Üye Adı:    Şifre:  (Hatırla)      Üye Ol              Giriş Sayfası Yap / Sık Kullanılanlara. Ekle

Tefhimu'l Kur'an

Bakara  1-3  4-7  8-14  15-20  21-28  29-32  33-36  37-38  39-40  41-44  45-47  48-53  54-57  58-61  62-69  70-72  73-77  78-79  80-82  83-86  87-88  89-91  92-95  96-101  102-105  106-107  108-113  114-118  119-125  126-131  132-138  139-143  144-145  146-153  154-156  157-160  161-164  165-168  169-174  175-178  179-184  185  186  187  188-191  192-195  196-197  198-202  203-209  210-213  214-215  216-218  219-222  223-224  225-227  228  229  230-232  233-235  236-238  239-243  244-247  248-250  251  252-255  256-258  259-260  261-263  264-267  268-269  270-272  273-276  277-280  281-283  284-286
139- De ki: "O bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbiniz(138) iken, bizimle Allah hakkında (sözde kanıtlarla) tartışmalara mı giriyorsunuz? Bizim amellerimiz bizim, sizin de amelleriniz sizindir. Biz, O'na gönülden bağlanmış (muhlis) olanlarız."(139)
140- Yoksa siz, gerçekten İbrahim'in, İsmail'in, İshak'ın, Yakub'un ve torunlarının Yahudi veya Hıristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz? De ki: "Siz mi daha iyi biliyorsunuz, yoksa Allah mı?(140) Allah'tan kendisinde olan bir şehadeti gizleyenden daha zalim olan kimdir? Allah, yapmakta olduklarınızdan gafil olmayandır.(141)
141- Onlar, bir ümmetti, gelip geçti; onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz, onların yaptıklarından sorumlu tutulmayacaksınız.
142- İnsanlardan birtakım beyinsizler: "Onları daha önce üzerinde bulundukları kıblelerinden çeviren nedir?" diyecekler.(142) De ki: "Doğu da Allah'ındır, batı da. Dilediğini dosdoğru yola yöneltip-iletir."(143)
143- Böylece biz sizi, insanlara şahid (ve örnek) olmanız için vasat bir ümmet kıldık; peygamber de üzerinizde bir şahid olsun.(144) Senin üzerinde bulunduğun (yönü, Kâ'be'yi) kıble yapmamız, peygambere uyanları, iki topuğu üzerinde gerisin geri dönenlerden ayırdetmek içindir.(145) Doğrusu (bu,) Allah'ın hidayete ulaştırdıklarının dışında kalanlar için büyük (bir yük) tür. Allah, imanınızı boşa çıkaracak değildir. Şüphesiz, Allah, insanlara şefkat edendir, esirgeyendir.

