Buyurmuştur
Ravi: Sa'd B. Ebî Vakkâs (17)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre (Mus'ab demiştir ki: Babam Sa'd diğer Ashâb'a kıyâsen kendisinde bir imtiyâz tasavvur ederdi. Çünkü Sa'd şecâatli idi, zengin idi. Bunun üzerine) Resûllulah salla'llahu aleyhi ve sellem: - Siz ancak zayıflarınızın duâsı sâyesinde mansûr ve merzûk olursunuz! buyurdu.

Hadis No: 1222

Konu: Sahâbenin Fazîleti;tâbiînin Fazîleti
Başlık: Harp Sırasında İslâm Ümmetinin Duâsından İstiâne Edilmesi
Ravi: Ebû Saîd-i Hudrî (71)
Hadis:

Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: insanlar (ın târihi) üzerine (te'sîr eden) bir zaman gelir ki, o zamanda insanlardan bir cemâat gazâ eder. Onlara: - İçinizde Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'i gören kişi var mıdır? diye sorulur da: - Evet var! diye cevap verilir. Nihâyet ordu içindeki Sahâbi'ye (hürmeten zafer kapısı) açılır. Sonra bir zaman daha gelir. (İnsanlardan bir gurup daha gazâ eder) onlara da: - İçinizde Resûlullah'ın Ashâbını gören kişi var mıdır? diye sorulur. Onlara da: - Evet var! diye cevâp verilir. Ve zafer müyesser olur. Sonra (üçüncü) bir zaman da gelir. (Yine harb edilir). Onlara da: - İçinizde Resûlullah'ın Ashâbını görmüş Tâbiî'ye erişen kişi var mıdır? diye sorulur. Bu def'a da: - Evet var! denilir. Yine fetih müyesser olur.

Hadis No: 1223

Konu: Düşmana Ok Atmak (2)
Başlık: Ok Atmağa Ve Her Devrin Harp Âletlerinin Ta'lîm Edilmesine Dâir Ebû Üseyd Mâlik Ve Seleme İbn-i Ekva' Hadîsleri (2)
Ravi: Ebû Üseyd (2)
Hadis:

Bedir günü biz Kureyş'e karşı saf bağlayıp Kureyş de bize karşı saff-ı harp nizâmına girdikleri zaman Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem: - Düşman ok menziline girdiğinde ok atmağa devâm ediniz! buyurdu. dediği rivâyet olunmuştur.

Hadis No: 1224

Konu: Savaşa Hazır Olmak
Başlık: Ok Atmağa Ve Her Devrin Harp Âletlerinin Ta'lîm Edilmesine Dâir Ebû Üseyd Mâlik Ve Seleme İbn-i Ekva' Hadîsleri (2)
Ravi: Ömer B. El-hattâb (32)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Benû Nadîr mallar Allah'ın Resûli'ne Fey' olarak tahsîs buyurduğu şeylerdendir. Müslümanların at sürerek, deveye binerek (harb ile) iktisâb ettiği ganîmetlerden değildir. Bu cihetle, Benû Nadîr malları Resûlullah, salla'llahu aleyhi ve sellem'e mahsûs idi. Resûlullah, âilesinin bir senelik geçimini bundan te'mîn ederdi. Sonra bundan geri kalanı da Allah yolunda gazâ hazırlığı olarak silâha ve ata sarf edilirdi.

Hadis No: 1225

Konu: Düşmana Ok Atmak (2)
Başlık: Uhud Harbinde Resûlullâh Sa'd İbn-i Ebî Vakkâs'a: Babam, Anam Sana Fedâ Olsun, Düşmana Ok At! Demiş Ve Bu Sözü Kimseye Karşı Kullanmamıştır (2)
Ravi: Alî B. Ebî Tâlib (18)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in babasını, anasını, Sa'd İbn-i Ebî Vakkas'tan başka bir kişiye fedâ ettiğini söyliyerek hitâb ettiğini işitmedim. (Fakat Uhud günü Sa'd'e): - Ey Sa'd babam, anam sana fedâ olsun! Düşmana ok at! dediğini işittim.

Hadis No: 1226

Konu: -
Başlık: Uhud Harbinde Resûlullâh Sa'd İbn-i Ebî Vakkâs'a: Babam, Anam Sana Fedâ Olsun, Düşmana Ok At! Demiş Ve Bu Sözü Kimseye Karşı Kullanmamıştır (2)
Ravi: Ebû Ümâme (4)
Hadis:

Şöyle rivâyet olunmuştur: Muhakkak bir çok fütûhâta mazhar olan bir cemâat vardır (ki, Peygamber'in Ashâbıdır). Onların kılıçlarının süsü altun, gümüş değildi. Belki o (kahraman) ların kılıçlarının ziyneti kınların, kabzalarına bağlanan sırımla kalay ve demir (den ibâret) di, demiştir.

Hadis No: 1227

Konu: Bedir Gazâsı (4)
Başlık: Müslümanların İlk Gazâsı Olan Bedir Günü Resûlullâh'ın; Rabbım! Peygamber'e Ahdinin Ve Bana Zafer Va'dinin Yerine Getirilmesi Zamânı Hulûl Etti. Bunu Sen'den Dilerim! Niyâzı Üzerine: (her Halde Müşriklerin Bu Topluluğu Hezîmete Uğratılacak Ve Arkalarına Dönüp Mağlûp Gideecekler...) Meâlindeki Âyetin Nüzûlü
Ravi: Abdullâh B. Abbâs (160)
Hadis:

Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in (bir rivâyete göre Bedir günü) küçük ve toparlak bir çadır içinde: - Yâ Rab! (Peygamberlerine yardım edeceğin hakkındaki) ahdini ve (zafer) va'dini (yerine getirmeği) Sen'den isterim. Allah'ım! Eğer (mü'minlerin helâkini) dileyorsan bu günden sonra Sana ibâdet eden bulunmayacaktır. (Resûlullah ellerini yukarı kaldırarak bu duâsına arkasından rıdâsı düşünceye kadar devâm etmiştir. Ebû Bekr rıdâsını alıp omuzlarına koymuş ve arkasında beklemiştir. Nihâyet) Ebû Bekr Resûlullah'ın elini tutarak: - Bu kadar dilek yetişir yâ Resûla'llah!. Rabb'ına karşı duâda ısrâr buyurdun. (Allah, sana va'dettiği zaferi yakında verecektir) dedi. Bu sırada Resûlullah bir zırh içinde idi. Bu duâdan sonra Resûlullah şu (meâldeki) âyetleri okuyarak çadırdan çıktı: - Her halde (Bedir'deki) bu topluluk yakında hezîmete uğratılacak ve onlar, (Kureyş) arkalarına dönüp gideceler. Belki (bu gidişin müntehâsı) azablarının vaad olunduğu saattir ki, o saat (in azâbı), daha büyük bir belâdır. Ve daha acıdır.

Hadis No: 1228

Konu: İpekli Elbise Giymek;uyuzlunun İpekli Giyebileceği (2)
Başlık: Sıhhî Bir Lüzüm Üzerine İpekli Giyin'me Hakkındaki Rivayetler (2)
Ravi: Enes B. Mâlik (245)
Hadis:

Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in Abdurrahmân İbn-i Avf ile Zübeyr radiya'llahu anhümâ'ya (bir muhârebede) uyuz oldukları sıra ipekli gömlek giymelerine müsâade buyurdu dediği rivâyet olunmuştur.

Hadis No: 1229

Konu: İpekli Elbise Giymek;uyuzlunun İpekli Giyebileceği (2)
Başlık: Sıhhî Bir Lüzüm Üzerine İpekli Giyin'me Hakkındaki Rivayetler (2)
Ravi: Enes B. Mâlik (245)
Hadis:

Rivâyete göre, Abdurrahmân İbn-i Avf ile Zübeyr radiya'llahu anhümâ (bir muhârebede) bitlenerek Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'e şikâyet ettiklerinde Resûlullah bunların ipekli giymelerine müsâade etmiştir.

Hadis No: 1230

Konu: Deniz Savaşçıları;istanbul İçin Savaşacak Gâziler
Başlık: İlk Deniz Seferi
Ravi: Ümm-i Harâm B. Milhân
Hadis:

Rivâyete göre Ümm-i Harâm, Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in: - Ümmetimden denizde gazâ eden ilk muhâripler (Cennet'e girmeği) hak etmişlerdir, dediği işitmiştir. Ümm-i Harâm demiştir ki: ben de: - Yâ Resûla'llah! Ben bunların içinde miyim? diye sordum. Resûlullah: - Sen onların arasında (Cennet'e gidece bir şehîd) sin! diye cevâb verdi. (Râvî kadın devamla) bundan sonra Resûlullah: - Ümmetimden Kayser'in, (Şarkî Rum İmparatorluğunun merkezi olan İstanbul) şehrine gazâ eden ilk muhâripler için de yarlıganmak vardır! buyurdu. - Ben bunların içinde miyim yâ Resûla'llah!? diye sordum. Resûlullah: - Hayır! diye cevap verdi.

Hadis No: 1231

Konu: Yahûdilerle Savaş
Başlık: Abdullâh İbn-i Ömer'in Yehûd İle Harp Olmadıkça Kıyâmet Kopmayacaktır, Rivâyeti
Ravi: Abdullâh B. Ömer (212)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: (İleride) Müslümanlar Yehûd ile harb edecek (ve onları tamâmiyle kırıp mahvedecek). Hattâ onlardan bir Yehûdî taş arkasına saklansa (da sağ kaldığı farz edilse) taş parçası da (dile gelerek) ey Allah'ın kulu, şu arkamdaki Yehûdî'dir, onu da öldür! diyecektir. (Ebû Hüreyre'den gelen) bir rivâyette de: Müslümanlarla Yehûd arasında kanlı bir harb olmadıkça kıyâmet kopmaz, buyurulmuş ve hadîsin geri kalan kısmı zikr edilmiştir (ki, bu harbde müslümanların yehûdîleri tamâmiyle tenkîl etmesinden ve bir tânesinin taş arkasında saklı kaldığı farzedilse bile taş da izhâr-ı husûmet ederek: ey müslüman, arkamda saklanan yehûdîyi de öldür! demesinden ibârettir).

Hadis No: 1232

Konu: Hendek Gazâsı (6)
Başlık: Ahzab Günü Peygamberimizin Medîne'yi Muhâsara Edene Müşrikler Hakkında: Ey Kur'an Gönderen, Hisâbını Tez Gören Allâh'ım! Medîne'yi Saran Şu Arab Kabîlelerini Dağıt; Onların Topluluklarını Kır, İrâdelerini Sars! Diye Duâ Buyurmaları
Ravi: Abdullâh İbn-i Ebî Evfâ (10)
Hadis:

Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in Ahzâb günü (Hendek harbinde) müşrikler aleyhine düâ ederek şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Ey Allah!, Ey Kur'an gönderen (Allah'ım). Ey düşmanlarla hesâbı tez (Rabbım!): Sen (Medîne önünde toplanan) şu Arab kabîlelerini dağıt Allah'ım!, onların topluluklarını kır, irâdelerini sars (da yerlerinde tutunamasınlar) Rabb'ım!

Hadis No: 1233

Konu: Yahûdilerin Hz. Peygamber'e Küstahlığı
Başlık: Yehûd'un Peygamberimize essâmü Aleyküm İlgili Hz. Âişe Hadisi
Ravi: Ümmü'l-mü'minîn Âişe (234)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in huzûruna Yahûdîler girmişti de Resûlullah'a (selâm yerine): Essâmü aleyk = ölüm üzerine olsun demişdiler. Ben de onlara lâ'net etmiştim. Bunun üzerine Resûlullah bana: - Sana ne oldu ki? buyurdu. Ben de: - Bu Yahûdîlerin ne hezeyân ettiklerini işitmedin mi? dedim. Resûlullah: - Ya sen benim: ve aleyküm = ölüm sizin üzerinize olsun! dediğimi işitmedin mi? diye cevâp verdi.

Hadis No: 1234

Konu: -
Başlık: Peygamberimizin Devs Kabîlesine Hidâyetle Duâ Buyurmasına Dâir Ebû Hüreyre Hadîsi
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (Mekke'de müslümân olup kabîlesini da'vete me'mûr olan) Devsî Tufeyl İbn-i Amr (Hayber'in fethi sırasında) bâzı arkadaşlariyle Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'i ziyârete gelmişlerdi. Bunlar (kendi kavminden şikâyet ederek): - Yâ Resûla'llah! Devs kabîlesi halkı Allah'a âsî oldular da Tufeyl'in İslâm'a da'vetini kabulden imtina' ettiler. Binâenaleyh bunların aleyhine duâ buyur! dediler. Şimdi artık Devsîlerin helâkine duâ olunacak denilirken bir de Resûlullah (ın re'fet ve şefkatli tecellî ederek): Yâ Rab, Devs halkına hidâyet eyle de onları İslâm câmiamıza getir! diye duâ buyurdu.

Hadis No: 1235

Konu: Hayber Gazâsı;savaşta Bayrak
Başlık: Hayber Günü Sancağın Hazret-i Alî'ye Verilmesi Ve Feth-ü Zafer Müyesser Olması
Ravi: Sehl B. Sa'd (32)
Hadis:

Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in Hayber günü (Hayber'in fethi uzayınca) şöyle buyurduğunu işittiği rivâyet olunmuştur: - Müslümanların bayrağını artık (yarın) bir kişiye vereceğim ki, Allah feth ve zaferi onun iki elleriyle müyesser kılacaktır. (O, Allah'ı ve Peygamberini sever, Allah ve Peygamber'i de onu sever). Bunun üzerine orada bulunan Ashâb bayrağın onlardan hangisine verileceğini tahayyüle başladılar. Onların hepsi bayrağın kendisine verilmesini umarak ertesi güne erdiler. Fakat Resûlullah ferdâsi gün: -Alî nerededir? diye sordu. Ashâb tarafından: - Gözleri ağrıyor, denildi. Ve Resûlullah'ın emriyle Alî huzûra çağırıldı. Resûlullah Alî'nin gözlerine tükürdü. Hemen orada gözleri, hiç ağrımamış gibi iyi oldu. Bunun üzerine Alî: - Yâ Resûla'llah, Hayber yahûdîleriyle onlar da bizim gibi (müslümân) oluncaya kadar vuruşuruz! dedi. Resûlullah da: - Yâ Alî, ağır ol! Tâ ki sükûnetle Hayberlilerin sâhasında alarga bir mahalle iner, (ordugâhını kurar) sın! Sonra onları İslâm'a da'vet edersin ve üzerlerine vâcib olan İslâm esaslarını haber verirsin!. Yâ Alî, tek bir kişinin senin irşâdınla müslümân olması, iyi bil ki, sana kızıl develer bahşedilmesinden (senin de onları yoksullara tasadduk etmende) hayırlıdır, buyurdu.

