Üye Adı:    Şifre:  (Hatırla)      Üye Ol              Giriş Sayfası Yap / Sık Kullanılanlara. Ekle

Sünen-i Nesai

Temizlik
Sular
Hayz ve Lohusalık
Gusül ve Teyemmüm
Namaz
Namaz Vakitleri
Ezan
Mescitler
Kıble
İmamet
Namaza Başlama
Tatbik
Namazda Yanılma (Sehv)
Cuma
Namazı Kısaltmak
Güneş ve Ay Tutulması
Yağmur Duası
Korku Namazı
Bayram Namazları
Gündüz ve Gece Kılınan Nafile Namazlar
Cenazeler
Oruç
Zekat
Hacc
Cihad
Nikah
Talak (Boşanma)
Atlar
Vakıf
Vasiyetler
Bağış
Hibe
Rukba
Umra
Yeminler ve Nezirler
Müzarea Ziraat Ortaklığı
Kadınları İyi Geçinmek
Kan Dökmenin Haramlığı
Ganimet
Biat
Akika
Deve Kurbanı - Recep Kurbanı
Avcılık
Kurban
Alışveriş
Kasame
Hırsızın Elinin Kesilmesi Kitabı
İman ve Özelikleri
Süslenme
Hakimlik Adabı
Allah'a Sığınma
İçecekler
24- MENASİKİ HAC KİTABI(BÖLÜMLERİ)
1- HACCIN FARZ OLUŞU
2572- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete,göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) cemaate hitab ederek, şöyle buyurdu: “Allah size haccı farz kıldı.” Bir adam kalkarak: “Her sene mi?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v) sustu. Adam sorusunu üçüncü defa tekrar edince Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Eğer evet deseydim her sene hac yapmanız farz olurdu, her yıl için farz olsaydı siz de bunu yapamazdınız. Söylediğim gibi bırakın çünkü sizden öncekiler Peygamberlerine çok soru sordukları ve onlar üzerinde de ayrılığa düştükleri yüzünden helak olup gitmişlerdir. Size bir şeyi emrettiğimde gücünüz yettiği nispetle onu yapınız. Yasakladığım şeyden de mutlaka kaçınınız” (Dârimi, Hac: 4; İbn Mâce, Mukaddime: 1)
2573- İbn Abbas (r.a)’ten rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) bir gün kalktı ve şöyle buyurdu: “Allah size haccı farz kıldı.” Bunu üzerine Akra b. Habis et Temimi: “Her yıl mı? Ey Allah’ın Rasûlü!” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v) sustu ve şöyle devam etti: “Evet deseydim her yıl için farz olacaktı. Siz de onu dinleyip güç yetiremeyecektiniz. Fakat farz olan hac ömürde bir defadır.” (Dârimi, Hac: 4; Ebû Davud, Menasik: 1)
2- UMRE DE FARZ MIDIR?
2574- Ebu Rezin (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ey Allah’ın Rasûlü! Babam çok ihtiyar biri olup, hac ve umre için yolculuk yapmaya gücü yetmez, dedim. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Onun yerine sen haccet ve umre yap.” (Ebû Davud, Menasik: 26; İbn Mâce, Menasik: 10)
3- KABUL EDİLMİŞ HACCIN DEĞERİ VE KIYMETİ
2575- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah tarafından kabul edilmiş haccın karşılığı mutlaka Cennettir. Yapılan bir umre diğer umreye kadar ki günahların silinmesine sebeptir.” (İbn Mâce, Menasik: 45)
2576- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Allah tarafından kabul edilmiş haccın sevabı ancak Cennettir. İkinci olarak yapılacak nafile hac ta aynıdır. Ancak ikinci hac iki hac arasındaki günahlara keffaret olur.” (İbn Mâce, Menasik: 45)
4- HACCIN DEĞERİ VE KIYMETİ
2577- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir adam Rasûlullah (s.a.v)’e sordu: “Hangi amel daha değerli ve kıymetlidir.” Rasûlullah (s.a.v)’de şöyle buyurdu: “Allah’a İman etmektir.” Adam: “Sonra hangisidir?” dedi. “Allah yolunda cihaddır” buyurdu. Adam: “Daha sonra hangisidir?” deyince: “Allah tarafından kabul edilmiş hac’tır” buyurdular. (İbn Mâce, Menasik: 45)
2578- Yine Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah’ın elçileri üç çeşittir; gaziler, hac yapanlar ve umre yapanlar.” (Tirmizî, Cihad: 26; İbn Mâce, Cihad: 32)
2579- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Büyüğün, küçüğün, zayıf, düşkün ve kadının cihadı hac ve umre yapmaktır.” (Müsned: 9081)
2580- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim bu beyti (Kâbe’yi) hac eder ve hac esnasında yapılmaması gereken işlerden olan kadınlarla ilgilenmez, her türlü kötülük ve günahı da bırakırsa anasından yeni doğmuş gibi günahsız olur.” (İbn Mâce, Menasik: 3; Dârimi, Menasik: 8)
2581- Aişe binti Talha (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Mü’minlerin anası Aişe şunları anlattı: Ey Allah’ın Rasûlü! Seninle çıkıp cihad etmiyecek miyiz? Çünkü ben Kur’an da cihaddan daha değerli bir amel göremiyorum.” Peygamber (s.a.v) şöyle cevap verdi: “Hayır sizin yapacağınız en iyi ve en güzel cihad Kâbe’yi tavaf etmek sûretiyle yapılan kabul edilmiş bir hac’tır.” (Buhârî, Menasik: 18; İbn Mâce, Menasik: 32)
5- UMRENİN DEĞER VE KIYMETİ
2582- Ebu Hüreyre (r.a) Rasûlullah (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “İki umre, aralarında işlenen günahlara keffarettir. Allah tarafından kabul görmüş haccın mükafatı da Cennettir.” (Dârimi, Menasik: 8; İbn Mâce, Menasik: 3)
6- HAC VE UMREYİ BİRLİKTE YAPMANIN DEĞERİ
2583- İbn Abbas (r.a) Rasûlullah (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu nakleder: “Hac ile umreyi beraber yapınız. Hac ve umre körüğün demir paslarını eritmesi gibi fakirlik ve günahları eritip yok eder.” (Dârimi, Menasik: 8; İbn Mâce, Menasik: 3)
2584- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Hac ile umreyi birlikte yapınız. Çünkü umre ve hac fakirliği ve günahları, körüğün demir, altın ve gümüşü erittiği gibi eritip yok eder. Allah tarafından kabul edilen haccın sevabı ise ancak Cennettir.” (Dârimi, Menasik: 8; İbn Mâce, Menasik: 3)
7- HACCA GİTMEYİ ADAYAN KİMSE GİDEMEDEN ÖLÜRSE NE OLUR?
2585- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, bir kadın hacca gitmeyi adamıştı ve gidemeden de öldü, kadının kardeşi Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek ne yapması gerektiğini sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de şöyle buyurdu: “Kız kardeşinin borcu olsa öder miydin?” Adam evet deyince Rasûlullah (s.a.v): “Öyleyse Allah’a olan borcunu da öde çünkü ödenmeye daha layık olan borç Allah’ın borcudur.” (Buhârî, Muhsar ve Cezaü’s Sayd: 33)
8- KENDİSİNE HAC FARZ OLUP YAPAMADAN ÖLENİN DURUMU
2586- İbn Abbas (r.a) anlatıyor: Sinan b. Seleme el Cühenî’nin karısı, haccını yapamadan vefat eden annesinin yerine haccedip edemeyeceğinin Rasûlullah (s.a.v)’den sorulmasını istedi. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Evet” dedi ve: “Annenin borcu olsa sen de onu ödemiş olsan borcu düşmüş olmaz mı? O halde annesi adına haccetsin.” (Buhârî, Muhsar ve Cezaü’s Sayd: 33; Müsned: 2033)
2587- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, bir kadın Rasûlullah (s.a.v)’e haccetmeden ölen babasının durumunu sormuştu da: “Babanın yerine haccet” buyurdu. (Buhârî, Muhsar ve Cezaü’s Sayd: 33;Tirmizî, Hac: 85)
9- YOLCULUĞA DAYANAMAYAN KİMSE YERİNE BİR BAŞKASI HAC YAPABİLİR Mİ?
2588- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre; Has’am kabilesinden bir kadın Müzdelife günü Rasûlullah (s.a.v)’e: “Ey Allah’ın Rasûlü! Allah’ın kullarına farz kıldığı hac ihtiyar babama da farz oldu. Babam yolculuk yapmaya dayanamaz, onun yerine ben haccedebilir miyim?” dedim. Peygamber (s.a.v)’de: “Evet” buyurdu. (Tirmizî, Hac: 85; Buhârî, Muhsar ve Cezaü’s Sayd: 34)
10- UMRE YAPAMAYACAK DURUMDA OLAN’IN YERİNE BAŞKA BİRİ UMRE YAPABİLİR Mİ?
2589- Ebu Rezîn el Ukaylî (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (s.a.v)’e: “Ey Allah’ın Rasûlü! Babam yaşlı bir kimse olup, ne hac ne umre nede yolculuk yapabilecek durumdadır. Ne yapmalıyım” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Öyleyse babanın yerine sen hac ve umre yapıver” buyurdu. (Tirmizî, Hac: 85; Buhârî, Muhsar ve Cezaü’s Sayd: 34)
11- HAC’DA DİĞER BORÇLAR GİBİ BİR BORÇTUR
2590- Abdullah b. Zübeyr (r.a) anlatıyor: Has’am kabilesinden bir adam Peygamber (s.a.v)’e gelerek; “Babam çok ihtiyar biridir. Bir binite binip yolculuk yapabilecek durumda değildir. Kendisine de hac farz olmuş durumda, onun yerine ben hac etsem olur mu?” diye sordu. Peygamber (s.a.v): “Babanın büyük oğlu sen misin?” diye sordu. Adam: “Evet” deyince, Peygamber (s.a.v): “Babanın borcu olsa sen onu öder miydin?” deyince, adam: “Evet” dedi. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v)’de: “Öyleyse onun yerine sen hac yap” buyurdu. (Tirmizî, Hac: 85; Buhârî, Muhsar ve Cezaü’s Sayd: 34)
2591- İbn Abbas (r.a) anlatıyor: Adamın biri Peygamber (s.a.v)’e gelerek: “Ey Allah’ın Rasûlü! Babam haccedemeden öldü. Onun yerine ben haccedebilir miyim?” diye sordu. Peygamber (s.a.v)’de: “Babanın bir borcu olsa onu sen öder miydin? Ne dersin?” dedi. Adam: “Evet” deyince, Rasûlullah (s.a.v): “Allah’a olan borç ödenmeye daha layıktır” buyurdu. (Tirmizî, Hac: 85; Buhârî, Muhsar ve Cezaü’s Sayd: 34)
2592- Yine İbn Abbas (r.a) anlatıyor: Bir adam Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek: “Babama hac farz oldu fakat o çok yaşlı olup binite binemez, binite bağlasam da öleceğinden korkuyorum. Onun yerine ben hac yapabilir miyim?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Babanın bir borcu olsa öder miydin?” buyurdu. Adam: “Evet” deyince, Rasûlullah (s.a.v)’de: “Öyleyse babanın yerine hac yap” buyurdular. (Tirmizî, Hac: 85; Buhârî, Muhsar ve Cezaü’s Sayd: 34)
12- KADIN ERKEK YERİNE HAC YAPABİLİR Mİ?
2593- Abdullah b. Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Fadl b. Abbas, Peygamber (s.a.v)’in binitinde idi. Has’am kabilesinden bir kadın gelerek, Rasûlullah (s.a.v)’e fetva sormaya gelmişti. Bu sırada Fadl ile kadın birbirine bakışmaya başladı. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v), Fadl’ın yüzünü diğer tarafa çevirdi. Kadın: “Ey Allah’ın Rasûlü! Allah’ın kullarına farz kıldığı hac babama da farz oldu fakat babam binite binecek durumda değildir. Onun yerine ben hac yapabilir miyim?” diye sordu. Peygamber (s.a.v)’de: “Evet yapabilirsin” buyurmuştu. Bu olay veda haccında olmuştu. (Ebû Davud, Menasik: 26)
2594- İbn Abbas (r.a) naklediyor: Has’am kabilesinden bir kadın veda haccında fetva sormak üzere Rasûlullah (s.a.v)’in yanına geldi. Fadl b. Abbas’ta Peygamberin binitinde beraberdi. Kadın: “Ey Allah’ın Rasûlü! Allah’ın kullarına farz kıldığı hac ihtiyar olan babama da farz oldu. Bineğe binebilecek durumda değildir. Ben onun yerine haccetsem borcu ondan düşmüş olur mu?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v): “Evet olur” buyurdu. Bu sırada binitin arkasında bulunan Fadl b. Abbas kadına bakıyordu, kadın oldukça güzeldi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) Fadl’ın yüzünü öbür tarafa çevirdi. (Ebû Davud, Menasik: 26; Dârimi, Hac: 23)
13- ERKEK DE KADIN YERİNE HAC YAPABİLİR Mİ?
2595- Süleyman b. Yesar (r.a) Fadl b. Abbas’tan naklediyor: Fadl Rasûlullah (s.a.v)’in binitinin arkasında oturuyordu. Bir adam Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek; “Ey Allah’ın Rasûlü! Annem ihtiyar bir kadındır, bir binite bindirsem üzerinde duramaz bağlasam da ölmesinden korkuyorum” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Annenin bir borcu olsa onu öder misin?” dedi. Adam: “Evet” deyince; Rasûlullah (s.a.v): “Öyleyse annen adına sen hac yap” buyurdu. (Ebû Davud, Menasik: 26; Dârimi, Hac: 23)
14- BABA YERİNE BÜYÜK OĞLU MU HAC YAPMALI?
2596- İbn-üz Zübeyr (r.a)’den rivâyet edildiğine göre, Rasûlullah (s.a.v) bir adama: “Babanın en büyük oğlu sensin; o halde onun yerine sen hac yap” buyurdu. (Dârimi, Menasik: 24; Müsned: 15520)
15- ÇOCUKLARI HACCA GÖTÜREBİLİR MİYİZ?
2597- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, kadının biri çocuğunu Rasûlullah (s.a.v)’e göstererek: “Bu çocuk için de hac olur mu?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Evet sevabı sanadır” buyurdu. (Müslim, Hac: 72; Ebû Davud, Menasik: 8)
2598- Yine İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, bir kadın deve üzerinde oturduğu halde elindeki çocuğu Peygamber (s.a.v)’e göstererek: “Bu çocuk için hac olur mu?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Evet olur, sevabı da sanadır” buyurdu. (Müslim, Hac: 72; Ebû Davud, Menasik: 8)
2599- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, bir kadın elindeki çocuğu Peygamber (s.a.v)’e kaldırarak: “Bu çocuk için hac var mıdır?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Evet sevabı da sanadır” buyurdu. (Müslim, Hac: 72; Ebû Davud, Menasik: 8)
2600- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v): Ravha denilen yere gelince bir gurupla karşılaştı ve onlara: “Siz kimlersiniz” diye sordu. Onlar da: “Müslümanlarız” diye cevap verdiler. Bu sefer onlar: “Siz kimsiniz” diye sordular. Berikiler de: “Allah’ın Rasûlüdür” dediler. Ravi diyor ki: O arada kadının biri deve üzerindeki hevdeçten bir çocuk çıkararak: “Bu çocuk için de hac var mıdır?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de “Evet sevabı da sanadır” diye cevap verdi. (Müslim, Hac: 72; Ebû Davud, Menasik: 8)
2601- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) bir kadına uğramıştı. Kadın perdesinin ardında idi. Yanında da bir çocuğu vardı. “Bu çocuk için hac var mıdır?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v): “Evet sevabı da sanadır” buyurdu. (Müslim, Hac: 72; Ebû Davud, Menasik: 8)
16- RASÛLULLAH (S.A.V) HAC İÇİN MEDİNEDEN NE ZAMAN ÇIKMIŞTI?
2602- Aişe (r.anha) anlatıyor: Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte Zilkade’nin bitimine beş gün kala hac için Medine’den çıkmıştık. Mekke’ye yaklaştığımızda Rasûlullah (s.a.v) yanında kurbanı olan kimselerin beytullahı tavaftan sonra ihramdan çıkmalarını emretti. (Buhârî, Hac: 38; Müslim, Hac: 38)
17- MEDİNELİLERİN İHRAMA BÜRÜNECEKLERİ YER NERESİDİR?
2603- Abdullah b. Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Medineliler, Zülhuleyfe denilen yerde, Şamlılar, Cuhfe denilen yerde, Necidliler, Karn denilen yerde ihrama girerler.” Abdullah diyor ki: Bana ulaştığına göre Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Yemenliler de Yelemlem denilen yerde ihrama girerler.” (Buhârî, Hac: 9; Ebû Davud, Menasik: 9)
18- ŞAMLILARIN İHRAMA BÜRÜNECEKLERİ YER
2604- Abdullah b. Ömer (r.a)’den rivâyete göre, adamın biri mescidde ayağa kalkarak şöyle dedi: “Ey Allah’ın Rasûlü! Nerede ihrama girmemizi emredersiniz?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Medineliler, Zülhuleyfe de; Şamlılar, Cuhfe’de; Necidliler, Karn’da ihrama girerler” buyurdu. İbn Ömer diyor ki: Bazı kimselerin söylemesine göre, Rasûlullah (s.a.v) “Yemenliler de Yelemlem denilen yerden ihrama girerler” buyurmuştur. İbn Ömer şöyle diyordu: “Bunu ben Rasûlullah (s.a.v)’in bizzat kendisinden duymadım.” (Buhârî, Hac: 9; Dârimi, Menasik: 5)
19- MISIRLILAR İHRAMA NEREDE BÜRÜNÜRLER?
2605- Aişe (r.a)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v): “Medineliler için Zülhuleyfeyi, Şam ve Mısır halkı için Cuhfe’yi; Iraklılar için Zat-u Irk’ı ve Yemenliler için de Yelemlem denilen yeri ihrama bürünme yeri olarak tayin etmiştir.” (Buhârî, Hac: 9; Dârimi, Menasik: 5)
20- YEMENLİLER NEREDEN İHRAMA BÜRÜNÜRLER?
2606- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v): “Medine halkı için Zülhuleyfeyi, Şamlılar için Cuhfe’yi, Necidliler için Karn denilen yeri, Yemenliler için de yelemlem denilen yeri ihrama bürünülecek yer olarak tayin etmişti.” Ve şöyle buyurmuştu: “Belirtilen yerler hem ora halkı için hem de başka yerlerden gelip de oradan geçen kimseler içindir. Bunun dışında Mekke’ye bu sınırlardan daha yakın yerde olanlar o yerlerden ihrama bürünürler ve Mekke’ye öylece gelirler.” (Buhârî, Hac: 9; Dârimi, Menasik: 5)
21- NECİDLİLER NEREDE İHRAMA BÜRÜNÜRLER?
2607- Sâlim (r.a)’in babasından naklettiğine göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Medineliler, Zülhuleyfe’den; Şamlılar, Cuhfe’den; Necidliler, Karn denilen yerden ihrama bürünürler.” Ben kendim bizzat duymadım ama Yemenlilerin de Yelemlem’den ihrama gireceği bildirilmiştir. (Buhârî, Hac: 9; Dârimi, Menasik: 5)
22- IRAKLILAR NEREDEN İHRAMA BÜRÜNMELİ?
2608- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v): “Medineliler için Zülhuleyfe’yi; Şamlılar ve Mısırlılar için Cuhfe’yi; Iraklılar için Zat-ı Irk’ı; Necidliler için Karn’ı; Yemenliler için de Yelemlem denilen yeri ihrama girme yeri olarak belirlemiştir.” (Buhârî, Hac: 9; Dârimi, Menasik: 5)
23- MEKKE’YE MİKATLARDAN DAHA YAKIN OLANLAR NE YAPAR?
2609- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), “Medineliler için Zülhuleyfe’yi; Şamlılar için Cuhfe’yi; Necidliler için Karn’ı; Yemenliler için Yelemlem’i ihrama girilecek yer olarak belirledi” Ve şöyle buyurdu: “Buralar ora halkı ve dışarıdan gelip oradan geçecek hac ve umre yapmak isteyen kimseler içindir. Mekke’ye daha yakın olanlar ise bulundukları yerden ihrama girerler. Mekke’ye gelinceye kadar durum böyledir.” (Ebû Davud, Menasik: 9)
2610- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v): “Medineliler için Zülhuleyfe’yi; Şamlılar için Cuhfe’yi; Yemenliler için Yelemlem’i; Necidliler için Karn’ı ihrama bürünme yeri olarak belirlemiştir. Belirtilen yerler ora halkı için ve oradan geçerek hac ve umre yapmak isteyen herkes içindir. Bu bölgelerden daha içeride olanlar Mekke’ye kadar bulundukları yerden ihrama girebilirler.” (Ebû Davud, Menasik: 9; Buhârî, Hac: 9)
24- ZÜLHULEYFE’DE KONAKLAMAK GEREKİR Mİ?
2611- Abdullah b. Ömer (r.a)’den rivâyete göre, babası şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v), Zülhuleyfe’deki Beyda denilen yerde geceledi ve o mescidde namaz kıldı.” (Buhârî, Hac: 148; Tirmizî, Hac: 79)
2612- Abdullah b. Ömer (r.a)’den rivâyete göre: “Rasûlullah (s.a.v) Zülhuleyfe’deki Muarras denilen yerde kendisine “Kutsal Batha’dasınız” denildi.” (Buhârî, Hac: 148; Tirmizî, Hac: 79)
2613- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre: “Rasûlullah (s.a.v) Zülhuleyfe’deki Batha denilen yerde konakladı ve orada namaz kıldı.” (Buhârî, Hac: 148; Tirmizî, Hac: 79)
25- RASÛLULLAH (S.A.V) BEYDA DA NAMAZ KILMIŞ MIYDI?
2614- Enes b. Malik (r.a)’ten rivâyete göre: “Rasûlullah (s.a.v), Beyda denilen yerde öğle namazını kıldı. Binitine binerek Beyda dağına tırmandı, öğleyi kıldıktan sonra hac ve umre için ihrama girdi.” (Dârimi, Hac: 12; Ebû Davud, Menasik: 21)
26- İHRAMA BÜRÜNMEDEN GUSUL GEREKİR Mİ?
2615- Abdurrahman b. Kasım (r.a) babasından naklediyor: Umeys’in kızı Esma Ebu Bekir es Sıddık’ın oğlu Muhammed’i, Beyda denilen yerde doğurmuştu. Durumu Ebu Bekir Rasûlullah (s.a.v)’e bildirince Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Hanımına gusledip ihrama girmesini emret.” (Muvatta', Hac: 1; Dârimi, Hac: 11)
2616- Kasım b. Muhammed (r.a) babasından naklediyor: Ebu Bekir Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte veda haccı için yola çıkmıştı, yanında Umeys’i Has’amî’nin kızı Esma da vardı. Zülhuleyfe’ye geldiklerinde Esma Muhammed b. ebi Bekri doğurdu. Ebu Bekir durumu Rasûlullah (s.a.v)’e iletti. Rasûlullah (s.a.v)’de “Ebu Bekir’e, hanımına gusletmesini; hac için ihrama girmesini, insanların her yaptıklarını yapmasını sadece Kâbe’yi tavaf etmemesini söylemesini emretti.” (İbn Mâce, Menasik: 83)
27- İHRAMLI KİMSE YIKANIR VE GUSLEDEBİLİR Mİ?
2617- İbrahim b. Abdullah b. Huneyn (r.a) babasından naklediyor: “Abdullah b. Abbas ve Misver b. Mahreme Ebva denilen yerde bir anlaşmazlığa düştüler. İbn Abbas: “İhramlı kimse başını yıkayabilir” derken; Misver: “Başını yıkayamaz” diyordu. İbn Abbas, beni; Ebu Eyyub el Ensari’den bu konuyu sormam için göndermişti. Yanına vardığımda onu kuyunun iki direği arasında bir elbiseyle gizlenip yıkanırken gördüm, selâm verdim ve: “Beni sana Abdullah b. Abbas, Rasûlullah (s.a.v) ihramlı iken başını yıkar mıydı?” diye sormam için gönderdi dedim. Ebu Eyyub elini perde olarak kullandığı kumaş üzerine koyup başı görünecek kadar kumaşı aşağı indirdi sonra da şöyle dedi: “Bir kimse başına su döküyormuş ta o da yıkıyormuş gibi başını iki eliyle ovuşturarak: Rasûlullah (s.a.v)’i böyle yaparken gördüm dedi.” (İbn Mâce, Menasik: 22; Müslim, Hac: 13)
28- İHRAMLININ SARIMTIRAK KIRMIZI RENKLİ BİRŞEY GİYMESİ
2618- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v): “İhramlı kimsenin za’feran ve vers boyasıyla boyanmış elbiseler giymesini yasakladı.” (Tirmizî, Hac: 18; Buhârî, Hac: 21)
2619- Sâlim (r.a) babasından naklediyor; Rasûlullah (s.a.v)’e ihramlı kimsenin hangi elbiseleri giyemeyeceği sorulmuştu da Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Gömlek, bornoz, pantolon, sarık, vers ve za’feranla boyanmış elbiseler ve mest giyemezler ama ayakkabı ve terlik bulamayanlar mestlerini topuktan aşağı kesmek sûretiyle giyebilirler.” (Tirmizî, Hac: 18; Buhârî, Hac: 21)
29- İHRAMLI KİMSE CÜBBE GİYEBİLİR Mİ?
2620- Safvan b. Ya’la b. Ümeyye (r.a) babasından naklediyor; biz Ci’rane de iken Rasûlullah (s.a.v)’i bir görebilsem dedim. O bir çadırda bulunuyordu. O sırada kendisine vahy gelmişti. Ömer bana işaret ederek oraya gelmemi istedi. Kafamı çadırdan içeri soktuğumda Rasûlullah (s.a.v)’e bir adam gelmişti, umre için bir cübbe giyerek ihrama girmiş ve koku da sürünmüştü. O adam: “Ey Allah’ın Rasûlü! İhram elbisesi yerine cübbe giymiş bir adam için ne dersiniz” demişti. Tam o sırada vahiy gelmiş olup, Rasûlullah (s.a.v) hırıltılı ses çıkarıyordu. Vahiy bitip açılınca şöyle buyurdu: “Az önce soru soran adam nerede?” Adam yanına getirilince, Peygamberimiz: “Cübbeyi çıkar, süründüğün kokuyu yıka sonra da ihrama yeniden gir” buyurdu. (Buhârî, Hac: 17; Müslim, Hac: 1)
30- İHRAMA GİREN GÖMLEK GİYEBİLİR Mİ?
2621- Abdullah b. Ömer (r.a)’den rivâyete göre, bir adam Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek, ihramlı kimsenin neleri giyip giyemeyeceğini sormuştu Rasûlullah (s.a.v)’de şöyle buyurdu: “Gömlek, pantolon, bornoz giymeyiniz, sarık’ta sarmayınız, mest de giymeyiniz ancak ayakkabı ve terlik bulamayanlar mestlerini topuklardan yukarısını kesmek sûretiyle giyebilirler. Za’feran ve vers sürülen hiçbir şeyi de giymeyiniz.” (Tirmizî, Hac: 18; Buhârî, Hac: 22)
31- İHRAMDA ŞALVAR (PANTOLON) GİYİLİR Mİ?
2622- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Bir adam Ey Allah’ın Rasûlü! İhrama girdiğimizde hangi tür elbiseleri giymeliyiz?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Gömlek ve pantolon giymeyiniz, sarık sarmayınız, mest de giymeyiniz, ayakkabı ve terlik bulamayan kimse mestlerin topuklarından yukarısını kessin, za’feran ve vers ile boyanmış elbise de giymeyin” buyurdu. (Tirmizî, Hac: 18; Buhârî, Hac: 22)
32- İHRAM ELBİSESİ BULAMAYAN KİMSE ZARURİ DURUMDA NE GİYER?
2623- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) anlatırken bizzat duydum şöyle diyordu: “İhramda belden aşağısı için giyilmesi gereken izar bulamayan şalvar, terlik ve ayakkabı bulamayan da mest giyebilir.” (Tirmizî, Hac: 18; Buhârî, Hac: 22)
2624- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “İhram için izar bulamayan şalvar giysin, ayakkabı ve terlik bulamayanlar ise mest giysinler.” (Tirmizî, Hac: 18; Buhârî, Hac: 22)
33- İHRAMLI KADIN YÜZÜNÜ ÖRTÜP ELDİVEN KULLANIR MI?
