Forum    Kuran-ı Kerim  
     Yazan: ihvan_enes   Son Yazan: ihvan_enes (23.01.2007 01:59:37)     Cevap: 0    Okunma: 6230
      Konu Adı: ilmin en geniş tefsirleri 4

Yazan

Mesaj

 


ihvan_enes
(yeni)


Mesaj Sayısı: 3

   Mesaj Tarihi: 23.01.2007 01:59:37   
 
 

***ŞEHİDALLAHÜ ENNELÜ LA İLAHE İLLA HÜVEL MELA İKETÜ VE ULU İLMİ GA İMEN BİL GISD LA İLAHE İLLA HÜVEL AZİZÜL HAKİM.....

 

 

 

Allah, adaleti ayakta tutarak (delilleriyle) su hususu açiklamistir ki, kendisinden baska ilâh yoktur. Melekler ve ilim sahipleri de (bunu ikrar etmislerdir). Mutlak güç ve hikmet sahibi Allah'tan baska ilâh yoktur...  Ali.İmran...18

 

           

 Taberi tefsir'ine göre

 

 

AlIah, kendisinden başka ilah olmadığına, adaleti ayakta tutarak şahitlik etti. Melekler ve ilim sahipleri de şahitlik ettiler. Allahatn başka ilah yoktur. O, her şeye galiptir, hüküm ve hikmet sahibidir.

 

 

Allah, yarattıkları arasında adaleti ayakta tutarak, kendisinden başka ilah olmadığına, bütün varlıkların yaratıcısı olması hasebiyle kendisinden başka hiç¬bir şeyin gerçek ibadete layık olmadığına şahitlik etmiştir. Melekler ve ilim sa¬hipleri de Allahtan başka ilah olmadığına, Allahtan başkasını rab edinenlerin yalancı olduklarına şahitlik etmişlerdir. Allah, kendisinden başka ilah olmayan dır. O, her şeye galiptir, yaptıklarında hüküm ve hikmet sahibidir.

 

 

Müfessirler, bu âyette zikredilen "Allah şahitlik etti. Melekler ve ilim sahipleri de şahitlik ettiler." ifadelerindeki şahitliği çeşitli şekillerde tefsir etmiş¬lerdir.

 

 

a- Bazılarına göre buradaki şahitlikten maksat, bilinen bir şeyi haber ver¬medir. Buna göre Allahın şahitliği, kendi varlık ve birliğini haber vermesidir. Meleklerin ve âlimlerin şahitliği ise, Allahın kendilerine bildirdiği varlığı ve birliğini haber vermeleridir.

 

b- Diğer bazılarına göre ise, Allahın şahitliği, kendisinin, mevcudatı yara¬tarak varlığını göstermesidir. Meleklerin ve âlimlerin şahitliği ise Allahın varlı¬ğını gösteren mevcudatı görüp bu sebeple Allahın varlığını kabu etmeleridir.

 

"Adaleti ayakta tutma" sıfatının kime ait olduğu hakkında da farklı görüş¬ler zikredilmiştir. Taberinin tercih ettiği görüşe göre bu, Allah tealanın sıfatıdır. Buna göre âyetin mânâsı, mealde zikredildiği gibidir.

 

Diğer bazı âlimlere göre de bu sıfat, ilim sahiplerine aittir. Bu görüşe gö¬re âyetin meali şöyle olmaktadır: "Allah, melekler ve adaleti yerine getiren ilim sahipleri, ondan başka ilah olmadığına şahitlik etmişlerdir". Allah teala bu âyet-i kerime ile, Hz. Muhammed (s.a.v.) ile tartışmaya girişen Hristiyan Necran he¬yetinin, Hz. İsaya isnad etmiş

oldukları "Allanın oğlu" şeklindeki iddialarını reddetmiş, kendisinden başka hiçbir ilah olmadığını eşi benzeri ve emsali bu¬lunmadığını beyan etmiştir. Buna hem bizzat kendisini hem de Meleklerinin ve âlim kullanılın şahitlik ettiklerini beyan etmiştir. Böylece Resulullah ile asılsız bir tartışmaya girişen Hristiyan Necranlıların heyetine cevap vermiş ve onları susturmuştur 

 

                                                      

 Tefsir'i Kebir Mefatihü'l-Ğayb' a göre

 

 

 [color=brown][b] Âlimler âyetinin izahı hususunda şu iki görüşü belirtmişlerdir:

 

 

1- Allah'ın ve meleklerle ilim sahiplerinin şehâdeti aynı mânâdadır.