AÇIKLAMA

138. Yani, "Bizim söylediğimiz tek şey şudur: Allah hepimizin Rabbidir ve hepimiz O'na teslim olmalıyız. O halde neden Allah hakkında bizimle tartışıyorsunuz? Bu bizimle tartışma konusu teşkil edecek bir mesele mi? Aslında sizinle tartışmaya hakkı olan bizleriz, siz değil. Çünkü, Allah'a başka mâbudları ortak koşanlar biz değil, sizlersiniz."
Arapça metin şu anlama da gelebilir: "Bizimle Allah (rızası) için mi tartışıyorsunuz? Eğer önyargılarınız veya dünyevî çıkarlarınız için değil de, Allah için bizimle tartışıyorsanız, bu tartışma kolayca çözüme bağlanabilir."
139. Yani "Siz kendi işlediklerinizden sorumlusunuz, biz de kendi işlediklerimizden. Eğer ilâhlıkta Allah'a ortak koştuysanız ve onlara ibadet ve itaat ettiyseniz, böyle yapmakta serbestsiniz. Fakat bu davranışınızın sonuçlarına da siz katlanacaksınız. Bizimle yaptığınız tartışmaya gelince, bizim size verdiğimiz ibadet özgürlüğünü siz de bize verseniz, bu tartışma kolayca çözülebilir. Biz, sizin Allah'a eşler koşmanıza karşı çıkmadığımıza göre, siz de en azından, ibadet ve teslimiyette tek olarak seçtiğimiz Allah'a hiçbir ortak koşmadan ibadet etme hakkımıza ses çıkarmamalısınız."
140. Bu soru, cehaletleri nedeniyle gerçekten bu büyük peygamberlerin Yahudi veya Hıristiyan olduklarına inanan sıradan Yahudi ve Hıristiyanlara yöneltilmektedir.
141. Bu soru, Hıristiyanlık ve Yahudiliğin daha sonraki bir çağda kurulu ibadet şekilleri ile ortaya çıktığını bilen bilgin ve din adamlarına yöneltilmektedir. Buna rağmen onlar Hakk'ın kendi mezheplerinin tekelinde olduğu yanlış inancı içindeydiler. Bunun yanısıra cahil halkı da, ebedî kurtuluşun, peygamberlerden çok sonra din adamları, rahipler, yorumcular ve tefsirciler tarafından icat edilen bu inanç, düzenleme ve ayinlere bağlı olduğu konusunda aldatıyorlardı. Ne zaman "İbrahim, İshak, Yakub ve diğer peygamberler sizin mezheplerinizden hangisine dahildirler?" şeklinde bir soru ile karşılaşsalar, buna asla direkt bir cevap veremiyorlardı. Çünkü peygamberlerin kendi mezheplerine dahil oldukları gibi tarihin yalanlayacağı saçma bir iddiada bulunamazlardı. Fakat bu gerçeğe rağmen, açıkça, peygamberlerin ne Yahudi, ne de Hıristiyan olmadıklarını söyleyemezlerdi; çünkü bu da, otomatik olarak kendi iddialarını çürütürdü.
142. Burada kıble'nin Kudüs'teki Mescid-i Aksa'dan, Mekke'deki Mescid-i Haram'a çevrilmesi kastediliyor. Önceleri Hz. Peygamber (s.a) namazda yüzünü Kudüs'e doğru çevirirdi; fakat, hicret'in ikinci yılının ortalarında yüzünü Kâbe'ye (Mekke) döndürmesi emredildi. Kıble'nin değiştirilmesi ve bunun anlamı hakkında ileriki ayetlerde ayrıntılı açıklama yapılacaktır.
143. Bu değişikliğin asıl önemini kavrayamayan bazı anlayışsız kişiler, müminlerin zihninde şüphe uyandırmak için çeşit çeşit fikirler öne sürmeye başladılar. Beyinsiz oldukları için, Allah'ın belli bir nokta veya yön ile sınırlı olduğunu, kıble değişikliğinin Allah'tan yüz çevirmek anlamına geldiğini düşünüyorlardı. Bu saçma fikir, doğunun da, batının da Allah'a ait olduğu ilân edilerek cevaplandırılmıştır. Kıble'nin belli bir yönde olması, Allah'ın sadece o yönde olduğu anlamına gelmez. Kendilerine hidayet verilenler bu tür kısır görüşlerle kendilerini meşgul etmezler. (Bkz. Bakara: 115-116)
144. Bu, İslâm ümmetinin önderliğinin ilân edilmesidir. "Böylece" (Kezalik) sözü hem Hz. Muhammed (s.a.) , hem de kıblenin değiştirilmesini kastetmektedir. Müslümanlar kendilerinin "vasat ümmet" olmalarını sağlayan üstün meziyetlere, Hidayet'e tâbi olarak ulaşmışlardı. Kıble'nin, Mescid-i Aksa'dan Kâbe'ye çevrilmesi ise, İsrailoğulları'nın önderlik görevinden alınıp, yerine müslümanların konulduğunu gösteriyordu. Bu nedenle Kıble'nin Kudüs'ten Kâbe'ye çevrilmesi beyinsizlerin sandığı gibi sadece bir yön değişikliği değil, aslında önderlik görevinin İsrailoğulları'ndan alınıp Hz. Muhammed'e (s.a.) inananlara verildiğinin ilânı idi.
Arapça "Ümmet-i Vasat" kelimesi başka bir dilde hiçbir kelimenin tam anlamını ifade edemeyeceği kadar geniş anlamlıdır. O, belirli sınırları aşmayan, orta yolu izleyen, diğer milletlere âdil davranan ve diğer milletlerle olan ilişkilerini hak ve adalete dayandıran doğru ve soylu bir toplumdur.