2625- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir adam kalktı ve: “Ey Allah’ın Rasûlü! İhramda bize hangi şeyleri giymemizi emredersin?” diye sordu. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Gömlek giymeyiniz, şalvar ve pantolon da giymeyiniz, sarık’ta sarmayınız, bornoz ve mest de giymeyiniz. Ayakkabı ve terlik bulamaz iseniz mestlerinizin topuklarından yukarı kısmını keserek giyebilirsiniz. Za’feran ve vers sürülmüş hiçbir şeyde giymeyiniz. Kadınlar da ihramlı iken yüzlerine peçe takmasınlar ve eldiven de kullanmasınlar.” (Tirmizî, Hac: 18; Buhârî, Hac: 21)
34- İHRAMA GİREN BORNOZ DA GİYEMEZ
2626- Abdullah b. Ömer (r.a) anlatıyor: Adamın biri Rasûlullah (s.a.v)’e ihramlı kimsenin ne tür elbiseler giyebileceğini sormuştu da Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Gömlek giymeyiniz, sarık sarmayınız, şalvar ve pantolon türü şeyler giymeyiniz, bornoz da giymeyiniz. Mest de giymeyiniz ancak ayakkabı ve terlik bulamayan kimse mestlerinin topuklarından üzerini keserek giyebilirler. Za’feran ve vers sürünmüş elbiseleri de giymeyiniz.” (Tirmizî, Hac: 18; Buhârî, Hac: 21)
2627- Yine İbn Ömer (r.a)’den naklettiğine göre, bir adam Rasûlullah (s.a.v)’e ihrama girdiğimizde hangi elbiseleri giyebiliriz diye sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de şöyle buyurdu: “Gömlek giymeyiniz, şalvar ve pantolon türü şeyleride giymeyiniz, sarık da sarmayınız. Bornoz da giymeyiniz, mest de giymeyiniz. Ancak terlik ve ayakkabı bulamayan mestlerinin topuklardan yukarısını keserek giyebilir. Vers ve za’feran sürülmüş şeyleri de giymeyiniz.” (Tirmizî, Hac: 18; Buhârî, Hac: 21)
35- İHRAMDA SARIK SARILMAZ
2628- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Adamın biri yüksek sesle Rasûlullah (s.a.v)’e ihrama girdiğimizde neler giyelim diye sormuştu. Rasûlullah (s.a.v)’da şöyle buyurdu: “Gömlek giyme! Sarık sarma! Şalvar ve pantolon giyme! Bornoz giyme! Mest giyme! Ayakkabı ve terlik bulamayan kimse topuktan üstünü keserek giyebilir.” (Tirmizî, Hac: 18; Buhârî, Hac: 21)
2629- Yine İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, bir adam yüksek sesle Rasûlullah (s.a.v)’e ihrama girdiğimizde neleri giyebiliriz diye sormuştu. Rasûlullah (s.a.v)’de şöyle buyurdu: “Gömlek giyme! Sarık sarma! Bornoz giyme! Şalvar ve pantolon cinsi bir şeyler giyme, mest de giyme! Ancak terlik ve ayakkabı bulamayanlar mestlerinin topuktan üstünü keserek giyebilirler. Vers ve zaferan boyası sürülmüş elbiseler giymeyiniz!” (Tirmizî, Hac: 18; Buhârî, Hac: 21)
36- İHRAMLI KİMSE MEST GİYEMEZ
2630- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “İhramlı iken gömlek giymeyiniz! Pantolon ve şalvar türü şeyler de giymeyiniz! Sarık sarmayınız, bornoz giymeyiniz, mest de giymeyiniz.” (Tirmizî, Hac: 18; Buhârî, Hac: 22)
37- AYAKKABI VE TERLİK BULAMAYAN MEST GİYEBİLİR
2631- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “İhram için belden aşağıyı örtecek izar bulamayan şalvar giysin. Ayakkabı ve terlik bulamayan da topuktan üzerini keserek mest giysin.” (Tirmizî, Hac: 18; Buhârî, Hac: 22)
38- İHRAMLI KİŞİ MESTİN TOPUKTAN YUKARISINI KESEREK GİYER
2632- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “İhramlı kimse ayakkabı ve terlik bulamaz ise mest giysin ve topuklardan yukarı kısmını kessin.” (Tirmizî, Hac: 18; Buhârî, Hac: 22)
39- İHRAMLI KADIN ELDİVEN TAKAMAZ
2633- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, bir adam kalkıp: “Ey Allah’ın Rasûlü! İhramlı iken neleri giyebiliriz?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de şöyle buyurdu: “Gömlek cinsi şeyler giymeyiniz! Şalvar ve pantolon cinsi şeyler de giymeyiniz. Mest de giymeyiniz, ayakkabı ve terliği olmayan kimse mestlerinin topuktan üst tarafını keserek giyebilir. Za’feran ve Vers sürülmüş elbiseler de giymeyin. Kadınlar da ihramlı iken yüzlerini kapatmasınlar ve eldiven de kullanmasınlar.” (Tirmizî, Hac: 18; Buhârî, Hac: 22)
40- İHRAMLI SAÇLARINI YAPIŞKAN BİR ŞEYLE KEÇELEŞTİRİR Mİ?
2634- Abdullah b. Ömer (r.a) kardeşi Hafsa’dan naklediyor: Peygamber (s.a.v)’e: “Ey Allah’ın Rasûlü! Ne oluyor bu insanlara sen ihramlı iken onlar umre ihramından çıkmışlar” denildi. Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ben saçlarımı keçeleştirdim. Kurbanımı da işaretleyip gönderdim dolayısıyla haccı yapıp bitirinceye kadar ihramdan çıkmayacağım.” (Buhârî, Hac: 44; Ebû Davud, Menasik: 12)
41- İHRAMLI İKEN GÜZEL KOKU SÜRÜNÜLÜR MÜ?
2635- Sâlim (r.a) babasından rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v)’i saçlarını keçeleştirmiş vaziyette yüksek sesle telbiyede bulunurken gördüm.” (Buhârî, Hac: 44; Ebû Davud, Menasik: 12)
2636- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v)’e ihrama girerken ve ihramdan çıkarken kendi ellerimle güzel koku sürmüştüm.” (Ebû Davud, Menasik: 11; İbn Mâce, Menasik: 18)
2637- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v)’i ihrama girmezden önce ve beyti tavaf etmeden önce ihramdan çıkması için güzel kokular sürmüştüm.” (Ebû Davud, Menasik: 11; İbn Mâce, Menasik: 18)
2638- Yine Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v)’e ihrama girerken ve ihramdan çıkarken güzel kokular sürmüştüm.” (Ebû Davud, Menasik: 11; İbn Mâce, Menasik: 18)
2639- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v)’i ihrama girmeye hazırlık için ve Kâbe’yi tavaftan önce; Cemre-i Akabeyi taşladıktan sonra ve Kâbe’yi tavaftan önce ihramdan çıkmaya hazırlık için güzel koku sürmüştüm.” (Ebû Davud, Menasik: 11; İbn Mâce, Menasik: 18)
2640- Yine Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v)’e ihrama girerken ve çıkarken güzel koku sürmüştüm. Fakat o koku sizin kokularınıza benzemezdi, onun hiçbir eseri yoktu.” (Ebû Davud, Menasik: 11; İbn Mâce, Menasik: 18)
2641- Osman b. Urve (r.a) babasından naklederek şöyle diyor: Aişe’ye; “Rasûlullah (s.a.v)’e nasıl bir koku sürerdin” diye sordum. O da şöyle dedi: “İhrama girerken de çıkarken de kokuların en güzelini sürerdim.” (Ebû Davud, Menasik: 11; İbn Mâce, Menasik: 18)
2642- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “İhrama girerken Rasûlullah (s.a.v)’e bulabildiğim kokuların en iyisini sürerdim.” (Ebû Davud, Menasik: 11; İbn Mâce, Menasik: 18)
2643- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) ihrama girerken ve çıkarken ve Beyt-i şerifi (Kâbe’yi) tavaf etmek istediği zaman bulabildiğim en güzel kokuyu sürerdim.” (Ebû Davud, Menasik: 11; İbn Mâce, Menasik: 18)
2644- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) ihramdan çıkmadan önce, Kâbe’yi tavaf etmeden önce Kurban bayramı günü misk kokusu sürmüştüm.” (Ebû Davud, Menasik: 11; İbn Mâce, Menasik: 18)
2645- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) ihramlı iken başına sürdüğüm güzel kokunun parlaklığına hala bakıyor gibiyim.” Ahmed b. Nasr’ın rivâyetinde ise şöyledir: “Rasûlullah (s.a.v)’in başının ortasına sürdüğü miskin parlaklığı…” (Hala gözümün önündedir.) (Ebû Davud, Menasik: 11; İbn Mâce, Menasik: 18)
2646- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) ihramlı olduğu halde saçlarını ayırdığı başının ortasına sürdüğü kokunun parlaklığı gözükürdü.” (Ebû Davud, Menasik: 11; İbn Mâce, Menasik: 18)
42- İHRAMLI İKEN KOKU NEREYE SÜRÜLÜR?
2647- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in ihramlı iken başına sürdüğü kokunun parlaklığına bakıyor gibiyim. (Buhârî, Hac: 18; Ebû Davud, Menasik: 11)
2648- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) ihramlı iken saçlarının dibine sürdüğü kokunun parlaklığını seyrederdim. (Buhârî, Hac: 18; Ebû Davud, Menasik: 11)
2649- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in ihramlı iken saçlarını ayırdığı yere sürdüğü güzel kokunun parlaklığını görür gibiyim. (Buhârî, Hac: 18; Ebû Davud, Menasik: 11)
2650- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) ihramlı iken başına sürdüğü kokunun beyazlığını gördüm. (Buhârî, Hac: 18; Ebû Davud, Menasik: 11)
2651- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in ihramlı iken saçlarını ayırdığı yere sürdüğü güzel kokunun parlaklığını sanki görür gibiyim. (Buhârî, Hac: 18; Ebû Davud, Menasik: 11)
2652- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v), ihrama girmek istediğinde bulabildiği en güzel koku ve yağla yağlanırdı. O kadar ki saç ve sakalındaki yağ ve kokunun parlaklığını görürdüm.” (Buhârî, Hac: 18; Ebû Davud, Menasik: 11)
2653- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v), ihrama girmeden önce bulabildiğim en güzel kokuyu sürerdim. O derece ki saç ve sakalındaki güzel kokunun parlaklığını bakınca hemen görebilirdim.” (Buhârî, Hac: 18; Ebû Davud, Menasik: 11)
2654- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v)’in saçlarını ayırdığı yere sürdüğü güzel kokunun parlaklığını üç gün sonra bile gördüğüm olmuştur.” (Buhârî, Hac: 18; Ebû Davud, Menasik: 11)
2655- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in saçlarını ayırdığı yerdeki sürünen kokunun izini üç gün sonra bile gördüğüm olmuştur.” (Buhârî, Hac: 18; Ebû Davud, Menasik: 11)
2656- İbrahim b. Muhammed b. Münteşir (r.a), babasından naklediyor: İbn Ömer’e, ihrama girerken koku sürünmenin caiz olup olmadığını sordum. Şöyle dedi: “İhrama girerken koku sürüneceğime katran sürünürüm.” Onun bu sözünü Âişe’ye naklettim, O da şöyle dedi: “Allah hayrını versin. Ey Abdurrahman ben Rasûlullah (s.a.v)’e güzel koku sürerdim de hanımlarını o kokuyla dolaşırdı; sabahleyin bile o kokunun tesiri hissedilirdi.” (Buhârî, Hac: 18; Ebû Davud, Menasik: 11)
2657- İbrahim b. Muhammed b. Münteşir (r.a), babasından naklederek şöyle diyor: İbn Ömer’den işittim şöyle diyordu: “İhramlı iken koku sürünüp sabahlayacağıma, katran sürünüp sabahlamam benim için daha iyidir. Aişe’nin yanına giderek bu sözü ona naklettim, O da şöyle dedi: “Ben, Rasûlullah (s.a.v)’e koku sürdüm de; O, kokusuyla hanımlarını dolaştı sabah olunca kokunun etkisi gitmeden ihrama girdi.” (Buhârî, Hac: 18; Ebû Davud, Menasik: 11)
43- İHRAMLI İKEN ZA’FERAN SÜRÜLÜR MÜ?
2658- Enes (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v), za’feran sürünmeyi erkeklere yasak etmiştir.” (Buhârî, Libas: 34; Müslim, Libas: 23)
2659- Yine Enes (r.a)’den rivâyete göre: “Rasûlullah (s.a.v), za’feran sürünmeyi yasak etmiştir.” (Buhârî, Libas: 34; Müslim, Libas: 23)
2660- Enes (r.a)’den rivâyete göre: “Rasûlullah (s.a.v), za’feran sürünmeyi yasaklamıştır.” Hammad diyorki: “Erkekler için.” (Buhârî, Libas: 34; Müslim, Libas: 23)
44- İHRAMLI KİMSE DEĞİŞİK BOYALAR DA KULLANAMAZ
2661- Safvan b. Ya’la (r.a), babasından naklediyor: Umre için ihrama giren bir adam Rasûlullah (s.a.v)’e geldi; Adamın üzerinde dikilmiş bir elbise vardı ve elbisesine de değişik kokular sürmüştü. Rasûlullah (s.a.v)’e: “Umre için ihrama girdim ne yapmalıyım?” dedi. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Hac’ta ne yaptıysan onu yap” buyurdu. Adam: “Bu kokudan sakınır ve kokuyu yıkardım” dedi. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Hac’ta ne yapıyorsan umrede de aynısını yap” buyurdu. (Buhârî, Hac: 17; Müslim, Hac: 1)
2662- Safvan b. Ya’la (r.a), babasından naklederek şöyle diyor: Rasûlullah (s.a.v) Cirane’de iken bir adam geldi, adamın üzerinde bir cübbe vardı, saç ve sakalını da sarıya boyamıştı ve şöyle dedi: “Ey Allah’ın Rasûlü! Ben gördüğün şu şeklimde umre için ihrama girdim” (ne yapmalıyım) dedi. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Cübbeni çıkar, saç ve sakalındaki boyaları yıka. Haccında ne yaparsan umrende de aynısını yap” buyurdu. (Buhârî, Hac: 17; Müslim, Hac: 1)
45- İHRAMLI SÜRME KULLANABİLİR Mİ?
2663- Eban b. Osman (r.a), babasından naklederek şöyle diyor: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “İhramlı kimse başından ve gözünden rahatsız olursa ağrıyan yerine sabır denilen ağrı kesiciden sarsın.” (Müslim, Hac: 12; Buhârî, Hac: 18)
46- İHRAMLI BOYANMIŞ ELBİSE GİYER Mİ?
2664- Cafer b. Muhammed (r.a), babasından şöyle söylediğini naklediyor: Câbir’e giderek, Rasûlullah (s.a.v)’in nasıl haccettiğini sordum. O da şöyle anlattı: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “İşin böyle olacağını bilseydim kurbanı göndermez ve umreye niyetlenirdim. Kimin yanında kurbanı yoksa umresini yapıp ihramdan çıksın.” Ali, Yemenden kurban getirmişti. Rasûlullah (s.a.v)’de onu Medine’den Mekke’ye göndermişti. Bu arada Fatıma boyalı elbiseler giyip sürme çekmiş durumdaydı. Ali, Fatıma’nın bu durumundan hoşlanmadı ve fetva sormak üzere Rasûlullah (s.a.v)’e gitti ve: “Ey Allah’ın Rasûlü! Fatıma boyalı elbiseler giymiş ve sürme çekmiş ve babam böyle emretti diyor” dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v): “Doğru söylemiş, doğru söylemiş, doğru söylemiş ona, Ben emrettim” buyurdu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
47- İHRAMLI KİMSE ÖLÜRSE NASIL KEFENLENİR?
2665- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, bir adam bineğinden düştü ve hemen öldü. Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Onu su ve sidr ile yıkayın, iki parça bezle kefenleyin, başı ve yüzü açıkta kalsın çünkü o kıyamet günü telbiye getirerek diriltilecektir.” (Müslim, Hac: 14; İbn Mâce, Menasik: 89)
2666- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir adam vefat etmişti. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Onu su ve sidr ile yıkayarak elbiseleriyle defnedin, yüzünü ve başını örtmeyin çünkü o kıyamet günü ihramlı vaziyette ve telbiye yaparak haşrolacaktır.” (Müslim, Hac: 14; İbn Mâce, Menasik: 89)
48- HACCI İFRAD
2667- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, “Rasûlullah (s.a.v) ifrad haccı yapmıştı.” (İbn Mâce, Menasik: 37; Muvatta', Hac: 11)
2668- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, “Rasûlullah (s.a.v) hac için ihrama girmişti.” (İbn Mâce, Menasik: 37; Muvatta', Hac: 11)
2669- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Zilhicce hilalinde beş gün kala (yani zilkadenin yirmibeşinde) yola çıktık. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Hac yapmak isteyen hac için umre yapmak isteyende umre için ihrama girsin” buyurdu. (İbn Mâce, Menasik: 41; Ebû Davud, Menasik: 23)
2670- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte yola çıktık, niyetinin hac yapmak olduğunu biliyorduk.” (İbn Mâce, Menasik: 41; Ebû Davud, Menasik: 23)
49- HACCI KIRAN
2671- Ebu Vail (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Subey b. Ma’bed başından geçen bir olayı şöyle anlatıyor: “Ben Hıristiyan bir bedevi idim sonradan Müslüman oldum. Cihada çok düşkündüm. Bana hac ve umrenin farz olduğunu gördüm. Kabilemden Hüreym b. Abdullah denilen bir kimseye bu konuyu sordum. O da: Hac ve umreyi birlikte yap sonra kolayına gelen bir kurbanı kes dedi. Ben de hac ve umre için ihrama girdim. Uzeyb denilen yere gelince Selman b. Rabia ve Zeyd b. Sûhan ile karşılaştım. Benim hac ve umre için ihrama girdiğimi görünce biri diğerine bunun devesi kadar bile anlayışı yok dedi. Bunun üzerine ben hemen Ömer’e gelerek, “Ey Mü’minlerin emiri dedim. Ben Müslüman oldum, cihada karşı da çok düşkünüm kendime hac ve umrenin farz olduğunu görür görmez Hüreym b. Abdullah’a geldim ve hac ve umrenin kendime farz olduğunu söyledim. O da: “Hac ve umreyi ikisini birlikte yap sonra da kolayına gelen bir kurbanı kesiver” dedi. Ben de hac ve umre için ihrama girdim. Uzeyb’e geldiğimde, Selman b. Rabia ve Zeyd b. Sûhan ile karşılaştım, bunlardan biri diğerine: “Bunda devesi kadar bile anlayış yok” dedi diye şikayette bulundum. Bunun üzerine Ömer: “Sen Peygamber (s.a.v)’in yaptığını yapmışsın ve onun yolundasın” dedi. (Ebû Davud, Menasik: 24; İbn Mâce, Menasik: 38)
2672- Şakîk b. Seleme (r.a) Ebu Vail’den naklediyor: “Tağlip kabilesinden Subay b. Ma’bed denilen kimse önceden Hıristiyan’dı sonradan Müslüman oldu. İlk mükellefiyeti hac olmuştu, bu yüzden hac ve umre için ihrama girdi yani hac ve umre her ikisi için ihrama girmişti. Yolda Selman b. Rabia ve Zeyd b. Sûhan’la karşılaştı. Onlardan biri: “Sen devenden daha sapıksın” dedi. Sübey bu söz bana o kadar tesir etti ki, Ömer’e kadar geldim ve durumu ona anlattım. Ömer de: “Sen Peygamberin yaptığını yapmışsın” cevabını verdi. (Ebû Davud, Menasik: 24; İbn Mâce, Menasik: 38)
2673- Mervan b. Hakem (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Osman’ın yanında oturuyordum. Ali’nin hac ve umreyi beraber yaptığını duydu ve: “Biz bundan yasaklanmamış mıydık?” dedi. O da: “Evet” dedi ve: “Ben Rasûlullah (s.a.v)’in ikisini birlikte yaptığını duydum. Senin emrinle Rasûlullah (s.a.v)’in sözünü terk edemem” diye cevap verdi. (Buhârî, Hac: 34; Müsned: 717)
2674- Mervan (r.a)’dan rivâyete göre, Osman Temettü haccı yapmayı yasaklamıştı. Ali’nin hacla umreye birlikte ihrama girip niyet ettiğini görünce: “Benim yasaklamama rağmen sen hacla umreyi beraber mi yapıyorsun” dedi. Bunun üzerine Ali: “İnsanların birinin emriyle Rasûlullah (s.a.v)’in sünnetini terk edemem” diye cevap verdi. (Buhârî, Hac: 34)
2675- Bera (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), Ali’yi Yemen’e vali tayin ettiği zaman ben de yanındaydım. Yemen’den dönünce, Peygamber (s.a.v)’in yanına girdi Ali devamla şöyle anlattı: Rasûlullah (s.a.v)’in huzuruna vardım bana: “Nasıl yaptın?” dedi. Bende “Senin gibi ihrama girdim” dedim. Rasûlullah (s.a.v): “Ben kurbanımı sevkettim ve haccı kırana niyetlendim” buyurdu ve ashabına da şöyle söyledi: “Eğer işlerin böyle olacağını bilseydim sizin gibi yapardım. Fakat ben kurbanı sevkettiğim için kıran haccına niyetlendim.” (Ebû Davud, Menasik: 24)
2676- Imran b. Husayn (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), hacla umreyi birleştirdi. Daha sonra bu uygulamayı yasaklayan bir ayet nazil olmadığı gibi, Rasûlullah (s.a.v)’de vefatından önce böyle bir yasaklama getirmedi. (Ebû Davud, Menasik: 24; İbn Mâce, Menasik: 38)
2677- Imran (r.a), Mutarrıf’den naklediyor: Rasûlullah (s.a.v) hacla umreyi birleştirdi yani Temettü haccı yaptı daha sonra bu uygulamayı yasaklayan bir ayet olmadığı gibi Rasûlullah (s.a.v)’de bu uygulamayı yasak etmedi. Ancak bir kişi bu konuda kendi görüşüne göre uygulama yaptı. (Buhârî, Hac: 36; Müslim, Hac: 23)
2678- Mutarrıf b. Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Imran b. Husayn bana şöyle demişti: “Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte temettu haccı yapmıştık.” (Müslim, Hac: 23; İbn Mâce, Menasik: 40)
2679- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in şöyle dediğini duydum: “Hac ve umreye birlikte niyet ettim, Hac ve umreye birlikte niyet ettim.” (Ebû Davud, Menasik: 24; İbn Mâce, Menasik: 38)
2680- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’i Hac ve umre için ikisini birden niyet ederek ihrama girdiğini duydum. (Ebû Davud, Menasik: 24; İbn Mâce, Menasik: 38)
2681- Bekir b. Abdullah el Müzenî (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Enes’ten işittim şöyle diyordu: “Rasûlullah (s.a.v)’den işittim hac ve umreye birlikte niyet etmişti, bunu İbn Ömer’e anlattım. Bana sadece hac için ihrama gir dedi. Daha sonra Enes’le karşılaştım, ona İbn Ömer’in söylediklerini aktardım. Enes dedi ki: “Siz bizi çocuk mu sanıyorsunuz? Rasûlullah (s.a.v)’in umre ve hacca birlikte niyet ettim dediğini bizzat duydum.” (Buhârî, Hac: 34; Tirmizî, Hac: 10)
50- TEMETTÜ HACCI
2682- Sâlim b. Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, Abdullah b. Ömer şunları anlattı: Rasûlullah (s.a.v), veda haccında hac ve umreye niyet ederek temettü haccı yapmıştı. Beraberinde kurbanını getirmişti. Zülhuleyfe’de umre için ihrama girdi sonra hac için tekrar ihrama girdi. İnsanlar da Rasûlullah (s.a.v) ile beraber hac ve umreye niyet ederek temettü haccı yaptılar. İnsanlardan bir kısmı Rasûlullah (s.a.v) gibi kurbanını sevketti, kimisi de sevketmedi. Rasûlullah (s.a.v), Mekke’ye gelince insanlara şöyle dedi: “İçinizden kim kurbanını önceden göndermişse haccını bitirinceye kadar ihramlıya haram olan şeyler (kendisine) haramdır. Kim de kurbanını göndermemiş ise Kâbe’yi tavaf etsin, Safa ile Merve arasında Sa’y etsin, başını traş etsin ve ihramdan çıksınlar sonra hac için tekrar ihrama girerek kurbanlarını göndersinler. Kim de kurban bulamaz ise üç gün hacta yedi günde memleketlerine dönünce oruç tutsunlar.”
Rasûlullah (s.a.v) Mekke’ye gelince tavafını yaptı ilk olarak Hacer’ül-Esvedi istilâm etti. Daha sonra yedi şavtın üçünü hızlıca koşarak, diğer dördünü de normal bir şekilde tamamladı. Böylece tavafını bitirince Makamı İbrahim’de iki rekat namaz kılarak selâm verdi. Sonra safa tepesine gelerek Safa ile Merve arasında yedi sefer koştu. Daha sonra haccını yapıp kurbanını kesinceye kadar ihramlıya haram olan her şeye dikkat etti. Tavafı ifadayı yaparak ihramdan çıktı ve haram olan şeyler helâl olmuş oldu. Müslümanlardan da daha önce Mekke’ye hedy gönderenler de Peygamber (s.a.v)’in yaptığını yaptılar. (Buhârî, Hac: 37; Müslim, Hac: 24)
2683- Abdurrahman b. Harmele (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Said b. Müseyyeb’ten işittim şöyle diyordu: “Ali ve Osman hac için beraberlerdi. Yolda bir konaklama yerinde Osman hac ile umrenin birlikte yapılmasını yasakladı. Ali onun yola çıktığını gördüğünüz zaman siz de çıkın dedi. Ali ve arkadaşları umre için ihrama girdiler Osman da onları engellemedi. Bunun üzerine Ali: “Temettü haccının yapılabileceği konusunda Rasûlullah (s.a.v)’in uygulaması sana haber verilmedi mi?” dedi. Osman: “Evet haberim var” dedi. Bu sefer Ali: “Rasûlullah (s.a.v)’in temettü haccı yaptığını duymadın mı?” dedi. Osman da: “Evet duydum” dedi. (Müslim, Hac: 23; Buhârî, Hac: 37)
2684- Nevfel b. Haris b. Abdulmuttalip (r.a) şöyle anlatır: Sa’d b. Ebî Vakkas ile Dahhak b. Kays’ın, Muaviye b. ebu Süfyan ile haccettiği sene yapılan temettü haccı konusunda şöyle der: Dahhak Sa’de: “Bu şekilde Allah’ın emirlerini bilmeyenler yapar” dedi. Sa’d: “İyi konuşmadın ey kardeşimin oğlu” deyince, Dahhak şöyle dedi: “Ömer temettü haccını yasak etti.” Bunun üzerine Sa’d: “Rasûlullah (s.a.v) böyle yaptı, biz de aynısını yapmıştık” diye cevap verdi. (Müslim, Hac: 23; Muvatta', Hac: 17)
2685- İbrahim b. Ebu Musa (r.a) anlatıyor: Ebu Musa’da temettü haccının yapılabileceğine fetva verirdi. Bir adam kendisine: “Ağır ol! Halife’nin bu konudaki yeni emirlerini sen herhalde bilmiyorsun” dedi. Hemen giderek Ömer’i buldum ve durumu ondan sordum. Ömer şöyle dedi: “Peygamber (s.a.v)’in böyle yaptığını biliyorum fakat erak denilen yerde insanların hanımlarıyla beraber olduktan sonra saçlarından sular damlayarak hacca gitmelerini hoş bulmuyorum” diye cevap verdi. (Müslim, Hac: 23; Tirmizî, Hac: 12)
2686- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ömer’in şöyle dediğini duydum: “Ben Umre ile haccın birleştirilmesini yani Temettu haccını yasakladım. Her ne kadar Rasûlullah (s.a.v)’in yaptığını ve Allah’ın Kitab’ında olduğunu bilmeme rağmen” (Bazı maslahatlardan dolayı yasaklamıştı.) (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
2687- Tavus (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Muaviye, İbn Abbas’a: “Merve’de Peygamber (s.a.v)’in saçlarını kısalttığımı bilmiyor musun?” dedi. İbn Abbas: “Hayır” diye cevap verdi. Başka bir zaman İbn Abbas şöyle demiştir: “Bu Muaviye, Peygamber (s.a.v)’in temettu haccını yaptığını bilmesine rağmen yasaklamıştır.” (Buhârî, Hac: 128; Tirmizî, Hac: 74)
2688- Ebu Musa (r.a) anlatıyor: Rasûlullah (s.a.v), Bahta da iken yanına vardım, “İhrama nasıl girdin?” diye sordu. “Rasûlullah (s.a.v)’in girdiği gibi” diye cevap verdim. “Kurbanı sevkettin mi?” dedi. “Hayır” dedim. “Öyleyse Kâbe’yi tavaf et. Safa ile Merve arasında sa’y yap sonra da ihramdan çık” buyurdu. Ben de: “Kâbe’yi tavaf edip, Safa ile Merve arasında da sa’y ettikten sonra kabilemden bir kadına uğradım. O da saçlarımı düzeltip taradıktan sonra başımı yıkayıverdi. Ben daha sonraları Ebu Bekir ve Ömer’in halifeliği zamanında bu konuda Peygamber (s.a.v)’den duyduğuma göre, fetva veriyordum. Yine bir hac mevsindeydi adamın biri bana; “Halifenin hac konusundaki yeni emrini bilmiyorsun galiba” dedi. Ben de insanlara: “Ey İnsanlar, benim size hac konusunda söylediklerimi yapmakta acele etmeyin. Şimdi halife gelecek onun söylediklerini yapın” dedim. Halife gelince: “Ey Mü’minlerin emiri! Hac konusundaki yeni emriniz nedir?” diye sordum. Ömer şöyle dedi: “Eğer Allah’ın Kitab’ına bakarsak Allah orada: “Hac ve Umrenizi Allah için tamamlayın” buyurmakta, Peygamber (s.a.v)’in sünnetine bakarsak Peygamber (s.a.v): “Kurban kesinceye kadar ihramlıya haram olan hiçbir şeyi yapmamıştır.” (Buhârî, Hac: 32; İbn Mâce, Menasik: 40)
2689- Mutarrif (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: İmran b. Husayn bana: “Rasûlullah (s.a.v), hac ile umreyi birleştirip temettu haccı yapmıştı. Biz de onunla birlikte temettu haccı yapmıştık. Ancak bir kişi var ki kendi görüşünü uygulamaktadır” dedi. (Buhârî, Hac: 36; Müslim, Hac: 23)
51- İHRAMA GİRERKEN BESMELE ÇEKMEK
2690- Cafer b. Muhammed (r.a) babasından naklediyor ve şöyle diyor: Câbir b. Abdullah’a giderek, Rasûlullah (s.a.v)’in nasıl hac yaptığını sorduk. O da şöyle anlattı: “Rasûlullah (s.a.v) Medine’de dokuz sene kaldıktan sonra Müslümanlara hacca gideceğini ilân ettirdi. Bu yüzden peygamberle hacca gitmek üzere çevreden pek çok kişi Medine’ye gelmişti. Böylece Rasûlullah (s.a.v)’e uyacak ve onun yaptıklarını yapacaklardı. Rasûlullah (s.a.v) zilkade ayının bitmesine beş gün kala yola çıktı. Biz de onunla beraber çıktık. Câbir diyor ki: Rasûlullah (s.a.v) aramızda iken ona Kur’an iniyor o da onun yorum ve sonuçlarını biliyordu. O ne yapıyorsa biz de aynen yapıyorduk. Yola çıkarken niyetimiz sadece hac yapmaktı.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
2691- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Hac yapmak için yola çıkmıştık, Serif denilen yere gelince ben hayız görmeye başladım. Ben ağlarken Rasûlullah (s.a.v) yanıma girdi ve “Hayız mı oldun?” dedi. Ben de: “Evet” dedim. Bunun üzerine: “Bu hayız görme hali Allah’ın ademin kızları için takdir ettiği bir özelliktir. Bu sebeple ihramlının yaptığı her şeyi yap sadece tavafı yapma” buyurdu. (Müslim, Hac: 17; İbn Mâce, Menasik: 36)
52- İHRAMA GİREN NİYETİNİ BELİRTMELİ Mİ?