2- Hepsi aynı manada değildir.

iki şekilde izah mümkündür:

 

 

Birinci görüşü şu iki şekilde izah mümkündür:

 

 

a) Şahadeti, "ilme dayalı olarak haber vermek" mânâsından ibaret saymak... Bu mânâ, hem Allah, hem melekler, vermesidir. Biz, bu konuda nakli delille istidlal(İman ve İslâmiyet yolundan çıkarmağa, dalâlete düşürmeğe çalışmak). edilebileceğini daha önce söylemiştik.

 

 

Bunun melekler ve ilim sahipleri için aynı mânada oluşu ise, hepsinin de Allah'ın bir olduğunu, eşi ve benzeri olmadığını haber vermeleridir. Bu izaha göre, âyetteki "şahâdet'ten anlaşılan mânânın, gerek Allah, gerek melekler ve gerekse ilim sahipleri için aynı olduğu sabit olmuş olur. hem de ilim sahipleri için aynıdır. Allah tarafından bu mânâda oluşu, Cenâb-ı Hakk'ın Kur'ân-ı Kerim'de, kendisinin bir olduğunu ve kendisinden başka İlah  olmadığını haber

 

 

b) Âyetteki şahadeti, "açıklayıp ortaya koyma" mânâsında anlamak... Çünkü Allah Teâtâ, kendisinin tek ilah olduğuna delâlet edecek şeyleri yaratmak suretiyle, bu şehâdeti açıklamış ve ortaya koymuştur. Melekler ve ilim sahipleri de Allah'ın tek olduğunu ortaya koymuş ve bunu hem nakit hem de aklî delillerle beyân etmişlerdir.

 

 

Melekler bunu peygamberlere; peygamberler, âlimlere; âlimler de bütün insanlara açıklamışlardır.

 
Buna göre aradaki fark, sadece açıklama ve beyan etmenin şeklindedir. Binâenaleyh açıklama ve ortaya koyma mânâsı, gerek Allah hakkında, gerekse ilim sahibleri hakkında aynıdır. Bu sebeple "şahâdet'ten anlaşılan mânânın, her iki izaha göre de aynı olduğu ortaya çıkmış olur.

 

 

Bütün bunlardan maksad, Cenâb-ı Hakk'ın, Hz. Peygamber (s.a.s)'e sanki şöyle demesidir: "Allah'ın birliği, kendi şahadeti ve şahadetlerine itibar edilen bütün mahlûkatının şahadeti ile sabit olmuş bir hakikattir. Bu güçlü din ve sağlam yol, hristiyanlardan ve putperestlerden kendini bilmez câhillerin karşı çıkmaları ile zayıflamasın. O halde sen ve ümmetin bu din üzere devam edin. Çünkü bu İslâm'dır. Allah katındaki din de işte bu İslâm'dır.

 

 

İkinci görüş şöyle diyenlerin görüşüdür: Allah'ın kendi birliği hususundaki şahadeti, bir olduğuna dâir delilleri yaratmasından ibarettir.

 

 

Meleklerle ilim sahiplerinin şahadeti ise, bunların Allah'ın birliğini ikrar edip imân etmelerinden ibarettir. Bu iki mânâdan herbiri "şahadet" kelimesi ile ifâde edilebildiği için, her ikisini de "şahadet" kelimesiyle anlatmak, garip görülecek bir şey değildir.