"Böylece biz sizi, insanlara şahit (ve örnek) olmanız için vasat bir ümmet kıldık; peygamber de üzerinizde bir şahit olsun" ayetinin anlamı:
Bütün insanların bir araya toplanacağı kıyamet gününde her peygamberden, kendisine vahyolunan Hakk'ı hiç gizlemeksizin söz ve fiil ile ümmete tebliğ ettiğini ispatlayacak deliller göstermesi istenecektir. Buna karşılık ümmetten de, peygamberden aldığı şekliyle Hakk'ı söz ve fiil ile diğer insanlara tebliğ etmek için elinden geleni yaptığını gösterir deliller istenecektir.
Şuna da dikkat edilmelidir ki Allah, önderlik şerefiyle, insanlar önünde Hakk'a şahitlik etme görevini aynı düzeyde tutmaktadır. Önderlik şerefli bir konum olmakla birlikte, yanında birçok şerefli sorumlulukları da getirmektedir. Bu görev peygamberin diğer insanlara şahitlik etmesi gibi, İslâm toplumunun diğer insanlar önünde hakkın, doğruluğun ve adaletin yaşayan şahitleri olmalarını ve hakkın, doğruluğun ve adaletin anlamını tüm dünyaya göstermelerini gerektirir.Bu görev sebebiyle hesaba çekilecek İslâm toplumuna çok büyük sorumluluk düşer. Nasıl Hz. Peygamber (s.a.) Allah'ın hidayetini tebliğ etmekle görevli idiyse, aynı şekilde müminler de hidayeti diğer insanlara tebliğ etmekle sorumludurlar. Eğer Allah huzurunda bu görevi ellerinden geldiğince iyi bir şekilde yerine getirdiklerini gösteremezlerse orada cezalandırılacaklardır. Eğer Hakk'ın şahitleri olarak görevlerinde en ufak bir gevşeklik göstermişlerse, kendi kötü amelleri ile birlikte kendi önderlikleri zamanında yayılan kötülüklerden de sorumlu tutulacaklardır. Kıyamet gününde Allah şöyle soracaktır: "Dünyayı kasıp kavuran sapıklık, zulüm ve günah salgınını gördüğünüzde onu engelemek için ne yaptınız?"
145. Kıblenin değiştirilmesi aynı zamanda gerçek müminlerle, önyargılarına tapanların ve ırkçıların ayırdedilmesini de sağlamıştı. Bir tarafta, kendi Kâbe'lerini bırakıp Mescid-i Aksa'yı kıble olarak kabul etmeye hazır olmayan Araplar vardı. İlk önce onlar denendi. Bu zorlu bir sınavdı, fakat samimi müminler geçtiler, kavmiyetçilik putuna tapanlar ise sınavı kaybettiler. Kıblenin, Kudüs'ten Kâbe'ye çevrilmesiyle ise müslüman olan Yahudi ve Hıristiyanlar da deneniyordu. Atalarının kıblesinden başka bir kıble kabul etmek onlar için çok zordu. Bu şekilde İslâm'dan yüz çeviren ırkçılar Allah'ın gerçek kullarından ayırdedildi ve Hz. Peygamber'in (s.a.) yanında sadece gerçek müminler kaldı.
Forum Son Konular Yazan Mesaj Son Yazan Son Tarih
HERGÜNE BİR DUA resule hasret 25 atakan54 22.02.2013 10:00:07
CUMA NAMAZI. edep ya hu 2 tevhit06 21.02.2012 15:16:31
KİM MEZARDA BİR GECE GEÇİRMEK İSTER zeynep_15 17 mavera27 02.01.2012 14:56:02
Onay Yöntemi Zafer 14 atakan54 22.11.2011 01:35:44
Fikirleriniz... Zafer 30 M.IRMAK 05.06.2011 23:01:42
ANNEM EMİN 7 M.IRMAK 01.06.2011 15:22:50
Dil Vardır.....! siyahzambak 4 dogan002 05.01.2011 11:06:17
BU GECENİN HÜRMETİNE ..! OMER71 10 ahmet01 06.04.2010 17:06:55
sen ve son... mihrim 2 siper2004 25.12.2009 23:54:35
20 saniyede şeytan oyunu edep-haya 23 zehraesma 29.09.2009 19:39:10
HADİS'İ ŞERİF resule hasret 4 zehraesma 29.09.2009 19:27:02
İŞTE BİZİDE GÖREN ALLAH VAR !!! efsane yıllar 5 alacali25 07.06.2009 16:57:55
BU SAYFAYI HADİSLERLE DOLDURALIM kaşif 46 burhanefe71 11.05.2009 20:30:36
ALLAH'A TANRI DENİR Mİ? Ve YARATMAK KELİMESİ mavera02 13 efna 11.05.2009 14:48:54
Bir Kalpte İki Yar Olmaz ahmet21 9 zaza ayaz 12.02.2009 13:21:50
Ziyaretçi:  Sitede şu anda 0 üye ve 43 misafir olmak üzere toplam 43 kişi bulunuyor.

İstatistikler:  Bugün Tekil:3092  Çoğul:3321  Toplam:87396539  Bugün Üye:0  Dün:0  Toplam:32236  Dün Tekil:18396  Çoğul:21564

Kim Nerede:  Misafir1, Misafir2, Misafir3, Misafir4, Misafir5, Misafir6, Misafir7, Misafir8, Misafir9, Misafir10, Misafir11, Misafir12, Misafir13, Misafir14, Misafir15, Misafir16, Misafir17, Misafir18, Misafir19, Misafir20, Misafir21, Misafir22, Misafir23, Misafir24, Misafir25, Misafir26, Misafir27, Misafir28, Misafir29, Misafir30, Misafir31, Misafir32, Misafir33, Misafir34, Misafir35, Misafir36, Misafir37, Misafir38, Misafir39, Misafir40, Misafir41, Misafir42, Misafir43,
Reklamlar:

Faruki.net