2692- Tarık b. Şihab (r.a), Ebu Musa’dan naklediyor. Yemen’den yeni gelmiştim. Rasûlullah (s.a.v) hac için çıktığı yolculukta Batha’da konaklamıştı. Bana: “Hac için niyet ettin mi?” diye sordu. Ben de: “Evet” dedim. “Nasıl niyet ettin?” buyurdu. Ben de: “Rasûlullah (s.a.v) ne için ihrama girdiyse ben de onun için ihrama girip niyet ettim” dedim. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kâbe’yi tavaf et, Safa ile Merve arasında sa’y ettikten sonra ihramdan çık.” Dediklerini yaptım, bir kadına uğradım saçlarımı düzeltip tarayıverdi. Ömer’in halifeliği zamanına kadar bana hacla alakalı sorulan sorulara bu şekilde cevap veriyordum. Ömer zamanında adamın biri bana: “Ey Ebu Musa! Bu konularda biraz ağır ol bakalım. Sen hac konusunda halifenin yeni emirlerini herhalde bilmiyorsun” dedi. Ebu Musa diyor ki: “Benim size hacla ilgili söylediklerimi uygulamakta acele etmeyiniz. Şimdi halife gelecek onun söylediklerine uyunuz” dedim. Ömer gelerek şöyle dedi: “Eğer Allah’ın Kitab’ına bakarsak hac ve umrenin tamamlanmasını emrediyor. Peygamber (s.a.v)’in sünnetini alırsak Peygamber (s.a.v), sevkettiği kurban yerine varıncaya kadar ihramdan çıkmıyordu.” (Buhârî, Hac: 32; Müslim, Hac: 22)
2693- Cafer b. Muhammed (r.a) babasından şöyle aktarıyor: Câbir b. Abdullah’a giderek Rasûlullah (s.a.v)’in nasıl hac yaptığını sorduk, şöyle anlattı: “Ali Yemen’den kurbanlık bir hayvan getirmişti. Rasûlullah (s.a.v) onu Medine’den hediye olarak gönderdi.” Bu sırada Ali’ye: “Nasıl niyet ederek ihrama girdin?” diye sordu: Ali’de: “Rasûlullah (s.a.v) ne niyetle girdiyse ben de o niyetle girdim” diye cevap verdi ve yanımda da kurbanım var. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v): “Öyleyse ihramdan çıkma” buyurdu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
2694- Câbir (r.a)’den rivâyete göre: Ali, vergi toplama görevinden dönmüştü. Rasûlullah (s.a.v) ona: “Ey Ali! Hangi niyetle ihrama girdin?” diye sordu. “Peygamber (s.a.v)’in girdiği niyetle girdim” diye cevap verdi. “Öyleyse kurban gönder ve ihramlı olarak böylece kal.” Ali’de böylece kurbanını gönderdi. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
2695- Ebu İshak (r.a), Bera’dan naklederek şöyle diyor: Rasûlullah (s.a.v), Ali’yi Yemen’e emir tayin ettiği zaman bende vardım. Ondan sonra pek çok mal varlığına sahip oldum. Ali, Yemen’den dönünce olanları şöyle anlattı: “Gelince baktım ki Fatıma evin her yanına güzel kokular püskürtmüş hemen onun üzerine yürüdüm.” O da: “Sana ne oluyor? Rasûlullah (s.a.v) asabına böyle yapmalarını emretti onlar da böyle yaparak ihramdan çıktılar diyerek bana çıkıştı.” Ben de Rasûlullah (s.a.v)’in niyetiyle niyetlenip ihrama girdim diyerek, Rasûlullah (s.a.v)’in yanına geldim. Bana: “Ne diye niyet etmiştin?” dedi. Ben de: “Sen ne diye niyet ettinse ben de aynı şekilde niyet ettim” dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Öyleyse ben hedy sevkettim ve haccı kırana niyet ettim.” (Ebû Davud, Menasik: 24)
53- UMRE NİYETİYLE İHRAMA GİRİLİRSE HAC YAPILIR MI?
2696- Nafi (r.a) anlatıyor, Haccac’ın Mekke’de İbn-üz Zübeyr’i kuşattığı zaman İbn Ömer hac yapmak istedi. Bunun üzerine kendisine: “Onlar orada savaş yapıyorlar senin hac yapmana engel olmalarından korkarım” dedim. O da şu cevabı verdi: “Allah’ın Rasûlünde sizin için güzel örneklik vardır. Allah’ın Rasûlü ne yapmışsa bizde onu yaparız, umre yapacağıma sizi şahit tutuyorum.” Daha sonra da yola çıktı. Beyda sırtlarına gelince; Hac ta umrede aynı şeydir dolayısıyla hacla umreyi birlikte yapacağım dedi ve Kudeyd’ten satın aldığı kurbanı Mekke’ye gönderdi. Kendisi de umre ve hac yapmak için ihrama girerek yola çıktı. Mekke’ye gelince, Kâbe’yi tavaf etti. Safa ile Merve arasında da sa’y ettikten sonra başka bir şey yapmadı. Ne kurban kesti ne de traş oldu ne de saçlarını kısalttı. Bayram gününe kadar ihramlıya haram olan hiçbir şeyi yapmadı. Bayram günü kurbanını kesti, traş oldu haccın ve umrenin tavafını bir sefer de yaptı. İbn Ömer şöyle dedi: “Rasûlullah (s.a.v)’de böyle yapmıştı.” (Muvatta', Hac: 12; Ebû Davud, Menasik: 24)
54- TELBİYE NASIL YAPILIR?
2697- Sâlim babasından, şöyle haber vermektedir: Rasûlullah (s.a.v) ihrama girince: “Emrine hazırım Ey Allah’ım! Emrine hazırım senin hiçbir ortağın yoktur. Emret emrine hazırım. Eksiksiz tüm övgüler Sana mahsustur. Her türlü nimetleri veren de sensin. Saltanat ve otorite Sana aittir. Senin ortağın yoktur.” dediğini duydum. Abdullah b. Ömer şöyle diyordu: “Rasûlullah (s.a.v), Zülhuleyfe de iki rekat namaz kıldı. Sonra devesi üzerinde Zülhuleyfe mescidi yanında yukarıdaki şekilde telbiyede bulunarak ihrama girdi. (Müslim, Hac: 3; Ebû Davud, Menasik: 27)
2698- Abdullah b. Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle telbiye getirirdi: “Emrine hazırım ey Allah’ım, emrine hazırım. Emrine hazırım senin hiçbir ortağın yoktur. Emrine hazırım. Tüm eksiksiz övgüler Sana mahsustur. Her türlü nimetleri veren de sensin saltanat ve otorite Sana aittir. Senin hiçbir ortağın yoktur.” (Buhârî, Hac: 26; Tirmizî, Hac: 13)
2699- Abdullah b. Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v)’in telbiyesi şöyledir dedi: “Emrine hazırım Allah’ım, emrine hazırım. Emrine hazırım senin ortağın yoktur. Emrine hazırım. Tüm eksiksiz övgüler Sana aittir. Tüm nimetler de sendendir. Tüm saltanat ve otorite Sana aittir. Senin hiçbir ortağın yoktur.” (Buhârî, Hac: 26; Tirmizî, Hac: 13)
2700- Abdullah b. Ömer (r.a), babasından aktararak şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in telbiyesi şöyleydi: “Emrine hazırım Allah’ım, emrine hazırım. Emrine hazırım senin hiçbir ortağın yoktur. Emrine hazırım. Tüm eksiksiz övgüler Sana mahsustur. Tüm nimetler de sendendir. Saltanat ve otorite de Sana mahsustur.” İbn Ömer şu ilaveyi yapmıştır: “Emret daima emrine hazırım senden mutluluklar dilerim. Hayırları veren sensin. İstekler ancak senden istenir kulluk ta ancak Sana yapılır.” (Buhârî, Hac: 26; Tirmizî, Hac: 13)
2701- Abdullah b. Mes’ud (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in telbiyesi şöyle idi: “Emrine hazırım Allah’ım! Emrine hazırım. Emrine hazırım! Senin hiçbir ortağın yoktur. Emrine hazırım, tüm eksiksiz övgüler Sana mahsustur. Tüm nimetleri veren de sensin.” (Müsned: 3702)
2702- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in telbiyede bulunurken şöyle de demişti: “Emret emrine hazırım ey gerçek ilâh…” (İbn Mâce, Menasik: 15; Müsned: 5783)
55- TELBİYEYİ YÜKSEK SESLE YAPMAK
2703- Hallad b. Saib (r.a) babasından Rasûlullah (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu naklediyor: “Bana Cebrail geldi ve dedi ki: “Ey Muhammed, ashabına telbiye getirirlerken seslerini yükseltmelerini emret” buyurdu. (Tirmizî, Hac: 14; İbn Mâce, Hac: 4)
56- İHRAMA GİRİŞTE YAPILAN İŞLER
2704- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, “Rasûlullah (s.a.v), namazdan sonra ihrama girdi ve telbiyeye başladı.” (Tirmizî, Hac: 14; Müslim, Hac: 3)
2705- Enes (r.a)’ten rivâyete göre: “Rasûlullah (s.a.v) Beyda’da öğle namazını kıldıktan sonra binitine binip Beyda dağına tırmandı, öğleyi kıldıktan sonra hac ve umre için ihrama girdi.” (Ebû Davud, Menasik: 24; Dârimi, Hac: 13)
2706- Câbir (r.a), Rasûlullah (s.a.v)’in haccıyla ilgili şunları anlattı: “Zülhuleyfe’ye gelince namaz kıldı. Beyda denilen yere gelinceye Kadar da hiç konuşmadı.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
2707- Sâlim (r.a), babasından işittiğine göre, şöyle diyordu: “Beyda daki şu halinizle Peygamber (s.a.v)’i yalanlıyorsunuz; Rasûlullah (s.a.v) Zülhuleyfe dışında hiçbir yerde ihrama girmezdi.” (Müslim, Hac: 2; Ebû Davud, Menasik: 9)
2708- Abdullah b. Ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’i Zülhuleyfede devesine binerken gördüm, devesi kalkarken telbiye getirmeye başlamıştı. (Müslim, Hac: 2; Ebû Davud, Menasik: 9)
2709- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) devesinin üzerine binerken telbiye getirmeye başlamıştı. (Müslim, Hac: 2; Ebû Davud, Menasik: 9)
2710- Ubeyd b. Cüreyc (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: İbn Ömer’e dedim ki deveyi seni kaldırıp yola devam edeceğin sırada ihrama girip telbiyede bulunurken gördüm. O da: “Rasûlullah (s.a.v)’de kendisi deve üzerinde doğrulup devesi ayaklandığı sırada telbiyede bulunduğunu gördüm” cevabını verdi. (Müslim, Hac: 2; Ebû Davud, Menasik: 9)
57- LOHUSA KADINLAR NASIL İHRAMA GİRERLER
2711- Câbir b. Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), dokuz yıl boyunca hiç haccetmemişti, o sene hac yapacağını Müslümanlara ilân ettirmişti. Binitli ve yaya olarak gücü yeten herkes Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte hac yapmak için Medine’ye akın edip, Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte hac yolculuğuna çıktılar. Zülhuleyfe’ye gelince Umeysin kızı Esma, Muhammed b. Ebî Bekri dünyaya getirdi. Esma Rasûlullah (s.a.v)’i haberdar etti. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Gusül yap; tenasül organına bir bez parçası koy ve ihrama gir.” O da öylece yaptı. (Müslim, Hac: 16; İbn Mâce, Menasik: 12)
2712- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Umeys’in kızı Esma, Muhammed b. Ebî Bekir’i dünyaya getirmişti. Esma, durumu Rasûlullah (s.a.v)’e bildirip ne yapacağını sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Gusletmesini ve tenasül organına bez parçası koymasını ve ihrama girmesini emretti.” (Müslim, Hac: 15; İbn Mâce, Menasik: 12)
58- HAC İÇİN TAVAF YAPAMADAN HAYIZ GÖREN NE YAPAR?
2713- Câbir b. Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) ile beraber ifrad haccı için ihramlı olarak bulunuyorduk. Aişe ise umre için ihrama girmişti. Serif denilen yere gelince Aişe aybaşı olmuştu. Hep beraber Mekke’ye gelince Kâbe’yi tavaf ettik, Safa ile Merve arasında sa’y ettik. Rasûlullah (s.a.v): “Yanında kurbanı olmayanlar ihramdan çıksınlar” diye emir buyurdu. “Hangi ihramdan” dedik. O da: “Hepsinden” buyurdu. Biz de bu emir üzerine kadınlarımızla beraber olduk, güzel kokular süründük, elbiselerimizi giydik. Arafat’a çıkılmaya sadece dört gece kalmıştı. Terviye günü (zilhiccenin 8. günü) tekrar ihrama girdik. Rasûlullah (s.a.v), bir ara Aişe’nin yanına girmişti. Onu ağlar vaziyette buldu ve: “Ne oldu” diye sordu. O da: “Aybaşı oldum herkes ihramdan çıktı ben çıkamadım, tavafımı yapamadım şu anda herkes hac yapmaya gidiyor…” diye cevap verdi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bu hayız olma hali Allah’ın Adem kızları için taktir ettiği bir özelliktir. Hemen guslet ve hac için ihrama gir.” Aişe aynen yaptı vakfelerde durdu temizlenince de Kâbe’yi tavaf etti. Safa ve Merve arasında da sa’y etti. Bütün bunlardan sonra Peygamber (s.a.v) ona: “Haccın da umrende bitti” buyurdu. Aişe: “Ey Allah’ın Rasûlü! Hac yapıncaya kadar Kâbe’yi tavaf etmediğim için kendimde bir eksiklik duyuyorum” dedi. Rasûlullah (s.a.v)’de Ebu Abdurrahman’a: “Mina’dan dönülen gece Tenim’den ihrama girdir ve umre yaptır” buyurdu. Bu olay Mina’dan inip muhassab denilen yerde geceledikleri zaman olmuştu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
2714- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte veda haccı için yola çıkmıştık. Umre için ihrama girdik. Sonra Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kimin yanında kurbanlık hayvanı varsa umre ve hac için ihrama beraber girsin sonra ikisini de bitirinceye kadar ihramdan çıkmasın.” Mekke’ye geldiğimizde ben hayız olmuştum. Ne tavaf yapabildim ne de Safa ile Merve arasında sa’y edebildim. Durumu Rasûlullah (s.a.v)’e şikayet ettim. Şöyle buyurdu: “Saç örgülerini çöz tara hac için ihrama gir umreyi bırak.” Dediklerini yaptım, hac işini bitirdikten sonra Peygamber (s.a.v), beni Abdurrahman b. Ebu Bekir’le birlikte Ten’im denilen yere gönderdi. Ben oradan umre yaptım. Abdurrahman bana: “Bu senin yapmadığın umre yerinedir” dedi. Daha sonra umre için ihrama girenler umre yapmak için Kâbe’yi tavaf ettiler, Safa ve Merve arasında da sa’yettiler sonra ihramdan çıktılar. Sonra Mina’dan dönünce hac için tavaf yaptılar, hac ve umre için birlikte ihrama girenler sadece bir tavaf yaptılar. (Müslim, Hac: 17; Ebû Davud, Menasik: 23)
59- HAC YAPACAK KİMSE ŞARTLI NİYET EDEBİLİR Mİ?
2715- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Dubaa haccetmek istedi. Rasûlullah (s.a.v)’de ona şart koşmasını emretti. O da Rasûlullah (s.a.v)’in emrini aynen yaparak yerine getirdi. (Müslim, Hac: 15; İbn Mâce, Menasik: 24)
60- HACCA GİDECEK KİMSE BİR HASTALIĞINDAN DOLAYI YOLDA ENGEL ÇIKACAĞINI TAHMİN EDERSE NASIL NİYET EDER?
2716- Hilal b. Habbab (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Said b. Cübeyre hac için şart koşanın nasıl şart koşacağını sordum?” O da şöyle dedi: “Şart insanlar arasında olur.” Ben de ona İkrime’nin olayını anlattım, o da bana İbn Abbas (r.a)’tan naklederek şu olayı anlattı: “Dubaa binti ez Zübeyr b. Abdülmuttalib, Peygamber (s.a.v)’e gelerek şöyle dedi: “Ey Allah’ın Rasûlü! Ben hac yapmak istiyorum nasıl niyet edeyim?” Rasûlullah (s.a.v)’de şöyle buyurdu: “Emrine hazırım Allah’ım emrine hazırım.” İhramdan çıkacağım yer hac yapmama engelin çıktığı herhangi bir yerdir. Rabbin için böyle bir şart koşman senin için iyidir. (Müslim, Hac: 15; İbn Mâce, Menasik: 24)
2717- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Zübeyr’in kızı Dubaa Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek: “Ey Allah’ın Rasûlü! Çok şişman ve devamlı hasta olan bir kimseyim. Hac yapmak istiyorum nasıl niyet etmeliyim?” Rasûlullah (s.a.v)’de şöyle buyurdu: “Niyetinde şöyle şart koşarsın. “Hac için ihrama girip niyet ediyorum ihramdan çıkacağım yer, hastalığım dolayısıyla senin beni alıkoyacağın yerdir.” (Müslim, Hac: 15; İbn Mâce, Menasik: 24)
2718- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) Dubaa’nın yanına girdi. Dubaa dedi ki: “Ey Allah’ın Rasûlü! Benim hastalık ve şikayetlerim var hac yapmak ta istiyorum, bu durumda ne yapmalı nasıl niyet etmeliyim?” Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Haccetmeye niyet et ve şart koş ve şöyle söyle: “İhramdan çıkacağım yer hastalığım dolayısıyla Senin beni alıkoyacağın yerdir.” (Müslim, Hac: 15; İbn Mâce, Menasik: 24)
61- NİYET EDERKEN ŞART KOŞMAYAN KİMSENİN HAC YAPMASINA BİR ENGEL ÇIKARSA NE YAPAR?
2719- Sâlim (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: İbn Ömer, hacta şart koşmayı kabul etmeyerek şöyle derdi: “Rasûlullah (s.a.v)’in sünneti size yetmiyor mu? Eğer sizden birinizin hac yapmasına bir engel çıkarsa, Kâbe’yi tavaf edip Safa ile Merve arasında sa’y eder ve ertesi sene tekrar hac yapıncaya kadar ihramdan çıkar kurbanı varsa gönderir yoksa yerine tutulması gereken orucu tutar.” (İbn Mâce, Menasik: 85; Müslim, Hac: 15)
2720- Sâlim (r.a)’in babası hac konusunda şartlı niyet etmeyi hoş karşılamayarak şöyle derdi: “Peygamber (s.a.v)’in bu konudaki uygulaması size yeterlidir. Çünkü O yapacağı hacta çıkacak engele karşı bir şart ileri sürmemişti. Sizden birinizin hac yapmasına bir engel çıkarsa Kâbe’ye gelip onu tavaf etsin, Safa ile Merve arasında Sa’y ettikten sonra saçını traş edip kısaltsın ve ihramdan çıksın haccını da bir sonraki yıl yapsın.” (İbn Mâce, Menasik: 85; Müslim, Hac: 15)
62- KURBANLIK HAYVANLARA İŞARET KONULMASI
2721- Misver b. Mahreme (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), Hudeybiye olayı günü binden fazla kişiyle Mekke’ye doğru yola çıkmıştı. Zülhuleyfe’ye geldiklerinde yanlarında getirdikleri kurbanları işaretleyip boyunlarına gerdanlık taktılar ve umre için ihrama girdiler. (Buhârî, Hac: 107)
2722- Aişe (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) kurbanlık develerine işaret koymuştu. (Buhârî, Hac: 107)
63- KURBANLIK HAYVANLARIN HANGİ TARAFINA İŞARET KONUR?
2723- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), kurban için ayırdığı develerin hörgüçlerinin sağ taraflarını bıçakla biraz keserek kan akıttı ve o kanı da parmağıyla dağıtarak kurbanlık olduğu işaretini verdi. (Buhârî, Hac: 107; İbn Mâce, Menasik: 96)
64- KURBANLIK İŞARETİ YAPILAN KANIN KURBAN İŞARETİ OLDUĞU BELİRTİLMELİ
2724- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) Zülhuleyfe’ye gelince hedy için bir deve ayrılmasını ve devenin hörgücünün sağ tarafına kurban olduğunu belirtecek bir işaret (yani kesilip kan akıtılmasını) ve o kanın kurban olduğu işareti olarak kalmasını emretti ve yine kurbanlık olduğu bilinsin diye devenin boynuna gerdanlık gibi iki ayakkabı bağladı ve Beyda denilen yere gelince de ihrama girdi. (Tirmizî, Hac: 67)
65- KURBANLIK HAYVANLARIN BOYUNLARINA TAKILACAK İŞARET İPİ ÖZEL YAPILIR MIYDI?
2725- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), Medine’den kurbanlık hayvan gönderdi. Ben de bu hayvanın kurbanlık olduğunu bildiren ve boynuna gerdanlık gibi takılacak olan ipi bükerek hazırlardım. O da ihramsız kimseler ne yaparsa aynen öyle yapardı. (Buhârî, Hac: 108; İbn Mâce, Menasik: 94)
2726- Aişe (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ben, Rasûlullah (s.a.v)’in kurban olarak göndereceği hayvanların boyunlarına takılacak gerdanlık ipleri bükerek hazırlardım, Rasûlullah (s.a.v)’de o kurbanlar yerine ulaşmadığı sürece ihramsız kimseler gibi davranırdı. (Buhârî, Hac: 108; İbn Mâce, Menasik: 94)
2727- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ben Rasûlullah (s.a.v)’in kurban olacak hayvanların boyuna takılacak gerdanlık iplerini büker hazırlardım. Rasûlullah (s.a.v)’de ihrama girmez beklerdi. (Buhârî, Hac: 108; İbn Mâce, Menasik: 94)
2728- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in kurbanlıkları için gerdanlık iplerini büker hazırlardım. O ipleri hayvanların boynuna takar ve hayvanları Mekke’ye gönderirdi sonra da ihramlı kişiler gibi davranmazdı. (Buhârî, Hac: 108; İbn Mâce, Menasik: 94)
2729- Yine Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in kurban olarak ayırdığı koyuna işaret için boynuna takılacak ipi büküp hazırladığımı bilirim. Kendisi de ihramsız vaziyette beklerdi. (Buhârî, Hac: 108; İbn Mâce, Menasik: 94)
66- GERDANLIK İPLER NEDEN YAPILMIŞTI?
2730- Mü’minlerin annesi Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Kurbanlık hayvanlara işaret için büktüğümüz ipleri elimizde bulunan yünlerden bükerdim Peygamber (s.a.v)’de aramızdaydı, hanımlarına helâl olan her şeyi ve bir erkeğin hanımına davranacağı her davranışı bize yapardı.” (Buhârî, Hac: 108; İbn Mâce, Menasik: 94)
67- KURBANLIK HAYVAN MUTLAKA BELİRTİLMELİ Mİ?
2731- Peygamber (s.a.v)’in hanımlarından Hafsa (r.anha) naklediyor: Hafsa, Peygamber (s.a.v)’e: “Ey Allah’ın Rasûlü! Ne oluyor bu insanlara! Sen henüz umre ihramından çıkmamış iken onlar çıkmış!” Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ben saçlarımı uzun süre ihramda kalacağım için bakımı zor olmasın, toz toprak ve böceklere yer olmasın diye keçeleştirdim. Kurbanımı da işaretleyip belirledim, onun için kurban kesinceye kadar ihramdan çıkmayacağım.” (Buhârî, Hac: 34; Müslim, Hac: 25)
2732- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) Zülhuleyfe’ye gelince kurbanlık devesinin hörgücünün sağ tarafını keserek işaretledi sonra oradaki kanı giderdi ve hayvanın boynuna kurbanlık olduğu bilinsin diye ayakkabı bağladı. Sonra devesine binerek yola koyuldu. Beyda denilen yere gelince telbiye getirerek ihrama girdi, öğle vakti hac yapmak üzere niyet etti. (İbn Mâce, Menasik: 96; Dârimi, Hac: 68)
68- KURBAN OLACAK DEVELER DE İŞARETLENİR
2733- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in kurbanlık olarak ayırdığı develere gerdanlık olarak bağlıyacağı ipleri elimle bükmüştüm. Rasûlullah (s.a.v) onları develerin boyunlarına taktı ayrıca bir işaret daha yaparak Kâbe’ye yöneltip gönderdi. İhrama girip kendisine helâl olan şeyleri de haram kılmadı. (Buhârî, Hac: 108; İbn Mâce, Menasik: 94)
2734- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in kurbanlık için ayırdığı develerin boynuna takacağı ipleri bizzat ben elimle büktüm. Sonra Rasûlullah (s.a.v) kendisine hiçbir şeyi haram kılmadı ve elbiselerini de çıkarmadı. (İbn Mâce, Menasik: 94)
69- KURBANLIK KOYUNLARA DA İŞARET OLARAK GERDANLIK TAKILIR
2735- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in kurban olarak ayırdığı koyunların boyunlarına takılacak ipleri elimle ben bükerdim. (İbn Mâce, Menasik: 94; Buhârî, Hac: 108)
2736- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) kurbanlık koyun gönderdiği de olurdu. (İbn Mâce, Menasik: 94; Buhârî, Hac: 108)
2737- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) bir defasında kurbanlık olarak koyun göndermiş ve boynuna da işaret olarak bükülmüş ipten gerdanlık takmıştı. (İbn Mâce, Menasik: 94; Buhârî, Hac: 108)
2738- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in kurbanlık olarak gönderdiği koyunların boynuna takılacak ipi ben elimle bükerdim. Peygamber (s.a.v) onları gönderdikten sonra hemen ihrama girmezdi. (İbn Mâce, Menasik: 94; Buhârî, Hac: 108)
2739- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in kurbanlık olarak gönderdiği koyunların boynuna takılacak ipi ben elimle bükerdim. Peygamber (s.a.v) onları gönderdikten sonra hemen ihrama girmezdi. (İbn Mâce, Menasik: 94; Buhârî, Hac: 108)
2740- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Kurban olarak gönderilecek koyuna biz ipten gerdanlık takardık. Rasûlullah (s.a.v)’de onu ihrama girmeksizin Mekke’ye sevk ederdi. (İbn Mâce, Menasik: 94; Buhârî, Hac: 108)
70- KURBANLIK OLDUĞU BELİRTİLMEK İÇİN AYAKKABI DA TAKILIR
2741- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) Zülhuleyfe’ye gelince kurbanlık devesinin hörgücünün sağ tarafını keserek işaret yaptı. Sonra oradan akan kanı durdurdu sonrada kurbanlık belirtisi olarak devenin boynuna iki ayakkabı taktı sonra kendi devesine bindi, Beyda denilen yere geldiğinde öğle vakti hac için ihrama girdi ve hac için telbiyeye başladı. (İbn Mâce, Menasik: 96; Müsned: 14249)
71- KURBANLIK GÖNDEREN KİMSE HEMEN İHRAMA GİRER Mİ?