 

 

Bunun bir benzeri de:

 

"Şüphesiz Allah ve melekleri o peygambere salât ederler. Ey İmân edenler siz de ona salât edin ve tam bir teslimiyetle selâm verin" (Ahzâb. 56)

 

âyetidir. Hepsi aynı lafızla ifâde edildiği halde, Allah'ın salâtının meleklerinkinden, me- leklerinkinin de mü'minlerin salâtından farklı olduğu herkesin malumudur.

 

 

Âyetteki "ilim sahiplerinden maksad, Allah'ın birliğini kat'î delillerle bilen kimselerdir. Çünkü şaha¬det, ancak bir bilgiye dayalı olarak yapıldığında makbul olur. İşte bundan ötürü Hz. Peygamber (s.a.s), "Birşeyi güneş gibi iyice bildiğin zaman, şahadet et" buyurmuştur.Bu, bu yüce mertebenin ve şerefli derecenin ancak usûl âlimleri (kelâmcılar) için söz konusu olduğunu gösterir..

 

                                   

 Tefsir'ül Münir'e göre

 

 

Nuzul Sebebi

 

Resulullah (s.a.) Medine'ye geldikten sonra durumu açığa çıkıp etrafa ya¬yılınca Şam (Suriye) halkı hahamlarından iki haham huzuruna geldiler. Medi¬ne'yi gördüklerinde biri ötekine, "Bu şehir son zamanda çıkacak peygamber şehrinin niteliklerine ne kadar da benziyor" dedi. Resulullah (s.a.)'ın huzuruna girdiklerinde sıfat ve özellikleriyle onu tanıdılar.

 

 

 İkisi de Hz. Peygambere, *Sen Muhammed misin?" dediler. O, evet dedi. Sonra "Sen Ahmed misin? dediler. O evet dedi. Bunun üzerine, "Biz sana bir şahitliği soracağız. Eğer sen olduğu gi¬bi onu haber verirsen sana iman eder, seni tasdik ederiz" dediler. Resulullah (s.a.) onlara, "Sorunuz" deyince şöyle dediler:

 

 

 "Allah'ın kitabındaki en büyük şahitliğin hangisi olduğunu bize haber ver." Bunun üzerine Yüce AllahAllah kendisinden başka hiçbir ilâh olmadığını adaleti ayakta tutarak açıkladı (şa¬hitlik etti), melekler de ilim sahipleri de" buyruğunu indirdi. Her ikisi de bu¬nun üzerine Müslüman oldular ve Resulullah (s.a.)'ı tasdik ettiler...

 

 

Açıklamalar..

 

 Şanı Yüce Allah bütün insanlara vahdaniyetini, afak ve enfüste (iç ve dış dünyalarında) bulunan tekvin! ve tasarrufi (yaratma ve tasarrufunun) delâlet¬leri ile açıklayıp beyan etti. Melekler de bu gerçeği rasullere bildirdi ve apaçık bilgiyle desteklenmiş şahitlikte bulundular. İlim ehli de bu şekilde haber verdi¬ler, bunu açıkladılar ve delil ve belgeler eşliğinde şahitlik ettiler. Bu, böyle bir konumda ilim adamlarının oldukça büyük bir özelliğini ortaya koymaktadır, el-A'meş der ki: Ben de Allah'ın şahitlik ettiği şeye şahitlik ederim. Bu şahitliğimi Allah'a emanet olarak tevdi ediyorum. Bu, Allah nezdinde benim bir emane-timdir.

Akaid, ibadetler, adab ve ameller ile kâinatta ve yaratıklar arasında bü¬tün hallerde adaleti ayakta tutandır bu. Adaletin niteliklerinden bir tanesi de Yüce Allah'ın aşağıdaki ve benzeri diğer buyruklarında vurgulandığı gibi hü¬kümlerde adaleti hak ile emir Duyurmasıdır:

 

 

"Muhakkak Allah adaletle ve iyi¬likle emreder." (Nahl, 16/90); "Bir de insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmediniz." (Nisa, 4/58).