Hadis No: 1236

Konu: Sefere Perşembe Günü Çıkmak
Başlık: Peygamberimizin Gazâ Gibi Bir Sefere Çıkmak İstediğine Perşembe Günü Çıktığı (2)
Ravi: Kâ'b İbn-i Mâlik (4)
Hadis:

Rivâyete göre, Kâ'b: Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem: sefere çıkmak istediğinde perşembe gününden başka günlerde muhakkak ki pek az yola çıkardı, demiştir.

Hadis No: 1237

Konu: -
Başlık: Peygamberimizin Gazâ Gibi Bir Sefere Çıkmak İstediğine Perşembe Günü Çıktığı (2)
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem bizi bir seriyye içinde gazâya göndermişti. (Bize verdiği emirler arasında) Kureyş'ten adlarını söylediği iki kimse için de: - Fülân ve fülân kişilere rast geldiğinizde (bunları yakalayıp) ateşte yakınız! buyurdu. Ebû Hüreyre (devamla) diyor ki: sonra yola çıkmak istediğimiz sıra vedâ etmek üzere Resûlullah'a gelmiştik. Bu def'a da Resûlullah: - Ben (önce) size fülân ve fülânı ele geçirdiğinizde ateşle yakmanızı emretmiştim. Halbuki ateşle yalnız Allah ta'zîb eder. Bu sebeble siz bu şerîrleri bulduğunzda (yakmayınız da) öldürünüz! buyurdu.

Hadis No: 1238

Konu: Ma'siyet Emreden Ulû'l-emre İtâat Yoktur;ulû'l-emre İtâat (2)
Başlık: Devlet Âmirlerinin Günâh Olmayan Ve Adâlete Makrûn Olan Emirlerini Dinlemek Ve İtâat Etmek Vâcip Olduğuna Dâir İbn-i Ömer Hadîsi
Ravi: Abdullâh B. Ömer (212)
Hadis:

Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: (Devlet âmirlerinin emirlerini) dinlemek ve ma'sıyetle emr olunmadıkça itâat ve icâbet etmek vâciptir. Ma'sıyetle emr olunduğu zaman da onları dinlemek ve boyun eğmek yoktur.

Hadis No: 1239

Konu: Ma'siyet Emreden Ulû'l-emre İtâat Yoktur;ulû'l-emre İtâat (2)
Başlık: Resûlullâh'ın: Emîr'e İtâât, Bana İtâattır. Emîr'e İsyân Bana İsyândır, Buyurması
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Şöyle rivâyet olunmuştur: Biz (müslümân) lar (ehl-i kitâba nazaran dünyâ târihinde) sonra gelmiş bulunuyoruz. (Fakat) kıyâmet gününde (fazîletçe) en ileride bulunacağız. Yine Resûlullah şöyle der idi: Her kim bana itâat ederse; o, Allah'a itâat etmiştir. Her kim de bana isyân ederse, Allah'a isyân etmiştir. Her kim emîre itâat ederse, o, bana itâat etmiştir; her kim emîre isyân ederse, bana isyân etmiştir. İyi bilinmelidir ki, Devlet Reîsi (millet için) bir siperdir. Onun önünde, onun kumandasında harb olunur. Onunla (düşmandan) korunulur. Eğer o, (millete) takvâ ile emrederse, adâletle hareket ederse, bu emriyle, adâletiyle me'cûr olur. Eğer takvâ ve adâletten başkasiyle emr ve hükm ederse, bundan hâsıl olan günah ona râci'dir.

Hadis No: 1240

Konu: Harpte Sebat Etmek
Başlık: Bîat-i Rıdvân'ın, Ölünceye Kadar Harpte Sebât Etmek Üzere Vâkı' Olduğuna Dâir İbn-i Ömer Ve Seleme İbn-i Ekva' Hadîsleri (2)
Ravi: Abdullâh B. Ömer (212)
Hadis:

(Vaktiyle Hudeybiye'de Bîat-i rıdvân şerefine nâil olan) bizler Hudeybiye'den döndüğümüz yıldanberi altında bîat ettiğimiz o (târihî ve mübârek) ağacı (unuttuk da onu) ta'yîn için bizden iki kişi (nin re'yi) bir arada toplanamadı. (Bu bilmemek de) Allah tarafından gelen büyük bir rahmet oldu, dediği rivâyet olunmuşutr. (İbn-i Ömer'in kölesi ve bu hadîsin birinci derecede râvîsi Nâfi'a, ikinci râvî Cüveyriye tarafından): - Hangi yart üzerine Resûlullah Ashâb ile muâhede eyledi, ölmek üzere mi? diye soruldu. Nâfi': - Hayır, ölmek üzere değil. Harbde sebât etmek, (bozgunculuktan sakınmak) üzere Ashâb ile bîatleşti, demiştir.

Hadis No: 1241

Konu: Bî'at (3)
Başlık: Harre Vak'ası Ve Ölmek Üzere Bîat Hakkında Rivâyetler
Ravi: Abdullah İbn-i Zeyd (5)
Hadis:

Rivâyete göre şöyle demiştir: Harre (vak'ası) günleri hulûl ettiği sıra Abdullah İbn-i Zeyd'e birisi geldi de ona: - Abdullah İbn-i Hanzale halk ile ölmek üzere bîatleşiyor (siz ne dersiniz?) dedi. Abdullah İbn-i Zeyd de: - Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'den sonra ben kimseye ölmek için bîat etmem! diye cevap verdi.

Hadis No: 1242

Konu: Bî'at (3)
Başlık: Bîat-i Rıdvân'ın, Ölünceye Kadar Harpte Sebât Etmek Üzere Vâkı' Olduğuna Dâir İbn-i Ömer Ve Seleme İbn-i Ekva' Hadîsleri (2)
Ravi: Ebû Müslim Seleme İbn-i Ekva'
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (Bîat-i Rıdvân'da) ben, Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'e bîat etmiş, sonra ağacın gölge tarafına dönüp gelmiştim. Nâs (ın bîat izdihâmı) hafifleyince Resûlullah bana: - Ey İbn-i Ekvâ'! Sen bîat etmez misin? diye sordu. Ben: - Bîat ettim, yâ Resûla'llah diye cevâb verdim. Resûlullah: - Bir daha bîat et! buyurdu. Ben de ikinci def'a bîat ettim. (İbn-i Ekvâ'ın râvîsi Yezîdi İbn-i Ubeyd tarafından): - (Ey Ebâ Müslim!) O günü siz hangi madde üzerine bîat etmiştiniz? diye sorulmuş da İbn-i Ekva': - Ölmek (ve kat'iyyen dönmemek) üzere, demiştir.

Hadis No: 1243

Konu: Medîne'ye Hicret
Başlık: İslâm Ve Cihad Üzere Bîat
Ravi: Abdullâh B. Mes'ûd (72)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (Mekke'nin fethinden sonra) ben, kardeşim (Mücâlid İbn-i Mes'ûd) ile Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in yanına geldim de: - Yâ Resûla'llah! (Medîne'ye) hicret etmek üzere bize muâhede ve müsâade eyle! dedim. Resûlullah: - Artık hicretin hükmü, (fetihden önce) hicret edenlere âid olarak geçmiştir, buyurdu. Ben: - Ya ne üzerine bize mübâyea buyurursunuz? dedim. Resûlullah: - (Evvelâ) İslâm, (sonra) cihâd üzerine, buyurdu.

Hadis No: 1244

Konu: -
Başlık: Mücâhidlerden Her Ferdin Mâ-fevk Kumandanlarına Mutlak Sûretle İtâati Kumandanın Mâ-dûnuna Kuvveti Hâricinde Vazîfe Teklîf Etmemesi Hakkında Abdullâh İbn-i Mes'ûd Hadîsi
Ravi: Abdullâh B. Mes'ûd (72)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Günün birisinde bana bir kişi geldi. Ve bana, kendine ne cevap vereceğimi bilemediğim bir süâl sordu da dedi ki: - Şol bir kişi hakkında re'yin nedir? ki: o, zinde, silâhı üzerinde olarak sevinç içinde kumandanlarımızla berâber gazâlara çıkar. Fakat kumandanımız (ona ve) hepimize karşı sayamayacağımız derecede çok ve ağır vazîfeler hakkında kat'î ve şiddetli emirlerde bulunur. (Şimdi şu tahammül-fersâ durumda gazînin vaziyeti nedir?: Şu halde de gazînin kumandanının bu ağır emirlerine itâat etmesi vâcib midir?) diye sordu. Ben de ona şöyle cevâb verdim: - Vallahi ben sana ne cevâb vereyim? bilmiyorum. Şu kadar ki, biz (Peygamber'in Ashâbı) Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem ile berâber (bu kadar gazâlarda) bulunduk. O, bir iş hakkında emir verince verilen vazîfeyi biz görünceye kadar bize karşı azim ve şiddet göstermemeğe yakın (bir vaziyette) bulunurdu. Bunun bir müstesnâsı da vardır. Sizden her hangi biriniz Allah'ın azâbından korundukça o kişi, dâimâ hayır ile berâberdir. Şâyed onun gönlünde (bir hususta câiz midir, değil midir? diye) bir şüphe uyandığında o kimse (mâ-fevk) bir (hayır-hâh) kişiye sorup o (nun öğüt) ünden gönlündeki çürüklüğü şifâlandırabilir. -Hoş! Sizin (bu dünyâda) öyle (hak sözlü) bir kişiyi bulamayacağınız (günler) yaklaşmıştır ya?- Kendisinden başka ibâdete değer bir ma'bûd olmıyan Allah'a yemîn ederim ki: ben dünyâdan geri kalan ve geçen günleri, derede birikmiş su gibi tahayyül ediyorum: onun sâfîsi içilmiş de geriye bulanık tortusu kalmıştır.

Hadis No: 1245

Konu: Harpte Sebat Etmek;savaşta Askere Hitap
Başlık: Harpte Sabır Ve Sebât Hakkınd Abdullâh İbn-i Ebî Evfâ Hadîsi (2)
Ravi: Abdullâh İbn-i Ebî Efvâ
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem düşmanla karşılaştığı bâzı gazâlarda (hemen harbe girişmeyip) güneş tâ (zevalden) devrilinceye kadar intizâr etmiş (düşmanı gözlemiş) di. Sonra asker içinde (hitâbete) kıyâm ederek: - Ey nâs, düşmanla karşılaşmak, (harb etmek) istemeyiniz, belki Allah'dan (harb felâketinden) korumasını isteyiniz!. Fakat bir kere de siz düşmanla karşılaşınca (harbin bütün şiddetlerine karşı) sabrediniz! Ve biliniz ki Cennet, muhakkak sûrette (mücâhid) kılıçlarının gölgeleri altındadır, buyurdu. Sonra Resûlullah (devamla): - Ey Kur'ân'ı gönderen Allah! (duâsın) ı sonuna kadar okudu ki, bu duânın gerisi (yakında) geçti.

Hadis No: 1246

Konu: -
Başlık: Harpte Sabır Ve Sebât Hakkınd Abdullâh İbn-i Ebî Evfâ Hadîsi (2)
Ravi: Ya'lâ İbn-i Ümeyye (3)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (Tebük gazâsında ben Resûlullah ile berâber gazâ ettim. Genç bir deveme sefer levâzımını yükledim. Yaşım kemâle erdiğinden ve hizmet edecek kimsem bulunmadığından) bir hizmetçe kiralamıştım. (Yol üzeri) hizmetçi birisiyle (İbn-i Ümeyye'nin kendisidir) döğüştü. İki kavgacıdan birisi (ki, İbn-i Ümeyye'dir) öbirisinin (ki, hizmetçidir) elini ısırdı. Hizmetçi elini, ısıran bu sûretle dişi sökülen kişi) de Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'e gelip şikâyet etti. Resûlullah (da'vâyı red,) dişin, diyetini iskat ederek (İbn-i Ümmeyye'ye): - Yâ zavallı adam elini sana bırakırmı ki, sen boğur devenin yan dişleriyle sert yem yediği gibi, zavallının elini çatır çatır yiyesin! buyurdu.

Hadis No: 1247

Konu: Savaşta Bayrak
Başlık: Mekke'nin Fethi Günü Sancağın Hacun Mevkiine Dikildiği
Ravi: Abbâs B. Abdülmuttalib (2)
Hadis:

Gelen bir rivâyete göre, müşârün-ileyh, Zübeyr (İbn-i Avvâm)a: - Mekke'nin fethi günü) Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem sana bayrağı işte şuraya dikmeni emretmişti, demiş (ve Hacun dağına işâret etmiş) tir.

Hadis No: 1248

Konu: Cevâmiu'l-kelîm;hz. Peygamber'in Diğer Peygamberlere Verilmeyen Üstünlükleri (2)
Başlık: Peygamberimizin: Ben Cevâmiü'l-kelim İle Ba's Olundum. Düşman Gönüllerine Korku Saldım. Rü'yâmda Arzın Hazînelerinin Anahtarları Getirildi Ve Benim İki Avucumun İçine Konuldu, Hadîsinin Îzâhı
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Gelen rivâyete göre, Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem: - Ben Cevâmiü'l-kelim ile gönderildim. Ben (bir aylık mesâfedeki düşman gönüllerine) korku salmak sûretiyle yardım olundum. Bir de ben uyuduğum sırada bana yerdeki hazînelerin anahtarları getirildi de benim iki avucumun içine konuldu, demiştir. (Sonra) Ebû Hüreyre: - Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem (bu hazînelerden hiç birisine nâil olmadan bu dünyâdan) gitti. Şimdi bu hazîneleri yerlerinden siz çıkarırsınız! demiştir.