2742- Câbir (r.a)’den rivâyete göre: Ashab, Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte Medinede bulunuyordu. Rasûlullah (s.a.v), kurbanlık hayvanı gönderdi Bunun üzerine dileyen ihrama girdi dileyen girmedi. (Buhârî, Hac: 108; Tirmizî, Hac: 68)
72- KURBANLIK GÖNDERİLİNCE İHRAMA GİRİLMESE DE OLUR MU?
2743- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in Mekke’ye kurbanlık olarak göndereceği hayvanların boynuna takılacak gerdanlık ipini ben elimle bükerdim. Rasûlullah (s.a.v)’de onları kendi eliyle kurbanlıklara takar sonra onları babamla gönderirdi. Kurbanı kesinceye kadar Allah’ın kendisine helâl kıldığı şeyleri de haram kılmazdı. (yani ihrama girmezdi) (İbn Mâce, Menasik: 96; Buhârî, Hac: 108)
2744- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in kurbanlık göndereceği hayvanın boynuna takacağı ipi ben elimle bükerdim. Bu işaret hayvana takıldıktan sonra ihramlının sakındığı şeylerden sakınmazdı yani ihrama girmezdi. (İbn Mâce, Menasik: 96; Buhârî, Hac: 108)
2745- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in kurbanlık göndereceği hayvanların boynuna takılacak işaretlik ipleri ben elimle bükerdim. Bu ipi kurbanlığına taktıktan sonra hiçbir şeyi yapmaktan sakınmazdı Kâbe’yi tavafı olmasa hac yaptığını da bilmezdik. (İbn Mâce, Menasik: 96; Buhârî, Hac: 108)
2746- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in kurbanlık göndereceği hayvanlara takacağı gerdanlığı ben elimle bükerdim. Rasûlullah (s.a.v) kurbanlığını gerdanlığı takılmış durumda yola çıkarır ve kendisi de meşru olan her şeyi yapardı hatta hanımlarıyla yatmayı bile ihmal etmezdi. (İbn Mâce, Menasik: 96; Buhârî, Hac: 108)
2747- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in koyununu kurban olarak Mekke’ye gönderdiğini ve onun ipini benim büktüğümü hatırlarım ip takıldıktan sonra hayvanı gönderir kendisi de ihrama girmeden aramızda kalırdı. (Buhârî, Hac: 108; İbn Mâce, Menasik: 194)
73- KURBANLIK ÖNCEDEN Mİ GÖNDERİLİR?
2748- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) hac yaptığında kurbanlık hayvanını önceden Mekke’ye göndermişti. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
74- KURBAN OLACAK DEVEYE BİNMEK CAİZ MİDİR?
2749- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) bir adamın devesini Mekke’ye gönderdiğini (ve kendisinin de yaya olarak yürüdüğünü) gördü ve: “Deveye bin” dedi. O kimse de: “Ey Allah’ın Rasûlü! O kurbanlıktır. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Yazıklar olsun sana iki veya üç sefer ona bin” buyurdular. (İbn Mâce, Menasik: 100; Müslim, Hac: 65)
2750- Enes (r.a)’ten rivâyet edildiğine göre, Rasûlullah (s.a.v), bir adamın kurbanlık deveyi sevk edip (yaya olarak hacca gittiğini) gördü ve ona: “Bin” buyurdu. Adam: “O kurbanlıktır” dedi. Peygamber (s.a.v): “Ona bin” buyurdu. Adam: “O kurbanlıktır” dedi. Rasûlullah (s.a.v) dördüncü de “Yazıklar olsun sana; bin ona” buyurdu. (İbn Mâce, Menasik: 100; Müslim, Hac: 65)
75- YÜRÜMEKTEN YORULAN KURBANLIK HAYVANA BİNEBİLİR
2751- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) kurbanlık deve gönderen bir adam gördü yürümekten yorulmuştu. Ona: “Deveye binsene” buyurdu. Adam: “O kurbanlıktır” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Kurbanlık ta olsa bin” buyurdu. (İbn Mâce, Menasik: 100; Müslim, Hac: 65)
76- KURBANLIK DEVEYE ZARURET DURUMUNDA BİNİLİR
2752- Ebu’z Zübeyr (r.a) anlatıyor: Câbir b. Abdullah’ın kurbanlık deveye binilip binilmeyeceğini Rasûlullah (s.a.v)’e sorduğunu işittim Rasûlullah (s.a.v)’de şöyle buyurmuştu: “Başka bir binit buluncaya kadar mecbur kaldığında ona bin.” (Ebû Davud, Mesacid: 18; Müslim, Hac: 17)
77- KURBANI GÖNDERMEYEN HACCINI UMREYE ÇEVİREBİLİR
2753- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte hac yapmak için yola çıkmıştık. Mekke’ye varınca Kâbe’yi tavaf ettik. Rasûlullah (s.a.v) kurbanlık göndermemiş olanların ihramdan çıkmalarını emretti. Bunun üzerine kurbanlık göndermemiş olanlar ihramdan çıktılar. Peygamber (s.a.v)’in hanımları da kurban göndermemişlerdi. Onlar da ihramdan çıktılar. Aişe diyor ki: Ben hayızlı olduğum için tavaf yapamamıştım. Minadan dönüldüğü gece Rasûlullah (s.a.v)’e: “Ey Allah’ın Rasûlü! Herkes hac ve umre yapmış olarak dönüyor ben ise sadece hac yaptım” dedim. Bunun üzerine: “Mekke’ye geldiğimiz gecelerde tavaf yapmamış mıydın?” buyurdu. Ben de: “Hayır” dedim. “Öyleyse kardeşinle birlikte Ten’îm denilen yere git, umre için ihrama gir, umre için yapılması gerekenleri yap ve yanımıza gel” buyurdular. (Ebû Davud, Mesacid: 18; Müslim, Hac: 17)
2754- Aişe (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte hac için yola çıkmıştık. Mekke’ye yaklaşınca Rasûlullah (s.a.v) yanımda kurban getirip Kâbe’ye gönderenlerin ihramlı olarak kalmalarını kurbanı olmayanların da ihramdan çıkmalarını emretti. (Müslim, Hac: 17; Ebû Davud, Menasik: 23)
2755- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in ashabı olarak sadece hac yapmak maksadıyla ihrama girdik, başka niyette olan yoktu, hepimiz hac için ihramlıydık. Zilhiccenin dördüncü sabahı Mekke’ye geldik, Rasûlullah (s.a.v) ihramdan çıkmamızı ve hac niyetimizi umreye çevirmemizi emretti. Arafat’a çıkmamıza beş gün vardı, ihrama girip Minaya gitmemizi emretti. (Hanımlarımızdan uzak olmamız dolayısıyla adeta) tenasül organlarımızdan meni akıyordu. Bu arada Peygamber (s.a.v) kalktı bize bir konuşma yaparak şöyle dedi: “Söylediklerinizi duydum. Ben sizin Allah’a en itaatli ve yolunu Allah’ın Kitab’ıyla bulmaya çalışanınızım. Eğer kurbanımı göndermemiş olsaydım ben de ihramdan çıkardım. Böyle olacağını da bilseydim. Kurban göndermezdim.” Bu arada Ali Yemen’den dönmüştü ona: “Ne niyetle ihrama girdin?” buyurdu. O da: “Rasûlullah (s.a.v) ne niyetle ihrama girdiyse ben de aynı niyetle ihrama girdim” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Kurbanını gönder ve ihramlı olarak kal şu andaki durumun gibi” buyurdu. Bu arada Süraka b. Malik b. Cu’şum; “Ey Allah’ın Rasûlü! Bu şekildeki umre sadece bu yıl için mi böyledir yoksa ebediyen böyle mi olacaktır” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Ebediyen böyle olacaktır” buyurdu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
2756- Süraka b. Malik b. Cu’şum (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ey Allah’ın Rasûlü! Bu şekilde umre yapmamız sadece bu yıla mı? aittir; yoksa ebedi olarak böyle mi olacaktır” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Ebediyen böyle olacaktır” buyurdu. (Müslim, Hac: 17; İbn Mâce, Menasik: 40)
2757- Süraka (r.a)’den aktarılmıştır. Rasûlullah (s.a.v) hacla umreyi birleştirdi (yani Temettu haccı yaptı) biz de birleştirdik. Bunun üzerine biz: “Bu sadece bize mi mahsus yoksa ebediyen böyle mi yapılacak?” dedik. Rasûlullah (s.a.v): “Ebediyen böyle yapılacak” buyurdu. (Müslim, Hac: 17; İbn Mâce, Menasik: 40)
2758- Haris b. Bilal (r.a), babasından naklederek şöyle diyor: Peygamber (s.a.v)’e: “Ey Allah’ın Rasûlü! Hac olarak başlayıp umreye çevirmek sadece bize mi özel bir durum yoksa tüm insanlar için geçerli midir?” diye soruldu. Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Sadece bize özeldir.” (Müslim, Hac: 23; İbn Mâce, Menasik: 42)
2759- İbrahim et Teymi (r.a), babasından naklederek; Ebu Zerr’in Temettu haccı konusunda sadece bize bir ruhsattır dediğini bildirmiştir. (Müslim, Hac: 23; İbn Mâce, Menasik: 42)
2760- İbrahim et Teymi (r.a), babasından naklederek; Ebu Zerr’in Temettu haccı konusunda bu uygulama sadece size mahsus değildir. (Her zaman ve her dönemde Müslümanlar Temettu haccı yapabilirler) Fakat hac olarak başlanan bir ibadetin umreye değiştirilmesinin ise sadece ashaba mahsus olduğunu söylemiştir. (Müslim, Hac: 23; İbn Mâce, Menasik: 42)
2761- İbrahim et Teymi (r.a) babasından naklederek, Ebu Zerr’in şöyle dediğini nakleder: “Temettu haccı biz Müslümanlar için bir (ruhsat) kolaylıktır.” (Müslim, Hac: 23; İbn Mâce, Menasik: 42)
2762- Abdurrahman b. ebiş Şa’sa (r.a) anlatıyor ve şöyle diyor: İbrahim en Nehai ve İbrahim et Teymi ile beraberdim. “Bu sene hac ile umreyi birleştirmeye karar verdim” dedim. Bunun üzerine İbrahim dedi ki: “Baban olsaydı böyle yapmazdı.” İbrahim et Teymi ise babasından aktararak Ebu Zerr’in şu sözünü söyledi: “Temettu haccı sadece bize has bir olaydır.” (Müslim, Hac: 23; İbn Mâce, Menasik: 42)
2763- İbn Abbas (r.a) anlatıyor: Cahiliyye döneminde Hac aylarında umre yapmak yeryüzünde işlenen kötülüklerin en kötüsü sayılırdı. Bu yüzden Muharrem ayını Safer ayıyla değiştirirlerdi ve bu sebeple halk arasında şöyle söylenirdi: “Develerin yaraları iyileşip tüyleri çıkınca ve Safer ayı girince; “Umre yapmak isteyen umre yapabilir.” Peygamber (s.a.v) ve ashabı Mekke’ye gelince hac için ihrama girdiklerinin dördüncü günü sabahı hac niyetlerini umreye değiştirmelerini emretti. Bu onlar için büyük bir olaydı, bu yüzden şöyle dediler: “Ey Allah’ın Rasûlü! Nasıl bir ihramdan çıkışı kastediyorsunuz?” Rasûlullah (s.a.v)’de: “Tamamen ihramdan çıkmanızı emrediyorum” buyurdu. (Buhârî, Hac: 34; Müslim, Hac: 31)
2764- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v), umre için ashabı da hac için ihrama girmişti. Rasûlullah (s.a.v) yanında kurban getirmeyenlere ihramdan çıkmalarını emretti. Talha b. Ubeydullah ve başka bir adam da kurban getirmeyenlerdendi. Bunun üzerine ikisi de ihramdan çıktılar. (Buhârî, Hac: 34; Müslim, Hac: 31)
2765- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bu umredir. Umreyle haccı böylece birleştirdik, kimin yanında kurbanlığı yoksa ihramdan tamamen çıksın. Böylece umre hacca girmiş oldu.” (Buhârî, Hac: 34; Müslim, Hac: 31)
78- İHRAMLI AV ETİ YİYEBİLİR Mİ?
2766- Ebu Katade (r.a) anlatıyor: Mekke’ye giderken yolda Rasûlullah (s.a.v) ile beraberdim. Ashab’tan bazıları ihramlı bazıları da ihramsız idiler. Ben de ihramsızlardandım. Bir yaban eşeği gördüm atımın üzerinde doğruldum, arkadaşlarımdan kamçımı bana uzatmalarını istedim vermediler, uzak durdular. Mızrağımı istedim onu da vermeye yanaşmadılar. Bunun üzerine ben mızrağımı kendim alarak yaban eşeğine attım ve öldürdüm. Bu hayvanın etinden ashab’tan bazıları yediler bazıları yemediler. Durumu Peygamber (s.a.v)’e ulaştırıp hükmünü sordular. Peygamber (s.a.v)’de: “O Aziz ve Celil olan Allah’ın size verdiği bir nimettir” buyurdu. (Buhârî, Cezaü’s Sayd: 15; Dârimi, Hac: 22)
2767- Muaz b. Abdurrahman et Teymî (r.a), babasından naklederek şöyle diyor: “Talha b. Ubeydullah ile beraberdim ve hepimiz ihramdaydık. Talha uyurken ona bir kuş hediye getirildi, bu kuşun etinden oradakilerden bir kısmı yedi bir kısmı yemek istemedi. Bu sırada Talha uyandı yenebileceğini belirterek, “Rasûlullah (s.a.v) ile beraber yemiştik” dedi. (Müslim, Hac: 9; Dârimi, Hac: 22)
2768- Umeyr b. Seleme ed Damrî (r.a) Behzî’den naklediyor. Rasûlullah (s.a.v) Mekke’ye gitmek üzere ihramlı vaziyette yola çıktı. Ravha’ya geldiklerinde bir de ne görsünler bacağı kırılmış bir yaban eşeği… durumu Rasûlullah (s.a.v)’e haber verdiler. Peygamber (s.a.v)’de: “Bırakın onu şimdi sahibi gelir” buyurdular. Bunun üzerine Behzî geldi sahibi oymuş. Rasûlullah (s.a.v)’e: “Ey Allah’ın Rasûlü! Bu eşek hakkında yetkilisiniz. Sizin olsun” dedi. Peygamber (s.a.v), Ebu Bekir’e: “Yaban eşeğini arkadaşları arasında taksim etmesini” emretti. Sonra yürüdüler, Ruveyse ile Arc arasındaki Üsaye’ye geldiler. Bir de baktılar ki okla yaralanmış bir ceylan gölgede inliyor. Rasûlullah (s.a.v) içlerinden birine ceylanın yakınına durmasını ve herkes geçinceye kadar hayvanı kuşkulandırmamasını istedi. (Muvatta', Hac: 24)
79- İHRAMLI AV ETİ YEMEZ Mİ?
2769- Sa’b b. Cessame (r.a) anlatıyor: “Ben, Ebva veya Veddan da iken Rasûlullah (s.a.v)’e bir yaban eşeği hediye etmiştim. Rasûlullah (s.a.v) kabul etmedi. Rasûlullah (s.a.v), yüzümden üzüldüğümü görünce; “Reddetmezdim ama biz ihramlıyız” buyurdu. (Müslim, Hac: 8; Dârimi, Hac: 22)
2770- Sa’b b. Cessame (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) Veddan’a vardıklarında yaban eşeği gördü ve onu yemeye yaklaşmadı ve: “Biz ihramlıyız av eti yemeyiz” buyurdu. (Müslim, Hac: 8; Dârimi, Hac: 22)
2771- Ata (r.a) anlatıyor. İbn Abbas Zeyd b. Erkam’a “Biliyor musun? Peygamber (s.a.v)’e av etinden bir parça ikram edilmişti de ihramlı olduğu için kabul etmemişti” dedi. O da: “Evet” dedi. (Müslim, Hac: 8; Ebû Davud, Menasik: 41)
2772- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Zeyd b. Erkam gelmişti İbn Abbas ona daha önceki bir meseleyi hatırlatarak: “Rasûlullah (s.a.v), ihramlı iken kendisine hediye edilen av etini bana haber vermiştin” dedi. O da: “Evet ona bir adam av etinden bir parça hediye etmişti de, Peygamber (s.a.v) onu kabul etmeyerek: “Yemeyiz çünkü biz ihramlıyız” buyurdu. (Müslim, Hac: 8; Ebû Davud, Menasik: 41)
2773- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Sa’b b. Cessame; Rasûlullah (s.a.v)’e, ihramlı iken henüz kanı akmakta olan bir yaban eşeği budunu Kudeyd denilen yerde getirmişti de, Rasûlullah (s.a.v) budu kabul etmemişti. (Müslim, Hac: 8; Dârimi, Hac: 22)
2774- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Sa’b b. Cessame, Rasûlullah (s.a.v)’e ihramlı iken bir eşek hediye etmişti de Rasûlullah (s.a.v) bunu kabul etmedi. (Müslim, Hac: 8; Dârimi, Hac: 22)
80- BAŞKASININ AVLADIĞI AV ETİNDEN İHRAMLI YİYEBİLİR
2775- Abdullah b. ebi Katade (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Babam Hudeybiye olayı senesi Rasûlullah (s.a.v) ile beraber yola çıkmıştı. Arkadaşları ihrama girmiş babam girmemişti. Bu arada ben arkadaşlarımla beraberken onlardan bir kısmı bir kısmına bakarak gülüştüler. Baktım bir de ne göreyim; yaban eşeği! Hayvanı yaraladım, arkadaşlarımdan yardım istedim, fakat yardım etmekten uzak durdular. Hayvanın etinden yedik… korktuk. Bu sebeple hemen Rasûlullah (s.a.v)’e yetişmek istiyor, atımı bazen koşturuyor bazen da kendi haline bırakıyordum. Gece yarısı Gıfar kabilesinden bir adamla karşılaştım ve ona: “Rasûlullah (s.a.v)’i nerede bıraktın?” dedim. “Sukya da öğle uykusundaydı” dedi. Böylece Peygamber (s.a.v)’e yetiştim ve şöyle dedim: “Ey Allah’ın Rasûlü! Ashabından sana selâm ve duaları var. Onlar düşman tarafından seninle aralarının kopmasından endişe ediyorlar. Dolayısıyla onların gelmesini bekleyin dedim. O da beklemeye başladı. Bu arada ben, Rasûlullah (s.a.v)’e: “Ben bir yaban eşeği avlamıştım, yanımda ondan biraz var” dedim. Bunun üzerine oradakilere: “Yiyiniz” buyurdu. Onların hepsi de ihramlıydılar. (Buhârî, Muhsar: 14; İbn Mâce, Menasik: 93)
2776- Abdullah b. ebi Katade (r.a)’in babasının haber verdiğine göre, babam, Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte Hudeybiye gazvesine katılmıştı. Benden başka herkes umre için ihrama girmişti. Bir yaban eşeği avladım arkadaşlarım ihramlı olmalarına rağmen ondan (onlara) yedirttim. Sonra, Rasûlullah (s.a.v)’in yanına geldim, durumdan Onu da haberdar ettim ve: “Yanımda o etten fazla olarak var” dedim. Peygamber (s.a.v)’de: “Yeyiniz” dedi. Hepsi ihramlıydılar. (Müslim, Hac: 8; Dârimi, Hac: 22)
81- İHRAMLI KİMSE AVI GÖSTERİRSE, İHRAMSIZ DA AVLARSA O AVDAN KİM YER?
2777- Abdullah b. ebi Katade (r.a), babasından naklediyor: “Onlar bir yolculukta idiler, bir kısmı ihramlı bir kısmı da ihramsız idiler. Ben bir yaban eşeği gördüm atıma bindim, mızrağımı aldım, arkadaşlarımdan yardım istedim bana yardım etmediler, birinin kamçısını gizlice aldım. Yaban eşeğine yetişip attım ve vurdum etinden onlar da yediler fakat çekindiler. Durumu Rasûlullah (s.a.v)’e sordular. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Avı ona gösterdiniz mi? Veya avlaması için ona yardım ettiniz mi?” dedi. Onlar da: “Hayır” dediler. Bunun üzerine “Öyleyse yiyiniz” buyurdu. (Buhârî, Muhsar: 16; Dârimi, Hac: 22)
2778- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Kendiniz avlamadığınız ve sizin için de avlanmadığı sürece ihramlı iken kara avından yiyebilirsiniz.” (Ebû Davud, Menasik: 41; Tirmizî, Hac: 25)
82- İHRAMLI HANGİ ZARARLI HAYVANI ÖLDÜREBİLİR?
2779- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “İhramlı kimsenin şu beş hayvanı öldürmesinde bir sakınca yoktur: Karga, çaylak, akreb, fare ve kuduz köpek.” (Ebû Davud, Menasik: 40; Muvatta', Hac: 28)
83- YILAN DA İHRAMDA İKEN ÖLDÜRÜLEBİLİR
2780- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “İhramlı kimsenin beş çeşit hayvanı öldürmesinde bir sakınca yoktur: Yılan, fare, çaylak, karga ve kuduz köpek.” (Ebû Davud, Menasik: 40; Muvatta', Hac: 28)
84- FARE DE İHRAMLININ ÖLDÜREBİLECEĞİ HAYVANLARDANDIR
2781- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre: “Peygamber (s.a.v), ihramlı kimselere şu beş çeşit hayvanı öldürmelerine izin vermiştir: Karga, çaylak, akreb, fare ve kuduz köpek.” (Ebû Davud, Menasik: 40; Muvatta', Hac: 28)
85- KELER ÖLDÜRÜLECEK HAYVANLARDAN MIDIR?
2782- Said b. Müseyyeb (r.a)’ten rivâyete göre, Bir kadın ucu harbeli bir asa ile Aişe’nin yanına girdi. Aişe bu elindeki nedir?” dedi. Kadın da: “Bu keleri öldürmek içindir. Çünkü Peygamber (s.a.v) bize anlatmıştı: “Tüm hayvanlar İbrahim (r.a), ateşe atıldığında onu söndürmeye çalışmışlar ancak bu hayvanın söndürme işinde yardımı olmamış dolayısıyla bu hayvanın öldürülmesini emretmişti. Fakat kısa kuyruklu yılanı ve nesli kesik yılanların öldürülmelerini emretmişti. Çünkü onlar insanların gözlerini kör eder ve kadınların karınlarındaki çocukları düşürürler.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
86- İHRAMLI KİMSE AKREP ÖLDÜREBİLİR
2783- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Beş hayvan vardır ki ihramlı kimsenin onları öldürmesinde bir günah yoktur: Karga, çaylak, akreb, fare ve kuduz köpek.” (Ebû Davud, Menasik: 41; İbn Mâce, Menasik: 91)
87- ÇAYLAK TA İHRAMLI TARAFINDAN ÖLDÜRÜLEBİLİR
2784- İbn Ömer (r.a) anlatıyor: Adamın biri, Peygamber (s.a.v)’e: “İhramlı olduğumuzda hangi hayvanları öldürebiliriz?” diye sordu. O da şöyle buyurdu: “Beş hayvanı öldürmenizde size bir günah yoktur bunlar: Karga, çaylak, akreb, fare ve kuduz köpektir.” (Ebû Davud, Menasik: 41; İbn Mâce, Menasik: 91)
88- KARGA DA ÖLDÜRÜLEBİLECEK HAYVANLARDANDIR
2785- İbn Ömer (r.a)’den: Peygamber (s.a.v)’e ihramlının hangi hayvanları öldürebileceği soruldu. Peygamber (s.a.v)’de şöyle buyurdu: “Karga, çaylak, akreb, fare ve kuduz köpektir.” (Ebû Davud, Menasik: 41; İbn Mâce, Menasik: 91)
2786- Sâlim (r.a) babasından rivâyet ederek şöyle demiştir. Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Beş çeşit hayvan vardır ki ihramlı kimsenin onları harem içinde öldürmesinde bir günah yoktur; “Karga, çaylak, akreb, fare ve kuduz köpek.” (Ebû Davud, Menasik: 41; İbn Mâce, Menasik: 91)
89- SIRTLAN ETİ YENİR Mİ?
2787- İbn ebi Ammar (r.a) şöyle demiştir: Câbir b. Abdullah’a sırtlanla alakalı sorular sordum onun etinin yenebileceğini söyledi. “Av olarak mı?” dedim. “Evet” dedi. “Bunu Rasûlullah (s.a.v)’den mi işittin?” dedim. “Evet” dedi. (İbn Mâce, Sayd: 15; Tirmizî, Hac: 28)
90- İHRAMLI EVLENEBİLİR Mİ?
2788- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), Meymune ile evlendiğinde ihramlı idi. (Tirmizî, Hac: 24; Buhârî, Nikah: 31)
2789- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v), ihramlı iken nikahlanmıştı. (Tirmizî, Hac: 24; Buhârî, Nikah: 31)
2790- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v), Meymune ile evlendiğinde ikisi de ihramlı idi. (Tirmizî, Hac: 24; Buhârî, Nikah: 31)
2791- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v), Meymune ile evlendiğinde ihramlı idi. (Tirmizî, Hac: 24; Buhârî, Nikah: 31)
2792- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Peygamber (s.a.v), Meymune ile evlendiğinde ihramlı idi. (Tirmizî, Hac: 24; Buhârî, Nikah: 31)
91- İHRAMLIYA YASAK OLAN ŞEYLER VAR MIDIR?
2793- Osman b. Affan (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle diyordu: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “İhramlı ne evlenebilir ne kız isteyebilir ne de başkasının nikahını kıyabilir.” (Tirmizî, Hac: 23; Ebû Davud, Menasik: 39)
2794- Eban b. Osman (r.a), babasından naklediyor: Peygamber (s.a.v) ihramlı kimsenin nikah kıymasını, evlenmesini ve kız istemesini yasaklamıştır. (Tirmizî, Hac: 23; Ebû Davud, Menasik: 39)
2795- Nübeyh b. Vehb (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Ömer b. Ubeydullah b. Ma’mer, Eban b. Osman’a haber göndererek ihramlının nikah kıyıp kıyamıyacağını sordu. Eban da şöyle dedi: “Osman b. Affan bana şöyle anlatmıştı: Peygamber (s.a.v), “İhramlı kimse nikahlanmaz ve dünürcülük te yapamaz” buyurdu. (Tirmizî, Hac: 23; Ebû Davud, Menasik: 39)
92- İHRAMLI KİMSE KAN ALDIRABİLİR Mİ?
2796- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) ihramlı iken kan aldırmıştı. (Tirmizî, Hac: 23; Müslim, Hac: 11)
2797- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) ihramlı iken kan aldırmıştı. (Tirmizî, Hac: 23; Müslim, Hac: 11)
2798- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) ihramlı iken kan aldırmıştı. (Tirmizî, Hac: 23; Müslim, Hac: 11)
93- İHRAMLI BİR HASTALIKTAN DOLAYI KAN ALDIRABİLİR
2799- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) bir hastalığından dolayı ihramlı iken kan aldırmıştı. (Müslim, Hac: 11; Ebû Davud, Menasik: 36)
94- AYAK ÜZERİNDEN DE KAN ALINIR MI?
