Üye Adı:    Şifre:  (Hatırla)      Üye Ol              Giriş Sayfası Yap / Sık Kullanılanlara. Ekle

Tefhimu'l Kur'an

79- Yoksa onlar, işi sıkı mı tuttular?(63) İşte şüphesiz biz de işi sıkı tutanlarız.
80- Yoksa onlar, gerçekten bizim sır tuttuklarını ve aralarındaki fısıldaşmalarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Hayır, (işitiyoruz) ve onların yanlarındaki elçilerimiz de (her şeyi) yazıyorlar.
81- De ki: "Eğer Rahman (olan Allah) 'ın çocuğu olsaydı, ona tapanların ilki ben olurdum."(64)
82- Göklerin ve yerin Rabbi, Arş'ın Rabbi (olan Allah) , onların nitelendirmekte olduklarından yücedir.
83- Artık sen onları bırak; onlar vadedilen kendi günlerine kadar, dalsınlar ve oynaya dursunlar.
84- Göklerde ilah olan ve yerde ilah olan O'dur. O, hüküm ve hikmet sahibi olandır, bilendir.(65)
85- Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların(66) mülkü kendisinin olan (Allah) ne yücedir. Kıyamet-saatinin ilmi O'nun katındadır ve siz O'na döndürüleceksiniz.(67)
86- O'nun dışında tapmakta oldukları şefaatte bulunmağa malik değildirler; ancak kendileri bilerek hakka şahidlik edenler başka.(68)
87- Andolsun, onlara: "Kendilerini kim yarattı?" diye soracak olsan, tartışmasız: "Allah" diyecekler.(69) Öyleyse nasıl olur da çevriliyorlar?
88- Onun: "Ya Rab" demesi hakkı için, şüphesiz onlar imana gelmez bir kavimdirler.(70)
89- Şimdi sen, 'aldırış etmeksizin onlardan yüz çevir' ve: "Selam" de.(71) Artık onlar bileceklerdir.

AÇIKLAMA

63. Bu, Kureyş'in ileri gelenlerinin Hz. Peygamber'e (s.a) karşı gizlice plan yaptıklarına işarettir.
64. Yani, benim hiçkimseyi Allah'ın çocuğu olarak kabul etmemem, bir inadın sonucu değildir. Ben bu düşünceyi, "hakikat olmadığı" için kabul etmiyorum. Şayet Allah'ın bir çocuğu olsaydı, onu ilk ben tasdik ederdim. Çünkü ben, Allah'ın sadık kuluyum. Fakat Allah, bu ithamdan münezzehtir.
65. Yani, yerin ve göğün sahibi, ayrı kimseler değildir. Bilakis tüm kainatın sahibi Allah'tır ve O herşeyden haberdardır.
66. Yani, Allah, birşeyin kendisine ortak olmasından münezzehtir. Bu kainatın yönetiminde O'ndan başka hiç kimsenin bir payı yoktur. Peygamber, veli, melek, cin, ruh veya yıldızlar olsun, tüm mahlukat Allah'a tabidirler ve hiçbiri O'nun ortağı değildirler.
67. Yani, dünyadayken dilediğinizi kendinize veli ve hami edinin. Ancak iyi bilin ki, daha sonra Allah'ın huzurunda toplanacak ve bu davranışınızdan ötürü hesaba çekileceksiniz.
68. Bu cümle birkaç anlama gelmektedir. Birincisi, "Dünyada mabud edinilen insanların çoğu şefaat etmeye layık değillerdir. Çünkü onların dalâlet içinde yaşamış olanları, bizzat Allah'ın huzurunda suçlu olarak hazır bulunacaklardır. Fakat içlerinden bir ilme dayanan ve şuurla Hakkı kabullenerek şehadet edenler, şefaat edebilmeye hak kazanmışlardır."
İkincisi, "Kendilerine şefaat için izin verilmiş olanlar, ancak şuurlu olarak Hakka iman edenlere şefaat edebileceklerdir. Yoksa şuurunda olmadan "Eşheduenlailaheillallah" diyen ve Allah'ın dışındaki kimselere kulluk edenlere, hiç kimse şefaat etmeye cesaret edemez." Üçüncüsü, "Ma'budun Allah indinde, kendisine şefaat edebilecek kadar güçlü olduğunu ve nasıl bir akideye sahip olursa olsun kendisini cehennem ateşinden koruyabileceğini iddia eden kimse dalâlettedir. Çünkü, Allah indinde hiçbir kimsenin böyle bir yetkisi yoktur. Aksini iddia eden varsa, buyursun elindeki belgeyi ortaya koysun. Aksi takdirde sadece kulaktan duyma bilgilerle ve zanna dayanarak kişinin dünyada ne yaparsa yapsın sonunde şefaatçısının kendisini kurtaracağına inanması tehlikeli bir düşünce ve nihayet safsatadır."
Bu ayet ayrıca iki temel esası ortaya koyuyor:
a) Şuursuz olarak şehadet etmenin, Allah nezdinde kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Ancak bu dünyada bir kimse, şehadet ederse açıkça küfre girmemesi şartıyla onu müslüman olarak kabul eder ve ona müslüman gibi davranırız. Çünkü, Allah indinde mü'min kimse, aklı ve bilgisi yettiğince, Allah'tan başka ilah olmadığına şehadet eden ve bilinçli olarak neyi kabul edip neyi reddettiğini bilen kimsedir.
b) Bu ayetten bir hususta nasıl şahit olunabileceğinin usulü de çıkmaktadır. Yani bir kimsenin bir hususla ilgili şahitlik yapabilmesi için şehadet ettiği olayı görmesi ve bilmesi gerekir. Nitekim, bu husus bir hadiste şöyle izah edilmiştir: "Şahitlik yapacak bir kimseye, Hz. Peygamber (s.a.) , "Bu olayı güneşi gözlerinle gördüğün gibi gördünse şahitlik et" demiştir. (el-Cassas, Ahkamu'l-Kur'an)
69. Bu, iki anlama gelir. a) Onlara, "Sizleri kim yarattı" diye sorarsan "Allah yarattı" diye cevap verirler. b) Sizlerin mabudlarını kim yarattı diye sorarsan "Allah yarattı" diye cevap verirler.
70. Kur'an'ın bu ayetinin gramer bakımından anlaşılması oldukça zordur. Ayetin başındaki (ve) edatının hangi ibareye atfedildiği müfessirler tarafından tartışma konusu olmuştur. Ben, hiçbirinin izahını ikna edici olarak bulmadım. Fakat Şah Abdulkadir'in yaptığı tercümeden, bu "ve" edatının atıf olmadığı, yemin yerine kullanıldığı anlaşılmaktadır. Kelimedeki "hu" zamiri ise Hz. Peygamber'e (s.a) işaret etmektedir. Dolayısıyla bir önceki ayetin son iki kelimesi olan "O halde nasıl çevriliyorlar?" ifadesi ile birbirlerine bağlanmaktadırlar. Bu takdirde anlam şöyle olur: "Rasûlün, "Ya Rab! Bunlar iman etmeyen bir toplumdur" sözüne andolsun ki, onlar kendilerini de mabudlarını da Allah'ın yarattığını kabul ettikleri halde yine de yaratanı bırakarak yaratılanlara kulluk ediyorlar."
Hz. Peygamber'in (s.a) bu sözü üzerine yemin edilmesinin nedeni, onların tavırlarında inatçı olduklarının açıkça anlaşılmasıdır. Çünkü onların mantıksızlığı ve inanmamaya önceden karar verdikleri çevrede bulunanlar tarafından açıkça bilinmektedir. Diğer bir ifadeyle "Ey Rasûl! Senin dediğin doğrudur, bunlar inanmazlar" denilmiştir.
71. Yani, "Bunların kötü sözlerine ve alaylarına karşılık verme, onlara karşı sert sözler de sarfetme."
ZUHRUF SURESİNİN SONU
Ziyaretçi:  Sitede şu anda 0 üye ve 174 misafir olmak üzere toplam 174 kişi bulunuyor.