Hadis No: 1249

Konu: Azık (2)
Başlık: Ebû Bekr'in Kızı Esmâ'ya Zâtü'n-nitâkayn Denilmesi
Ravi: Ebû Bekr'in Kızı Esmâ' (3)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Medîne'ye hicrte edilmek istenildiği zaman Ebû Bekr'in evinde ben, Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in yol azığını düzmüş, hazırlamıştım. Esmâ' (devamla:) fakat ne yemek çıkınını, ne de su tulumunu bağlayacak bir şey bulamamıştık. Bunun üzerine ben Ebû Bekr'e: - (Baba) vallahi ben belimdeki nıtak = kuşağımdan başka bağlayacak bir şey bulamıyorum! dedim. O da: - (Kızım) onu ikiye böl, birisiyle su tulumunu, öbirisiyle de yemek sofrasını bağla! dedi. Ben de öyle yaptım. Bu cihetle ben: Zâtü'n-nitâkayn = iki kuşaklı veya kemerli diye anıldım, (demiştir).

Hadis No: 1250

Konu: -
Başlık: Mekke'nin Fethi Günü Resûlullâh Devesi Üstünde, Terkisinde Üsâme İbn-i Zeyd, Maiyetinde Bilâl Habeşî Olduğu Halde Mekke'nin Üstündeki Kedâ Semtinden Mekke'ye Girmesi, Kâ'be'de Namaz Kılması (2)
Ravi: Üsâme B. Zeyd B. Hârise (15)
Hadis:

Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in (bir seferde) merkebe bindiği, merkebin arkasına üstü kadife kaplı bir palan vurulmuş olduğu, Üsâme İbn-i Zeyd'i de arkasında terkisine aldığı rivâyet olunmuştur.

Hadis No: 1251

Konu: -
Başlık: Mekke'nin Fethi Günü Resûlullâh Devesi Üstünde, Terkisinde Üsâme İbn-i Zeyd, Maiyetinde Bilâl Habeşî Olduğu Halde Mekke'nin Üstündeki Kedâ Semtinden Mekke'ye Girmesi, Kâ'be'de Namaz Kılması (2)
Ravi: Abdullâh B. Ömer (212)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem (Mekke) fetholunduğu gün Mekke'nin üstü (ndeki Kedâ semti) nden devesi üstünde olarak (şehre) yöneldi. Terkisine de Üsâme İbn-i Zeyd'i almıştı. Bilâl de maiyyetinde idi. Kâ'be'nin hâdimlerinden (ve Miftâhdâr âilesinden) Osmân İbn-i Talha ve Bilâl ile berâberdi. (Resûlullah yürüdü). Tâ Mescid-i Harâm'a vardı. Devesini orada çöktürdü. Ve Osmân İbn-i Talha'ya Beyt (-i Şerîf) in anahtarını getirmesini emretti. (İbn-i Talha gitti, anası Selâfe'den anahtarı alıp getirdi). Kâ'be'yi açtı. Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem içeri girdi. Hadîsin bundan kalan kısmı yukarıda geçmiştir.

Hadis No: 1252

Konu: Kur'ân-ı Kerîm'le Sefere Çıkmak
Başlık: Düşman Müşriklerinin Diyârına Kur'an İle Seyahatten Nehy Buyurulması, Bu Nehyin Sebeb Ve Hikmeti, Ulemânın İhtilâfı, Bu Hadîse Mebnî Kâfire Mushaf Ve Dînî Eserler Satmanın Memnûiyeti
Ravi: Abdullâh B. Ömer (212)
Hadis:

Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in Mushaf'la düşman toprağına sefer edilmesini nehyettiği rivâyet olunmuştur.

Hadis No: 1253

Konu: Duâda Sesi Yükseltmemek
Başlık: Yüksek Sesle Duânın Kerâheti Ve Mülk, Ra'd Sûreleri Âyetlerinin Delâlet Ettiği Mefhumlar
Ravi: Ebû Mûsâ El-eş'arî (55)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Biz, Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem ile berâber (seferde) bulunurduk da her vâdî üzerine yükseldikçe sesimiz mu'tâdından ziyâde yükselerek tehlîl ve tekbîr ederdik. Bunun üzerine Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem: - Ey nâs canınıza acıyın, sesinizi yükseltmeyin! Şüphesiz siz, ne sağırı çağırıyor, ne de gaibe bağırıyorsunuz! Duâ ettiğiniz O (Allah), muhakkak ki, sizinle berâberdir. Hem O, sesinizi çok iyi işitir; O, size (uzak değil), çok yakındır, buyurdu.

Hadis No: 1254

Konu: -
Başlık: Harp Sırasında Tekbîr Getirilmesinin Meşrûiyeti; Askerî Hareketi Düşmandan Gizlemek Matlûb Olursa Tekbîr'in Gizli Alınması; Sefer Ve Hareket Esnâsında Bir Vâdîye İnildiğinde Tesbîh Edilmesi, Yükseklere Çıkıldığında Tekbîr Alınması; Bu Hükümleri İfâde Eden Hadîsleri
Ravi: Câbir B. Abdullâh (84)
Hadis:

Demiştir ki: biz (Peygamber'in Ashâb'ı) seferde yüksek bir yere çıkınca Tekbîr ederdik. Yüksekten (bir vâdîye) inince de Tesbîh eder (, Sübhâna'llah der) dik, demiştir.

Hadis No: 1255

Konu: -
Başlık: Gâzînin Mukîm İken Devâm Edip De Cihad Yolculuğunda Yapmadığı Nâfile İbâdetin Yapmış Gibi Sevâbının Yazılması
Ravi: Ebû Mûsâ El-eş'arî (55)
Hadis:

Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: (Âbid) bir kul hastalanır, yâhud (cihâd veya hayır için) sefer eder (de sefer ve maraz hâli mu'tâd ibâdetine mâni' olur) sa mukîm iken, sıhhatte iken işlemekte olduğu ibâdetin benzeri, o gazîye ve o hastaya (ecr-ü sevâb) yazılır.

Hadis No: 1256

Konu: Yalnız Gece Yolculuğu Yapmamak
Başlık: Gazâ Yolunda Refiksiz Gece Seferinin Kerâheti; Düşmanın Vaziyetini Tecessüs Maksadiyle Olursa, Müstehab Olduğu
Ravi: Abdullâh B. Ömer (212)
Hadis:

Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'den: Nâs, yalnız başına yolculuktaki benim bildiğim mahzûru bilseydi hiçbir süvârî yalnız başına gece yolculuğu etmezdi dediğini rivâyet etmiştir.

Hadis No: 1257

Konu: Ana Babanın Rızâsını Almak
Başlık: Farz Cihâdın Ana Baba Rızâsına Tekaddümü
Ravi: Abdullâh B. Amr B. Âs (28)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: bir kere Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'e bir kişi geldi de ondan cihâd (a gitmesi) husûsunda izin istedi. Resûlullah da: - Anan, baban sağ mıdır? diye sordu. O: - Evet! diye tasdîk etti. Resûlullah: - Şu halde sen (ibtidâ) onların rızâsına çalış! buyurdu.

Hadis No: 1258

Konu: -
Başlık: Harp Mıntakasında Hayvan Boynuna Kılâde Ve Çan Takmanın Memnûniyetine Dâir Ebû Beşîr Hadîsi
Ravi: Ensâr'dan Ebû Beşîr
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in bâzı seferlerinde halk (askerler) yerlerinde gecelediği sırada Ebû Beşîr Resûlullah ile berâber bulunmuş ve bu halde Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem Zeyd İbn-i Hârise'yi göndererek (halk arasında): - Sakın ha, hiç bir devenin boynunda ok yayı kirişinden (takılmış) kılâde (boğmuk) kalmasın, yâhud mutlak sûrette hiç bir kılâde kalmasın, muhakkak kesilsin, koparılsın! (diye i'lân ettirmiş ve hiç bir deve boynunda çan bırakılmayıp hepsi koparılmıştır).

Hadis No: 1259

Konu: Erkeğin Mahremi Olmayan Bir Kadınla Bir Yerde Yalnız Kalması;sefer Eden Kadının Yanında Mahremi Olması
Başlık: Kadının Mahremsiz Seferden Nehyi Hakkında İbn-i Abbâs Hadîsi
Ravi: Abdullâh B. Abbâs (160)
Hadis:

Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işittiği rivâyet olunmuştur: - Hiç bir erkek (mahremi olmıyan) bir kadınla sakın tenhâ bulunmasın!. Hiç bir kadın da kendisiyle berâber bir mahremi (nikâh geçmez hısımı) bulunmaksızın sakın sefer etmesin!. Resûlullah'ın bu nehyi üzerine (Ashâb'dan) bir kişi ayağa kalkarak: - Yâ Resûla'llah! Ben şöyle şöyle bir gazâya yazılmıştım; halbuki zevcem haccetmek üzere yola çıkmıştır (ne buyurulur?) diye sordu. Resûlullah: - Haydi sen de git, karınla berâber haccet! buyurdu.

Hadis No: 1260

Konu: Esâret (esirlik)
Başlık: Sefer Müddeti Hakkındaki Rivâyetler
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in: (Dünyâda müslüman oluncaya kadar esâretle) zincirlere bağlanan, (bilâhare müslüman olup esâret bağından kurtulup âhirette) Cennet'e giren bir cemâat (in mükâfat görmesin) den Allah râzı olmuştur, buyurduğu rivâyet olunmuştur.

Hadis No: 1261

Konu: -
Başlık: İslâm Harp Hukûkuna Göre, Muhâriplerin Kadınları, Erlik Çağına Erişmemiş Çocukları, İhtiyarları, Papasları Hakkında Hükümler
Ravi: Sa'b İbn-i Cessâme (2)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ebvâ, yâhut Veddân (harbin) de Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem bana uğradı ve o sıra: - (Yâ Resûla'llah) müşrik (muhârip) lerden âile sâhibi bulunanlara gece baskını yapılıyor da (ayırd edilemiyerek) bunların kadınları, küçük çocukları da musâb oluyor? diye soruldu. Resûlullah: - Onlar da müşrikler (câmiasın) dandır, diye cevap verdi. (Ve cevâba devâm ederek): - (Harb hâlinde) kimsenin kimseyi korumak kudreti yoktur, korumak yalnız Allah'a ve Resûl'ine âiddir, buyurduğunu Resûlullah'tan işittim, demiştir.

Hadis No: 1262

Konu: Harpte Kadın Ve Çocukları Öldürmemek
Başlık: Peygamberimizin Muhâriplerin Kadınlarının, Çocuklarının Katlini Fenâ Gördüğü Ve Tasvib Etmediği Hakkında Abdullâh İbn-i Ömer Hadîsi
Ravi: Abdullâh B. Ömer (212)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in bâzı gazâlarında (Mekke'nin fethinde) bir kadın öldürülmüş olarak bulundu da Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem kadınların, çocukların öldürülmesini çirkin görüp tasvîb etmedi.

Hadis No: 1263

Konu: Mürtedlerin Öldürülmesi
Başlık: Ateşle Ta'zibten Nehiy Hakkında İbn-i Abbâs Hadîsi (2)
Ravi: Abdullâh B. Abbâs (160)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, Alî radiya'llahu anh'in bir kavmi, (kendisinin ülûhiyetini iddiâ eden Abdullah İbn-i Sebe'nin cemâatini) ateşle yaktığı (haberi) İbn-i Abbâs'a eriştiği zaman: Eğer ben (Alî'nin yerinde) olsaydım bunları yakmazdım. Çünkü Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem: İnsanları (yakarak) Allah'ın azâbiyle ukubetlendirmeyin! buyurdu. Yine ben (Alî'nin yerinde olsaydım) onları muhakkak öldürürdüm. Nasıl ki, Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem: Her kim dînini (ki, Müslümanlıktır) değiştirirse, onu hemen öldürünüz! demiştir.

Hadis No: 1264

Konu: -
Başlık: Ateşle Ta'zibten Nehiy Hakkında İbn-i Abbâs Hadîsi (2)
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Rivâyete göre, o, Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işittim, demiştir: Nebîler'den birini karınca ısırmış. O Peygamber, karıncaların köyü (nün yakılması) nı emr etmiş de yakılmış. Bunun üzerine Allahu Teâlâ o Peygamber'e: - Seni bir karınca soktu değil mi? Ya sen, Allah'ı tesbîh eden ümmetlerden bir ümmeti yakmadın mı? diye itâb etmiştir.

Hadis No: 1265

Konu: -
Başlık: Yemen'de Kâ'be'ye Karşı Yapılmış Zülhalasa Kilisesi Ve Onun Tahrîbi
Ravi: Ahmes'li Cerîr İbn-i Abdillah
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem bana: - (Ey Cerîr! Şu) Zülhalâsa (nın elin) den bana rahat vermez misin? O, Has'am (kabîlesi) dâhilinde (Beytü'l-Harâm'a karşı yapılmış içi put dolu) bir binâ idi. Yemenlilerin Kâ'be'si diye anılırdı. (Bu cihetle Resûlullah'ın gönlüne yük veriyordu). Cerîr der ki: Ahmes kabîlesinden yüz elli süvârînin başında Zülhalasa'ya gittim. Ahmesliler iyi ata binerlerdi. Fakat ben bir türlü at üstünde duramazdım. (Kalbimi sıkardı). Bu sebeble Resûlullah göğsüme (şiddetli) bir darbe indirdi. Hattâ parmaklarının izini göğsümde görmüştüm. Ve: Yâ Rab! Sen Cerîr'i (at üstünde) sâbit kıl! Onu hâdî kıl, mehdî kıl! diye duâ buyurdu. Müteâkıben Cerîr Zülhalasa'ya gitti. O (şirk ma'bedi) ni yıktı, yaktı. Sonra Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'e (Husayn İbn-i Rebîa ile) vaziyeti bildirdi. Cerîr'in gönderdiği bu zât Resûlullah'a: - Yâ Resûla'llah! Seni Hak Peygamber gönderen Allah'a yemîn ederim ki; huzûruna ben (boş) gelmedim. Tâ ki ben o (şirk ma'bedi) ni uyuz deve gibi (bakımsız, harâb) bir halde bıraktım geldim, dedi. (Râvî der ki: bunun üzerine) Resûlullah: - Ahmes kabîlesinin atları ve süvârîleri mübârek ola! diye beş kere düâ buyurdu.