2800- Enes (r.a)’ten rivâyet olunduğuna göre Rasûlullah (s.a.v) ihramlı iken ayağının üzerinden bir rahatsızlığından dolayı kan aldırmıştı. (Ebû Davud, Menasik: 36; Müslim, Hac: 11)
95- BAŞIN ORTASINDAN DA KAN ALDIRILIR MI?
2801- Abdullah b. Buhayne (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) Mekke yolu üzerindeki Lahyı Cemel denilen yerde başının ortasından kan aldırmıştı. (Ebû Davud, Menasik: 36; Müslim, Hac: 11)
96- İHRAMLI BİT VE PİREDEN RAHATSIZ OLURSA NE YAPMALI?
2802- Ka’b b. Ucre (r.a)’den aktarılmıştır. İhramlı olarak Peygamber (s.a.v)’in yanında bulunuyordum. Başımdaki bit, pire vs. beni rahatsız ediyordu. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v), traş olmamı emretti. Sonra şöyle buyurdu: “Ya üç gün oruç tut, ya altı. Fakiri ikişer müd yiyecek vererek doyur. Ya da bir koyun kes bunlardan hangisini yaparsan cezasını ödemiş olursun.” (Müslim, Hac: 10; Buhârî, Muhsar: 9)
2803- Ka’b b. Ucre (r.a) anlatıyor ihramlıydım başımdaki bitler çoğalmıştı. Durum, Rasûlullah (s.a.v)’e ulaşınca bana geldi. Ben o sırada tencerede arkadaşlarım için yemek yapıyordum. Parmaklarıyla başımı okşadı ve: “Git traş ol ve altı fakiri doyur” buyurdu. (Müslim, Hac: 10; Buhârî, Muhsar: 9)
97- İHRAMLI VEFAT EDİNCE NE İLE YIKANIR?
2804- İbn Abbas (r.a) anlatıyor: Bir adam Rasûlullah (s.a.v) ile birlikteydi. İhramlı olduğu halde devesinden düştü, boynu kırıldı ve öldü. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Onu su ve sidr ile yıkayınız, iki parça ihram elbisesiyle kefenleyiniz, ona güzel kokular sürmeyiniz başını da örtmeyiniz çünkü o kıyamet günü telbiye getirerek kalkacaktır.” (Buhârî, Muhsar: 31; İbn Mâce, Menasik: 89)
98- İHRAMLI VEFAT EDİNCE KAÇ PARÇA KEFEN KULLANILIR?
2805- İbn Abbas (r.a) anlatıyor. Bir adam ihramlı iken devesinden düştü ve boynu kırılıp öldü. Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Onu su ve sidr’le yıkayın, ihram elbiselerini kefen olarak kullanın sözünü şöyle sürdürdü. Başını açık bırakın, koku sürmeyin çünkü o mahşer günü ihramlı olarak ve telbiye getirerek diriltilecektir.” Şu’be diyor ki: “Bu hadisi bana aktaran Ebu Bişr’e on yıl sonra aynı meseleyi sorduğumda ilk anlattığı gibi anlattı sadece şu fark vardı: “Yüzünü ve başını örtmeyin.” (Buhârî, Muhsar: 31; İbn Mâce, Menasik: 89)
99- İHRAMLI ÖLÜRSE KOKU DA SÜRÜLMEZ
2806- İbn Abbas anlatıyor: Bir adam Rasûlullah (s.a.v) ile beraber Arafat’ta vakfede idi. Ansızın bineğinden düştü boynu kırılıp öldü. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Onu su ve sidr’le yıkayın, ihram elbiseleriyle kefenleyin, koku sürmeyin, başını da örtmeyin. Allah (c.c) onu, kıyamet günü telbiye getirerek diriltecektir.” (Buhârî, Muhsar: 31; İbn Mâce, Menasik: 89)
2807- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir adam ihramlı iken devesinden düştü ve öldü. Durum, Rasûlullah (s.a.v)’e bildirilince şöyle buyurdu: “Onu yıkayın, kefenleyin, başını örtmeyin, koku da sürmeyin çünkü o kıyamet günü telbiye getirerek diriltilecektir.” (Buhârî, Muhsar: 31; İbn Mâce, Menasik: 89)
100- İHRAMLI VEFAT EDERSE, KEFENLENİRKEN YÜZÜ VE BAŞI ÖRTÜLMEZ
2808- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, adamın biri, Rasûlullah (s.a.v) ile beraber haccediyordu. Devesinden düştü ve öldü. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Yıkayın her iki ihram elbisesini kefen olarak kullanın başını va yüzünü örtmeyin çünkü o kıyamet günü telbiye ederek diriltilecektir.” (Buhârî, Muhsar: 31; İbn Mâce, Menasik: 89)
101- İHRAMDA ÖLEN KEFENLENİRKEN BAŞI KAPATILMAZ
2809- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir adam Peygamberle birlikte ihramlı vaziyette hac için yola çıkmıştı. Devesinden düşüp boynu kırıldı ve öldü. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Onu su ve sidr ile yıkayın, iki ihram elbisesini kefen olarak kullanın, başını da örtmeyin çünkü o kıyamet günü telbiye getirerek diriltilecektir.” (Buhârî, Muhsar: 31; İbn Mâce, Menasik: 89)
102- HAC İÇİN YOLA ÇIKANA DÜŞMAN ENGEL OLURSA NE YAPMALI?
2810- Abdullah b. Abdullah ve Sâlim b. Abdullah (r.anhüma) haber verdiklerine göre, İbn Zübeyr daha öldürülmeden önce Mekke kuşatıldığında Abdullah b. Ömer’e bu sene hac yapmaman sana zarar vermez çünkü Kâbe’yi tavaf etmemize engel çıkmasından korkuyoruz dedik. O da şöyle dedi: Biz Rasûlullah (s.a.v) ile beraber yola çıkmıştık, Kureyş kafirleri Kâbe’yi ziyaretimize engel oldular. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v) kurbanını kesti, başını traş etti. Sizler şahit olun ki ben Allah’ın izniyle umre yapmayı kendime vacip kıldım ve gidiyorum. Eğer Kâbe’yi tavafa engel olmazsa tavaf ederdim. Kâbe’yle arama bir engel çıkarsa, kendisiyle beraber bulunduğun zaman Rasûlullah (s.a.v)’in yaptığı gibi yaparım. Bir süre yürüdükten sonra şöyle dedi. Umre ve Hac ikisi de birdir. Şahit olun ki umreyle beraber hac ta yapacağım. Bunun üzerine kurban bayramı gününe kadar ve kurbanını kesinceye kadar ihramdan çıkmadı. (Buhârî, Muhsar: 31; İbn Mâce, Menasik: 89)
2811- Haccac b. Amr el Ensarî (r.a)’den rivâyete göre, kendisi Rasûlullah (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu işitmiştir: “Kim topal olur ve ayağı kırılırsa ihramdan çıkar ve sonra hacceder” Bu durumu İbn Abbas ve Ebu Hureyre’ye sordum da ikisi de: “Doğrudur” dediler. (İbn Mâce, Menasik: 85; Tirmizî, Hac: 96)
2812- Haccac b. Amr (r.a) Rasûlullah (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu anlatıyor: “Kimin ayağı kırılır ve topal olursa, ihramdan çıkar ertesi yıl haccını tekrar yapar.” Bu durumu Ebu Hüreyre ve İbn Abbas’a sordum. İkiside doğrudur dediler. Şuayb kendi rivayetinde şu ilaveyi yapar. “Ertesi yıl tekrar hac yapar.” (İbn Mâce, Menasik: 85; Tirmizî, Hac: 96)
103- RASÛLULLAH (S.A.V) MEKKE’YE NASIL GİRMİŞTİ?
2813- Abdullah b. Ömer (r.a)’in anlattığına göre, Rasûlullah (s.a.v) Mekke’ye gittiğinde zî tuva denilen yerde konaklayarak geceyi orada geçirdi. Sabah namazını da orada kıldı, namaz kıldığı yer sert ve biraz yüksekçe bir yerdi. Şimdiki mescidin yapıldığı yer değil fakat onun biraz altındaki sert tümsekti. (Ebû Davud, Menasik: 44; İbn Mâce, Menasik: 85)
104- MEKKE’YE GECE Mİ GİRMELİ?
2814- Muharriş el Ka’bî (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) geceleyin Cirane’den çıktı yaya olarak umresini yapıp bitirdi. Cirane’de gecelemiş gibi orada sabahladı. Güneş batıya kayınca Cirane’den çıktı Batnı Serif yolunu takip ederek Serif’le Medine yolunun birleştiği yere kadar geldi. (Ebû Davud, Menasik: 44; İbn Mâce, Menasik: 85)
2815- Muharriş el Ka’bî (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) Cirane’den gece çıktı sanki gümüş topu gibi parlıyordu, umresini yapıp sonra Cirane’ye geri döndü sanki geceyi orada geçirmişti. (Ebû Davud, Menasik: 44; İbn Mâce, Menasik: 85)
105- MEKKE’YE NEREDEN GİRİLİR?
2816- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v), Batha’nın yukarı tarafından girdi çıkarken de Batha’nın aşağı tarafından çıktı. (Ebû Davud, Menasik: 45; İbn Mâce, Menasik: 81)
106- PEYGAMBER (S.A.V) MEKKE’YE SANCAKLA MI GİRMİŞTİ?
2817- Câbir (r.a)’den rivâyet edildiğine göre, Peygamber (s.a.v) Mekke’ye girdiğinde sancağı beyaz renkteydi. (Tirmizî, Cihad: 9; Ebû Davud, Cihad: 76)
107- MEKKE’YE İHRAMSIZ GİRİLEBİLİR Mİ?
2818- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, Peygamber (s.a.v), Mekke’ye girdiğinde başında miğfer vardı. Kendisine İbn Hatal’ın Kâbe’nin örtüsüne sığındığı haber verilince “Öldürün onu” buyurdu. (İbn Mâce, Cihad: 18; Tirmizî, Cihad: 18)
2819- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, Peygamber (s.a.v), Mekke’ye fetih yılı girdiğinde başında miğferi vardı. (İbn Mâce, Cihad: 18; Tirmizî, Cihad: 18)
2820- Câbir b. Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, “Peygamber (s.a.v) Mekke fethi yılı Mekke’ye başında siyah bir sarıkla ve ihramsız olarak girmişti.” (Tirmizî, Libas: 11; İbn Mâce, Cihad: 18)
108- RASÛLULLAH (S.A.V) MEKKE’YE HANGİ GÜN GİRDİ?
2821- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) ve ashabı hac için ihrama girdiklerinin dördüncü günü Mekke’ye geldiler. Peygamber (s.a.v) efendimiz onlara ihramdan çıkmalarını emretti. (Buhârî, Hac: 34; Müslim, Hac: 38)
2822- Yine İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) Zilhiccenin dördünde geldi hac için ihrama girdi. Sabah namazını Batha’da kıldı; “Umre yapmak isteyen yapsın” buyurdu. (Buhârî, Hac: 34; Müslim, Hac: 38)
2823- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v), Mekke’ye Zilhicce’nin dördüncü günü gelmişti. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
109- İMAMIN ÖNÜNDEN GİTMEK VE KAFİRLERE MEYDAN OKUMAK
2824- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v), kaza umresi için Mekke’ye girerken Abdullah b. Revaha önünden şöyle diyerek yürüyordu: “Savulun kafir evlatları O’nun yolundan, bugün O’nun gelişiyle sizi vuracağız, öyle bir vuruş ki koparacak kafayı boyundan ve dostu dostundan ayırmış olacaktır.” Bunun üzerine Ömer ona: “Hem Rasûlullah (s.a.v)’in önünde yürüyorsun hem de Allah’ın mescidinde şiir okuyorsun” dedi. Peygamber (s.a.v)’de: “Dokunma ona, bu söyledikleri düşmanlara ok yarasından daha tesirlidir” buyurdu. (Tirmizî, Edeb: 69)
110- MEKKE’NİN KUTSALLIĞI
2825- İbn Abbas (r.a) anlatıyor, Rasûlullah (s.a.v), Mekke fethi günü şöyle buyurdu: “Bu belde (yani Mekke) Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günden beri kutsal bir yerdir. Bu belde kıyamete kadar Allah’ın emriyle mukaddes (haram) bir yerdir. Bu sebeple dikenleri koparılmaz, av hayvanları ürkütülmez, buluntu eşyaları sadece sahibini bulmak ve vermek için alınabilir. Bitkileri de koparılmaz.” Abbas diyor ki: Ey Allah’ın Rasûlü! Izhır otunu bu yasaklara dahil etme dedim. O da ızhır otunun toplanıp koparılmasına müsaade etti. (Müslim, Hac: 82; Ebû Davud, Mesacid: 90)
111- MEKKE’DE SAVAŞ YAPILMAZ
2826- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) Mekke fethi günü şöyle buyurdu: “Bu belde kutsaldır, burayı; Allah kutsal kılmıştır. Orada savaş benden önce kimseye helâl olmadı, bana günün bir kısmında izin verildi. Bu belde Aziz ve Celil olan Allah tarafından haram kılınmıştır.” (Müslim, Hac: 82; Ebû Davud, Mesacid: 90)
2827- Said b. Ebu Said Ebu Şureyh (r.a)’ten naklediyor: Amr b. Said Mekke’ye asker gönderirken, Ebu Şureyh ona: “Ey komutan izin verirsen Mekke fethinin ertesi günü Peygamber (s.a.v)’in söylediği, iki kulağımla duyduğum, kalbimle ezberlediğim, gözlerimle gördüğüm bir konuşmasını sana anlatacağım; Rasûlullah (s.a.v), Allah’a hamd-ü senâdan sonra şöyle buyurdu: “Mekke’yi Allah kutsallaştırmış insanlar değil. Allah’a ve ahirete inanan bir kimsenin orada kan dökmesi, ağaçları kesmesi helâl değildir. Eğer biri çıkar, Rasûlullah (s.a.v)’in orada savaştığını örnek getirirse O’na: Allah, Rasûlüne izin verdi size izin vermedi. Bana günün bir miktarında izin verildi. Dünkü kutsallığı tekrar geri verilmiştir. Bu gerçekleri burada duyanlar duymayanlara duyursun.” (Müslim, Hac: 83; Ebû Davud, Menasik: 90)
112- BİR GÜN MEKKE’DE SAVAŞ YAPILACAK MI?
2828- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Kâbe’ye bir ordu saldıracak fakat Beyda denilen yerde helak olacaklar.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
2829- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kâbe’yi ele geçirmek için pek çok ordular harekete geçecektir onlardan bir ordu yerin dibine batırılacaktır.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
2830- Ömer’in kızı Hafsa (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bu kutsal bölgeye bir ordu gönderilecek Beyda denilen yerde öncüleri, artçıları ve merkezdekiler hiçbiri kurtulamayıp mahvolacaklardır.” Bunun üzerine ben: “Ya onların aralarında mü’min olanlar varsa onların hali ne olacaktır” dedim. “Orası onların hepsine kabir olacaktır” buyurdu. (Müslim, Fiten: 5; İbn Mâce, Fiten: 30)
2831- Hafsa (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bu Kâbe’yi ele geçirmek için bir ordu yola çıkacak Beyda denilen yere geldiklerinde ordunun merkezinde olanlar yere batırılacaklar. Önde ve arkada bulunanlar bağrışacaklar fakat hepsi de yerin dibine batıp gidecekler sadece haberci durumunda olan şerîd kurtulacaktır.” Hadisi rivâyet edenlerden biri: “İnanıyorum ki bu rivâyeti yaparken sen dedenden duymadığın bir şeyi ondan imiş gibi söylemiyorsun yine inanıyorum ki deden de Hafsaya iftira etmiyor yine inanıyorum ki Hafsa da Peygamber (s.a.v) adına yalan uydurmuyor” dedi. (Müslim, Fiten: 5; İbn Mâce, Fiten: 30)
113- HAREM SINIRLARI İÇİNDE ÖLDÜRÜLEBİLEN HAYVANLAR
2832- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Beş çeşit zararlı hayvan her yerde ve harem sınırları içerisinde öldürülür: Karga, çaylak, akreb, fare ve kuduz köpek.” (İbn Mâce, Menasik: 91; Müslim, Hac: 3)
114- HAREM DE YILAN DA ÖLDÜRÜLEBİLİR
2833- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Beş zararlı hayvan vardır ki her yerde ve harem sınırları içersinde öldürülebilir. Yılan, karga, çaylak, akreb, fare ve kuduz köpek.” (İbn Mâce, Menasik: 91; Müslim, Hac: 3)
2834- Abdullah (r.a) anlatıyor: Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte Mina’da Hayf mescidinde bulunuyorduk. Bu arada Mürselat sûresi nazil oldu. Hemen bir yılan çıkıverdi. Rasûlullah (s.a.v): “Öldürün onu” buyurdu. Koşuştuk fakat yılan deliğine giriverdi. (Buhârî, Tefsir: 77; Müslim, Selâm: 37)
2835- Ebu Ubeyde (r.a), babasından naklederek şöyle diyor: Arefeden bir gün önceki gece Rasûlullah (s.a.v) ile birlikteydik bir de ne görelim bir yılan. Rasûlullah (s.a.v): “Onu öldürün” buyurdu. Yılan hemen bir deliğe kaçıverdi. Hurma yapraklarını yakarak o deliğe tütsü verdik ve deliğe duman doldurup ateş yaktık. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah onu sizin şerrinizden sizi de onun şerrinden korudu.” (Buhârî, Tefsir: 77; Müslim, Selâm: 37)
115- KELER DE ÖLDÜRÜLEBİLİR Mİ?
2836- Ümmü Şerîk (r.anha)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), kelerleri öldürmemizi bize emretti. (Müslim, Selâm: 38; İbn Mâce, Sayd: 12)
2837- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v): “Keler de zararlı hayvanlardandır” buyurdu. (Müslim, Selâm: 38; İbn Mâce, Sayd: 12)
116- AKREP DE ÖLDÜRÜLECEK HAYVANLARDANDIR
2838- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Hayvanlardan beş çeşit vardır ki hepsi de zararlıdır. Her yerde ve harem sınırları içersinde de öldürülebilirler: Karga, çaylak, akreb, fare ve kuduz köpek.” (İbn Mâce, Menasik: 91; Müslim, Hac: 9)
117- HAREM SINIRLARI İÇERSİNDE FARE DE ÖLDÜRÜLEBİLİR
2839- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Hayvanlar’dan beşi zararlıdır, harem sınırları içinde de öldürülebilir: Karga, çaylak, akreb, fare ve kuduz köpek.” (Müslim, Hac: 3; İbn Mâce, Menasik: 91)
2840- Peygamber (s.a.v)’in hanımlarından Hafsa anlatıyor, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Hayvanlardan beşi vardır ki onları öldürmekte bir sakınca yoktur: Akreb, karga, çaylak, fare ve kuduz köpek.” (Müslim, Hac: 3; İbn Mâce, Menasik: 91)
118- ÇAYLAKTA ÖLDÜRÜLEBİLEN HAYVANLARDANDIR
2841- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Beş zararlı hayvan vardır ki her yerde ve harem sınırları içersinde öldürülebilir: Karga, çaylak, akreb, fare ve kuduz köpek.” (Müslim, Hac: 3; İbn Mâce, Menasik: 91)
119- KARGA DA ÖLDÜRÜLEBİLECEK HAYVANLARDANDIR
2842- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Beş zararlı hayvan harem sınırları içersinde de öldürülebilir: Karga, çaylak, akreb, fare ve kuduz köpek.” (Müslim, Hac: 3; İbn Mâce, Menasik: 91)
120- HAREM SINIRLARI İÇİNDEKİ HAYVANLAR ÜRKÜTÜLMEZ
2843- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Burası (Mekke), Allah’ın yerleri ve gökleri yarattığı günden beri mukaddestir. Benden önce ve benden sonra hiç kimseye konan yasaklar helâl olmamıştır. Bana da sadece günün belli bir miktarında izin verilmiştir. İşte şu içinde bulunduğumuz saatten itibaren kıyamete kadar burası kutsaldır, harem’dir. Buranın bitkileri koparılmaz, ağaçları kesilmez, av hayvanları ürkütülmez, kaybolan bir eşya ancak sahibi bulunup verilmek için alınabilir.” Abbas ayağa kalktı, kendisi cesur bir kimseydi şöyle dedi: “Ey Allah’ın Rasûlü! İzhir otunu dışarıda bırak çünkü onu evlerimizde ve mezarlarımızda kullanıyoruz.” Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “İzhir müstesnadır” buyurdu. (Müslim, Hac: 82; Ebû Davud, Menasik: 90)
121- HACILARI KARŞILAMAK CAİZDİR
2844- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) bir yıl önceki yapamadığı umresini kaza için Mekke’ye girerken İbn Revaha önünde: “Savulun kafir çocukları Onun yolundan, bugün Onun gelişiyle sizi vuracağız, öyle bir vuruş ki kafayı boyundan ayıracak ve dostu da dostundan ayıracak” Bunu gören Ömer: “Ey İbn Revaha hem Allah’ın hareminde şiir okuyorsun hem de Peygamber (s.a.v)’in önünde gidiyorsun” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Dokunma ona, bırak! Canım kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin olsun ki onun bu sözleri düşmanlara ok yarasından daha acıdır.” (Tirmizî, Edeb: 69)
2845- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Peygamber (s.a.v), Mekke’ye geldiğinde, Hâşimoğullarının küçük çocukları kendilerini karşılamış Peygamber (s.a.v)’de onlardan birini binitinin önüne diğerini de arkasına almıştı. (Buhârî, Umre: 13)
122- K’BE GÖRÜNÜNCE NE YAPILMALI?
2846- Muhacir el Mekki (r.a)’den rivâyete göre, Câbir b. Abdullah’a Kâbe’yi gören birinin ellerini yukarı kaldırıp kaldırmayacağı soruldu: O da şöyle cevap verdi: Bunu ancak Yahudiler yapar. Biz Rasûlullah (s.a.v) ile beraber hac yaptık fakat öyle yapmadık. (Ebû Davud, Menasik: 46; Tirmizî, Hac: 32)
123- KÂBE’Yİ GÖRÜNCE DUA ETMEK GEREKİR Mİ?
2847- Abdurrahman b. Tarık b. Alkame (r.a)’nin annesinden haber verdiğine göre, Peygamber (s.a.v), Dar’ı Ya’la denilen yere gelince kıbleye döner ve dua ederdi. (Ebû Davud, Menasik: 46; Tirmizî, Hac: 32)
124- MESCİDİ HARAM (KÂBE VE ÇEVRESİ) DA KILINAN NAMAZIN DEĞERİ VE KIYMETİ
2848- Abdullah b. Ömer (r.a), Rasûlullah (s.a.v)’den şöyle duyduğunu haber vermiştir: “Benim şu mescidimde kılınan (Medine) kılınan bir namaz Mescidi Haram (Kâbe) hariç diğer mescidlerde kılınan bin namazdan daha değerli ve kıymetlidir.” (Müslim, Hac: 94; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 195)
2849- Rasûlullah (s.a.v)’in hanımı Meymune (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Benim şu mescidim (Medine)’de kılınan bir namaz Kâbe mescidi hariç diğer mescidlerde kılınan bin namazdan daha değerlidir.” (Müslim, Hac: 94; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 195)
2850- Ebu Hüreyre (r.a), Peygamber (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu nakleder: “Benim şu mescidimde (Medine) kılınan bir namaz Kâbe mescidi dışındaki mescidlerde kılınan bin namazdan daha hayırlıdır.” (Müslim, Hac: 94; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 195)
125- KÂBE NASIL İNŞA EDİLMİŞTİ?
2851- Aişe (r.a)’dan rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Görmüyor musun kavmin Kâbe’yi inşa ettikleri zaman İbrahim (a.s)’ın temellerini dışarıda bırakarak daha dar olarak (malzeme azlığından dolayı) yapmışlardır.” Ben de: “Ey Allah’ın Rasûlü! onu İbrahim (a.s)’ın temelleri üzerinden yeniden yapamaz mısınız?” dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Eğer kavmimin küfürden dönüşü yeni olmasaydı yapardım.” Abdullah b. Ömer bu konuda şöyle derdi: “Eğer Aişe bu sözleri Rasûlullah (s.a.v)’den kesinlikle işitmiş olsaydı Hicr denilen yerdeki köşeleri istilâm etmezdim. Ne zaman ki İbrahim (a.s)’ın temelleri üzerine oturtulur o zaman (o köşeleri istilâm ederdim). (Müslim, Hac: 94; İbn Mâce, Menasik: 104)
2852- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Eğer kavmin küfürden yeni kurtulmuş olmasalardı, Kâbe’yi yıkıp, İbrahim (r.a)’ın temelleri üzerinde tekrar yapardım ve arka tarafına da bir kapı daha ilave ederdim. Çünkü Kureyş Kâbe’yi yaparken eski temellerden daha dar yapmışlardır.” (Müslim, Hac: 94; İbn Mâce, Menasik: 104)
2853- Esved (r.a)’ten naklettiğine göre, Mü’minlerin annesi Aişe şöyle anlatıyor: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Eğer kavmim cahiliyye devri inançlarından yeni kurtulmuş olmasalardı Kâbe’yi yıkıp ona iki kapı daha ilave ederek tekrar yapardım. İbn Zübeyr kendini halife ilân ettiğinde iki kapı daha ilave etmişti.” (Müslim, Hac: 94; İbn Mâce, Menasik: 104)
2854- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ey Âişe! Eğer kavmin cahiliyye devri alışkanlıklarından yeni kurtulmuş olmasaydı Kâbe’yi yıktırır dışarıda bırakılan yerleri de içine alarak tekrar yaptırırdım, doğu ve batıya olmak üzere iki kapı daha ilave ederdim çünkü onların bunu yapmaya güçleri yetmedi. Bana kalsaydı İbrahim (r.a)’in temellerine kadar inşaatı geniş tutardım.” İbn Zübeyr, Peygamber (s.a.v)’in bu sözüne dayanarak Kâbe’yi yıktırdı. Yezid diyor ki: İbn Zübeyr’in Kâbe’yi yıktırışına bende şahit oldum, temellerdeki İbrahim (r.a)’in koyduğu taşları gördüm, birbirine girmiş deve hörgücü gibiydi. Hıcrın bir kısmını böylelikle Kâbe’nin içersine almış oldu. (Müslim, Hac: 94; İbn Mâce, Menasik: 104)
2855- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kâbe’yi kıyamate yakın zamanlarda Habeşlilerden bir takım bacaksızlar yıkacaklardır.” (Buhârî, Hac: 49; Müslim, Fiten: 18)
126- RASÛLULLAH (S.A.V) KÂBE İÇERSİNDE NASIL NAMAZ KILMIŞTI
2856- Abdullah b. Ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Kâbe’ye vardım, Peygamber (s.a.v), Bilal ve Üsâme b. Zeyd Kâbe içerisine girdiler. Osman b. Talha üzerlerine kapıyı kapadı. İçeride uzun bir süre kaldılar sonra kapıyı açtılar. Rasûlullah (s.a.v) dışarı çıktı. Ben de merdivenlerden çıkarak Kâbe’ye girdim ve: “Rasûlullah (s.a.v), nerede namaz kıldı” diye sordum. “Şurada” dediler. Kaç rekat kıldığını sormayı unutmuşum. (Buhârî, Hac: 49; Dârimi, Menasik: 43)
2857- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), Kâbe’ye girdi yanında Fadl b. Abbas, Üsâme b. Zeyd, Osman b. Talha ve Bilal vardı. Osman kapıyı onların üzerine kilitledi. Allah’ın dilediği kadar orada kaldılar. Sonra Rasûlullah (s.a.v) çıktı. İbn Ömer diyor ki: İlk karşılaştığım Bilal idi. Ona: “Rasûlullah (s.a.v) nerede namaz kıldı?” dedim. “İki direğin arasında” diye cevap verdi. (Dârimi, Menasik: 43; Buhârî, Hac: 51)
127- KABE İÇİNDE NAMAZ NASIL KILINIR?
