Forum    Snnet-i Seniyye  
     Yazan: GL-i NidA   Son Yazan: GL-i NidA (25.01.2007 23:20:32)     Cevap: 0    Okunma: 6273
      Konu Adı: Hz. MUHAMMED (s.a.s) DOĞUMU, OCUKLUĞU VE GENLIĞI

Yazan

Mesaj

 


GL-i NidA
(normal)


Mesaj Sayısı: 48

   Mesaj Tarihi: 25.01.2007 23:20:32   
 
 

Hz. MUHAMMED (s.a.s) DOĞUMU, OCUKLUĞU VE GENLIĞI

İnsanlığı hakka ve hakikata sevkedip dnya ve ahiret saadetlerini sağlamak zere Allah Tel tarafından gnderilen peygamberlerin sonuncusu ve alemlerin rahmeti olan Peygamber Efendimiz, genellikle kabul edildiğine gre 20 Nisan (12 Rabiulevvel) 571 Pazartesi gn Mekke'de doğdu. İslm tarihi kaynakları, Hz. Peygamber'in nesebi ta Hz. Adem'e kadar sıralanan Şecere tabloları ile belirlemişlerdir. Bu kaynaklarda Hz. Peygamber'in yirminci gbekten atası olan Adnan'a kadar ittifak edilmiş, ancak Adnan'dan sonra verilen isimlerde bazı farklılıklar ortaya ıkmıştır. Ama O'nun Hz. İbrahim'in oğlu Hz. İsmail soyundan olduğunda şphe yoktur. Buna gre Adnan'a kadar Raslullah'ın şeceresi şylece sıralanır: Muhammed b. Abdullah b. Abdlmuttalib b. Hşim b. Abdmenf b. Kusayy b. Kilb b. Mrre b. Ka'b b. Leyy b. Glib b. Fihr b. Mlik b. En-Nadr b. Kinne b. Huzeyme b. Mdrike b. İlyas b. Mudar b. Nizr b. Me'add b. Adnan.

Hz. Peygamber'in doğumundan iki ay kadar nce babası Abdullah, ticar bir seferden dnşnde Yesrib (Medine)'de vefat etmişti. Annesi Amine, Kureyş Kabilesinin kollarından Ben Zhre'nin reisi Vehb b. Abdmenaf'ın kız idi. O sıralarda Mekke eşrafı, ocuklarını lde bir st anneye vererek emzirme detine sahip oldukları iin Hz. Peygamber, kendi annesi Amine tarafından ancak bir ka kez emzirilmiş, st anneye verilinceye kadar da amcası Ebu Leheb'in cariyesi Sveybe, O'na st annelik yapmıştı. Daha sonra Mekke'ye komşu llerde yaşayan Hevzin kabilesinin kollarından Ben Sa'd'a mensup Halme bint Eb Zeyb, uzun sre Hz. Peygamber'e st emzirmiştir. Mekke eşrafı tarafından Mekke'nin ağır ve sıcak havası ocukların gelişimine ve sağlıklarına zararlı grlyor; ayrıca hac mnasebetiyle her kesimden insanla temas halinde bulunan Mekke'de arap dili, yabancı tesirler altında kalabildiğinden, fesahat ve belğata nem veren Mekkeliler ocuklarının dili ğrendikleri ilk yıllarının Arapanın saf ve bozulmamış şekliyle ve olanca fesahat ve belgatıyla arı duru konuşulduğu badiyelerde gemesini gerekli gryorlardı. Bu bakımdan Araplar arasında fasih Arapaları ile n yapmış Ben Sa'd kabilesi arasında yaklaşık ilk iki buuk yılını geiren Hz. Peygamber, ileride stleneceği ilh rislet grevi iin hem bedenen, hem de ruhen burada hazırlanmış oluyordu. Hz. Peygamber'in kırk yaşından itibren yrttğ İslm'a davet vazifesi, kabul etmek gerekir ki, aslında meşakkatli, yorucu, bir takım sıkıntıları olan mukaddes bir vazifedir. İşte bu yorucu ve meşakkatli grevi lyıkıyla yerine getirebilmek iin sağlam ve sıhhatli bir bnyeye sahip olmak gerekiyordu. Hz. Peygamber, bylelikle ocukluğunun ilk yıllarında Mekke'nin boğucu sıcak ve sıtmalı havasından uzaklaşmış, suyu ve havası gzel bdiyede sağlıklı bir şekilde gelişme imknını bulmuş oluyordu. Diğer taraftan gzel konuşmanın kitleler zerindeki etkisi malumdur. İleride muhtelif insan kitlelerine muhtap olacak bir peygamberin şphesiz iyi bir dil bilgisine sahip olması ve dili, davasının uğrunda en iyi şekilde kullanması gerekiyordu. İşte bu ynlerden Hz. Peygamber henz ocukluğundan itibren davet faliyeti iin hazırlanıyordu. Yalnız kendisi henz o sıralarda ileride peygamber olacağı konusunda hi bir bilgiye sahip olmadığından, bu hazırlanma O'nun bizzat iradesi ile ve bilerek olmayıp, Cenb-ı Hakk'ın ynlendirmesi, kontrol ve murkabe altında tutması şeklinde cereyan ediyordu. Peygamber Efendimizin st annesi Halime'nin yanında iken vuk bulan "Gğsnn yarılması" (Şerhu's-Sadr veya Şakku's-Sadr) olayını da yine davete hazırlık olarak değerlendirmek gerekir. Bu olayda Hz. Peygamber'in gğs, grevli iki melek tarafından yarılmış, kalbi ıkarılarak Şeytanın ve nefsin tasallut ve saptırmasından arındırılmış ve Zemzem'le yıkanarak tekrar yerine konulmuştur. Bylece Hz. Peygamber, rhen davete hazırlanmış oluyordu.