Hadis No: 1266

Konu: Hz. Peygamber'in Fetih Müjdesi;kayser'in Helâki;kisrâ'nın Helâki
Başlık: Kisra Saltanatının Kuvvet Ve İstiklâlinin Zevâli Hakkında Ebû Hüreyre Hadîsi
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Kisrâ ölmüş (demek) tir. Kisrâ öldükten sonra o saltanat (eski ihtişâmiyle bir daha) kurulmayacaktır. Kayser de muhakkak ölecektir. Öldükten sonra (Şam'da ve Rum bilâdında) Kayser (hâkimiyeti) bulunmıyacaktır. Kisrâ ile Kayser'in hazîneleri de Allah yolunda (cihâda ve cihâd edenlere) taksîm olunacaktır; bu muhakkaktır.

Hadis No: 1267

Konu: Harp Hud'adır;harp Manevraları (spor);spor
Başlık: Harp Hud'adır, Hadîsi
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem harbe Had'adır, diye ad verdi, dediği rivâyet olunmuştur.

Hadis No: 1268

Konu: Uhud Gazâsı (6)
Başlık: Uhud Harbinde Resûlullâh'ın Sevku'l-ceyş Pilânı
Ravi: Berâ' B. Âzib (31)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem Uhud (harbi) günü piyâde (okçu asker) ler üzerine -ki, bunlar elli kişi idiler- Abdullah İbn-i Cübeyr'i kumandan ta'yîn etmişti de onlara hitâben: - (Ashâb'ım! Size gösterilen) şu yerinizden sakın ayrılmayınız! (Bizim harp saffından ayrıldığımızı, inhizâma uğradığımızı, yâhut) biz (im öldürüldüğümüzü, atlarımız) ı kuşların kaptığını görseniz de size ben haber gönderinceye kadar (yerinizi bırakmayınız!). Yine siz, bizim düşmanları hezîmete uğratıp onları çiğnediğimizi görseniz de size ben haber gönderinceye kadar yerinizden ayrılmayınız! diye kat'î emretti. Bunu müteâkıp (harp başladı ve ilk hamlede) müslümanlar müşrikleri hezîmete uğrattılar. Râvî Berâ' İbn-i Âzib demiştir ki: Va'llahi ben (o sırada düşman ordusundaki müşrik) kadınları gördüm ki, onlar elbîselerini toplamışlar; bacaklarındaki halhalları, baldırları görünerek (ya bozgun askeri teşcî' için, yâhut, kaçarak Uhud dağına çıkmak için) sür'atle koşuyorlardı. Müslümanların bu galebesi üzerine Abdullah İbn-i Zübeyr'in kumandasındaki piyâde okçular biribirlerine: - Arkadaşlar, ganîmet, ganîmet! Cephedeki arkadaşlarınız düşmana galabe etti. Daha burada ne bekliyorsunuz? (Gidelim, biz de ganîmete konalım) dediler. Abdullah İbn-i Cübeyr bunlara karşı: - Arkadaşlar, Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in size verdiği emri unuttunuz mu? dediyse de maiyeti: - Va'llahi arkadaşların yanına muhakkak gideceğiz, ganîmetten bize isâbet edeni elbette alacağız! diye ısrâr ettiler. Ve (me'mûr oldukları yeri bırakarak ordunun içine karıştılar.) Onlar varır varmaz yüzleri geldikleri tarafa çevrildi. Ve ordu (nun küllî kuvvetleri) münhezim olarak (Medîne'ye) yönel (erek ric'ate başla) dı. Bu meş'ûm vaziyet ânında idi ki, Resûlullah askerin geri kalanlarını: - (Ey Allah'ın kulları bana geliniz, ey Allah'ın kulları bana geliniz; ben Allah'ın Resûlüyüm! Her kim geri döner de düşmana hücûm ederse, ona Cennet vardır, diye) çağırıyordu. O sırada Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in yanında on iki kişiden başka kimse kalmamıştı. Uhud harbinde müşrikler bizden yetmiş kişi şehîd ettiler. Halbuki Bedir harbinde Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem ile Ashâb'ı, müşriklerden yüz kırk kişiyi elde ederek bunun yetmişini katl, yetmişini esîr etmişlerdi. (Harp kesildiği sırada müşriklerin reîsi) Ebû Süfyân (müslümânlara karşı) üç def'a: - İçinizde Muhammed var mı? (Sağ mıdır?) diye seslendi. Fakat Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem, Ashâbını Ebû Süfyân'a cevap vermekten men' etti. Sonra Ebû Süfyân üç kere: - İçinizde İbn-i Ebî Kuhâfe (ki, Ebû Bekr-i Sıddîk'tır) var mıdır? dedi. Sonra da yine üç def'a: - İçinizde İbnü'l-Hattâb var mıdır? diye sordu. Bütün bunlardan sonra da Mekke müşriklerine dönerek: - Anladınız a, bunların hepsi öldürülmüş, dedi. Bunun üzerine Ömer kendini tutamıyarak: - Ey Allah'ın düşmanı, yalan söyledin! İyi bil ki, senin o saydığın zatların hepsi hayattadırlar; yarın (Mekke fethedilirken) sana zarar verecek kuvvetimiz bâkîdir, diye haykırdı. Ebû Süfyân Ömer'e karşı: - Bu gün Bedir gününün karşılığıdır. Harp (tâlii) kuyunun iki kovası gibi biri iner biri çıkar. (Kâh siz galip gelirsiniz, kâh biz). Şimdi siz maktullerinizin içinde işkence ile öldürülmüş kimseler bulacaksınız. Bunu ben emretmedim.

Hadis No: 1269

Konu: -
Başlık: Bir Gece Baskını Ve Resulûllâh'ın Sağmal Zekât Develerinin, Sürülüp Götürülmesi Ve İbnü'l-ekva' Fırkası Tarafından Kurtarılması
Ravi: Seleme İbn-i Ekva' (14)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: bir kere Gabe (ormanlığı) tarafına gitmek üzere Medîne'den çıkmıştım. Gabe (dağı) nın tâ yokuşuna vardığımızda Abdurrahmân İbn-i Avf'in kölesi (telâşla) bana karşı geldi. Köleye: - Allah sana iyilik versin! Sana ne oldu? diye sordum. Köle: Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in (ormanda yayılan) sağım develeri sürülüp götürüldü, dedi: - Kim götürdü? diye sordum. Köle: - Gatafân ve Fezâre (kabîlelerinin adamları) diye cevap verdi. Hemen üç def'a: - Ey sabahçılar, erken kalkanlar! Yetişin baskın var, diye haykırdım; Medîne'nin iki kara taşlığı arasın (daki halk) a duyurdum. Sonra kendim (de yaya olarak heriflerin arkasından) sür'atle koştum. Nihâyet bunlara yetiştim. Hakîkaten develeri bunlar almışlardı. Hemen bunalara ok atmağa ve: Bene İbn-i Ekva'ım, bu gün de alçakların öleceği gündür diye haykırmağa başladım. Netîcede develeri -heriflere su içmeğe bile aman vermeden- ellerinden kurtardım ve (mevcûdu yirmiye bâliğ olan) develeri sürerek (Medîne'ye) yöneldim. Yolda Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem bana karşı geldi. (Sayham üzerine beş yüz veya yedi yüz kişilik zırhlı bir süvârî kuvvetiyle yardıma çıkmıştı). Ben: - Yâ Resûla'llah! Bu eşkıyâ susuzdur. Ben acele edip su içmelerine meydan vermeden develeri kurtardım (şimdi onlar su tedârikıyle meşgul olacaklardır). Bunların peşi sıra bir müfreze gönderseniz! dedim. Fakat Resûlullah: - Ey İbn-i Ekvâ'! Sen alacağını aldın. Onlara galebe ettin. Artık onları afveyle!. (Hem onlar) şüphesiz Gatafan ve Fezâre (yurduna varmışlardır) şimdi onları konukluyordur, buyurdu.

Hadis No: 1270

Konu: Açları Doyurmak;esir Mü'minleri Kurtarmak;hasta Ziyâreti
Başlık: Müslüman Esîri Kurtarınız; Açı Doyurunuz; Hastayı İyâde Ve Ziyâret Ediniz! Hadîsi
Ravi: Ebû Mûsâ El-eş'arî (55)
Hadis:

Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in: [Ânîyi yâni (düşman elinde) esir olan müslümanı (esâretten) kurtarınız; aç olan (zî-rûh) u doyurunuz; hastayı ziyâret edip hâlini, hatırını sorunuz!] buyurduğu rivâyet olunmuştur.

Hadis No: 1271

Konu: Diyet (kan Bedeli);esir Mü'minleri Kurtarmak;kâfire Bedel Müslüman Katledilmez;kan Bedeli
Başlık: Esirlerin Kurtarılması Hakkında Hazret-i Alî'nin Kuvvetli Bir Rivâyeti;allâh'ın İnsanlara Kur'andaki Hakîkatleri Anlamak Zekâ Ve Kâbiliyeti Vermesi
Ravi: Ebû Cuhayfe (9)
Hadis:

Rivâyete göre, müşârün-ileyh demiştir ki: ben bir kere Alî radiya'llahu anh'e: - (Ey Ehl-i Beyt'in ulusu!) Allah Kitâbında bulunandan başka yanınızda (yazılı olarak) vahiy (esrârın) dan (başkasının bilmediği ve yalnız senin bildiğin) bir şey var mıdır? diye sordum. Alî: - Hayır yoktur. Tâneyi (toprak içinde) yaran, ve insanı yaratan Allah'a yemîn ederim ki, benim (husûsî ve yazılı olarak) bildiğim bir şey yoktur; ancak bildiğim bir şey varsa o da Allah'ın, kişiye Kur'an'daki hükümleri anlamak kabiliyetini vermesidir; bir de (kılıcının kınından çıkardığı bir sahifeye işâret ederek): şu sahifede (yazılı) olan hükümlerdir, dedi. Ben: - Bu sahifedeki hükümler nedir? diye sordum. Alî: - Bu sahifede maktûlün diyeti ve kanı pahası, esîrin halâsı, kâfire bedel bir müslümanın katli câiz olmadığı (hakkında hükümler var) dır, dedi.

Hadis No: 1272

Konu: Esir Mü'minleri Kurtarmak
Başlık: Esirlerden Necat Fidyesi (bedeli) Alınması. Ve Bedir Gazâsında Esir Düşen Peygamber'in Amucasından Alınmaması Teklîfine Karşı Resûlullâh'ın: Hayır, Bedel-i Necattan Bir Dirhemi Bile Bırakılmaz! Buyurmaları
Ravi: Enes B. Mâlik (245)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, Ensâr'dan bâzı kimseler Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'den izin dilediler de: - Yâ Resûla'llah! (Bize) müsâade buyur da hemşîrezâdemiz Abbâs (İbn-i Abdü'l-Muttalib) in esâretten halâs bedeli olan parayı kendisine bırakalım! dediler. Resûlullah: - (Hayır) o paradan bir dirhemini (bile) bırakamazsınız!, buyurdu.

Hadis No: 1273

Konu: -
Başlık: Harbînin Câsuslukla İslâm Diyârına Girmesine Dâir Hükümler. Ve Bu Babta Seleme İbn-i Ekva' Hadîsi
Ravi: Seleme İbn-i Ekva' (14)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem (Huneyn) seferinde iken Resûlullah (ın ordusu için) e (kırmızı bir deve üstünde) müşrikler tarafından bir câsus geldi. (Devesini çökertip kargılığından çıkardığı bir iple bağladı. Sonra gelip) Ashâb'ın yanına oturdu. Ashab ile konuştu. (Yedi, içti. Ve mütemâdiyen Ashâb'ın ahvâlini gözden geçirdi.) Sonra (devesine binerek) dönüp gitti. (Müteâkıben Ashab'dan bir kişi kalkıp bunu câsus olduğunu Resûlullah'a arz etti). Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem de: onu arayıp bulun ve öldürün, (onu kim öldürürse soykası ve eşyâsı onundur!) buyurdu. Câsusu İbn-i Ekva' (tâkip edip) öldürdü; (devesini yederek üstünde silâhiyle, eşyâsiyle geldi). Resûlullah da câsusun eşyâsını İbn-i Ekva'a âit ganîmet kılıp verdi.