 

 

Yüce Allah indirdiği şeriatında da, kâinattaki uygulamalarında da adil olandır. Çünkü O, kâinat düzenini sapasağlam yapmış, maddî ve ruhî güçler arasında, insan ve yaratıcısı arasındaki hükümlerde, fert ile toplum, insan ile insan, herhangi bir toplumdaki insan grupları arasında, zengin ve fakir arasın¬da ve buna benzer karşılıklı taraflar arasında son derece hassas bir denge kur-> muştur.

 

 

Daha sonra Yüce Allah, "Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. Azîz'dir, Ha-kîm'dir" buyruğu ile ulûhiyette tek ve eşsiz olduğunu bir daha pekiştirmekte¬dir. Azîz, asla yenik düşürülemeyen, güçlü, kudreti kâmil, azamet ve kibriyası en yüce olandır. Hakîm ise sözlerinde, fiillerinde, şeriat ve kaderinde olsun her şeyi en doğru ve en uygun yerine koyan demektir.

 

 

  Ayetlerden Çıkan Hüküm Ve Hikmetler

 

 

18. ayet-i kerimenin konusu Yüce Allah'ın vahdaniyetini, Allah'ın afak ve enfüste açıklamış olduğu tekvini delillerle indirmiş olduğu ayetleriyle ispat et¬mektir. Melekler ve ilim adamları da bunu haber verip açıklamışlardır. Kurtu-bî der ki: Ayet-i kerime, ilmin faziletine, ilim adamlarının da şeref ve üstünlük¬lerine delildir.

 

Eğer ilim adamlarından daha şerefli bir sınıf bulunsaydı, Yüce Allah onları da kendi ismi ve meleklerinin ismiyle birlikte zikrederdi; tıpkı ilim adamlarının ismini birlikte zikrettiği gibi. Bunu yüce Allah'ın Resulullah (s.a.)'a vermiş olduğu ilmini artırma talebinde bulunmasını emrettiği şu buyru¬ğu da tekit etmektedir:

 

"De ki, Rabbim ilmimi artır." (Tâ-Hâ, 10/114).

 

Sünen'de yer alan hadiste de, "İlim adamları peygamberlerin mirasçılarıdır" buyrulmak-tadır.

 

 

Yine Hz. Peygamber, "İlim adamları Allah'ın yaratıkları üzerindeki eminleridir"(e/-Kudaf ve İbn/AsakirHz. Enes'ten rivayet etmiştir,) buyurmuştur. İşte bu ilim adamları için çok büyük bir şereftir ve dinde yerlerinin çok önemli olduğunu ortaya koymaktadır.(Kurtubi) Enes (r.a.) de Resulullah (s.a.)'m şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir: "Her kim Yüce Al¬lah'ın, "Allah kendisinden başka hiçbir ilâh olmadığını, adaleti ayakta tutarak açıkladı. Melekler de ilim sahipleri de. Ondan başka hiç bir ilâh yoktur Azîz'dir, Hakîm'dir" buyruğunu uyuyacağı vakit okursa Allah onun için kıya¬met gününe kadar kendisine mağfiret dileyecek yetmiş bin melek yaratır."

                                     

 

 

Savfetü't Tefasir'e göre

 

 

Nuzul sebebi..

 

 

Rasulullah (s.a.v.) Medine'de yerleşince, Suriye'deki Yahudi âlimle¬rinden ikisi geldiler. Yanma girdiklerinde, hususiyetlerinden Hz. Peygam¬beri tanıdılar ve: "Sen Muhammed misin?" diye sordular. Rasulullah (s.a.v.) "Evet" dedi. Onlar: "Sen Ahmed misin?" dediler. Rasulullah (s.a.v.) "Evet" diye cevap verdi. "Sana şahitliği soracağız, eğer sen onu bize bildi rirsen, sana iman eder ve tasdik ederiz" dediler. Rasulullah (s.a.v.) "Soru¬nuz" diye buyurdu. Dediler ki: "Allah'ın kitabındaki en büyük şahitliği bize bildir" Bunun üzerine ... ol âyeti nazil oldu. Adamların iki si de müslüman oldular ve Rasulullah (s.a.v.)'ı tasdik ettiler..