2858- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), Kâbe’ye girdi çıkışı yaklaştığında içime bir şeyler doğdu hızlıca gittim. Rasûlullah (s.a.v)’i çıkmış durumda buldum. Bilal’e: “Rasûlullah (s.a.v), Kâbe içinde namaz kıldı mı?” diye sordum. O da: “Evet iki direk arasında iki rekat namaz kıldı” dedi. (Dârimi, Menasik: 43; Buhârî, Hac: 51)
2859- Seyf b. Süleyman (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Mücahid’ten işittim şöyle diyordu: İbn Ömer evinde iken biri gelerek, “İşte Rasûlullah (s.a.v) Kâbe’ye girdi” denildi. İbn Ömer hemen kalktı doğruca Kâbe’ye geldi. Rasûlullah (s.a.v) çıkmıştı kapıda Bilal’e rastladım; “Ey Bilal! Rasûlullah (s.a.v) içeride namaz kıldı mı?” diye sordum. O da: “Evet” dedi. Ben: “Nerede?” dedim. Şu iki direk arasında iki rekat kıldı dedi. İbn Ömer de, çıktı ve Kâbe’yi karşısına alarak iki rekat namaz kıldı. (Dârimi, Menasik: 43; Buhârî, Hac: 51)
2860- Üsâme b. Zeyd (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), Kâbe’ye girdi. Kâbe’nin köşelerinde Allah’ı tesbih edip tekbir getirdi. Fakat namaz kılmadı sonra çıkıp İbrahim makamı arkasında iki rekat namaz kılarak: “İşte kıble” buyurdu. (Müslim, Hac: 94)
128- HICR DENİLEN YER KABE’DEN Mİ SAYILIR
2861- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Eğer bu toplum küfürden yeni kurtulmuş olmasaydı ve yaptırabilecek maddi imkanım da olsaydı beş zira olan hicri de Kâbe’ye dahil ederek yeniden inşa ederdim. Ayrıca insanların birinden girip diğerinden çıkacakları iki kapı daha ilave ederdim.” (Müslim, Hac: 95; İbn Mâce, Menasik: 105)
2862- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ey Allah’ın Rasûlü! Kâbe’ye girmeyeyim mi?” dedim. “Hıcra gir çünkü orası da Kâbe’den sayılır” buyurdu. (Müslim, Hac: 94; Tirmizî, Hac: 48)
129- HICRDA NAMAZ KILINIR MI?
2863- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Kâbe’ye girip, orada namaz kılmak isterdim. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) elimden tutarak beni Hıcr denilen yere soktu ve şöyle buyurdu: “Kâbe’ye girmek istediğin zaman burada namaz kılıver, orası Kâbe’den bir parçadır. Kavmin Kâbe’yi yaparken esas temellerinden kısaltarak yapmışlar ve hıcrı dışarıda bırakmışlardır.” (Tirmizî, Hac: 48; Müslim, Hac: 70)
130- KABE İÇERİSİNDE KÖŞELERDE TEKBİR GETİRMEK
2864- İbn Abbas (r.a) diyor ki: “Peygamber (s.a.v), Kâbe’nin içersine girdiğinde orada namaz kılmamıştı, fakat köşelerinde tekbir getirmişti.” (Müslim, Hac: 68; Buhârî, Hac: 55)
131- KABE İÇİNDE DUA
2865- Üsâme b. Zeyd (r.a)’ten aktarılmıştır: Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte Kâbe’ye girdim. Bilal’e kapıyı kapamasını emretti, o da kapıyı kapadı. Kâbe’nin içersinde altı direk vardı. Kâbe’nin kapısına yakın iki direk arasına gelip oturdu. Allah’a Hamd’ü Senâ ettikten sonra, Allah’tan bir şeyler istedi bağışlanma talebinde bulundu sonra kalktı, Kâbe’nin arka tarafına karşı dönerek yüzünü ve yanaklarını sürdü. Allah’a Hamd ve Sena ettikten sonra yine dua edip bir şeyler istedi; bağışlamasını istedi. Sonra dönüp Kâbe’nin her bir köşesini tekbir, tesbih, tehlil getirerek ve Allah’a Senâ ederek dua ve istiğfar ederek selâmladı sonra çıktı ve Kâbe’ye dönerek iki rekat namaz kıldı ve dönüp, “İşte kıble, işte kıble” buyurdu. (Müslim, Hac: 67)
132- GÖĞÜS VE YÜZÜ KABE’YE DAYAMAK
2866- Üsâme b. Zeyd (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte Kâbe’ye girmiştim. İçeri girince oturdu, Allah’a hamd edip sena ettikten sonra tekbir getirdi. Kelime-i Tevhidi okudu. Sonra öne doğru eğildi göğsünü yanağını ve iki elini Kâbe’nin duvarına dayadı. Sonra tekbir getirip Lâ ilâhe illallah dedikten sonra, dua etti. Bu yaptığını Kâbe’nin tüm köşelerinde aynen yaptı. Sonra dışarı çıktı. Kâbe’nin kapısında kıbleye dönerek (yani Kâbe’ye dönerek) “İşte kıble, işte kıble” buyurdu. (Müslim, Hac: 67)
133- KABE İÇERSİNDE NAMAZ NEREDE KILINIR?
2867- Üsâme (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) Kâbe’den çıktı, Kâbe’nin önünde iki rekat namaz kıldı ve: “İşte bu kıbledir” buyurdu. (Müslim, Hac: 67)
2868- Üsâme b. Zeyd (r.a)’den rivâyete göre, “Peygamber (s.a.v) Kâbe’ye girdi, tüm köşelerinde dua etti. İçerde namaz kılmadı, dışarı çıkınca Kâbe’nin önünde iki rekat namaz kıldı.” (Müslim, Hac: 68)
2869- Muhammed b. Abdullah b. Saib (r.a), babasından naklediyor: İbn Abbas’ın gözleri görmediği için ona yardımcı oluyordum. Kâbe’nin kapısından ve Hacer’ül-Esved köşesinden sonra gelen üçüncü direk arasına gelince: “Haberin var mı? Rasûlullah (s.a.v) burada namaz kılardı” dedi. Ben de: “Evet oraya geçer ve namaz kılardı” dedim. (Ebû Davud, Menasik: 51; Müsned: 14844)
134- KABEYİ TAVAF EDERKEN YAPILACAK HAYIRLI İŞ HANGİSİDİR?
2870- Abdullah b. Ubeyd b. Umeyr (r.a)’den rivâyete göre, bir adam bana: “Ey Ebu Abdurrahman, sadece bu köşeyi istilâm etmenin sebebi nedir?” O da şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Bu iki köşeyi istilâm etmek, elleriyle dokunmak hata ve günahları silip süpürür.” Yine Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Kim, Kâbe’yi yedi defa tavaf ederse bir köle azâd etmiş gibi sevap kazanır.” (İbn Mâce, Menasik: 32; Tirmizî, Hac: 109)
135- TAVAF ESNASINDA KONUŞULUR MU?
2871- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre: “Peygamber (s.a.v), Kâbe’yi tavaf ederken bir adamın diğerinin burnuna bir şey bağlıyarak çekip tavaf ettirdiğini gördü, onu eliyle çekip kopardı ve o gözleri görmeyen kimseyi elinden tutarak çekip tavaf ettirmesini emretti.” (Buhârî, Hac: 66; Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 23)
2872- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyet ederek şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), bir adamın, diğerini burnundan bağlattırarak Kâbe’yi tavaf ettirdiğini gördü. O kimse böyle yaptırmayı nezr (adak) yapmıştı. Peygamber (s.a.v) yaklaştı ve onu kopardı; “İşte nezr” (adak) buyurdu. (Buhârî, Hac: 66; Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 23)
136- TAVAF ANINDA KONUŞMAK SERBESTTİR
2873- Tavus (r.a) Peygamber (s.a.v)’i gören bir adamdan naklediyor: “Beytullah (Kâbe’yi) tavaf etmek namaz kılmak gibidir onun için tavaf esnasında az konuşun.” (Müsned: 16017)
2874- Abdullah b. Ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Tavafta iken az konuşun çünkü siz namazda sayılırsınız.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
137- TAVAF HER AN YAPILABİLİR
2875- Cubeyr b. Mut’ım (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Ey Abdi Menaf oğulları, gece gündüz hangi saatte olursa olsun beyti tavaf eden ve burada namaz kılan hiç kimseye engel olmayınız.” (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 149)
138- HASTA OLAN TAVAFINI NASIL YAPAR?
2876- Ümmü Seleme (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’e rahatsız olduğumu söyledim: “Öyleyse halkın gerisinde binit üzerinde tavafını yap” buyurdu. Ben de, Rasûlullah (s.a.v)’in dediği gibi tavafımı yaptım. Rasûlullah (s.a.v), Kâbe’nin bir köşesinde namaz kılıyor ve Tur sûresini okuyordu. (Tirmizî, Hac: 40; İbn Mâce, Menasik: 34)
139- ERKEKLERLE BİRLİKTE KADINLAR DA TAVAF YAPABİLİR Mİ?
2877- Ümmü Seleme (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ben: “Haccın tavafını yapamamıştım” dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Namaz kılınınca devenin üzerinde insanların arkasında tavafını yapıver.” (Tirmizî, Hac: 40; İbn Mâce, Menasik: 34)
2878- Ümmü Seleme (r.anha) anlatıyor: “Hasta olduğum halde Mekke’ye gelmiştim. Durumum Rasûlullah (s.a.v)’e arz edildiğinde şöyle buyurdu: “Namaz kılanların arkasından binitli olarak tavafını yapıver.” Ümmü Seleme diyor ki: “Rasûlullah (s.a.v) namaz kılıyordu ve Tûr sûresini okuyordu.” (Tirmizî, Hac: 40; İbn Mâce, Menasik: 34)
140- BİNEK ÜZERİNDE TAVAF YAPILIR MI?
2879- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v), veda haccında Kâbe’yi bir binek üzerinde tavaf etti. Elindeki bastonuyla Hacer’ül-Esved’e işaret ederek devam ediyordu.” (Tirmizî, Hac: 41; Buhârî, Hac: 62)
141- İFRAD HACCI YAPAN NASIL TAVAF EDER?
2880- Vebre (r.a)’nin anlattığına göre, şöyle demiştir: Abdullah b. Ömer’den işittim bir adam ona şöyle soruyordu: “Hac için ihrama girmiş iken Kâbe’yi tavaf edebilir miyim?” İbn Ömer: “Buna ne engel vardır” dedi. O da şöyle dedi: “Abdullah b. Abbas’ın bunu yasakladığını gördüm bu konuda senin görüşün bize daha hoş geliyor sen ne dersin” dedi. İbn Ömer: “Rasûlullah (s.a.v)’i hac için ihrama girmiş olarak gördük; Kâbe’yi tavaf etmişti. Safa ile Merve arasında da Sa’y etmişti” dedi. (Müslim, Hac: 28)
142- UMRE İÇİN İHRAMA GİRENİN TAVAFI NASILDIR?
2881- Amr (r.a) anlatıyor ve şöyle diyor: İbn Ömer’den işittim ona sormuştuk: “Umre yapan bir adamın, Kâbe’yi tavaf edip, Safa ile Merve arasında Sa’y yapmayan kimsenin hanımıyla birlikte yatabilir mi?” diye. O da şöyle demişti: “Rasûlullah (s.a.v), Mekke’ye geldiği zaman yedi şaft olarak tavafını yaptı. Sonra İbrahim makamının arkasında iki rekat namaz kıldı, Safa ile Merve arasında sa’yını yapmıştı. Şüphesiz Allah, Rasûlünde sizin için en güzel örneklik vardır.” (İbn Mâce, Menasik: 34; Tirmizî, Hac: 99)
143- HAC VE UMREYİ BİRLİKTE YAPMAK İSTEYEN KURBAN GETİRMEMİŞSE NE YAPAR
2882- Enes (r.a) anlatıyor: Rasûlullah (s.a.v) hac için çıktı biz de birlikte çıkmıştık. Zülhuleyfe denilen yere gelince, öğle namazını kıldı. Sonra bineğine binerek, Beyda denilen yere gelince hac ve umre için ihrama girdi. Biz de girdik. Rasûlullah (s.a.v), Mekke’ye gelince, tavaflarımızı yaptık. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v), ihramdan çıkmamızı emretti. Cemaat çekindi. Çekindiklerini görünce Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Eğer yanımda kurbanım olmasaydı ben de ihramdan çıkardım.” İnsanlar ihramdan çıktılar ve hanımlarıyla bile yattılar. Rasûlullah (s.a.v) ihramdan çıkmadı ve saçlarını da kısaltmadı. (Buhârî, Hac: 77; Dârimi, Menasik: 38)
144- HACCI KIRAN YAPAN NASIL TAVAF EDER?
2883- Nafi (r.a) anlatıyor: “İbn Ömer hac’la umreyi birleştirecek tek bir tavaf yaptı ve Rasûlullah (s.a.v)’in de böyle yaptığını gördüm” dedi. (Buhârî, Hac: 77; Dârimi, Menasik: 29)
2884- Yine Nafi (r.a) anlatıyor: Abdullah b. Ömer yola çıktı Zülhuleyfe’ye gelince, umre için ihrama girdi. Biraz yol aldıktan sonra Kâbe’yi tavaf edilmesine engel olunacağından korktu ve şöyle dedi: “Eğer Kâbe’yi tavaf etmem engellenirse Rasûlullah (s.a.v)’in yaptığı gibi yaparım nasıl olsa hac ve umre ikisi de aynı şey. Şahit olun ki umre ile haccı beraber yapmaya karar verdim.” Yürüdü, Kudeyd denilen yere gelince oradan bir kurban satın aldı. Mekke’ye geldi, Kâbe’yi yedi şaftla tavaf ettikten sonra Safa ile Merve arasında Sa’y etti ve şöyle dedi: “Rasûlullah (s.a.v)’in böyle yaptığını gördüm.” (Buhârî, Hac: 77; Dârimi, Menasik: 29)
2885- Câbir b. Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) tek bir tavaf yapmıştı. (Müsned: 14554)
145- HACER’ÜL-ESVED CENNETTEN Mİ GELMİŞTİR
2886- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Hacer’ül-Esved, Cennetten’dir.” (Tirmizî, Hac: 49; Müsned: 2659)
146- HACER’ÜL-ESVEDE EL SÜRÜLÜR MÜ?
2887- Süveyd b. Gafele (r.a)’den rivâyete göre: Ömer, Hacer’ül-Esved’i öptü ve ona ellerini sürerek: “Ebul Kasım, Rasûlullah (s.a.v)’in sana hürmet göstererek öptüğünü gördüm (ben de ondan dolayı) öpüyorum” dedi. (Buhârî, Hac: 60; İbn Mâce, Menasik: 27)
147- HACER’ÜL-ESVED ÖPÜLÜR MÜ?
2888- Âbis b. Rabia (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ömer Hacer’ül-Esved’in yanına gelerek şöyle dedi: “Biliyorum ki sen bir taşsın, eğer Rasûlullah (s.a.v)’in seni öptüğünü görmeseydim; ben de öpmezdim. Sonra yaklaşıp onu öptü.” (Buhârî, Hac: 60; İbn Mâce, Menasik: 27)
148- HACER’ÜL-ESVED MUTLAKA ÖPÜLMELİ Mİ?
2889- Hanzala (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Tavus’u Hacer’ül-Esved’i ziyaret ederken gördüm, kalabalıksa geçer gider tenha ise üç sefer öperdi. Ve şöyle derdi: “İbn Abbas’ı gördüm aynen böyle yapıyordu. İbn Abbas’ta Ömer’in böyle yaptığını gördüğünü ve şöyle dediğini nakleder: “Sen faydası ve zararı olmayan bir taşsın. Rasûlullah (s.a.v)’in seni öptüğünü görmüş olmasaydım seni asla öpmezdim.” Sonra, Ömer şöyle dedi: “Rasûlullah (s.a.v)’in böyle yaptığını gördüm.” (Buhârî, Hac: 60; İbn Mâce, Menasik: 27)
149- TAVAFA NEREDEN VE NASIL BAŞLANIR
2890- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) Mekke’ye geldiği zaman Mescide girerek Hacer’ül-Esved’i selâmladı (istilâm etti) ve Hacer’ül-Esved’in sağ tarafından (Kâbe sola gelecek şekilde yürümeye) tavafa başladı. Tavafın ilk üç şaftını hızlı hızlı yürüyerek son dört şaftını ise, normal yürüyüşle yaptı. Sonra, İbrahim makamına gelerek; (Bakara sûresi 125.) “…Öyleyse vaktiyle İbrahim’e ayarlanan yeri siz de kendinize namazgah edinin…” ayetine göre, iki rekat namaz kıldı. Namaz kılarken İbrahim makamı kendisiyle Kâbe arasındaydı. Sonra Kâbe’ye gelerek, tekrar Hacer’ül-Esved’i selâmladı (istilâm etti) sonra da Safa tepesine çıktı.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
150- TAVAFIN KAÇ ŞAFTI HIZLICA YÜRÜNÜR?
2891- Nafi (r.a)’den rivâyete göre: “Abdullah b. Ömer, tavafın ilk üç şaftını hızlıca yürüyerek yapar, diğerlerini normal yürüyüşle tamamlardı. Ve Rasûlullah (s.a.v)’in de aynı şekilde yaptığını söylerdi.” (Buhârî, Hac: 57; Dârimi, Menasik: 26)
151- TAVAFIN KAÇ ŞAFTI NORMAL YÜRÜNEREK YAPILIR?
2892- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v), hac ve umre tavafının her ikisinde de ilk üç şaftında hızlıca ve sert bir şekilde yürür, diğerlerini ise normal bir yürüyüşle yapardı. İki rekat namaz kıldıktan sonra Safa ve Merve arasında sa’y ederdi. (Buhârî, Hac: 57; Dârimi, Menasik: 26)
152- HER TAVAFTA İLK ÜÇ ŞAFT MUTLAKA HIZLI YÜRÜYÜŞLE OLMALI
2893- Sâlim (r.a) babasından aktararak şöyle diyor: Rasûlullah (s.a.v) Mekke’ye geldiğinde Hacer’ül-Esved’i selâmlar (istilâm eder) ve yapacağı tavafın yedi şaftının ilk üçünü hızlıca yürüyerek yapardı. (Buhârî, Hac: 57; Dârimi, Menasik: 26)
153- HAC VE UMREDE HER TAVAFTA AYNEN Mİ YAPILIR?
2894- Nafi (r.a)’den rivâyete göre, Abdullah b. Ömer hac ve umre her tavafta ilk üç şaftta hervele yapar (hızlı hızlı yürür) sonraki dördünü ise normal yürüyüşle yapar, Rasûlullah (s.a.v)’in de böyle yaptığını söylerdi. (Buhârî, Hac: 57; Dârimi, Menasik: 26)
154- TAVAFTA HER ŞAFT AYNI YERDEN BAŞLAR AYNI YERDE BİTER
2895- Câbir b. Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v)’in Hıcr’dan başlıyarak yine Hıcr’da bitirerek tavafın ilk üç şaftını hızlıca yürüyerek yapardı.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
155- RASÛLULLAH (S.A.V) İLK ÜÇ ŞAFTI NEDEN HIZLICA YÜRÜYEREK YAPTI?
2896- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) ve ashabı Mekke’ye gelince müşrikler: Medine’nin humması bunlara iyi gelmemiş zayıflamışlar diye kötü konuştular, Allah’ta peygamberini bundan haberdar etti. Rasûlullah (s.a.v)’de ashabına müşriklerin bulunduğu hıcr tarafından geçerken hervele yapmalarını emretti de müşrikler: “Bunlar eskisinden daha dinç ve kuvvetlidirler” diye konuştular. (Buhârî, Hac: 57; Tirmizî, Hac: 39)
2897- Zübeyr b. Arabî (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Adamın biri, İbn Ömer’e Hacer’ül-Esved’i nasıl istilâm edeceğini sordu. O da şöyle cevap verdi: Ben, Rasûlullah (s.a.v)’i istilâm ederken ve öperken gördüm. Bunun üzerine adam: “Kalabalık olur ve yaklaşılmaz ise ne olacak?” dedi. İbn Ömer de şu cevabı verdi: “Yemen’den (ve diğer ülkelerden) gelenleri bir düşün… tabii ki kalabalık olacaktır. Ben Rasûlullah (s.a.v)’in Hacer’ül-Esved’i bazen öptüğünü bazen de kalabalıktan dolayı öpemeyip geriden selâmladığını (istilâm ettiğini) gördüm.” (Buhârî, Hac: 57; Tirmizî, Hac: 39)
156- HER TAVAFTA KABE’NİN İKİ KÖŞESİ DE İSTİLÂM EDİLİR
2898- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre: “Peygamber (s.a.v), tavaf ederken her şaftta Rüknü yemanî denilen köşeyi ve Hacer’ül-Esved’in bulunduğu köşeyi mutlaka istilâm ederdi.” (Buhârî, Hac: 57; Dârimi, Menasik: 25)
2899- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v), Kâbe’nin her köşesini değil sadece Rüknü Yemâni ve Hacer’ül-Esved’in bulunduğu köşeleri istilâm ederdi. (Dârimi, Menasik: 25; Buhârî, Hac: 57)
157- YEMEN TARAFINA GELEN KABENİN İKİ KÖŞESİ İSTİLAM EDİLİR
2900- Sâlim (r.a) babasından rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), Kâbe’nin sadece Yemen tarafına düşen iki köşesini (Rüknü Yemâniyeyn) istilâm ederdi. (İbn Mâce, Menasik: 27; Tirmizî, Hac: 35)
158- KABE’NİN DÖRT KÖŞESİNDEN İKİSİ İSTİLÂM EDİLMEZ
2901- Ubeyd b. Cüreyc (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: İbn Ömer’e: “Sen sadece Yemen tarafındaki bu iki köşeyi istilâm ediyorsun” dedim. O da: “Rasûlullah (s.a.v)’in bu iki köşeden başka yeri istilâm ettiğini görmedim de ondan” dedi. (Buhârî, Hac: 59; Müslim, Hac: 40)
2902- Sâlim (r.a), babasından naklediyor: Rasûlullah (s.a.v), Kâbe’nin köşelerinden sadece Hacer’ül-Esved köşesini ve Cumahilerin evlerinin bulunduğu taraftaki köşesini istilâm ederdi. (İbn Mâce, Menasik: 27; Müslim, Hac: 40)
2903- Nafi (r.a)’den rivâyete göre, Abdullah b. Ömer şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in Yemen ve Hacer’ül-Esved köşelerini istilâm ettiğini gördüğümden bu yana sıkışık anlarda ve serbest olduğunda her zaman istilâm etmeyi hiç bırakmadım. (İbn Mâce, Menasik: 29; Müslim, Hac: 40)
2904- Nafi (r.a)’den rivâyete göre, İbn Ömer şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in Hacer’ül-Esved köşesini istilâm ettiğini gördüğüm günden beri sıkışıklıkla ve serbest olduğunda her zaman istilâm etmeyi hiç terk etmedim. (İbn Mâce, Menasik: 29; Müslim, Hac: 40)
159- İSTİLAM (SELÂMLAMA) BASTON İLE DE YAPILABİLİR
2905- Abdullah b. Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) Veda haccında devesi üzerinde elindeki bastonu ile Hacer’ül-Esved’i istilâm ederek tavafını yaptı. (İbn Mâce, Menasik: 29; Müslim, Hac: 40)
160- TAVAFIN BAŞLANGIÇ YERİNDE KÖŞEYE İŞARET ETMEK
2906- Abdullah b. Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) biniti üzerinde Kâbe’yi tavaf eder ve Hacer’ül-Esved’in bulunduğu köşeye geldiğinde oraya işaret ederdi. (Buhârî, Hac: 57; Tirmizî, Hac: 35)
161- (A’râf 31. ayeti) KULLUK OLSUN DİYE YAPACAĞINIZ HER ŞEYDE KENDİNİZE ÇEKİ DÜZEN VERİN AYETİNİN NİÇİN İNDİRİLDİĞİ
2907- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir kadın Kâbe’yi çıplak olarak tavaf ediyor ve şöyle diyordu: “Bugün bir kısmı veya hepsi gözükecek. Fakat bundan sonra bu gözüken şeyleri bir daha göstermeyeceğim.” Bu olay üzerine Araf 131. ayeti nazil oldu: “Ey Adem oğulları, Allah’a kulluk olsun diye yapıp ettiğiniz her işte kendinize çeki düzen verin…” (Müslim, Tefsir: 2)
2908- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Veda haccından önce Rasûlullah (s.a.v)’in kendisini hac emiri tayin ettiği sene Ebu Bekir: “Bu yıldan sonra hiçbir müşrikin kesinlikle hac yapamayacağını, çıplak bir kimsenin de tavaf edemeyeceğini insanlara duyuracak bir gurupla beni Mekke’ye göndermişti.” (Müslim, Hac: 78; Buhârî, Hac: 67)
2909- Muharrer b. Ebî Hüreyre (r.a), babasından naklediyor ve şöyle diyor: “Rasûlullah (s.a.v), Mekkelilere Berâe sûresini duyurmak için gönderdiğinde ben de Ali’nin yanında idim. Ravi diyor ki: “Ne diye ilânatda bulundunuz?” O da şöyle dedi: Biz şöyle ilân ediyorduk: “1- Cennete mü’min’den başkası giremez 2- Kâbe çıplak olarak tavaf edilemez 3- Kiminle, Rasûlullah (s.a.v) arasında belli bir anlaşma varsa müddeti doluncaya kadar anlaşmaya uyulacaktır. 4- Anlaşma olmayanlara da dört ay süre tanınmıştır. 5- Allah müşriklerden beridir, Peygamberi de aynı şekilde müşriklerden uzaktır. 6- Bu yıldan sonra hiçbir müşrik Kâbe’yi tavaf edemeyecektir. Bu şekilde bağırmaktan sesimiz bile kısıldı.” (Müslim, Hac: 78; Tirmizî, Hac: 44)
162- İKİ REKATLIK TAVAF NAMAZI NEREDE KILINIR?
2910- Muttalip b. ebî Vedaa (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (s.a.v)’i yedi şafttan oluşan tavafı yaptığını gördüm, tavaf mahalinin bir yerine çekilip iki rekat namaz kılmıştı. Kendisiyle tavaf edenler arasında hiç kimse yoktu. (Dârimi, Hac: 33; İbn Mâce, Menasik: 33)
2911- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v), Mekke’ye geldi ve Kâbe’yi yedi Şafttan oluşan tavafını yaptı. Makamı İbrahim’in ardında iki rekat tavaf namazı kıldı. Daha sonra da, Safa ile Merve arasında sa’y etmeye çıktı ve şöyle buyurdu: “Allah’ın Rasûlünde sizin için güzel örneklik vardır.” (Dârimi, Hac: 33; İbn Mâce, Menasik: 33)
163- TAVAF NAMAZINDAN SONRA NE YAPILIR?
2912- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) Kâbe’yi yedi şaftla tavaf etmiş bu şaftların ilk üçünde remel (hızlıca ve güçlüce yürümek) yapmış kalan dördünü ise normal yürüyüşle tamamlamıştır. Sonra makamı İbrahim’de iki rekat namaz kılarak, Bakara 125. ayetini okudu: “…öyleyse vaktiyle İbrahim’e ayarlanan yeri siz de kendinize ibadet yeri edinin.” Bu ayeti insanlara duyurmak için sesini yükseltiyordu. Namazdan sonra Hacer’ül-Esved’i selâmladı (istilâm etti) sonra Safa tepesine doğru yürüdü ve Allah’ın başladığı gibi başlayalım dedi. Safa tepesinde Kâbe görünecek şekilde bir yere gelince üç sefer: “Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur. O, tektir O’nun ortağı da yoktur. Her türlü otorite ve saltanat da O’nundur. Her türlü övgüler O’na mahsustur. Hayat veren ve öldüren de O’dur ve O’nun her şeye gücü yeter.” Deyip Allah’ı tekbir ve tahmidten sonra yeteri kadar dua etti, sonra yürüyerek aşağı inmeye başladı. Batn’ı Mesil denilen yere gelince hızlıca yürüdü ve tekrar Merve’ye doğru yürümesini sürdürdü. Merve tepesine çıktı. Merve’den Kâbe görünecek yere çıkınca üç sefer: “Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur O tektir O’nun ortağı yoktur. Mülk ve saltanat O’na mahsustur, övgüler O’nundur ve O’nun her şeye gücü yeter” dedikten sonra Allah’ı zikredip tesbih edip hamd ederek dilediği kadar dua etti. Safa ile Merve arasında sa’yı tamamlayıncaya kadar bu şekilde devam etti. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
2913- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) “Tavafı yedi şaft olarak yaptı. İlk üç şaftı hızlıca ve çalımlı bir şekilde son dördü ise normal bir biçimde yaparak, Bakara sûresi 125. ayetini okudu “…öyleyse vaktiyle İbrahim’e ayarlanan yeri sizde kendinize ibadet yeri edinin…” sonra iki rekat namaz kıldı. Makam’ı İbrahim, Kâbe ile kendisi arasındaydı. Sonra Hacer’ül-Esved’e istilâm ederek Safa tepesine çıktı ve Bakara sûresi 158. ayeti okudu: “O halde unutmayın, Allah’ın insanoğluna sunduğu sembollerden biri de Safa ile Merve’dir…” ve “Allah’ın başladığı şekilde önce Safa tepesinden başlayın” dedi. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
164- İKİ REKATLIK TAVAF NAMAZINDA NE OKUNUR?