Hadis No: 1274

Konu: Elçiye Hürmet;hz. Peygamber'in Vasiyetnâme Yazdırmak İstemesi
Başlık: Peygamberimizin Ölüm Hastalığında Vasıyyetnâme Yazılıp Yazılmaması Yolunda İhtilâf Edilmesi Hakkında İbn-i Abbâs Hadîsi;ibn-i Abbâs Bu Rivâyetinde Peygamberimizin Üç Vasıyyet Ettiğini, Birisi Arab Cezîresinden Müşriklerin Çıkarılmasını; Öbirisi Dünyânın Her Tarafından Geleceği Muhakkak Olan Müslim, Gayr-i Müslim Elçilere, Fertlere Ve Hey'etlere Mühim Hediyeler Verip İkrâm Ettiğim Gibi Hürmet Gösterilmesini Emrettiğini Söylemiş, Üçüncüsünü Unuttum, Demiştir
Ravi: Abdullâh B. Abbâs (160)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, müşârün-ileyh bir kere: hani o perşembe günü (o ne fenâ gündü?), o perşembe günü, ne acı gündü? demişti de sonra (inci tânesi gibi dökülen) göz yaşı tâ (yerleri) ıslatarak (ve o günü cereyân eden vâkıayı anlatarak) şöyle demişti: bir perşembe günü Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in (son hastalığında) ağrısı artmıştı da: - Haydi bana (kalem kâğıt gibi) yazılacak bir şey getiriniz! Size bir kitap (vasıyyet-nâme) yaz (dır) ayım ki, ondan sonra yolunuzu şaşırıp hiç helâke düşmeyesiniz! buyurdu. (Şimdi Ömer orada bulunanlara: - Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in muhakkak ki, hastalığı ağırlaşmıştır. Yanımızda ise Allah'ın kitâbı vardır, o bize yetişir!, dedi). Bunun üzerine orada bulunanlar (yazılsın, yazılmasın diye) ihtilâf ettiler. (Sözleri biribirine karıştı. Resûlullah da): - Hiç bir Peygamber'in yanında nizâ ve ihtilâf etmek doğru değildir, (haydi yanımdan kalkıp savulunuz!) buyurdu. Oradaki Ashab (dan bâzıları): - Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem (hastalığın şiddetinden) sayıkladı (da böyle söylendi) demişlerdi. Resûlullah: - Haydi beni (kendi hâlime) bırakınız! Benim şu içinde bulunduğum (mürâkabe ve Allah'a rücû için hazırlık) hâli, sizin beni da'vet ettiğiniz (kitâbet gibi) şeylerden hayırlıdır, buyurdu. Ve Resûlullah vefâtı zamânında yalnız üç şey vasıyyet etti: bütün müşrikleri Arab cezîresinden çıkarınızı, ve (dünyânın her tarafından gelekcek olan müslim, gayr-i müslim) elçilere, ferd ve hey'etlere nasıl ben izin verip hediyeler ikrâm ettimse, siz de benim gibi atıyyeler vermek sûretiyle hürmet gösteriniz! buyurdu. (İbn-i Abbâs): fakat ben (vasıyyetin) üçüncüsünü unuttum, (demiştir) .

Hadis No: 1275

Konu: Deccâl (2)
Başlık: Abdullâh İbn-i Ömer'in Deccâl Hadîsi Ve Dünyâ Târîhinin Son Zamanlarında Birçok Deccaller Türeyeceğine Dâir Rivâyet
Ravi: Abdullâh B. Ömer (212)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem halka hutbe îrâdına başlayıp Allah'ı, ulûhiyet şânına lâyık sıfatlarla övdü. Sonra Deccâl'i zikrederek şöyle buyurdu: Ben sizi kat'î sûrette o (nun şerri) nden korkuturum. Peygamberlerden hiç bir Nebî yoktur ki, muhakkak o, kavmini (dalâlete sevk eden her yalancı) deccaldan tahzîr etmiştir. Nûh Peygamber de kavmini tahzîr etmiştir. Şimdi ben size bu (mel'ûn ve yabancı zümre) nin hiç bir Peygamberin bilsinler diye kavmine söylemediği (toplu ve fârik) bir vasfını söylemek isterim (ki, şudur): deccal a'verdir, kötü kılavuzdur, (insanları iğri yola da'vet eder), Allah ise a'ver değildir, (hâdîdir, insanları doğru yola irşad buyurur).

Hadis No: 1276

Konu: Çokluğa Güvenmemek
Başlık: Ordu Mevcûdunun Ve Umûmî Nüfûsun Mikdârını Anlamak İçin Devletçe Nüfus Sayımının Meşrûiyeti
Ravi: Huzeyfe B. El-yemânî (15)
Hadis:

Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in (bir seferde): Haydi bana halktan müslüman (ım) diyenleri sayınız! buyurduğu rivâyet olunmuştur. (Râvî Huzeyfe der ki:) biz, ordu mevcûdunu bin beş yüz kişi saydık. Ve (istiğrâb ederek): biz, bin beş yüz kişi (lik bir kuvvet) olduğumuz halde (düşmandan) korkar mıyız? dedik. (Bir zaman sonra) bir de kendimizi (öyle bir fitne ile) müptelâ olmuş gördüm ki, hani o korku bilmeyen er kişi, şimdi (bu fitneden) korkarak (cemâate gidemeyip evinde) münferiden namaz kılar oldu.

Hadis No: 1277

Konu: -
Başlık: Peygamberimiz Bir Düşmana Galebe Ettiği Zaman, Onların Binâdan Ârî Geniş Bir Sâhasında Üç Gün Ordusiyle İkâmet Ederdi
Ravi: Ebû Talha (3)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem bir kavme harben galebe ettiği zaman o kavmin binâdan ârî geniş bir sâhasında üç gün ikamet etmek i'tiyadında idi.

Hadis No: 1278

Konu: -
Başlık: Bir Müslümanın Malı Müşrikler Tarafından İğtinâm Edilip De Bilâhare Müslümanların Galebe Etmesiyle Sâhibinin Eline Geçen Bu Mal, Sâhibine Mi Verilir; Yoksa Ganîmet Malı Mı Addolunur?
Ravi: Abdullâh B. Ömer (212)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: bir kere atım düşman tarafına kaçmıştı da onu (muhârip) düşman yakalamıştı. Sonra müslümanların düşmana galebesi üzerine Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem zamânında atım bana iâde olundu. Bir kere de kölem kaçmış ve Rumlara iltihak etmişti. Sonra müslümanlar Rumlara galip geldi de Hâlid İbn-i Velîd kölemi bana iâde etti ki, bu da Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem zamânından sonra idi.

Hadis No: 1279

Konu: Dâvete Katılmak (icâbet)
Başlık: Gâzîlere Ziyâfetin Meşrûiyyeti
Ravi: Câbir B. Abdullâh (84)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre müşârün-ileyh demiştir ki, Ahzab günü ben: - Yâ Resûla'llah, biz bir körpe kuzu kestik, arpadan da bir sâ' (1040 dirhem) un öğüttüm; şimdi cenâbınız, maiyetinizdeki bâzı kimselerle berâber (bize) geliniz! diye da'vet ettim bunun üzerine Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem: - Ey hendek kazanlar! (kardeşiniz) Câbir (sizin için) yemek hazırlamış haydi geliniz! diye bütün hendek ehlini çağırdı.

Hadis No: 1280

Konu: -
Başlık: Peygamberimizin Farsça Ve Habeş Dili Tekellümü
Ravi: Eme
Hadis:

Hâlid İbn-i Saîd'in kızı ve Hâlid (İbn-i Zübeyr) in anası (Eme) radiya'llahu anhâ'dan şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (çocukluğumda) babamla berâber üzerimde sarı (renkli) bir gömlek geyimli olarak Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in huzûruna gelmiştim. Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem (beni tatyîb için): - Sene sene = güzel, güzel, buyurdu. Habeş dilinde hasene (güzel şey) demektir. Bu sırada ben (Resûlullah'ın iki küreği arasındaki yumurta cesâmetinde bulunan) nübüvvet hâtemi (et beni) ile oynamağa başladım; babam beni men' etti de Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem babama: - Çocuğu kendi hâline bırak! buyurdu. Sonra (bana da) üç def'a: - (Çocuğum çok yaşa da) gömleğini (güle güle gey,) eskit, yırt (yenisin gey!) buyurdu. (Hadîsin râvîlerinden Abdullah İbn-i Mübârek demiştir ki: Ümm-i Hâlid çok zaman yaşadı. Bu gömlek de hayâtının sonuna kadar dillerde anıldı.

Hadis No: 1281

Konu: Devlet Malına Hıyânet (2)
Başlık: Ganîmet Ve Devlet Malına Hıyânet Edenlerin Cezâları. Bu Husûsa Dâir Ebû Hüreyre Hadîsi (3)
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet olunmuştur. Bir kere Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem, aramızda (hitâbete) kıyâm etti de ganîmet (ve devlet) malına hiyânet hakkında söz söyledi. Ve hıyânet (in fenâlığını) büyüttü, hükmünü îzâh etti de buyurdu ki: - Sakın sizden biriniz kıyâmet gününde omuzunda (ganîmet) koyun (avaz avaz) meleyerek, öbürünün omuzunda (ganîmet) at (yem ister gibi) homurdayarak (Arasat meydanında) benimle yüzleşmesin! (Bu yüz karası) âhırette bana: - Yâ Resûla'llah, bana yardım et! diye yalvaracaktır. Ben de ona: - Hakkında hiç bir sûretle şefâat etmeğe muktedir değilim: ben sana (dünyâda Allah'ın hükmünü) teblîğ ettim! diye cevap vereceğim. Birinin omuzunda da sığır böğürerek bana mülâkî olup: - Yâ Resûla'llah, meded eyle! demesin! Ben ona da: - Senin için hiç bir vechile şefâat etmeğe muktedir değilim; çünkü ben sana (dünyâda) Allah'ın hükmünü teblîğ ettim! derim. - Bir başkası da omuzunda altun, gümüş yüklü gelmesin! Bu da: - Yâ Resûla'llah, bana yardım et! diyecek, ben de ona: - Sana hiç bir türlü yardım edemem. Çünkü ben, (dünyâda) sana Allah'ın hükmünü teblîğ ettim, derim. Bir diğeri de üzerinde (ganîmet) libâsını yeldirerek gelmesin! O da: - Yâ Resûla'llah, bana yardım et! diyecektir. Ben ona da: - Sana hiç bir türlü yardım edemem. Çünkü ben (dünyâda) sana Allah'ın hükmünü teblîğ ettim derim, buyurmuştur.

Hadis No: 1282

Konu: Devlet Malına Hıyânet (2)
Başlık: Ganîmet Ve Devlet Malına Hıyânet Edenlerin Cezâları. Bu Husûsa Dâir Ebû Hüreyre Hadîsi (3)
Ravi: Abdullâh B. Amr B. Âs (28)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in (yol) ağırlığı (eşyâsı) üzerinde bekçi (siyâhî) bir kişi vardı. Ona Kerkere denilir. (Bu siyâhî kişi harb edilirken de Peygamber'in binidini tutardı). Kerkere (günün birinde) öldü. Ölünce de Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem: Bu adam cehennemdedir! buyurdu. Ashab, (acabâ neden ki? diye) bakmağa gittiler. Onun (terikesinde) ganîmet malından çalınmış bir aba buldular.

Hadis No: 1283

Konu: -
Başlık: Ganîmet Ve Devlet Malına Hıyânet Edenlerin Cezâları. Bu Husûsa Dâir Ebû Hüreyre Hadîsi (3)
Ravi: Abdullah İbn-i Zübeyr (4)
Hadis:

Rivâyete göre, müşârün-ileyh (bir kere mâzîyi yâd ederek) Abdullah İbn-i Ca'fer'e: - Hatırlar mısın? (Hani Mekke'nin fethi günü) ben, sen, Abdullah İbn-i Abbâs, Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'i karşıladığımız vakit? demişti. Abdullah İbn-i Ca'fer: - Evet hatırlatırım! Resûlullah benimle İbn-i Abbâs'ı terkisine almıştı da seni bırakmıştı, demiştir.

Hadis No: 1284

Konu: -
Başlık: Gazâdan Dönen Gâzîleri Büyük, Küçük Bütün Halkın İstikbâli (2)
Ravi: Sâib B. Yezîd (7)
Hadis:

Şöyle dediğ rivâyet olunmuştur. (Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem Tebük seferinden döndüğünde halk Seniyyetü'l-vedâ = Ayrılık Tepesi mevkiinde karşıladılar). Biz (de) çocuklarla berâber Seniyyetü'l-vedâ (a gittik) de Resûlullah'ı karşıladık.

Hadis No: 1285

Konu: Kahramanlık Oyunları (spor) (3)
Başlık: Gazâdan Dönen Gâzîleri Büyük, Küçük Bütün Halkın İstikbâli (2)
Ravi: Enes B. Mâlik (245)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: biz Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem ile berâber (Lihyân oğullarına karşı açılan) Usfân (harbin) den döndüğümüz zaman Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem de deve üzerinde idi. (Peygamber'in kadınlarından) Safiyye Bint-i Huyeyy'i de arkasına bindirmişti. (Kafilemiz yürürken) Resûlullah'ın devesi (nin ayağı) sürçtü. Resûlullah ile Safiyye ikisi birden düştüler. Hemen Ebû Talha atıldı da: - Yâ Resûla'llah Cenâb-ı Hak hayâtımı sana bedel kılsın! diye seslendi. Resûlullah: - Haydi sen kadına ihtimâm et! buyurdu. Ebû Talha da (Safiyye'yi görmemek için yüzüne) bir bez örterek Safiyye'nin yanına vardı ve yüzüne örttüğü hamîsayı Safiyye'nin üzerine örttü ve binmeleri için deveyi düzeltti. Resûlullah ile Safiyye deveye bindiler. Biz de (sıyânet için) Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in etrâfına çevrildik. (Mevkibimiz bu sûretle giderken) Medîne'yi gördüğümüz zaman Resûlullah: - Biz Allahu Teâlâ'ya dönüyoruz, günahlarımızdan peşîmân oluyoruz, Rabbimize ibâdet ediyoruz. Allah'a hamd ediyoruz, buyurdu ve Medîne'ye girinceye kadar bunu böyle söyledi.

Hadis No: 1286

Konu: -
Başlık: Peygamberimiz Cihad Veya Hac Seferinden, Medîne'ye Döndüğünde Doğru Mescide Gider Ve Oturmadan İki Rek'at Namaz Kılardı
Ravi: Kâ'b İbn-i Mâlik (4)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem duhâ vakti seferden döndüğü zaman (doğru) mescide girmek ve oturmazdan önce iki rek'at namaz kılmak i'tiyâdında idi.