İstatistikler:  Bugün Tekil:  Çoğul:  Toplam:  Bugün Üye:  Dün:  Toplam:  Dün Tekil:  Çoğul:

Kim Nerede:  Misafir1, Misafir2, Misafir3, Misafir4, Misafir5, Misafir6, Misafir7, Misafir8, Misafir9, Misafir10, Misafir11, Misafir12, Misafir13, Misafir14, Misafir15, Misafir16, Misafir17, Misafir18, Misafir19, Misafir20, Misafir21, Misafir22, Misafir23, Misafir24, Misafir25, Misafir26, Misafir27, Misafir28, Misafir29, Misafir30, Misafir31, Misafir32, Misafir33, Misafir34, Misafir35, Misafir36, Misafir37, Misafir38, Misafir39, Misafir40, Misafir41, Misafir42, Misafir43, Misafir44, Misafir45, Misafir46, Misafir47, Misafir48, Misafir49, Misafir50, Misafir51, Misafir52, Misafir53, Misafir54, Misafir55, Misafir56, Misafir57, Misafir58, Misafir59, Misafir60, Misafir61, Misafir62, Misafir63, Misafir64, Misafir65, Misafir66, Misafir67, Misafir68, Misafir69, Misafir70, Misafir71, Misafir72, Misafir73, Misafir74, Misafir75, Misafir76, Misafir77, Misafir78, Misafir79, Misafir80, Misafir81, Misafir82, Misafir83, Misafir84, Misafir85, Misafir86, Misafir87, Misafir88, Misafir89, Misafir90, Misafir91, Misafir92, Misafir93, Misafir94, Misafir95, Misafir96, Misafir97, Misafir98, Misafir99, Misafir100, Misafir101, Misafir102, Misafir103, Misafir104, Misafir105, Misafir106, Misafir107, Misafir108, Misafir109, Misafir110, Misafir111, Misafir112, Misafir113, Misafir114, Misafir115, Misafir116, Misafir117, Misafir118, Misafir119, Misafir120, Misafir121, Misafir122, Misafir123, Misafir124, Misafir125, Misafir126, Misafir127, Misafir128, Misafir129, Misafir130, Misafir131, Misafir132, Misafir133, Misafir134, Misafir135, Misafir136, Misafir137, Misafir138, Misafir139, Misafir140, Misafir141, Misafir142, Misafir143, Misafir144, Misafir145, Misafir146, Misafir147, Misafir148, Misafir149, Misafir150, Misafir151, Misafir152, Misafir153, Misafir154, Misafir155, Misafir156, Misafir157, Misafir158, Misafir159, Misafir160, Misafir161, Misafir162, Misafir163, Misafir164, Misafir165, Misafir166, Misafir167, Misafir168, Misafir169, Misafir170, Misafir171, Misafir172, Misafir173, Misafir174,
Reklamlar:

Faruki.net