 

 

Tefsir'i

 

 

Allah, kendisinden başka İlâh olmadığın; şehâdet etti. Yani kendisinin vahdaniyetini ve tek olduğunu kullarına bildi rip açıkladı. Zemahşerî şöyle der: Allah'ın, birliğine delaleti, bir şeyi U yan etmek ve açığa çıkarmak için şahidlik edenin şehadetine benzetild Melekler ve ilim ehli olanlar da, O'nun yarattığı ve güzı yaptığı varlık delilleriyle O'nun birliğine şahitlik ederler. Yüc Allah, taksim ettiği eceller ve rızıklar hususunda da adaletli davranmal tadır, O'ndan başka hiç bir hak mabud yoktur. Mülküm güçlü, yaptığında hikmet sahibidir..(el-Kurtubî, IV/415 el- Bahru'l-muhît 11/401)

 

 

 

El-Veciz tefsir'ine göre

 

 

18- ?Allah ondan başka ilah olmadığına şahitlik etti.?

Birliğine dair delilleri açıkladı.

"Mekkeler ve? İlim sahibleri"

Bütün işlerinde adaletin gereğini yapan ilim sahibleri

?Allah?dan başka ilah olmadığına şahitlik ettiler.?

 

          

                            

Elmalılı Tefsir'ine göre

 

 

 Allah Teâlâ'nın "kendisinden başka bir İlah  olmadığına, yani tek ve yegane ilâh" olduğuna bütün melekler, gerek tekvinî anlamda, gerek teşri'î herhangi bir hususta ilâhî emri ve iradeyi tebliğ ve icra ile görevli Allah elçileri olmaları anlamıyla bütün melekler, bütün idrak ve akıl sahibi olan görülmez varlıklar, bedensel varlıklarından soyutlanmış ruhlar dahi şahitlik ettiler, üstelik şehadetlerinin doğru olduğuna Hak Teâlâ'yı da şahit tuttular. Zira Allah Teâlâ kendi şehadetini evvela bunlara bildirdi ve bunları şahit gösterdi.

 

 

 Allah Teâlâ'nın "kendisinden başka İlah  olmadığına, yegane tapılacak ilâhın kendisi olduğuna" yani, gerçekten ilim sahibi olanlar, bütün peygamberler, büyük âlimler ve O'nun birliğine  şahitlik ettiler. İlim ehli arasında görülüp de adalet ve hakkaniyetten sapan, adalet ve hakperest olmayanların inkâr veya şehadetlerini gizlemeleri, ketm eylemeleri önemli değildir. Adalet ve insaf sahibi olan hiçbir ilim sahibi yoktur ki, hiç olmazsa kendi içinde, Allah'ın birliğine şahitlik etmesin.

 

 

Zaten ilmin ve âlimin bilfiil yeryüzündeki varlığı bile Allah'ın birliğinin açık delillerindendir.

 

İlim zaten vakıaya uygun değilse, yani hakkın ve gerçeğin olduğu gibi tanınması demek olan hak ve gerçek değilse ilim olmaz. Bildiğinin doğruluğu ve gerçekliğine iman ve şehadeti olmayan da âlim değildir. Hak Teâlâ ezel ve ebed bakımından gerçekten kendisinin tek ilâh olduğuna ve birliğine şahit değilse; ne ilimde hakikat bulunabilir, ne de kimse kendi kendini tanıyıp bilebilirdi. Sofistler gibi ilmi inkâr ederek veya gerçekleri tersyüz ederek şüpheye ve inkâra sapanlar ise kendilerinde Hakk'ın şahitliğini yapan bir ilmin bulunmamasından dolayı şahitlik ehliyetinden mahrum kalmışlar ve bu davada mahkum olanlar arasına girmişlerdir..