Hadis No: 1287

Konu: Peygamberler Mîras Bırakmaz (2)
Başlık: Peygamberimizin Ganîmet Malından Kendisine İsâbet Eden Hurmalıklar Hakkında Verâset Cârî Olmadığı Ve Nasıl Tasarruf Edileceği Hakkında Hazret-i Ömer Hadîsi
Ravi: Ömer B. El-hattâb (32)
Hadis:

Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in: [Biz (Peygamberler cemiyetinin terikesi) vâris olunmaz; biz ne (mal) bırakırsak sadakadır. (Mülkiyeti Beytülmâl'e âittir) buyurduğu] rivâyet olunmuştur. (Ömer İbn-i Hattâb devamla:) Resûlullah Cenâb-ı Hakk'ın fey' olarak kendisine verdiği maldan âilesinin bir senelik nafakasını ayırıp verirdi. Geri kalanını alır, Allah'ın malı (vakıf) kılar, (müslümanların masâlihine tahsîs eder) di, demiştir. Sonra Ömer İbn-i Hattâb, Sahâbe'den mecliste hazır bulunanlara hitâb ederek: - Gök, yer emriyle duran Allah hakkı için size sorarım! Siz bunu böyle bilir misiniz? dedi. Orada hazır bulunanlar da: - Evet, böyle biliriz! diye tasdîk ettiler. Mecliste de Alî, Abbâs, Osman, Abdurrahmân İbn-i Avf, Zübeyr, Sa'da İbn-i Ebî Vakkas hazır bulunuyorlardı. (Müellif Zebîdî der ki:) Buhârî Sahîh'inde Alî ile Abbâs'ın sözlerini ve münâzaralarını zikretmiş ise de bunları burada nakletmek bizim (Sahîh-i Buhârî'yi ihtisâr için iltizâm ettiğimiz) şartımız cümlesinden değildir.

Hadis No: 1288

Konu: Hz. Peygamber'in Pabuçları (2)
Başlık: Peygamberimizin Papuçları
Ravi: Enes B. Mâlik (245)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in vefâtından sonra Enes, tüyü dökülmüş meşinden tasmalı bir çift ayakkabı çıkarıp Ashâb'a gösterdi de: bundan Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in papuçlarıdır, diye haber verdi.

Hadis No: 1289

Konu: -
Başlık: İçinde Vefât Ettiği Libâs Ve Su Bardağı Hakkındaki Rivâyetler (2)
Ravi: Ümmü'l-mü'minîn Âişe (234)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, Hazret-i Âişe (Resûlullah'ın irtihâlinden sonra) keçelenmiş (sof) bir kaftan çıkararak (Ashâb'a): Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in rûhu bu kaftanın içinde nez' olundu, demiştir. (Ebû Bürde'den gelen) bir rivâyette de Âişe vâlidemiz Yemen'de dokunan tok kumaştan ma'mûl bir izâr (bedene bürünülen câr) ile yine bu kumaştan ma'mûl olup mülebbede denilen bir kisve çıkar (ıp Ashâb'a göster) miştir.

Hadis No: 1290

Konu: Hz. Peygamber'in Su Bardağı
Başlık: İçinde Vefât Ettiği Libâs Ve Su Bardağı Hakkındaki Rivâyetler (2)
Ravi: Enes B. Mâlik (245)
Hadis:

Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in su bardağı kırıldığı ve kırık yerine gümüşten bir bağ, (bir kenet) yapıldığı rivâyet olunmuştur. (Âsım Ahvel de: ben bu kadehi gördüm ve teberrüken içine su koyup içtim, dediğini de Buhârî rivâyet ediyor).

Hadis No: 1291

Konu: Hz. Peygamber'in İsimlerini Almak (2)
Başlık: Peygamberimizin Hem Adını, Hem Künyesini Birden Kullanmak Câiz Değildir
Ravi: Câbir B. Abdullâh (84)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: bizim Ensâr'dan birisini bir oğlu doğmuştu da çocuğa Kasim diye ad koymuştu. Şimdi (o kişinin Ebû Kasim, diye anılmasını hoşlanmıyan) Ensâr ona: - Artık biz seni Ebü'l- Kasim lâkabiyle anmayız ve sana bu doğum sebebiyle. göz aydın! diye ikrâm da etmeyiz, dediler. Bu Ensârî de Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'e geldi. Ve: - Yâ Resûla'llah, bir oğlum doğmuştu da onu Kasim diye ad vermiştim. Bunun üzerine Ensâr bana: Biz seni Ebü'l-Kasim lâkabiyle çağırmayız, ve sana göz aydın! Temennîsinde bulunmayız! dediler, (ne buyurulur? diye sordu.) Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem de: Ensâr güzel söylemiştir, buyurdu. (Ve devâm ederek): Ashâbım, benim (Muhammed, Ahmed gibi) bir adımla ad verebilirsiniz. Fakat benim künyemle künyeleyemezsiniz. Çünkü Kasim yalnız benim, (mîrâs, ganîmet gibi malları Allah tarafından niyâbeten aranızda ancak ben taksîm ederim!) buyurdu.

Hadis No: 1292

Konu: Adâlet (3)
Başlık: Beytülmal'de Haksız Tasarruf Edenlere Kıyâmet Gününde Azap Mukarrerdir (2)
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in: ben size ne bir şey verebilirim, ne de (verileni) karşılayabilirim. (Veren, vermeyen Allah'tır.) Ben nasıl emr olunduysam (aza az, çoğa çok) öyle taksîm ederim! buyurduğu rivâyet olunmuştur.

Hadis No: 1293

Konu: Devlet Malını Özel İşte Kullanmak
Başlık: Beytülmal'de Haksız Tasarruf Edenlere Kıyâmet Gününde Azap Mukarrerdir (2)
Ravi: Ensâr Kadınlarından Havle
Hadis:

Rivâyete göre, Havle: ben Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in: [Birtakım kimseler Allah'ın (müslümanların maslahatlarına tahsîs buyurduğu) malında, haksız olarak tasarruf ederler. Onlar için kıyâmet günüde Cehennem muhakkaktır.] buyurduğunu işittim, demiştir.

Hadis No: 1294

Konu: -
Başlık: Ganîmet Malının Taksîmine İ'tirâz Eden Zülhuvaysıra Ve Bu Küstah Adamın Hüviyeti (2)
Ravi: Abdullâh B. Ömer (212)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem Necid tarafına bir fırka asker (teçhîz edip) göndermişti. Abdullah İbn-i Ömer de bu fırka içinde bulundu. Bu askerler birçok deve iğtinâm ettiler. Her birinin hissesine ganîmet olarak on iki, yâhut on bir deve düşmüştü. Bu hisselerine zamîme olarak kendilerine birer deve de (Resûlullah'a âit humüs hisseden) ihsan buyurulmuştur.

Hadis No: 1295

Konu: Adâlet (3)
Başlık: Ganîmet Malının Taksîmine İ'tirâz Eden Zülhuvaysıra Ve Bu Küstah Adamın Hüviyeti (2)
Ravi: Câbir B. Abdullâh (84)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, (Mekke'nin fethinden sonra) Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem Ci'râne (mevkiin) de (Huneyn ve Hevâzin harbinin) ganîmet (lerini) taksîm etmek üzere iken (Zülhuveysıra denilen) bir kişi Resûlullah'a karşı (küstahâne bir edâ ile) ansızın: - Yâ Resûla'llah, adâlet et! (Şu taksîm, Allah rızâsı kasd olunarak yapılmış bir taksîm değildir!) demişti. Resûlullah da onu: - Eğer ben adâlet etmezsem bedbaht olurum! (Bir rivâyete göre: sen bedbaht olursun!) cevâbiyle karşıladı.

Hadis No: 1296

Konu: -
Başlık: Yeni Müslüman Olan Mekke Eşrâfına Kalblerini Müslümanlığa Isındırmak İçin Yüzer Deve Vermişti. Huneyn Harbinde Esir Edilen Câriyelerin Umûmu Âzâd Edilmesi Ve Mekke Sokakları Bayram Yerine Dönmesi
Ravi: Abdullâh B. Ömer (212)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, Ömer'e Huneyn harbi esirlerinden iki câriye düşmüş ve bunları Mekke'deki evlerden birisine koymuştu. (Bu hadîsin ikinci râvîsi Nâfi') demiştir ki: Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem Huneyn esirlerini âzadladı. Onlar da sokaklarda dolaşmağa, koşmağa başladılar. Bunun üzerine Ömer, oğlu Abdullah'a: - Yâ Abda'llah! Bu ne haldir? Bak, gör, dedi. (O da sokaklarda ileri, geri koşan binlerce câriye kalabalığının sebebini soruşturarak öğrenip geldi de: - Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem bütün câriyeleri âzadlamıştı, diye cevap getirdi, Ömer de oğluna: - Haydi sen de git, o iki câriyeyi salıver! dedi.

Hadis No: 1297

Konu: -
Başlık: Ebû Cehl'in Bedir Harbinde Katli Ve Katleden İki Gencin Nasıl Öldürdükleri Hakkında Abdurrahmân İbn-i Avf Hadîsi
Ravi: Abdurrahmân İbn-i Avf (2)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet olunmuştur. Bedir (harbi) günü ben (harb) saffında durup sağıma, soluma baktığım zaman Ensâr'dan genç yaşlı iki delikanlı gözüme ilişti. Bunlardan harba, darba en elverişlisiyle bulunmak istedim. Bu iki gençten biri beni gözü ile süzdü de bana dönerek: - Ey ammi! Ebû Cehl'i tanır mısın? diye sordu. Ben de: - Evet tanırım, dedim, ve: Ey kardeşim oğlu! Ebû Cehl'i ne yapacaksın? diye sordum. O da: - Bana haber verildiğine göre, Ebû Cehl Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'e sebbedermiş. Hayâtım irâde ve kudretinde olan Allah'a yemîn ederim ki, onu bir görürsem artık benimle ondan eceli yakın olan ölünceye kadar şahsım, onun şahsından asla ayrılmayacaktır, dedi. (Bir gencin heyecan hâlinde söylediği) kat'î şusöze (doğrusu) hayret ettim. Bu iki gençten öbürüsü de beni gözden geçirerek diğerinin söylediği gibi söyledi. (Bu sırada) gözlerim hiç bir tarafa takılmadan ben Ebû Cehl'i görmüştüm. O, Kureyş askeri içinde (hiç durmadan ileri geri) dönüp duruyordu. Ben: - Gençler! Öteye beriye telâşla giden şu şahıs, bana o sorup savuşmak istediğiniz Ebû Cehil'dir, dedim. Onlar da hemen inerek kılıçlarına sarıldılar. Ve Ebû Cehl'i öldürünceye kadar kılıç darbesine tuttular. Sonra dönüp Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in huzûruna geldiler. Ve hâdiseyi arz ettiler. Resûlullah: - Ebû Cehl'i hanginiz öldürdü? diye sordu. Bunlardan her biri: - Ben öldürdüm, dedi. Resûlullah kılıçlarınızı sildiniz mi? diye sordu. Onlar: - Hayır, silmedik diye cevap verdiler. Bunun üzerine Resûlullah: (kılıçlarına ne kadar kan bulaştığını ve ne derece derinlikte battığını anlamak için,): genç gazîlerin kılıçlarını tetkîk edip gözden geçirdi. (Tatyîb için): - İkiniz öldürmüşsünüz! buyurdu. Fakat Ebû Cehl'in ele geçen eşyâsını (bunlardan) Muâz İbn-i Amr İbn-i Cemûh'a verdi. (Çünkü maktûlün metrûkâtına istihkakı îcâb eden şer'î katil, ihsandır. Ebû Cehl'i ihsân eden yâni çok yaralayan ve karnını deşen İbn-i Cemûh idi). Bu iki Mücâhid Muâz İbn-i Afrâ ile Muâz İbn-i Amr İbn-i Cemûh idi.

Hadis No: 1298

Konu: Müellefe-i Kulûb (2)
Başlık: Mekke Eşrâfına Verilen Yüzer Deveyi, Resûlullâh'ın Fey' Olarak Kendisine İsâbet Eden Ganîmetten Verdiği, Ve Ensar Gençlerinin Gönüllerinde: Artık Resûlullâh Bizi Bıraktı Da Hemşehrilerine İhsan Kapısını Açtı, Demeleri. Ve Resûlullâh'ın Bir Hutbesi Üzerine Af Dilemeleri (2)
Ravi: Enes B. Mâlik (245)
Hadis:

Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in: Ben Kureyş'e (Müslümanlığa) ısınmaları arzusiyle (ganîmet malından çok hisse) verdim. Çünkü onlar câhiliyet devrine yakındırlar, buyurduğu rivâyet olunmuştur.

Hadis No: 1299

Konu: -
Başlık: Mekke Eşrâfına Verilen Yüzer Deveyi, Resûlullâh'ın Fey' Olarak Kendisine İsâbet Eden Ganîmetten Verdiği, Ve Ensar Gençlerinin Gönüllerinde: Artık Resûlullâh Bizi Bıraktı Da Hemşehrilerine İhsan Kapısını Açtı, Demeleri. Ve Resûlullâh'ın Bir Hutbesi Üzerine Af Dilemeleri (2)
Ravi: Enes B. Mâlik (245)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Allahu Teâlâ'nın Hevâzin (harbindeki ganîmet) mallarından Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'e fey' olarak ne verse verdiği zaman, Resûlullah'ın da Kureyş'ten birtakım kimselere (kalblerini tatyîb için) yüzer deve ayırdığı zaman Ensâr'dan bâzı kimseler: - Allah, Resûlullah'ı yarlıgasın! O, Kureyş'e veriyor da bizi bırakıyor. Halbuki kılıçlarımızdan hâlâ Kureyşîlerin kanları damlayor, demişlerdi. Enes (sözüne devâm edip) demiştir ki: Ensâr'ın bu sözü Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'e duyuruldu da Resûlullah Ensâr'a haber gönderip onları deriden bir çadır içinde toplattı. Ensar'dan başka kimseyi onların yanına bırakmadı. Ensar toplayınca Resûlullah yanlarına geldi. Ve: - Ey Ensâr! Sizin tarafınızdan söylenmiş olan bir söz bana erişti, buyurdu. Ensâr'ın söz anlayanları: - Yâ Resûla'llah! Bizim re'y sâhiblerimiz hiç bir söz söylemezler, (ve söylememişlerdir) dediler. (Müellif Zebîdî der ki:) Hevâzin ganîmetinin taksîmine ve esirlerinin ıtlakına dâir olan hadîs uzunca (bir metin ile) yukarıda geçmiştir.