2914- Câbir b. Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) tavafı bitirip Makam’ı İbrahim’e gelince (Bakara 125. ayetini) okur ve iki rekat namaz kılar. Birinci rekatta Fatiha ve Kafirûn sûresini; ikinci rekatta ise Fatiha ve İhlâs sûresini okurdu. Sonra Hacer’ül-Esved köşesini istilâm ederek Safa tepesine çıkardı. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
165- ZEMZEM SUYUNDAN İÇMEK
2915- İbn Abbas (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) zemzem suyunu ayakta iken içerdi. (İbn Mâce, Eşribe: 19; Tirmizî, Eşribe: 12)
166- ZEMZEM SUYU AYAKTA MI İÇİLMELİ?
2916- İbn Abbas (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’e zemzem suyundan verdim, ayakta olduğu halde içti. (İbn Mâce, Eşribe: 19; Tirmizî, Eşribe: 12)
167- TAVAF BİTİP SAFA TEPESİNE ÇIKARKEN ÇIKIŞ KAPISINDAN ÇIKMALI?
2917- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) Mekke’ye geldiğinde tavaf’ı yedi şavt olarak yaptı, sonra makam’ı İbrahim’in arkasında iki rekat namaz kıldı. Sonra Safa tepesine çıkış kapısından çıkarak Safa ve Merve arasında sa’yını yaptı. Şube şöyle demiştir: Bana Eyyüb haber verdi, Ona da, Amr b. Dinar haber vermiş. O da İbn Ömer’den aktarmıştır ki böyle yapmak sünnettir. (Müslim, Hac: 28; İbn Mâce, Menasik: 33)
168- SAFA VE MERVE NEDİR?
2918- Urve (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Aişe’ye: Safa ve Merve arasında gidip gelmekte günah yoktur. (Bakara 158. ayetine) dayanarak onlar arasında Sa’y yapmayacağımı söyledim. O da şöyle dedi: “Ne kötü söz söyledin. Çünkü cahiliyye döneminde insanlar o ikisi arasında sa’y etmezdi. İslâm gelip de, Bakara 158. ayeti nazil olunca, Rasûlullah (s.a.v)’de Safa ve Merve arasında sa’y etti. Bizde O’nunla birlikte sa’y ettik çünkü bu bir sünnettir.” (Müslim, Hac: 43; Tirmizî, Tefsirül Kur’an: 3)
2919- Urve (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Aişe (r.anha)’ya Bakara 158. ayeti hakkında demek ki, Safa ile Merve arasında sa’y yapmakta bir günah yoktur dedim. Aişe: “Ne kötü konuştun yeğenim dedi, eğer bu ayet senin yorumladığın gibi olsaydı sa’y etmeyene günah yoktur şeklinde olurdu. Fakat bu ayet Ensar hakkında nazil olmuştur. Onlar, Müslüman olmadan önce Müşellel denilen yerde kendisine ibadet edilen azgın put Menat için ihrama girerlerdi. Kim o put adına ihrama girerse Safa ile Merve arasında tavafa gerek kalmazdı. Bu durumu Rasûlullah (s.a.v)’e sordular da Bakara 158. ayeti nazil oldu. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) her iki tepe arasında sa’y etmeyi adet edinip sünnet kıldı, o zamandan beri bu sünneti kimse ihmal etmedi.” (Müslim, Hac: 43; Tirmizî, Tefsirül Kur’an: 3)
2920- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) tavafı bitirip mescidden Safa tepesine çıkarken Allah’ın başladığı şekilde bizde Safa’dan başlayalım dediğini duydum. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
2921- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) Safa tepesine çıkarken Alah’ın başladığı şekilde bizde Safa’dan başlayalım dedi ve Bakara 158. ayetini okudu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
169-SAFA TEPESİNİN NERESİNDE DURULUR?
2922- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) Safa tepesine tırmandı. Kâbe’yi görebilecek bir yerine gelince tekbir getirdi. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
170- SAFA TEPESİNDE TEKBİR GETİRİLİR Mİ?
2923- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v), Safa tepesinde durduğunda üç kere tekbir getirir ve şöyle derdi: “Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur. O tektir O’nun ortağı da yoktur. Her türlü otorite saltanat ve mülk O’na mahsustur. Hamd O’na yapılır, O’nun her şeye gücü yeter” diye üç defa söyler ve dua ederdi. Merve tepesinde de aynen yapardı. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
171- SAFA’DA “L İLÂHE İLLALLAH DENİLİR Mİ?
2924- Câbir (r.a) Rasûlullah (s.a.v)’in haccından bahsederken şöyle diyor: “Sonra Rasûlullah (s.a.v), Safa tepesinde durdu “Lâ ailâhe illallah” dedi ve iki tepe arasında (Safa ve Merve) dua yaptı. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
172- SAFA TEPESİNDE ALLAH’I ZİKİR VE DUALAR YAPMAK
2925- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) Kâbe’yi yedi şaft olarak tavaf etti; bunlardan ilk üçünde hervele yaptı, diğerlerini normal yürüyüşle bitirdi sonra gelip İbrahim makamında iki rekat namaz kıldı ve insanların duyabilecekleri şekilde yüksek bir sesle Bakara 125. ayetini okudu: “…öyleyse vaktiyle İbrahime ayarlanan yeri siz de kendinize ibadet yeri edinin…” namazını bitirince Hacer’ül-Esved’i istilâm edip Allah’ın başladığı gibi biz de Safa tepesinden başlayalım diyerek Sa’y yapmaya Safa’dan başladı. Safa tepesinde Kâbe görülecek bir yere gelince üç sefer “Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur. O tektir O’nun ortağı da yoktur her türlü mülk otorite ve saltanatta O’na mahsustur övgüler O’na yapılır hayat veren de öldürende O’dur. Onun her şeye gücü yeter” dedi. Sonra tekbir getirip, Allah’a hamdetti. Gereği kadar dua etti ve yürüyerek aşağı indi. Batnı Mesîl denilen yere inince hızlıca yürüdü sonra tekrar Merve’ye kadar normal bir şekilde yürüdü. Merve’ye gelince Kâbe’yi görebilecek bir yere çıkıp üç sefer: “Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur O tektir. O’nun ortağı da yoktur her türlü otorite mülk saltanat O’nundur. Övgüler O’na mahsustur. Onun gücü her şeye yeter.” Dedikten sonra, biraz daha Allah’ı zikredip, tesbih edip hamdettikten ve dilediği kadar dua ettikten sonra Sa’y’ını bitirinceye kadar böylece devam etti. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
173- SAFA İLE MERVE ARASI BİNİTLE DE SA’Y EDİLEBİLİR
2926- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) veda haccında insanlar çok kalabalık olduğu için ve kendisini görmeleri için tavaf ve sa’yı biniti üzerinde yapmıştı ki insanlar hac konusunda sorabileceklerini sorsunlar ve nasıl yapılacağını görsünler diye. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
174- HERVELE YAPMADAN DA NORMAL YÜRÜNÜR MÜ?
2927- Kesîr b. Cümhan (r.a) rivâyete göre, şöyle demiştir: İbn Ömer’in Safa ile Merve arasında hervele yapmadan normal yürüyüşle Sa’y yaptığını gördüm. Bunun üzerine şöyle dedi: “Yürüyerek yapıyorsam Rasûlullah (s.a.v)’i öylece gördüğüm içindir. Hervele yaparak sa’y ediyorsam yine Rasûlullah (s.a.v)’in öyle yaptığın gördüğümdendir.” (Buhârî, Hac: 57; Müslim, Hac: 39)
175- HERVELE DE YAPILABİLİR
2928- Zühri (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: İbn Ömer’e; “Rasûlullah (s.a.v)’in Safa ve Merve arasında hervele yaptığını gördün mü?” diye sordular. O da şöyle dedi: “Cemaat içinde sadece Peygamber (s.a.v)’in remel yaptığı için remel yapanlar vardır.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
176- SAFA İLE MERVE ARASINDA NİÇİN KOŞULUR?
2929- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) Safa ile Merve arasında sa’y ederken müşriklere kuvvetini göstermek için yapmıştı.” (Buhârî, Hac: 57; Tirmizî, Hac: 39)
177- BATNI MESÎL’DE HIZLICA KOŞARAK SA’YA DEVAM ETMEK
2930- Safiyye binti Şeybe (r.anha) bir kadından naklediyor ve şöyle diyor: Rasûlullah (s.a.v) Batnı Mesîl’de süratlice koşuyordu ve şöyle diyordu: “Bu vadide ancak hızlıca koşulur.” (İbn Mâce, Menasik: 43)
178- NEREDE HERVELE YAPILMAZ?
2931- Câbir b. Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, “Rasûlullah (s.a.v) Safa’dan inerken normal yürüyüşle yürür Safa ile Merve arasındaki çukur yere gelince hızlıca yürür sonra tekrar normal yürüyüşe geçerdi.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
179- HERVELE NEREDE YAPILIR?
2932- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) Safa ile Merve arasındaki çukur yere inince hızlanır oradan çıkınca tekrar normal yürüyüşe geçerdi.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
2933- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v); “Safa’dan inince çukur yere gelir gelmez hızlıca yürür çukur yerden kurtulunca normal yürüyüşe geçerdi.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
180- MERVE DE NEREDE DURULUR?
2934- Câbir b. Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) Merve’ye geldi yukarı tırmandı. Kâbe’yi görecek duruma gelince üç defa “Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur O tektir onun ortağı yoktur her türlü otorite mülk ve saltanat onundur. Övgüler ona mahsustur. Onun her şeye gücü yeter” Sonra Allah’ı zikir, tesbih ve övgülerle gerektiği kadar dua eder ve Sa’yı bitirinceye kadar bu şekilde dua ederdi. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
181- MERVE DE TEKBİR GETİRMEK
2935- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v), Safa’ya giderek oraya tırmandı. Kâbe’yi görecek bir konuma gelince; Allah’ı birleyip tekbir getirdi ve şöyle dedi: “Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur. O tektir, O’nun ortağı da yoktur. Her türlü otorite, mülk, saltanat O’na mahsustur. Övgüler O’na yapılır. Hayat veren de öldüren de O’dur. O’nun her şeye gücü yeter.” Sonra Safa ile Merve arasında yürümeye başladı, vadinin çukur yerine gelince hızlandı. Merve’ye gelinceye kadar normal yürüdü. Bu şekilde yaparak sa’yını tamamladı. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
182- HACCI KIRAN VE HACCI TEMETTU YAPANLAR NASIL SA’Y EDERLER?
2936- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) ve ashabı Safa ile Merve arasında sadece bir sa’y (yani dört gidiş üç gelişi olan) yapmışlardı. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
183- UMRE YAPAN SAÇLARINI NEREDE KISALTIR?
2937- Muaviye (r.a)’den rivâyete göre, “Rasûlullah (s.a.v) umre yaptığında Merve’den çıkarken saçını makasla kısaltmıştır” demiştir. (Buhârî, Hac: 128; Müslim, Hac: 33)
2938- Muaviye (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v)’in saçını Merve’de bedevi makası ile kısaltmıştım. (Buhârî, Hac: 128; Müslim, Hac: 33)
184- SAÇ NASIL KISALTILIR?
2939- Muaviye (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Kâbe’yi tavaftan sonra ve Safa ile Merve arasında sa’y yaptıktan sonra zilhiccenin ilk on günü yanımda bulunan makasla Rasûlullah (s.a.v)’in saçlarının ucundan toplayıvermiştim. Kays şöyle der: Muaviye’nin, Peygamber (s.a.v)’i tıraş etmesini insanlar hoş karşılamadılar. (Müslim, Hac: 33; Buhârî, Hac: 128)
185- HAC İÇİN İHRAMA GİRİP KURBAN GÖNDEREN NE YAPAR?
2940- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte sadece hac yapmak için yola çıktık. Kâbe’yi tavaf ve Safa ile Merve arasında Sa’y yaptıktan sonra Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Yanında kurbanı olanlar ihramlı olarak kalsın kurbanı olmayanlar ise ihramdan çıkmasınlar.” (Müslim, Hac: 17; İbn Mâce, Menasik: 41)
186- UMREYE NİYET EDİP KURBAN GÖNDEREN NE YAPAR?
2941- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Veda haccı için Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte yola çıktık. Bir kısmımız hac için diğerlerimiz de umre için ihrama girmişlerdi ve kurban da getirmişlerdi. Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Umre için ihrama girip de kurban göndermeyenler ihramdan çıksınlar, umre için ihrama girip kurban gönderenler ihramdan çıkmasınlar. Hac için ihrama girenler haclarını tamamlasınlar.” Aişe diyor ki: “Ben de umre için ihrama girmiştim.” (Müslim, Hac: 17; İbn Mâce, Menasik: 41)
2942- Ebu Bekir (r.a)’in kızı Esma’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Hac için ihrama girerek Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte yola çıktık. Mekke’ye yaklaşınca, Rasûlullah (s.a.v): “Yanında kurbanı olmayanlar ihramdan çıksınlar, yanında kurbanı bulunanlar ise öylece ihramlı olarak kalsınlar” buyurdu. Esma şöyle sürdürdü sözlerini: Zübeyr’in yanında kurbanı vardı o yüzden ihramlı kaldı. Benim kurbanım yoktu ben ihramdan çıktım, elbiselerimi giyip kokularımla kokulandıktan sonra Zübeyr’in yanına oturdum. Bunun üzerine bana: “Benden uzak dur” dedi. Ben de: “Üzerine kapaklanmamdan mı korkuyorsun” dedim. (Müslim, Hac: 17; İbn Mâce, Menasik: 41)
187- AREFEDEN BİR GÜN ÖNCE HUTBE OKUMAK
2943- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v), Cîrane umresinden döndükten sonra Ebu Bekir’i hacca göndermişti. Ben de onunla birlikteydim. Arc denilen yere gelince sabah namazı için mola verdi. Tam tekbir alıp namaza başlayacağında arkasından bir deve sesi duydu, namaza başlamayı geciktirdi ve dedi ki: “Bu ses Rasûlullah (s.a.v)’in devesi Ced’a’nın sesidir. Belki de Rasûlullah (s.a.v) hacca gelmiştir. Eğer gelen kendisi ise namazı birlikte kılarız.” Bir de baktık ki gelen Ali imiş. Bunun üzerine Ebu Bekir, kendisine; “Emir mi? Yoksa haberci mi? olarak geldin” dedi. O da: “Haberci olarak geldiğini ve Berâe sûresini hac esnasında insanlara duyurmam için gönderdi” dedi.
Böylece Mekke’ye geldik. Terviye gününden bir gün önce yani zilhiccenin yedisinde Ebu Bekir kalkıp insanlara bir konuşma yaptı. Onlara hacda yapılacak görevlerini bildirdi ve konuşmasını bitirince, Ali ayağa kalktı ve Berâe sûresini insanlara okudu. Bitirince birlikte çıktık arefe günü Ebu Bekir tekrar kalkıp insanlara bir konuşma daha yaptı yine hacda yapılacak görevlerden bahsetti. Hutbesini bitirince, Ali kalkıp yine Berâe sûresini insanlara tamamını okudu. Bayram günü olunca yapılması gerekenleri yaptık. Ebu Bekir de yapması gerekenleri yapınca insanlara tekrar bir konuşma daha yaptı. İfada tavafından, kurbandan ve diğer yapılması gerekenlerden bahsetti konuşması bitince, Ali tekrar kalkarak Berâe sûresini sonuna kadar okudu. Mina’dan döneceğimiz ilk gün Ebu Bekir kalkıp, insanlara yeniden bir konuşma yaparak nasıl dönüş yapacaklarını, nasıl şeytan taşlayacaklarını ve diğer yapmaları gereken şeyleri öğretti. Konuşmasını bitirince Ali tekrar kalkarak Berâe sûresini insanlara sonuna kadar tekrar okudu. (Dârimi, Menasik: 70)
188- TEMETTÜ HACCI YAPAN NE ZAMAN İHRAMDAN ÇIKAR?
2944- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Zilhiccenin dördünde Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte yola koyulduk. Peygamber (s.a.v): “İhramdan çıkın, hac için başladığınız ibadeti umreye değiştirin” buyurdu. Bu bizim zorumuza gitti ve pek hoşlanmadık. Durum, Rasûlullah (s.a.v)’e ulaşınca tekrar: “Ey insanlar, ihramdan çıkın, eğer benim yanımda kurbanım olmasaydı sizin yaptığınız gibi Ben de ihramdan çıkardım” buyurdu. Böylece biz ihramlarımızdan çıktık ve hanımlarımızla bile birlikte olduk. Zilhiccenin sekizinci gününe kadar ihramsız bir kimsenin yapabileceği her şeyi yaptık. Terviye günü tekrar ihrama girerek hac için telbiye getirmeye başladık. (Dârimi, Menasik: 18)
189- MİNA
2945- Muhammed b. Imran el Ensarî (r.a) babasından naklederek şöyle demişti: Ben, Mekke yolunda büyük bir ağacın altında otururken, Abdullah b. Ömer bana dönerek; “Niçin bu ağacın altında oturuyorsun?” diye sordu. Ben de: “Gölgesinden dolayı” diye cevap verince, Abdullah dedi ki: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştu: “İki ağacın arasında Mina’da oturduğunuz zaman eliyle doğu tarafını göstererek bu tarafta bir vadi daha vardır ki ona sürrebe denilir.” (Haris’in rivâyet ettiği bir hadiste ise o vadiye altından geçilen ağaç denilir.) Onun altından yetmiş Peygamber (s.a.v) gelip geçti.” (Ebû Davud, Menasik: 71; Müsned: 15993)
2946- Abdurrahman b. Muaz (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), bize Mina’da bir konuşma yaptı; o anda Allah, kulaklarımızı iyice açmıştı ki bulunduğumuz yerde konuştuklarının hepsini duyuyorduk. Rasûlullah (s.a.v) hac da yapılaması gereken her şeyi hatta atılacak taşların ölçüsünü bile bildirdi. Muhacirlere mescidin ön saflarında yer almalarını Ensar’a da geride durmalarını emretti. (Ebû Davud, Menasik: 71; Müsned: 15993)
190- AREFE GÜNÜ İMAM ÖĞLE NAMAZINI NEREDE KILAR?
2947- Abdulaziz b. Rufey (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Enes b. Malik’e Rasûlullah (s.a.v)’in tevriye günü öğle namazını nerede kıldığına dair bir bilgin var mıdır?” diye sordum. O da: “Mina’da kılmıştır” dedi. “Peki ikindiyi nerede kılmıştı?” dedim. “Ebtah’ta” dedi. (Buhârî, Hac: 83; Ebû Davud, Menasik: 59)
191- MİNADAN ARAFAT’A NE ZAMAN GİDİLİR?
2948- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) ile beraber biz Mina’dan Arafat’a kuşluk vakti gitmiştik kimimiz telbiye kimimiz de tekbir getiriyordu.” (Müslim, Hac: 46; Dârimi, Hac: 48)
2949- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte Arafat’a kuşluk vakti gitmiştik. Yol boyunca bir kısmımız tekbir; bir kısmımız da telbiye getiriyordu.” (Müslim, Hac: 46; Dârimi, Hac: 48)
192- ARAFAT’A GİDİŞTE TEKBİR Mİ GETİRİLMELİ?
2950- Muhammed b. Ebu Bekir es Sekafî (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Enes’e: Mina’dan Arafat’a giderken, “Sizler Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte bu gün nasıl telbiye getirirdiniz?” diye sordum. O da şöyle cevap verdi: Dileyen telbiye getiriyor, kimse itiraz etmiyor. Dileyen tekbir getiriyor, kimse de ona itiraz etmiyordu.” (Müslim, Hac: 46; Dârimi, Hac: 48)
193- ARAFAT’A GİDİŞTE TELBİYE DE GETİRİLİR Mİ?
2951- Muhammed b. Ebu Bekir es Sekafî (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Enes’e, “Arefe günü kuşluk vakti bu gün niçin telbiye getiriyorsun” diye sordum. O da: “Bu yollarda Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte yürüdüm kimisi tekbir getiriyor; kimisi de telbiye getiriyordu ve hiç kimse de birbirine itiraz etmiyordu” cevabını verdi. (Müslim, Hac: 40; Dârimi, Hac: 48)
194- AREFE GÜNÜ
2952- Tarık b. Şihab (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir Yahudi Ömer’e; Mâide 3. ayeti olan “…bu gün size dininizi kemâle erdirdim, nimetimi üzerinize tamamladım ve size hayat tarzı olarak İslâm’ı seçtim…” ayeti indirilince bu ayet bize nazil olmuş olsaydı onun nazil olduğu günü bayram ilân ederdik dedi. Ömer de şöyle dedi: “O ayetin nazil olduğu günü ve geceyi çok iyi biliyorum. Cuma gecesi Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte Arafat’ta idik.” (Müslim, Tefsir: 1; Tirmizî, Tefsir: 6)
2953- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Allah erkek ve kadın pek çok kimseyi arefe günü Cehennem’den azâd etmiştir. Allah bu arefe günü rahmetiyle tüm yaratıklarına yönelerek ve yaratıklarıyla meleklere karşı övünerek “Bunlar başka ne istiyorlar?” der.” (Müslim, Hac: 79; İbn Mâce, Menasik: 57)
195- AREFE GÜNÜ ORUÇ TUTULMAZ MI?
2954- Ukbe b. Amir (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Arefe ve Kurban bayramı günleri biz Müslümanların bayram günleridir, o günler yeme içme günüdür.” (Müslim, Sıyam: 22; Tirmizî, Savm: 59)
196- ARAFAT’TA VAKFE İÇİN NE ZAMAN ÇIKMALI?
2955- Sâlim b. Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle diyor: Abdulmelik b. Mervan, Haccac b. Yusuf’a hacla ilgili konularda İbn Ömer’in emirlerine uymayı ve aykırı hareket etmemesini mektupla emretmişti. Arefe günü güneş batıya kayınca ibn Ömer geldi ben de onun yanındaydım. Çadırının yakınına gelince hac emiri nerede diye bağırdı, üzerinde sarı renkli bir cübbeyle Haccac göründü. İbn Ömer’e: “Ne var! Ey ebu Abdurrahman, niçin bağırıyorsun?” dedi. İbn Ömer de: “Sünnete uymak istiyorsan haydi Arafat’a” dedi. Haccac: “Bu saatte mi?” dedi. İbn Ömer: “Evet” cevabını verdi. Bir duş alayım hemen seninle birlikte geliyorum dedi. O gelinceye kadar İbn Ömer onu bekledi. Gelince, benimle babam arasında yürüyordu. Ben kendisine: “Eğer sünnete uymak istersen hutbeyi kısa oku, vakfede acele et” dedim. Bunun üzerine İbn Ömer’in bu konuda bir şey söyleyip söylemeyeceğine baktı. Bunu gören İbn Ömer: “Doğru söylüyor” dedi. (Buhârî, Hac: 87; Muvatta', Hac: 63)
197- ARAFAT’TA TELBİYE GETİRİLİR Mİ?
2956- Said b. Cübeyr (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Arafat’ta İbn Abbas ile beraberdim. İbn Abbas insanların telbiye getirmelerini niçin duymuyorum dedi. Ben de: “Muaviye’den korktukları için” dedim. Bunun üzerine İbn Abbas çadırından çıkarak: “Emret emrine hazırım” diye telbiye getirmeye başladı ve: “Ali’ye kızgınlıkları yüzünden sünneti terk etmişler” diye konuştu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
198- ARAFAT’TA HUTBE NE ZAMAN OKUNUR?
2957- Seleme b. Nubeyt (r.a), babasından naklediyor ve şöyle diyor: Rasûlullah (s.a.v)’i Arefe günü kırmızı bir deve üzerinde namazdan önce hutbe okurken gördüm. (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 178; Ebû Davud, Menasik: 62)
199- DEVE ÜZERİNDE HUTBE OKUNUR MU?
2958- Seleme b. Nubeyt (r.a), babasından naklediyor ve şöyle diyor: Arefe günü Rasûlullah (s.a.v)’i kırmızı bir deve üzerinde hutbe okurken gördüm. (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 178; Ebû Davud, Menasik: 62)
200- ARAFAT HUTBESİ KISA MI OLMALI?
2959- Sâlim b. Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, Abdullah b. Ömer Arefe günü güneş batıya kayınca Haccac b. Yusuf’a gelerek: Eğer sünnete uymak istersen haydi vakfeye dedi. Ben de orada bulunuyordum. Haccac: “Bu saatte mi?” deyince; İbn Ömer: “Evet” dedi. Ben, Haccac’a: “Eğer bugün yine sünnete uymak istiyorsan hutbeyi kısa oku, namazda acele et” dedim. Bu sözüm üzerine İbn Ömer beni tasdik edip; “Doğru söylüyor” dedi. (Buhârî, Hac: 87; Muvatta', Hac: 63)
201- ARAFAT’TA ÖĞLE İLE İKİNDİ NAMAZI
2960- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), tüm namazlarını vakti içersinde kılardı sadece Arafat’ta öğle ile ikindiyi bir vakitte toplayarak kıldı. (Buhârî, Hac: 89; Ebû Davud, Menasik: 64)
202- ARAFAT’TA DUA YAPARKEN ELLERİ KALDIRMAK
2961- Üsâme b. Zeyd (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Arafat’ta Rasûlullah (s.a.v)’in binitinin arkasında idim. Dua ederken ellerini kaldırmıştı. Deve başını hareket ettirince yuları elinden düşmüştü. Bir eliyle yuları alırken diğer eli yukarıda idi. (Müslim, Hac: 79)
2962- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Kureyş Müzdelife’de Hums denilen yerde; diğer Arap kabileleri de Arafat’ta vakfe yapıyorlardı. Bunun üzerine Allah, Peygamberine Arafat’ta vakfe yapmasını emretti. Böylelikle Kureyşte vakfe yerini değiştirmiş oldu. Allah, Bakara 199. ayeti olan, “Ve dalga dalga ilerleyen öteki kalabalıklarla birlikte sizde ilerleyin…” ayetini indirdi. (Ebû Davud, Menasik: 59; Tirmizî, Hac: 53)
2963- Muhammed b. Cübeyr b. Mut’ım (r.a), babasından rivâyet ederek şöyle diyor: Devemi kaybetmiştim. Arefe günü onu aramaya gitmiştim. Rasûlullah (s.a.v)’i orada vakfe yaparken gördüm. Ravi Muhammed babasından vakfe yapılan yerin neresi olduğunu sordu, babası da Hums cevabını verdi. (Buhârî, Hac: 91; Dârimi, Hac: 49)
2964- Yezid b. Şeyban (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Biz Arafat’ta vakfe yerinden uzak bir yerde vakfe yapıyorduk. İbn Mirba el Ensâri bize gelerek: Beni size Rasûlullah (s.a.v) gönderdi; “Vakfe yapılacak yerde dursunlar, ayrı durmasınlar çünkü ataları İbrahim (a.s)’in mirasçısı durumundadırlar” buyurdu, dedi. (Tirmizî, Hac: 53; Ebû Davud, Menasik: 57)
2965- Cafer b. Muhammed babasından naklederek şöyle diyor: Câbir b. Abdullah’ın yanına giderek Peygamber (s.a.v) haccıyla ilgili sorular sorduk. O da şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v): “Arafat bölgesinin tamamı vakfe yapılacak yerdir” buyurdu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
203- ARAFAT’TA DURMA SÜRESİ NE KADARDIR?