 

 

 

Et-Tefsir'ül Hadis'e göre

 

 

Allah'ın, meleklerin ve samimi ilim sahiplerinin Allah'ın birliğine şahitlik etmeleri ile başlayan ayetlerde, ifade edilen mânâyı kuvvetlendirmek, bu mânânın tartışmasız hak ve doğru olduğunu ortaya koymak için "ta'birî" bir üslup kullanılmıştır. Bu, şüphe¬siz güçlü ve sağlam bir üsluptur. İslam davasının özünü ve temel prensibini Kur'an'ın diliyle anlatan Peygamber (sav) bu üslubu kullanmıştır. İslam davasının bu iki temel unsu¬ru Allah'ın mutlak vahdaniyeti ve O'nun birliğine teslim olmanın gerekliliğidir. İşte hak din budur ve üzerinde ne tartışmaya ne de çekişmeye yer yoktur. Oysa kitap ehli olanlar arasında bu durum bir hayli yaygın idi ve aralarında meydana gelen tartışmalar kendi nevaları ve azgınlıklarından kaynaklanıyordu.

 

 

Yoksa Allah'ın kendilerine indirdiği ilahi kitaplardan ve peygamberlerden değildi. Bu ayetlerin son kısmı ise tartışmaya asla yer olmayan hususlarda tartışmak isteyenlere karşı Peygamber (sav) uyarılmış, kendini ve kendine uyanları Allah'a teslim ettiğini ilan ederek konumunu belirlemesi ve müslüman olarak yaşadığı sürece Allah'ın vereceği yüceliklere talip olması ile emrolunmuştur. Ayrıca, onlar da eğer müslüman olurlarsa Allah'ın kendilerine göstereceği hidayet yolunun kendilerini bir araya toparlayacağını, eğer yüz çevirirlerse bunun kendi aleyhlerine olduğunu, kendine düşen görevin yalnızca tebliğ olduğunu ve Allah'ın insanları hakkıy¬la gözetip işlerine vakıf olduğunu ilan etmesi emredilmiştir.

 

 

Son ayette Hz. Peygamber'e verdiği emrin, hem Ehli Kitab'a hem de diğer kesimle¬re yönelik olduğu mülahaza edilmektedir. Ancak buradaki hitap muhtemelen bir genel¬leme olabilir. Çünkü ayette kullanılan ifade genel bir çağrı şeklindedir. Ayrıca ayetler-deki hitap tartışmaya şahid olan bazı tarafsız Arap müşrikleri de olabilir

                          

                                                

 

 Şifa Tefsir'ine göre

 

 

Allah, melekler ve ilim sahipleri adaleti yerine getirerek, O'ndan başka ilah olmadığına şahidlik yaptılar. O'ndan başka ilah yoktur. O Aziz'dir, Hakimdir.

 

 

İslam hukukunda şahid; kişinin duyduğu, gördüğü, bildiği bir şeyi hakim huzurunda ifade eden kimsedir.

Melekler isyansız itaatları, emredileni yerine getirmeleri ile şahitlik¬lerini yaparlar.

 

 

İlim adamları Allah'ın Kur'an ayetleri ile tabiat ayetlerinden gördük¬lerini ve bildiklerini dilleri ve kalemleriyle açıklayarak şahitlik yaparlar.

Mücahidler kanlarıyla şahidlik yaparlar ve şehid olurlar. Allah (c.c.) ise kendi varlığına kendisi şahiddir.

 

 

Hz. Musa'ya indirdiği Tevratı, Hz. Davud'a indirdiği Zebur'u, Hz. İsa'ya indirdiği İncil'i Hz. Muhammed'e indirdiği Kur'an ayetleri ve diğer sahifelerle şahidlik yapar. (Allah'ın selamı bütün peygamberlerin üzerine olsun)

 

 

Kur'an inmeye başladığında o devrin ünlü şair ve edipleri hayretler içinde kalırlar. "Muhammed'i ve edebi üstünlüğünü biliriz ama, bu sözle¬ri söyleyebilecek güçte değildir." derler.