Hadis No: 1300

Konu: Adâlet (3)
Başlık: Huneyn Ve Hevâzin Ganîmetlerinin -esirlerin Âzatlanması Yüzünden- Te'hîrine De Açgözlü Bedevî Arabların İ'tirazları, Resûlullâh'ın Bunlara Yüksek Bir İrâde Ve Doğruluk Arzeden Cevâbı
Ravi: Cübeyr B. Mut'im (11)
Hadis:

(Oğlu Muhammed İbn-i Cübeyr'in) rivâyetine göre Cübeyr, Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem ile berâber bulunduğu ve Resûlullah ile birtakım kimseler Huneyn (seferin) den döndüğü sırada birtakım bedevî araplar ganîmet isteyerek Resûlullah'ın etrâfına takılmışlardı. Hattâ Resûlullah'ı (son derece ta'cîz ederek) Semüre (denilen dikenli bir) ağaç altına ilticâya mecbûr etmişlerdi de o ağaç (ın iri dikenleri) Resûlullah'ın ridâsını (takılıp) kapmıştı. Bu cihetle Resûlullah' salla'llahu aleyhi ve sellem bir müddet orada tevakkuf buyurup: - Bana ridâmı veriniz! demiş ve müteâkıben (îrâd ettiği bir nutkun sonunda): - Şu iri dikenli ağacın dikenleri sayısınca ganîmet devesi ve sığırı farz olunsa, muhakkak ben onları aranızda taksîm ederim. Sonra siz beni ne cimri, ne yalancı, ne de korkak diye ithâm edebilirsiniz! buyurmuştur.

Hadis No: 1301

Konu: -
Başlık: Yine Bu Huneyn Seferinde Câhil Bir Bedevî De Resûlullâh'ın Ridâsının Yakasından Tutarak: Yanındaki Allah Malından Bana Da Biraz Ver! Diye Şiddetle Çekmiş, Resûlullâh Da Yüzüne Gülerek Bakmış Ve Verilmesini Emretmiştir
Ravi: Enes B. Mâlik (245)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ben bir kere Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem ile berâber gidiyordum. Resûlullah'ın üzerinde Necran mensûcâtından kalın kenarlı bir ridâ, (kaftan) bulunuyordu. Bâdiyeli bir Arab bize yetişti de Resûlullah'ın ridâsını şiddetle çekti. O sırada ben Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in boynu ile iki omuzu arasına bakmıştım (bir de ne göreyim?) Bedevînin ridâyı şiddetle çekmesinden ridânın (kalın) kenarı Resûllulah'ın boyun safhasında iz bırakmıştır. Bundan sonra bedevî Resûlullah'a: - Yanında bulunan Allah malından bana bir şey verilmesini emret! dedi. Bunun üzerine Resûlullah bedevîye doğru (şefkatle) baktı da güldü, sonra bu bedevîye biraz dünyâlık verilmesini emretti.

Hadis No: 1302

Konu: Müellefe-i Kulûb (2)
Başlık: Yine Bir Bedevî: Şu Taksim, Allah Rızâsı Gözetilen Âdilâne Bir Taksim Değildir, Diye Söylenmesi Üzerine Resûlullâh'ın: Allah Ve Resûlullâh Adâlet Etmezse Ya Kim Eder! Buyurmaları (2)
Ravi: Abdullâh B. Mes'ûd (72)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Huneyn günü (harb) olup bitince Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem (ganîmet taksîmi sırasında) bâzı kimselere ziyâde vermek sûretiyle husûsiyet bahş etti. (Meselâ Müellefe-i Kulûb'dan) Akra' İbn-i Hâbis'e yüz deve vermişti. Uyeyne'ye de bunun kadar vermişti. Arab eşrâfından bâzı insanlara da bu sûretle yüz deve ihsan buyurup bu Arab eşrâfını o gün ganîmet bölümünde başkalarına tercîh etmişti. (Peygamber'in bundaki gayesini anlamayanlardan) bir kişi (i'tirâz ederek): - Vallahi şu taksîm, kendisinde adâlet gözetilmeyen, yâhut kendisiyle Allah rızâsı kasd edilmeyen bir taksimdir ve bu muhakkaktır, dedi. Ben de: - Vallahi bu (küstahca) sözü ben Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'e muhakkak haber veririm, dedim. Ve Peygamber'e varıp haber verdim. Resûlullah: - Allah ve Resûlü adâlet etmezse kim eder?. Allah Mûsâ'ya rahmet etsin, o, bundan daha çok sözlerle ezâlandırıldı da sabretti (ve böyle küstahları cezâlandırmadı) buyurdu.

Hadis No: 1303

Konu: -
Başlık: Yine Bir Bedevî: Şu Taksim, Allah Rızâsı Gözetilen Âdilâne Bir Taksim Değildir, Diye Söylenmesi Üzerine Resûlullâh'ın: Allah Ve Resûlullâh Adâlet Etmezse Ya Kim Eder! Buyurmaları (2)
Ravi: Abdullâh B. Ömer (212)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, müşârün-ileyh: [Biz, gazâlarımızda bal, (yağ), üzüm, (meyve gibi) yiyecek şeylere rast gelirdik. Bunları (yerinde) yerdik de (iddihâr için) nakletmezdik] demiştir.

Hadis No: 1304

Konu: Cizye (2)
Başlık: Bu Husûsa Dâir Hazret-i Ömer Hadîsi
Ravi: Ömer B. El-hattâb (32)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, Hazret-i Ömer kendileri vefatlarından bir sene önce Basra Vâlisi (Cez' İbn-i Muâviye) ye gönderdiği bir emirnâmesinde: Mecuslardan (kendi âdetleri ve kendi nikâhlariyle aralarında zevciyet bulunan) her zî-rahm-i mahrem (karı, koca) arasını ayırınız!. (Her sâhiri de yakalayıp öldürünüz!) diye yazmıştır. (Vâli Cez'den: üç sâhir bulduk, öldürdük. Mecuslardan da mahrem karı kocaların aralarını ayırdık, dediği de diğer bir tarikle rivâyet olunmuştur.) Râvî: iptidâ Ömer mecusdan cizye almazdı. Nihâyet Abdurrahmân İbn-i Avf, Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in (Bahreyn'in) Hecer (şehri) mecûsundan cizye aldığına şahâdet etti. (Bunun üzerine Ömer de almağa başladı, demiştir.)

Hadis No: 1305

Konu: Cizye;dünya Nîmetlerine Kapılmamak
Başlık: Bahreyn Muâhedesine Dâir Amr İbn-i Avf Hadîsi
Ravi: Amr İbn-i Avf
Hadis:

Ensar'dan Amr İbn-i Avf'den -ki, müşârün-ileyh Âmir İbn-i Lüey oğullarının dostu idi ve Bedir'de hazır bulunmuştu- rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem harp etmeksizin Bahreyn ahâlîsiyle bir sulh akd etmiş ve Bahreynliler (muayyen miktarda cizye vermeyi deruhde etmişlerdi. Resûlullah bunlar) üzerine Alâ' İbn-i Hadremî'yi Emir nasbetmiştir. Tahsîl olunan Cizye mallarını getirmek üzere de bilâhare Resûlullah Ebû Ubeyde İbn-i Cerrâh'ı Bahreyn'e gönderdi. Ebû Ubeyde İbn-i Cerrâh'ı Bahreyn'e gönderdi. Ebû Ubeyde cizye mallarını alarak Bahreyn'den Medîne'ye geldiğinde Ensâr onun geldiğini işitince -ki, bu haberin şuyûu Ashâb'ın Resûlullah salla'llahu aleyhi ve sellem ile sabah namazı kıldığı bir zamâna tesâdüf etmişti- Ensar sabah namazını kılar kılmaz hemen dönüp Ebû Ubeyde'ye karşı çıktılar. Resûlullah Ashâb'ı bu halde görünce gülümsiyerek onlara: - Öyle sanıyorum ki siz, Ebû Ubeyde'nin hayli dünyâlıkla geldiğini duydunuz (da onu sevinçle karşılıyorsunuz!) buyurdu. Onlar da: - Evet yâ Resûla'llah! diye tasdîk ettiler. Bunun üzerine Resûlullah: - Şâd olunuz ve sizi sevindirecek ni'metleri (bundan böyle her zaman) umunuz!. Vallahi (bundan sonra) size fakr-ü ihtiyaç geleceğinden hiç korkmam. Fakat sizin için korktuğum bir şey varsa o da sizden önce gelip geçen ümmetlerin önüne dünyâ (ni'metleri) nin yayıldığı gibi sizin önünüze de yayılarak onların biribirlerine haset ettikleri ve nefsâniyet güttükleri gibi sizin de biribirinize düşmeniz ve onların helâk oldukları gibi sizin de mahvolup gitmenizdir, diye ümmeti intibâha da'vet etmiştir.

Hadis No: 1306

Konu: -
Başlık: İran Harbi Ve Şârih Aynî'nin Bu Muhârebe Hakkında Îzâhı
Ravi: Cübeyr B. Mut'im (11)
Hadis:

Ömer İbn-i Hattâb (hilâfetinin ikinci yılında bir ordu techîz ederek) Îran'ın mahal ta'yîn etmiyerek büyük şehirleri üzerine müşriklerle harbetmek üzere göndermişti. Bunun üzerine Hürmüzân müslüman oldu. (Hazret-i Ömer de onu mukarrebîni arasına alarak): - Ey Hürmüzân! Şimdi seninle (Îran fütûhâtını tamamlamak için) şu Fars, Isfahan, Azarbaycan hakkında istişâre ediyorum. Bunlardan, önce hangisinin fethine başlanmalıdır? diye sordu. Hürmüzân cevap vererek: - Evet Emîre'l-mü'minîn! Bu toprakların ve buralarda bulunan müslüman düşmanı halkın benzeri, iki kanadı, iki ayağı ve bir başı bulunan bir kuştur ki, bu kuşun bir kanadı kırıldığı farz edilse (o ölmez), bir kanadı ve bir başı ile iki ayağı ile (yaşar) durur. Amma kuşun başı ezilirse ayakları da, kanatları da, başı da (kırılır, ezilir) gider. İmdi bu işte baş, Kisrâ'dır. Kanadın biri Kayser'dir, öbürüsü de Fars'tır. Yâ Emîre'l-mü'minîn! Şimdi siz müslümanlara emrediniz de toptan Kisrâ üzerine hareket etsinler! dedi. (Îran harp târihinin son derece hulâsa edilmiş bu birinci safhasıdır). Râvî Cübeyr İbn-i Habbe (Îran vakayiinin ikinci bir safhasını rivâyet ederek) demiştir ki: (Kadisiyye fethinden geldikten sonra bir gün) bizi Ömer gazâ için çağırdı. Üzerimize de Nu'mân İbn-i Mukarrin'i kumandan dikti. (O da Kadisiyye fethinden yeni gelmişti. Bu yeni ordu içinde İbn-i Ömer ve Ashab'tan pek çok kimseler vardı. Biz Medîne'den hareket ederken Hazret-i Ömer Ebû Mûse'l-Eş'arî'ye Basra kuvvetleriyle, Huzeyfe'ye de Kûfe kuvvetleriyle hareket etmelerini ve Nehâvend'de birleşmelerini yazdı. Biz de Medîneden hareket ederek) düşman diyârında Nehâvend'e varıp birleştik. Kisrâ'nın kumandanı bizi (Fars, Kirman ve sâire ahâlîsinden) kırk bir kişilik bir kuvvetle karşıladı. Ve kumandan tarafından gelen bir tercüman bize: - Bâzı şeyler soracağım: İçinizden bir kişi bana cevap versin! dedi. (Ashâb'ın hakîm ve hatiplerinden) Muğîre İbn-i Şu'be: - Ne istersen sor! demesi üzerine tercüman (istihfafkârâne ve taşa, ağaca seslenir gibi): - Siz ne (mülevves) şeylersiniz? dedi. Muğîre şöyle cevap verdi: - Biz Arap ırkından birtakım kimseleriz. Biz vaktiyle azgın bir şakavet, zorlu bir belâ ve mihnet içinde yaşarken, açlıktan hurma çekirdeği, deri parçası sorarken, deve yününden ve kıldan elbîse giyerken, ağaca ve taşa taparken; hulâsa biz, böyle koyu bir vahşet ve cehâlet içinde iken göklerin ve yerlerin Rabbı, şânı âlî ve azameti mütecellî olan Allahu Teâlâ bize kendi aramızdan bir Peygamber gönderdi. Biz onun babasını anasını (aramızdaki şerefini, haseb-ü nesebini, doğru sözlülüğünü) biliriz. Şimdi Rabbımızın gönderdiği bu azîz Peygamberimiz salla'llahu aleyhi ve sellem bize -siz yalnız bir Allah'a ibadet edinceye, yâhut cizye verinceye kadar- sizinle harp etmemizi emir buyurdu. Ve Peygamberimiz salla'llahu aleyhi ve sellem Rabbımız nâmına bize haber verdi ki: bizden cihad uğrunda hayâtını fedâ edenler doğru Cennet'e gider. Ve Cennet'te, asla misli görülmedik ni'mete nâil olur. Şehid olmayıp da geride hayatta kalanlar da sizi esîr edip rakabenize mâlik olurlar: (Muğire İbn-i Şu'be bu âteşîn hitâbesini zeval vakti bitirmişti. Ve harpten başka bir çıkar yol olmadığını anlamıştı. Kumandanımız Nu'mân İbn-i Mukarrin'e harbe başlanmasını teklîf etti. Bunun üzerine) Nu'mân: - (Azîz kardeşim Muğîre!) Allahu Teâlâ seni, Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem ile berâber bu vak'a gibi bir çok muhârebelerde bulundur (makla mübâhi kıl) dı. (Hatırlarsınız ki, Resûlullah gündüzün ilk saatinde harbe başlamazsa zevalden sonraya te'hîr ederdi). Şimdi sabır ve teennî size nedâmet vermez. Ve sizi düşman nazarında küçük düşürmez. Benim Resûlullah ile bulunduğum bütün muhârebelere Resûlullah, gündüzün ilk saatinde harp etmezse, (zevalden sonra) tâ rüzgâr esip (öğle sisi geçinceye) namazlar kılınıncaya kadar intizâr etmek i'tiyâdında idi, dedi. (Ve müsâit zamanda taarruz emrini verdi).