2966- Abdurrahman b. Ya’mer’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’e bir gurub insanın gelip hacla alakalı sorular sorduğuna şahit oldum. Rasûlullah (s.a.v) onlara: “Hac Arafat’tır, her kim arefe günü güneş doğmazdan önce Arafat’ta bulunursa haccı tamam sayılır” diyordu. (Tirmizî, Hac: 57; Ebû Davud, Menasik: 69)
2967- Fadl b. Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) Arafat’tan dönerken binitinin arkasında Üsâme b. Zeyd bulunuyordu. Deve çok süratli gittiği için devamlı yularını çekiyordu. Bu durumda Müzdelife’ye kadar geldi. (Müsned: 1712)
2968- Üsâme b. Zeyd (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) Arafat’tan dönerken ben binitinin arkasında idim. Peygamber (s.a.v) devamlı binitinin yularını çekiyordu o kadar ki, devenin kulakları deveyi çeken yulara dokunuyordu ve şöyle diyordu: “Ey insanlar! Yavaş olun, iyilik develeri hızlı koşturmakta değildir.” (Ebû Davud, Menasik: 64)
204- ARAFAT’TAN AĞIR AĞIR DÖNMEK
2969- İbn Abbas (r.a)’den rivâyete göre, şöyle diyordu: Rasûlullah (s.a.v), Arafat’tan dönerken devesinin yularını o derece çekiyordu ki devesinin başı devenin semerine dokunuyordu ve insanlara şöyle diyordu: “Ağır olun Ağır olun akşama kadar Arafat’ta durabiliriz.” (Ebû Davud, Menasik: 64)
2970- Rasûlullah (s.a.v)’in binitinin arkasında olan Fadl b. Abbas (r.a) anlatıyor: Rasûlullah (s.a.v) arefe günü akşam üzeri sabaha kadar müzdelifede olunacak derdi. Gün insanlara yavaş olmayı tavsiye ediyor ve ağır olun! diyordu. Kendisi de devesinin yularını devamlı çekiyordu. Mina’daki muhassir vadisine gelince, “Cemrelerde atacağınız taşları toplayınız” buyurdu. Cemrelerdeki taş atma işi bitinceye kadar telbiye getirmeyi bırakmadı. (Ebû Davud, Menasik: 64)
2971- Câbir (r.a) rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) Arafat’tan dönerken ağır ağır geliyor ve insanlara da ağır olmalarını emrediyordu. Muhassir vadisine gelince biraz hızlandı ve insanlara cemrelerde kullanmak için ufak ufak taş toplamalarını emretti. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
2972- Câbir (r.a) rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) Arafat’tan dönerken “Ey Allah’ın kulları ağır olun!” diyordu. Ve eliyle de ağır olunmasını işaret ediyordu. Hadisin ravisi Eyyub: “Avuç içini semaya çevirerek” dedi. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
205- ARAFAT’TAN DÖNÜŞ NASIL OLMALI?
2973- Üsâme b. Zeyd (r.a)’e; Rasûlullah (s.a.v)’in, veda haccında Arafat’tan nasıl döndüğü sorulmuştu da o da şöyle dedi: “Hızlıya yakın bir şekilde binitini sürer, yol durumu uygun olunca hayvanını tekrar hareket ettirir ve hızlanırdı.” (Ebû Davud, Menasik: 64)
206- ARAFAT DÖNÜŞÜ AKŞAM NAMAZI NEREDE KILINIR?
2974- Üsâme b. Zeyd (r.a) anlatıyor: Rasûlullah (s.a.v), Arafat’tan döndüğü zaman Şib denilen tarafa yönelmişti. Kendisine “Akşam namazını mı kılacaksın?” dedim. “Namaz kılacak yer ileridedir.” buyurdu. (Ebû Davud, Menasik: 64; Buhârî, Hac: 94)
2975- Üsâme b. Zeyd (r.a)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v), emirlerin konakladığı yer olan Şib denilen yerde konaklamıştı. Küçük abdestini bozdu. Sonra hafif bir şekilde abdest aldı. Ben de: “Ey Allah’ın Rasûlü! Namaz mı kılacaksın?” dedim. “Namaz, ileride kılınacak” buyurdu. Müzdelife’ye geldiğimizde namaz kılmak üzere insanların hepsinin gelmesini bekledik. (Ebû Davud, Menasik: 64; Buhârî, Hac: 94)
207- MÜZDELİFEDE AKŞAM İLE YATSI BİR VAKİTTE KILINIR
2976- Ebu Eyyub (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) akşamla yatsıyı aynı vakitte kıldı. (Ebû Davud, Menasik: 64; Buhârî, Hac: 94)
2977- İbn Mesud (r.a)’tan rivâyete göre; Rasûlullah (s.a.v) akşamla yatsıyı aynı vakitte birlikte kıldı. (Ebû Davud, Menasik: 64; Buhârî, Hac: 94)
2978- Sâlim (r.a)’in babasından rivâyet edildiğine göre, Rasûlullah (s.a.v) akşam ile yatsıyı tek bir kamet getirerek sadece farzlarını kıldı ne ikisi arasında ne de sonunda hiç sünnet kılmadı. (Ebû Davud, Menasik: 65; Buhârî, Hac: 98)
2979- Ubeydullah b. Abdullah (r.a), babasından aktararak şöyle diyor: Rasûlullah (s.a.v), akşamla yatsıyı ikisini bir vakitte kıldı. İkisi arasında sünnet olarak bir şey kılmadı, akşamı üç rekat yatsıyı da iki rekat olarak kıldırdı Abdullah b. Ömer’de ölünceye kadar aynı şekilde bu iki namazı bir arada kıldı. (Ebû Davud, Menasik: 65; Buhârî, Hac: 98)
2980- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) akşamla yatsıyı tek kametle bir vakitte kılmıştı. (Ebû Davud, Menasik: 65; Buhârî, Hac: 98)
2981- Küreyb (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Arafat dönüşü Rasûlullah (s.a.v)’in binitinin arkasında olan Üsâme b. Zeyd’e: “O gün hac menasikini nasıl yapmıştınız?” diye sordum. O da şöyle dedi: “Yürüyerek Müzdelifeye kadar geldik, Rasûlullah (s.a.v) orada konakladı, akşamı kıldı sonra da cemaate haber göndererek onlarında konaklamalarını söyledi. Rasûlullah (s.a.v) yatsıyı kılıncaya kadar cemaatin gelmesi devam etti. Cemaatin arkası kesilince hep birlikte orada konakladılar. Sabah olunca Kureyşin ilk çıkanlarıyla birlikte ben de yürüyerek çıktım, o esnada Rasûlullah (s.a.v)’in binitinin arkasında Fadl vardı. (Buhârî, Hac: 98; Dârimi, Hac: 52)
208- KADIN VE ÇOCUKLAR MÜZDELİFEDEN ERKEN ÇIKABİLİR
2982- İbn Abbas (r.a) şöyle diyordu: Müzdelife gecesi Rasûlullah (s.a.v) ailesi ve zayıf olanları önceden yola çıkarmıştı, onlar arasında ben de vardım. (Buhârî, Hac: 98; Müslim, Hac: 49)
2983- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Müzdelife gecesi Rasûlullah (s.a.v)’in önceden gönderdiği ailesi ve zayıf olanlar arasında ben de vardım. (Buhârî, Hac: 98; Müslim, Hac: 49)
2984- Fadl (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) Hâşimoğullarının zayıf olanlarını müzdelife gecesi geceden yola çıkmalarını emretmişti. (Buhârî, Hac: 98; Müslim, Hac: 49)
2985- Ümmü Habibe (r.anha) şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) Müzdelife’den Minaya giderken alaca karanlıkta yola çıkmamı emretti. (Buhârî, Hac: 98; Müslim, Hac: 49)
2986- Yine Ümmü Habibe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) zamanında Müzdelife’den Minaya gitmek için alaca karanlıkta yola çıkardık. (Buhârî, Hac: 98; Müslim, Hac: 49)
209- ZAYIF VE RAHATSIZ OLANLARIN MÜZDELİFEDEN ERKEN ÇIKMALARI
2987- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), Sevde anamızın Müzdelife’den şafaktan önce dönmesine izin vermişti çünkü o şişmandı. (Buhârî, Hac: 98; Müslim, Hac: 49)
210- MÜZDELİFEDE SABAH NAMAZI NE ZAMAN KILINIR?
2988- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) hiçbir vaktin namazını vakti dışında kılmazdı ancak vakti içersinde kılardı. Müzdelife’de Akşam’la yatsıyı bir vakitte kıldı, sabah namazını ise her zamanki vaktinden biraz önce kıldı. (Buhârî, Hac: 99; Ebû Davud, Menasik: 65)
211- MÜZDELİFEDE SABAH NAMAZINA YETİŞEMEYEN NE YAPAR?
2989- Urve b. Mudarris (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’i Müzdelife’de vakfe yaparken gördüm şöyle diyordu: “Kim benimle burada bu vakitte sabah namazını kılar sonra benimle birlikte bulunur, bundan önce de Arafat’ta gece ve gündüz bir süre durursa, onun haccı tam olmuş sayılır.” (Ebû Davud, Menasik: 69; Dârimi, Hac: 54)
2990- Urve b. Mudarris (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim, bu Müzdelife’de (ve Arafat’ta) benimle ve tüm insanlarla birlikte olur ve buradan ayrılıncaya kadar burada bulunursa, hacca yetişmiş olur. Burada (Müzdelife ve Arafat’ta) kim bulunamaz ise hacca yetişmemiş sayılır. (Ebû Davud, Menasik: 69; Dârimi, Hac: 54)
2991- Urve b. Mudarris (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Müzdelife’de Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek: “Ey Allah’ın Rasûlü! Cebeley Tayyiin denilen yerden geliyorum, buraya gelinceye kadar vakfe yapmadığım hiçbir tepecik kalmadı. “Benim haccım olur mu?” dedim. Rasûlullah (s.a.v)’de şöyle buyurdu: “Kim, Şu içinde bulunduğumuz vaktin namazını bizimle kılar daha önce de gündüz ve gece Arafat’ta vakfe durursa, onun haccı tamam olur ve hac borcunu ödemiş olur.” (Ebû Davud, Menasik: 69; Dârimi, Hac: 54)
2992- Urve b. Mudarris b. Evs b. Harise b. Lam (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (s.a.v)’e, Müzdelife’de iken geldim ve dedim ki: “Benim haccım oldu mu?” diye sordum. O da şöyle buyurdu: “Şu içinde bulunduğumuz vaktin namazını bizimle kılan, burada vakfesini yapan bundan önce de Arafat’ta gece ve gündüz vakfesini yapmış olan kimsenin haccı tamam olur ve hac borcunu ödemiş olur.” (Ebû Davud, Menasik: 69; Dârimi, Hac: 54)
2993- Urve b. Mudarris et Tâî (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek: “Cebeley Tayyiin denilen yerden geldim, bineğimi hızlı sürdüm, kendimi çok yordum. Nerede bir tepe gördümse mutlaka orada vakfe yaptım, bu nedenle benim haccım oldu mu?” dedim. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v)’de şöyle buyurdu: “Kim burada bizimle sabah namazını kılarsa bundan önce de Arafat’ta vakfesini yapmışsa hac borcunu ödemiş sayılır ve haccı tamamdır.” (Ebû Davud, Menasik: 69; Dârimi, Hac: 54)
2994- Bükeyr b. Ata (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Abdurrahman b. Ya’mer ed Dîlî’den işittim şöyle demişti: Peygamber (s.a.v)’i Arafat’ta gördüm kendisine Necid’ten bir gurup insan gelmişti, içlerinden birinin Rasûlullah (s.a.v)’e hacla ilgili sorular sormasını istediler. Rasûlullah (s.a.v)’de o sorulara cevaben şöyle buyurdu: “Hac, Arafat’ta bulunmak demektir. Kim, sabah namazından önce Müzdelife’ye yetişmişse hacca yetişmiş sayılır. Mina’da bulunacak günler üçtür. Kim acele eder iki günde dönerse bir sakınca yoktur. Kim de gecikirse de bir sakınca yoktur. Rasûlullah (s.a.v) bunları söyledikçe bir kimse de aynen insanlara aktararak bunları duyuruyordu.” (Ebû Davud, Menasik: 69; Dârimi, Hac: 54)
2995- Cafer b. Muhammed (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Babam bana şöyle demişti: Câbir b. Abdullah’ın yanına varmıştık bize şöyle anlattı: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Müzdelife’nin her yerinde vakfe yapılabilir.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
212- MÜZDELİFEDE TELBİYE GETİRİLİR Mİ?
2996- İbn Mes’ud (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Müzdelife’de bulunuyorduk. Bakara sûresi kendisine indirilen şahıstan dinledim. Bu Müzdelife denilen yerde şöyle diyordu: “Emret Allah’ım, emrine hazırım emret.” (Müslim, Hac: 46; Müsned: 3779)
213- MÜZDELİFEDE NE KADAR DURULUR
2997- Amr b. Meymune (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ömer’i Müzdelife’de gördüm şöyle diyordu: Cahiliye döneminde insanlar güneş doğuncaya kadar Müzdelife’den ayrılmazlar ve şöyle derlerdi: Ey Sebir dağı! Güneşin ışıklarıyla aydınlan da buradan ayrılalım. Rasûlullah (s.a.v) onlara aykırı davranarak güneş doğmadan Müzdelife’den ayrılırdı. (Buhârî, Hac: 100; Tirmizî, Hac: 60)
214- ZAYIF VE GÜÇSÜZLER SABAH NAMAZINI MİNA’DA KILABİLİR
2998- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), beni ve aile fertlerinden zayıf ve güçsüzleri benimle Mina’ya gönderdi. Biz de hep birlikte Mina’da sabah namazını kılıp Cemre’leri taşladık. (Buhârî, Hac: 99; Müslim, Hac: 48)
2999- Mü’minlerin annesi Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Sevde gibi ben de Rasûlullah (s.a.v)’den izin isteyerek herkesten önce gidip sabah namazını Mina’da kıldım. Sevde şişman bir kadındı. Rasûlullah (s.a.v)’den izin istedi. Rasûlullah (s.a.v)’de izin verdi, o da sabah namazını Mina’da kıldı ve insanlar Mina’ya gelmeden önce cemreleri taşladı. (Buhârî, Hac: 99; Müslim, Hac: 48)
3000- Ebu Bekir’in kızı Esma’nın azatlısı Ata b. ebi Rebah şöyle diyor: Ebu Bekir’in kızı Esma ile birlikte alaca karanlıkta geldik. Ona alaca karanlıkta Mina’ya geldik dedim, o da şöyle dedi: “Senden daha hayırlı olanlarla da biz bunu yapardık.” (Müslim, Hac: 49; Buhârî, Hac: 99)
3001- Hişam b. Urve (r.a) babasından naklederek şöyle diyor: Ben yanında otururken Üsâme b. Zeyd’e şöyle soruldu: “Rasûlullah (s.a.v), veda haccında nasıl yürüdü?” O da şöyle dedi: “Devesini normal bir şekilde sürerdi. Müsait olduğu zamanlarda da hafifçe süratlenirdi.” (Müslim, Hac: 47; Ebû Davud, Menasik: 64)
3002- Fadl b. Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) arefe günü akşamı ve Müzdelife gecesi yürürken insanlara yavaş olun diyor ve kendisi de devenin dizginlerini çekiyordu. Mina sınırlarına girince de aynı şekilde devam etti. Muhassir vadisine gelince “Cemrelerde atacağınız taşı toplayınız” buyurdu. Rasûlullah (s.a.v) bunu söylerken eliyle taşları atıyormuş gibi işaret ediyordu. (Müslim, Hac: 45; Ebû Davud, Menasik: 64)
215- MUHASSİR VADİSİNDEN HIZLI GEÇMEK GEREKİR
3003- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) Muhassir vadisinde devesini hızlı sürdü. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
3004- Cafer b. Muhammed (r.a) babasından naklederek şöyle diyor: Câbir b. Abdullah’ın yanına girdik. Ben: “Rasûlullah (s.a.v)’in yaptığı hacdan bahset” dedim. O da şöyle dedi: “Rasûlullah (s.a.v) güneş doğmadan önce Müzdelife’den ayrıldı. Fadl b. Abası da binitinin arkasına aldı, Muhassir vadisine gelince biraz hızlandı. Büyük cemreye çıkan orta yola girerek ağacın yanındaki cemreye giderek yedi taş attı, her taş atışında tekbir getiriyordu. Taşları Batnı vadiden atıyordu.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
216- CEMRELERE TAŞ ATINCAYA KADAR TELBİYEYE DEVAM EDİLİR
3005- Fadl b. Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, kendisi Peygamber (s.a.v)’in binitinin arkasındaydı Peygamber (s.a.v) cemrelere taş atıncaya kadar telbiye getirmeye devam etti. (Müslim, Hac: 45; Dârimi, Hac: 60)
3006- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) cemreye taş atıncaya kadar telbiyeye devam etti. (İbn Mâce, Menasik: 68; Müsned: 1763)
217- CEMRELER İÇİN TAŞ TOPLAMAK
3007- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) Akabe sabahı bineğinin üzerinde bana: “Gel benim için taş topla” buyurdu. Ben de gerekli taşları topladım sapan taşı büyüklüğündeydi, onları eline koyduğumda elindekilerden birini göstererek işte bu gibilerini topla, dinde aşırılıktan sakınınız. Çünkü sizden öncekiler dini konularda kendilerini zorluklara sokarak aşırılık yaptıkları için helak olmuşlardır. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
218- CEMRE TAŞLARI NEREDEN TOPLANIR?
3008- Fadl b. Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v), arefe akşamı ve Müzdelifede iki vakit birlikte kılındığı zaman devesinin dizginlerini çekerek insanlara da yavaş olunuz” buyurdu. Bu durumda Mina’ya kadar geldi, Muhassir vadisine gelince: “Cemrelerde atacağınız taşları toplayınız” buyurdu. Rasûlullah (s.a.v) bunu söylerken eliyle taş atar gibi yapıyordu. (Müslim, Hac: 45; Dârimi, Hac: 60)
219- CEMREDE ATILACAK TAŞLAR
3009- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) Akabe sabahı bineği üzerinde bana “Gel bana taş topla” buyurdu. Ben de O’na gerekli taşları topladım, taşların büyüklüğü sapan taşı gibiydi eline koyduğumda şöyle demişti: (Hadisin ravisi Yahya elini hareket ettirerek) “İşte böylelerini” buyurdu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
220- CEMRELERE BİNİTLİ GİTMEK VE İHRAMLININ GÖLGELENMESİ
3010- Ümmü Husayn (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte hacda bulundum. Bilal, Rasûlullah (s.a.v)’in devesini yularından tutarak götürüyor. Üsâme b. Zeyd de ihramlı olmasına rağmen sıcağın etkisinden Peygamberi korumak için gölgelik yapıyordu. Rasûlullah (s.a.v) bu şekilde Akabe cemresini taşladıktan sonra insanlara bir konuşma yaptı. Allah’a hamd-û senâdan sonra pek çok şeyler söyledi.” (Müslim, Hac: 45; Tirmizî, Hac: 65)
3011- Kudame b. Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’i bayram günü Cemre-i Akabe’yi taşlarken gördüm; kırmızımtırak renkli devesi üzerindeydi. Taşları ne hızlı ne de yavaş atıyor ne çok uzakta ne de cemrelerin yakınındaydı. (Tirmizî, Hac: 65; İbn Mâce, Menasik: 66)
3012- Câbir b. Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’i cemreleri taşlarken gördüm, devesi üzerinde şöyle diyordu: “Ey İnsanlar! Hacda yapacağınız görevleri Benden alın, öğrenin. Çünkü belli olmaz bundan sonra bir daha hac yapamayabilirim.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
221- BAYRAM GÜNÜ TAŞ ATMA HANGİ VAKİTTE YAPILIR?
3013- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) bayram günü cemreyi kuşluk vakti, ondan sonraki günlerde ise öğleden sonra attı. (Buhârî, Hac: 97; Tirmizî, Hac: 63)
222- GÜNEŞ DOĞMADAN ÖNCE CEMRE-İ AKABE TAŞLANMAZ
3014- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), Abdulmuttalib oğullarının küçük çocuklarını kırmızı develer üzerinde erkenden Mina’ya göndermişti, uyluklarımız devenin (semerine) dokunuyordu. Ve: “Yavrularım! Cemre-i Akabeyi güneş doğmadan taşlamayın” buyurmuştu. (Buhârî, Hac: 97; Tirmizî, Hac: 63)
3015- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) Minaya aile efradını erkenden gönderip onlara güneş doğuncaya kadar Cemre-i Akabe’yi taşlamamalarını emretti. (Buhârî, Hac: 97; Tirmizî, Hac: 63)
223- KADINLAR CEMRE-İ AKABEYİ ERKEN TAŞLIYABİLİRLER Mİ?
3016- Mü’minlerin annesi Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) hanımlarından birine Cemre-i Akabe’yi geceden gelip geceden taşlamasını ve orada yerinde kalmasını emretmişti. Atâ da ölünceye kadar böyle yapmıştı. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
224- AKŞAMDAN SONRA DA CEMRE TAŞLANIR MI?
3017- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’e Mina günlerinde yapılacak şeylerden soruluyordu da: “Güçlük yok” diyordu. Adamın biri: “Kurban kesmeden traş oldum” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v) ona: “Zararı yok” buyurdu. Başka biride: “Akşamdan sonra cemreyi taşladım” diye sordu. Ona da: “Zararı yok” buyurdular. (Buhârî, Hac: 126; İbn Mâce, Menasik: 74)
225- ÇOBANLAR CEMRELERİ NASIL TAŞLARLAR
3018- Ebu’l Beddah b. Adiy (r.a), babasından naklediyor; Peygamber (s.a.v) çobanların cemreyi bir gün taşlayıp diğer gün taşlamamalarına izin verdi. (Ebû Davud, Menasik: 78; Tirmizî, Hac: 108)
3019- Yine Ebu’l Beddah Asım b. Adiy, babasından naklediyor: “Rasûlullah (s.a.v), çobanların cemreleri geceleyin taşlayabilmelerine izin verdi. İlk günü böyle taşladıktan sonra kalan iki günü de tek günde birleştirip taşlayabilirler” buyurdu. (Ebû Davud, Menasik: 78; Tirmizî, Hac: 108)
226- CEMRE-İ AKABE NEREDEN TAŞLANIR?
3020- Abdurrahman b. Yezid (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Abdullah b. Mes’ud’a insanlar Cemre-i Akabe’yi üst taraftan taşlıyor denildi. Abdullah b. Mesud vadinin tam ortasından taşladı ve şöyle dedi: “Kendisinden başka gerçek ilâh olmayan Allah’a yemin ederim ki Bakara sûresi kendisine nazil olan zat tam buradan atmıştı.” (Tirmizî, Hac: 62; İbn Mâce, Menasik: 64)
3021- Abdurrahman b. Yezid (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Abdullah Kâbe’yi soluna Arafat’ı sağına alarak cemreye yedi taş attı ve: “Kendisine bakara sûresi inen kimsenin taş attığı yer işte burasıdır.” dedi. (Tirmizî, Hac: 62; İbn Mâce, Menasik: 64)
3022- Abdurrahman b. Yezid (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Îbn Mes’ud’u Cemre-i Akabe’yi vadinin ortasından taşlarken gördüm ve şöyle diyordu: “Kendisinden başka gerçek ilâh olmayan Allah’a yemin olsun ki kendisine Bakara sûresi inen zat, taşları buradan atmıştı.” (Tirmizî, Hac: 62; İbn Mâce, Menasik: 64)
3023- Ameş (r.a) naklediyor, Haccac’tan işittim şöyle diyordu: Bakara sûresine inek sûresi demeyin, içersinde inekten bahsedilen sûre deyin. Bu sözü İbrahim’e naklettim. O da şöyle dedi: Abdullah b. Mes’ud Akabe cemresini atarken Abdurrahman b. Yezid de onun yanında imiş, Abdullah vadiyi tam ortalayarak ve cemreye yönelerek yedi tane taş atmış ve her taş atışında da tekbir getirmiş. Ben de halk dağa tırmanarak atıyor deyince, O: “Kendisinden başka gerçek ilâh olmayan Allah’a yemin ederim ki kendisine Bakara sûresi nazil olan zat taşları buradan atmıştı” dedi. (Tirmizî, Hac: 62; İbn Mâce, Menasik: 64)
3024- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) cemrelere sapan taşı büyüklüğünde taşlar atmıştı. (Tirmizî, Hac: 62; İbn Mâce, Menasik: 64)
3025- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’i cemreleri taşlarken gördüm, taşların büyüklüğü sapan taşı gibi idi. (Tirmizî, Hac: 62; İbn Mâce, Menasik: 64)
227- CEMRELERE ATILAN TAŞ SAYISI KAÇ OLMALI?
3026- Cafer b. Muhammed b. Ali b. Huseyn (r.a), babasından naklediyor ve şöyle diyor: Câbir b. Abdullah’ın yanına girmiştik ben: “Rasûlullah (s.a.v)’in haccıyla ilgili bazı şeyler anlat” dedim. O da şöyle dedi: “Rasûlullah (s.a.v), o ağacın yanından yedi tane taş attı, her taş atışında tekbir getiriyordu, vadinin tam ortasından atıyordu sonra kurban kesim yerine gidip kurbanını kesti.” (İbn Mâce, Menasik: 63)
3027- Sa’d (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte hacdan döndük. Bazılarımız yedi taş attıklarını bazılarımız da altı taş attıklarını söylüyorlardı ve hiç kimse de birbirini kınamıyordu. (Müsned: 1362)
3028- Katade (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebu Miclez’den işittim şöyle diyordu: “İbn Abbas’a cemrelerle ilgili sorular sordum; Rasûlullah (s.a.v)’in altı mı yoksa yedi mi taş attığını bilmiyorum” dedi. (Ebû Davud, Menasik: 78; Müsned: 3342)
228- HER TAŞ ATARKEN TEKBİR GETİRMEK
3029- Fadl b. Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in binitinin arkasında idim, Akabe cemresini taşlayıncaya kadar telbiye getirmeyi bırakmadı. Yedi taş attı ve taş atışında da tekbir getiriyordu. (Müslim, Hac: 45; İbn Mâce, Menasik: 69)
229- CEMRE TAŞLANINCA TELBİYE GETİRMEYE SON VERİLİR
3030- Yine Fadl b. Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in binitinin arkasındaydım. Akabe cemresini taşlayıncaya kadar telbiye getirdiğini duydum taşlayınca telbiyeyi kesti. (Müslim, Hac: 45; İbn Mâce, Menasik: 69)
3031- Yine Fadl’in haber verdiğine göre, bizzat kendisi Rasûlullah (s.a.v)’in binitinin arkasında oturuyordu. Rasûlullah (s.a.v), cemreyi taşlayıncaya kadar telbiye getirmeye devam etti. (Müslim, Hac: 45; İbn Mâce, Menasik: 69)
3032- Yine Fadl b. Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, bizzat kendisi Peygamber (s.a.v)’in binitinin arkasında oturuyordu. Rasûlullah (s.a.v) cemreyi taşlayıncaya kadar telbiye getirmeye devam etti. (Müslim, Hac: 45; İbn Mâce, Menasik: 69)
230- CEMRELERE TAŞ ATTIKTAN SONRA DUA ETMEK
3033- Zuhrî (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bize aktarılanlara göre, Rasûlullah (s.a.v), Mina da kurban kesilen yerin yanındaki cemreyi taşlarken yedi taş kullanmıştı, her taşı atarken de tekbir getiriyordu. Sonra cemrenin önüne geçerek kıbleye dönerek ellerini kaldırıp uzun süre dua yaptı sonra ikinci cemreye gelerek yine yedi taş attı ve her bir taş atışında tekbir getiriyordu sonra sol tarafa inip kıbleye yönelerek ellerini kaldırıp dua yaptı. Daha sonra Akabe’nin yanındaki cemreye giderek yedi taş ta oraya attı ve orada hiç durmadı. Zührî diyor ki: Sâlim’den bu şekilde işittim o da babasından; o, da Rasûlullah (s.a.v)’den bize aktarıp geldiler. İbn Ömer’de aynen böyle yapardı. (Buhârî, Hac: 140; Dârimi, Menasik: 61)
231- CEMRELERDEN SONRA İHRAMLIYA NE HELAL OLUR?
3034- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Cemreler taşlandıktan sonra kadınlarla cinsel ilişki dışında her şey helaldir. “Güzel kokuda helâl midir?” diye soruldu. O da şöyle karşılık verdi: “Rasûlullah (s.a.v)’i misk kokusunu süründüğünü gördüm. Acaba o koku sayılır mı?” (İbn Mâce, Menasik: 69; Müsned: 1986)

Ziyaretçi:  Sitede şu anda 0 üye ve 64 misafir olmak üzere toplam 64 kişi bulunuyor.

İstatistikler:  Bugün Tekil:1  Çoğul:431  Toplam:94106197  Bugün Üye:0  Dün:0  Toplam:32262  Dün Tekil:1  Çoğul:14283

Kim Nerede:  Misafir1, Misafir2, Misafir3, Misafir4, Misafir5, Misafir6, Misafir7, Misafir8, Misafir9, Misafir10, Misafir11, Misafir12, Misafir13, Misafir14, Misafir15, Misafir16, Misafir17, Misafir18, Misafir19, Misafir20, Misafir21, Misafir22, Misafir23, Misafir24, Misafir25, Misafir26, Misafir27, Misafir28, Misafir29, Misafir30, Misafir31, Misafir32, Misafir33, Misafir34, Misafir35, Misafir36, Misafir37, Misafir38, Misafir39, Misafir40, Misafir41, Misafir42, Misafir43, Misafir44, Misafir45, Misafir46, Misafir47, Misafir48, Misafir49, Misafir50, Misafir51, Misafir52, Misafir53, Misafir54, Misafir55, Misafir56, Misafir57, Misafir58, Misafir59, Misafir60, Misafir61, Misafir62, Misafir63, Misafir64,
Reklamlar:

Faruki.net