 

 

Tabiat ayetleri de Allah'a şahittir. Elinizi kaldırın ve ona dikkatle bakın. Seven, okşayan, ele bakın. Dö¬ven acıtan ele bakın.Allah'ın varlığını inkar edene delil olarak herhangi birşeyi söyleyi verin. O anda ilk gördüğünüzü delil olarak hatırlatıverin.Bu dünya galerisinde gezerken gördüğünüz her şaheseri gördüğünüzde fe Sübhanellah diyerek yaratıcısına teşbih ediniz. Galerilerde ressamın defterine takdirkar sözler yazdığınız gibi bu galeride de Allah'a yönele¬rek: Anladık iman ettik varsın, birsin ya Rabbi diyelim.

 

Şahid: bildiğini hakim önünde ifade edendir dedik. Allah'ın varlığına ve birliğine camide, yolda, otobüsde, uçakda, dairede, askeriyede, okulda heryerde şahidlik yapılmalıdır.

 

 

Allah'a inandığı halde hiçbir kimseye bildirmeden ölenlere biz gayri müslim muamelesi yaparız.

 

Şehadet kelimesi diye bildiğimiz:

 

«Eşhedü Enlâ-İlahe İllallah. Ve Eşhedü enne Muhammeden abdü-hü ve Rasülüh» kelimei tayyibesinin manasını bilmeliyiz.

 

 

Kâfir bir insan bu kelimeyi söyleyerek müslüman olur ancak manası¬nı bilmesi şarttır.

 

Alman veya Amerikan kâfirine bu kelimeyi manasını bilmeden söy-letseniz müslüman olmaz

 

  

Kurtubi Tefsir'ine göre

 

 

1- Bu Âyetin Önemi:

Said b. Cübeyr dedi ki: Kabe´nin etrafında 360 tane put vardı. Bu âyet-i kerime nazil olunca bu putlar yüzüstü secde eder gibi yıkıldılar.

2- îlmin ve Alimlerin Fazileti:

 

 

Bu âyet-i kerimede ilmin faziletine, ilim adamlarının şeref ve üstünlüğü¬ne delil vardır. Çünkü şayet ilim adamlarından daha şerefli bir kimse bulun¬saydı yüce Allah ilim adamlarını birlikte sözkonusu ettiği gibi; onları da el¬bette kendi ismiyle, meleklerinin ismiyle birlikte burada zikrederdi. Yüce Al¬lah ilmin şerefi ile ilgili olarak Peygamberine (sav) şunu buyurmuştur:

 

 

"De ki.Rabbim, ilmimi artır." (Ta-Hâ, 20/114)

 

 

Eğer ilimden daha şerefli birşey olsaydı elbette ki yüce Allah peygambe¬rine ilmini artırmasını istemesini emretmiş olduğu gibi; onun da artırılması¬nı istemesini emrederdi.

 

 

Hz.Peygamber de: "Şüphesiz ilim adamları peygam¬berlerin mirasçılarıdır" (Tirmizî, İlm 19; Buhârl, tim 10 (muallak)  dediği gibi: "İlim adamları Allah´ın, yaratıkları üze¬rindeki eminleridir" (el-Azîzî, es-Sirâcu´l-Munîr, II, 437;) diye de buyurmuştur. Bu da ilim adamları için, büyük bir şereftir; dinde onların çok büyük bir yer işgal ettiklerini göstermektedir

 

 

3- Bu Âyetin Fazileti:

 

Gâlib el-Kattân rivayetle der ki: Ben bir ticaret maksadıyla Kûfe´ye gittim. el-A´meş´e yakın bir yerde konakladım. Ona zaman zaman gidip gelirdim. Bir gece Basra´ya doğru gitmek isteyince geceleyin kalkıp teheccüd kıldığını gör¬düm. Şu:

 

 

 "Allah -adaleti ayakta tutarak- şehadet etti ki, gerçekten O´ndan başka ilâh yoktur, melekler ve ilim sahipleri de buna şehadet ettiler. O´ndan başka ilâh yoktur, o Azizdir, Hakimdir. Muhakkak Allah katında din İs¬lâm´dır." (Âl-i İmrân, 3/18-19)

 

 

âyetlerini okudu. el-A´meş dedi ki: Ben de Al¬lah´ın şahitlik ettiği şeye şehadet ediyorum. Bu şehadetimi Allah´a emanet bı rakıyorum.