Hadis No: 1307

Konu: Cizye (2)
Başlık: Eyle Emannâmesi
Ravi: Ebû Humeyd Ensârî-i Sâidî (8)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, şöyle demiştir: Biz Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem ile berâber Tebük'e gazâ etmiştik. (Sefer esnâsında) Eyle Melîk'i (Buhne İbn-i Ru'be Resûlullah'ın huzûruna geldi; sulh oldu; cizye vermeği deruhte etti). Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'e (Düldül adlı) beyaz bir katır hediye etti. Ve Bürd (-i Yemânî) bir libas giydirdi. Resûlullah da ona sâhil boyundaki köyler halkı hakkında bir amânnâme yaz (dırıp ver) di.

Hadis No: 1308

Konu: Haksız Yere Bir Zimmî Öldürmek
Başlık: Bir Müslümanın Muâhidi Öldürmesinin Cezâsı Cennet'ten Mahrûmiyettir
Ravi: Abdullâh B. Amr B. Âs (28)
Hadis:

Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Her hangi (mü'min) bir kişi Muâhit ve (Haracgüzâr) bir Zimmîyi (haksız yere) öldürürse, o kişi Cennet kokusu kokamaz. Halbuki (kebâirden kaçınan öbür mü'minler) Cennet kokusunu kırk yıllık mesâfeden duyar.

Hadis No: 1309

Konu: Yahûdilerin Hz. Peygamber'i Zehirlemek İstemeleri
Başlık: Muâhidin Müslümana Karşı Hiyânet Edip Ahdini Bozmasının Hükmü
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Hayber fetholunduğu zaman Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'e (Hâris kızı Zeyneb tarafından) içi zehirli (kızartılmış) bir koyun hediye edilmişti. (Bunun zehirli olduğunu vahy ile bilen) Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem (Ashâb'a): - Hayber'de ne kadar Yahûdî varsa onları bana toplayınız! buyurdu. Ashab da toplayıp getirdiler. Resûlullah bunlara hitâb ederek: - Size bir şey soracağım; bana doğru cevap verir misiniz? buyurdu. Yahûdîler: - Evet, doğrusunu söyleriz! dediler. Bunun üzerine Resûlullah Yahûdîlere: - Sizin (ulu) babanız kimdir? diye sordu. Onlar da: - Falandır! diye cevap verdiler. Resûlullah onlara: - Yalan söylediniz, (büyük) babanız falandır, diye yalanladı. Yahûdîler: - Doğru söyledin, diye Resûlullah'ı tasdîk ettiler. Şimdi Resûlullah Yahûdîlere: - Size bir şey daha soracağım. Bana doğrusunu söyler misiniz? diye sordu. - Evet, yâ Ebe'l-Kasim söyleriz. Hem biz yalan söylersek bile bizim yalanımızı bilirsin. Nasıl ki, bizim babamızı bilmiştin! dediler. Bunun üzerine Resûlullah onlara: - Cehennemlik kimlerdir? diye sordu. Yahûdîler: - Biz, az bir zaman Cehennem'de bulunacağız, sonra orada siz bize halef olacaksınız! diye cevap verdiler. Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem de: - Haydi buradan yıkılın! Vallahi Cehennem'de biz size asla halef olamayız! diye onları reddeti. Sonra Resûlullah: - Şimdi (asıl mühim) bir şey soracağım. Buna olsun doğru cevap verir misiniz? diye sordu. Yahûdîler: - Evet, yâ Ebe'l-Kasim! diye cevap verdiler. Resûlullah: - Şu koyu (n kızartması) na zehir koydunuz mu? diye sordu. Yahûdîler: - Evet, koyduk! dediler. Resûlullah: - Bu cinâyete sizi ne sevk etti? demişti. Yahûdîler de: - Biz şöyle düşündük: Eğer sen yalancı (Peygamber) isen (koyunu yer ölürsün) biz de müsterih oluruz. Eğer hakîkî bir Peygamber isen sana bir zarar irişmez! diye cevap verdiler.

Hadis No: 1310

Konu: Diyet (kan Bedeli);kan Bedeli;yalan Yere Yemin
Başlık: Bir Kasâme Da'vâsında Görülen Müşküller'le İlgili Rivayet
Ravi: Sehl B. Sa'd (32)
Hadis:

Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (bir hurma mevsimi) Abdullah İbn-i Sehl ile Mes'ûd İbn-i Zeyd'in oğlu Müheyyisa Hayber'e (dostları yanına hurma toplamağa) gitmişlerdi. O sene Hayberlilerle müslümanlar arasında sulh ve müsâlemet vardı. Bu iki yoldaş Hayber'e vardıklarında (kendi işlerine) ayrıldılar. Bir müddet sonra Muhayyısa (işlerini bitirip) Abdullah İbn-i Sehl'e geldi. Fakat (onun boynu kırılarak bir pınara atılmış olduğunu gördü). Zavallı Abdullah kana boyanmış, öldürülmüş bir halde idi. Muhayyısa onu defnetti. Sonra dönüp Medîne'ye geldi. Vak'ayı Peygamber'e arzetmek üzere Abdurrahmân İbn-i Sehl ve (Ensâr'dan İbn-i Mes'ûd'un oğulları) Muhayyısa ile Huveyyısa Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'e gittiler. (İptidâ) Abdurrahmân söze başladı. Fakat Resûlullah yaşça pek genç olan Abdurrahmân'a: İlk sözü yaşlıya bırak, ilk sözü yaşlıya ver! ihtârında bulundu. Bunun üzerine Abdurrahmân sustu. İki kardeş vâkıayı arzettiler. Sonunda Resûlullah onların üçüne: - Bu cinâyetin Hayber'de Yahûdîler tarafından îkâ edildiğine yemîn eder ve sâhibinizin kanı bedeli olan diyete müstahak olur musunuz? teklîfinde bulundu. Onlar da: - Yanında bulunmadığımız ve görmediğimiz bir cinâyet hakkında nasıl yemîn ederiz? diye imtinâ ettiler. Resûlullah: - Şu halde Yehûd elli yemîn ile isnâd ettiğiniz cinâyetten berâet eder! buyurdu. Da'vâcılar: - Yâ Resûla'llah! Kâfirler gürûhunun yeminlerine nasıl i'tibâr ederiz? diye râzı olmadılar. Bunun üzerine Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem cinâyetin diyetini kendisi ver(erek da'vâ sona er) di.

Hadis No: 1311

Konu: Sihir;süvarilere Verilen Ganîmet
Başlık: Sihirle İlgili Hz. Âişe'nin Hadisi
Ravi: Ümmü'l-mü'minîn Âişe (234)
Hadis:

Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'e sihir edildiği, hattâ işlemediği bir şeyi işledim sandığı, rivâyet olunmuştur.

Hadis No: 1312

Konu: Kıyâmet Alâmetleri;veba
Başlık: Kıyametin Alâmetleri, İlgili Avf İbn-i Mâlik Hadisi
Ravi: Avf İbn-i Mâlik
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre, şöyle demiştir: Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem Tebük gazâsında meşinden (ma'mûl) yuvarlak bir çadır içinde iken huzûruna girdim. (Görüşürken bana dedi ki:) Kıyâmetin kopması yaklaştığı sıra (onun alâmetlerinden olmak üzere şu) altı şey'i say!: 1) Benim ölümüm, 2) Beyt-i Makdis'in fethi, 3) (Tâûn) öledi ki, koyun kırımı gibi o sizi yakalayacaktır, 4) Mal çokluğu ki, siz, bir kişiye (ıvazsız) yüz dînar verseniz bile (yine az ve küçük görerek) hoşnutsuzluğu ve husûmeti sürüp gidecektir, 5) Bir fitne ki, Arap evlerinden girmediği hiç bir ev kalmayarak muhakkak girecektir, 6) Sizinle Benû Asfer (denilen Rum) arasında akdolunan bir sulh ki, düşmanlarınız musâlâhayı müteâkip hıyânet ve nakz-ı ahd ederek üzerinize -her bayrağın altında on iki bin nefer olmak üzere- seksen kumandanın bayrakları altında (bir milyona yakın bir kuvvetle) üzerinize saldıracaklardır.

Hadis No: 1313

Konu: Cizye;harac
Başlık: Cizye, Harac La İlgili Ebû Hüreyre Hadisi
Ravi: Ebû Hüreyre (395)
Hadis:

Rivâyet olunduğuna göre müşârün-ileyh (bir kere meclisinde bulunanlara): - (Cizye, harac olarak) dînar, dirhem almayacak olursanız hâliniz nice olur? demişti de onlar da: - Yâ Ebâ Hüreyre sen (günün birinde) böyle bir şey olur mu sanırsın? diye karşılamışlardı. Bunun üzerine Ebû Hüreyre: - Evet, Ebû Hüreyre'nin hayâtı, kudreti elinde olan Allah'a yemîn ederim ki, (ben size) -kendisi doğru söyleyen, kendisine de (vahy ile) doğru söylenen, (Resûlullah'ın) sözünden (haber veriyorum!) dedi. Oradakiler: - Pek eyi! Şu cizye, haraç altınlarını, gümüşlerini alamamak neden neş'et ediyor? diye sordular Ebû Hüreyre: - Allah'ın ve Resûlü salla'llahu aleyhi ve sellem'in muâhidlere verdiği ahd-ü amânı yırtılır, atılır; o zaman Allahu Teâlâ zimmîlerin gönüllerini sıkıca bağlar da ellerindeki cizye, haraç malını vermezler, diye cevap verdi.

Hadis No: 1314

Konu: Ahdi Bozmak (ahde Vefâsızlık);verdiği Sözü Tutmamak
Başlık: Nakz-i Ahd Hakkında Enfâl Sûresi'nin (56) Incı Âyetinin Terceme Ve Îzâhı
Ravi: Abdullâh B. Mes'ûd (72)
Hadis:

Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in: Ahdini bozan her kişi için kıyâmet gününde (halk arasında teşhir olunmak üzere) bir alâmet vardır buyurduğu rivâyet olunmuştur. Râvîlerden birisi: O alâmet gaddarın yanına dikilir diye rivâyet etmiş, öbür râvî de: O alâmet gaddarın yanında görülür, onunla bilinir demiştir.

Hadis No: 1315

                                                         Önceki Konu    Sonraki Konu          Sayfa Başı
Forum Son Konular Yazan Mesaj Son Yazan Son Tarih
HERGÜNE BİR DUA resule hasret 25 atakan54 22.02.2013 10:00:07
CUMA NAMAZI. edep ya hu 2 tevhit06 21.02.2012 15:16:31
KİM MEZARDA BİR GECE GEÇİRMEK İSTER zeynep_15 17 mavera27 02.01.2012 14:56:02
Onay Yöntemi Zafer 14 atakan54 22.11.2011 01:35:44
Fikirleriniz... Zafer 30 M.IRMAK 05.06.2011 23:01:42
ANNEM EMİN 7 M.IRMAK 01.06.2011 15:22:50
Dil Vardır.....! siyahzambak 4 dogan002 05.01.2011 11:06:17
BU GECENİN HÜRMETİNE ..! OMER71 10 ahmet01 06.04.2010 17:06:55
sen ve son... mihrim 2 siper2004 25.12.2009 23:54:35
20 saniyede şeytan oyunu edep-haya 23 zehraesma 29.09.2009 19:39:10
HADİS'İ ŞERİF resule hasret 4 zehraesma 29.09.2009 19:27:02
İŞTE BİZİDE GÖREN ALLAH VAR !!! efsane yıllar 5 alacali25 07.06.2009 16:57:55
BU SAYFAYI HADİSLERLE DOLDURALIM kaşif 46 burhanefe71 11.05.2009 20:30:36
ALLAH'A TANRI DENİR Mİ? Ve YARATMAK KELİMESİ mavera02 13 efna 11.05.2009 14:48:54
Bir Kalpte İki Yar Olmaz ahmet21 9 zaza ayaz 12.02.2009 13:21:50
Ziyaretçi:  Sitede şu anda 1 üye ve 61 misafir olmak üzere toplam 62 kişi bulunuyor.

İstatistikler:  Bugün Tekil:14633  Çoğul:15869  Toplam:85520294  Bugün Üye:0  Dün:0  Toplam:32233  Dün Tekil:31235  Çoğul:34943

Kim Nerede:  Misafir1, Misafir2, Misafir3, Misafir4, Misafir5, Misafir6, Misafir7, Misafir8, mithatmutlu, Misafir9, Misafir10, Misafir11, Misafir12, Misafir13, Misafir14, Misafir15, Misafir16, Misafir17, Misafir18, Misafir19, Misafir20, Misafir21, Misafir22, Misafir23, Misafir24, Misafir25, Misafir26, Misafir27, Misafir28, Misafir29, Misafir30, Misafir31, Misafir32, Misafir33, Misafir34, Misafir35, Misafir36, Misafir37, Misafir38, Misafir39, Misafir40, Misafir41, Misafir42, Misafir43, Misafir44, Misafir45, Misafir46, Misafir47, Misafir48, Misafir49, Misafir50, Misafir51, Misafir52, Misafir53, Misafir54, Misafir55, Misafir56, Misafir57, Misafir58, Misafir59, Misafir60, Misafir61,
Reklamlar:

Faruki.net