 

 

Ve bu benim Allah nezdindeki bir emanetimdir. Ve: "Şüphesiz Al¬lah katında din İslâm´dır" -sözlerini defalarca tekrarladı-. Sabahleyin yanı¬na gittim, onunla vedalaştıktan sonra şöyle dedim: Ben senin bu âyet-i ke¬rimeyi okuduğunu işittim. Bu âyet hakkında sana ulaşan haber nedir? Ve bir seneden beri senin yanında olduğum halde bunu bana anlatmış değilsin.

 

 

Ba¬na: Allah´a yemin ederim, bir sene daha kalsan yine sana anlatacak değilim. (Gâlib devamla) dedi ki: Onun yanında ikamet ettim ve kapısına bana bu söz¬leri söylediği günün tarihini yazdım. Üzerinden bir sene geçince ona: Ey Mu-hammed´in babası işte sene geçmiş bulunuyor, dedim. Deki ki: Bana Ebu Va-il, Abdullah b. Mesud´dan şöyle dediğini nakletti: Rasûlullah (sav) buyurdu ki: "Kıyamet gününde bu emanetin sahibi getirilir. Yüce Allah şöyle buyu¬rur: Kulum bana bir ahid vermişti. Verilen sözleri yerine getirmeye en layık olan Benim, haydi kulumu cennete koyunuz.(( Suyûti, ed-Durru´l-Mensûr, II, 166;)

 

 

Yine Enes´ten Peygamber (sav)ın şöyle buyurduğu rivayet edilmektedir: "Her kim: "Allah -adaleti ayakta tutarak- şehadet etti ki, gerçekten O´ndan başka ilâh yoktur. Melekler ve ilim sahipleri de buna şehadet ettiler. O´ndan başka ilâh yoktur. O Azîzdir, Hakimdir" âyet-i kerimesini uyuyaca¬ğı vakit okuyacak olursa, Allah Teala ona Kıyamet gününe kadar kendisi için mağfiret dileyecek yetmişbin tane melek var eder."

 

 

 Tefhimu'ul-Kur'an Mevdudi'ye göre

 

 

Bu, Allah'ın kendisinin tüm evrende mâbudluk sıfatına, otorite ve haklarına sahip tek Mâbud olduğuna şehadet etmesidir. Bu O'nun şahitliğidir ve kimin şahitliği, evrendeki tüm gerçeklikleri doğrudan bilen Allah'ın şahitliğinden daha güvenilir olabilir? O, tüm yarattıklarını görür ve ne yerde, ne gökte O'ndan gizli bir şey yoktur.

 

 

Allah'tan sonra en güvenilir şahitler evren'deki işleri yöneten meleklerdir. Onları

 

Google
 
Ziyaretçi:  Sitede şu anda 0 üye ve 65 misafir olmak üzere toplam 65 kişi bulunuyor.

İstatistikler:  Bugün Tekil:1  Çoğul:5113  Toplam:94096597  Bugün Üye:0  Dün:0  Toplam:32262  Dün Tekil:1  Çoğul:15589

Kim Nerede:  Misafir1, Misafir2, Misafir3, Misafir4, Misafir5, Misafir6, Misafir7, Misafir8, Misafir9, Misafir10, Misafir11, Misafir12, Misafir13, Misafir14, Misafir15, Misafir16, Misafir17, Misafir18, Misafir19, Misafir20, Misafir21, Misafir22, Misafir23, Misafir24, Misafir25, Misafir26, Misafir27, Misafir28, Misafir29, Misafir30, Misafir31, Misafir32, Misafir33, Misafir34, Misafir35, Misafir36, Misafir37, Misafir38, Misafir39, Misafir40, Misafir41, Misafir42, Misafir43, Misafir44, Misafir45, Misafir46, Misafir47, Misafir48, Misafir49, Misafir50, Misafir51, Misafir52, Misafir53, Misafir54, Misafir55, Misafir56, Misafir57, Misafir58, Misafir59, Misafir60, Misafir61, Misafir62, Misafir63, Misafir64, Misafir65,