Şerhu's-sadr olayından sonra st anne halime tarafından Mekke'ye getirilerek z annesi Amine ve dedesi Abdlmuttalib'e teslim edilen Hz. Muhammed, altı yaşına kadar annesi Amine'nin yanında kaldı. Bu sıralarda Amine, Hz. Peygamber'i de yanına alarak Medine'deki akrabalarını ziyarete gitmişti. Bu vesile ile, altı yıl kadar nce Medine'de len eşinin kabrini de ziyaret etmiş olacaktı. Bir ay sren bir misafirlikten sonra Mekke'ye dnerken henz Medine'den pek fazla uzaklaşmadan Ebv denilen kyde mine aniden rahatsızlandı ve vefat etti; oraya da defnedildi. Artık hem yetim, hem de ksz kalan ocuğu bu yolculukta kendilerine refakat eden dadı mm Eymen Mekke'ye getirip dedesi Abdlmuttalib'e teslim etti. Yaşlı dede, kalben byk bir muhabbet beslediği bu yavruyu sevgi ve rahmetle iki yıl bağrına bastı. Abdlmuttalib'in temsil ettiği Hşimoğullarının Mekke'deki itibrı ile Abdlmuttalib'in şahs zellik, kabiliyet ve ahlki faziletleri ve zellikle bir zamanlar yeri kaybolan kutsal Zemzem suyunu olgunluk devrelerinden tekrar bulup ıkarmış olması, onun Mekke'de kendisine son derece saygı duyulan, szne itibr ve itat edilen bir reis hline gelmesini sağlamıştı. Abdlmuttalib, Kbe duvarına bitişik olarak sırf kendisine mahsus serilen minderde ve Mekke idare meclisi hviyetini taşıyan Dru'n-Nedve'de Mekke halkının eşitli problemlerini dinler ve zm yolları arardı. Dedesi Abdlmuttalib'in yanından hi ayrılmayan kk Muhammed, Dru'n-Nedve'de yapılan idareye ve eşitli problemlere ait mzkerelerde de dedesinin yanında bulunuyor ve daha o yaşlarından itibaren zulmn hkim olduğu Mekke toplumunda ortaya ıkan problemleri, insanların din, idr, iktisad, ilm, ictim ynlerden nasıl bir bataklığın iinde bulunduklarını yakından grp idrk ediyordu.

Hz. Peygamber sekiz yaşına geldiği zaman Abdlmuttalib seksen iki yaşına erişmişti ve yaşlı bnye, uğradığı hastalıklara tahamml edemeyerek bu dnyadan ayrıldı. Abdlmuttalib vefatından nce sevgili torununu oğulları arasında, Hz. Muhammed'in babası Abdullah'la ana-baba bir kardeş olan Eb Talib'e teslim etmişti. Artık Hz. Muhammed sekiz yaşından yirmibeş yaşına kadar amcası Ebu Talib'in yanında kalmıştır.

Gelecekte peygamber olacağı hakkında ne kendisinin ne de evresinin kesin bir bilgisi olmadığından, tbidir ki Hz. Peygamber'in bu devrelerdeki hayatı hakkında fazla bilgimiz yoktur. Ancak sadece Hz. Peygamber'i değil, aynı zamanda diğer Mekkelileri de ilgilendiren bazı olaylarda Hz. Peygamber'in aldığı yer ve oynadığı rol, kaynaklarımızda tespit edilmiştir. Bu devreye ait mevcut bilgiler arasında şphesiz nemli olanlarından birisi, Hz. Peygamber'in Rhib Bahr ile karşılaşması meselesidir. Hz. Peygamber on iki yaşlarında iken amcası Eb Tlib ile birlikte Şam'a doğru yol alan ticar bir kervana katılmış ve kafile Şam yakınlarında Busr adlı bir mevkide mola verdiği zaman buradaki manastırda bulunan Bahir adlı rhib, İslm kaynaklarına gre Hz. Peygamber'deki zelliklere bakarak O'nun ileride ıkması beklenilen son peygamber olabileceği kanatine varmıştı. Msteşrikler bu olayı kendi yanlı bakış aıları ile ele alarak İslm'ın doğuşunda Hristiyan rhiytının etkileri olduğunu, Rhib Bahr'nın din telkinlerinin tesirinde kalan Hz. Muhammed'in bu din şuuru geliştirerek ileride İslm'ı ortaya attığını iddia ederlerse de, İslmiyet'in temelini oluşturan tevhid akidesi ile Hristiyanlığın temeli olan teslis * inancının asl bağdaşamaz bir karakterde oluşu, İslm'ın Hristiyanlık'da mevcut teslis dşncesini şirk olarak kabul etmesi, bu iddinın ne derece asılsız ve gln olduğunun en aık delillerindendir (geniş bilgi iin bkz. Bahr maddesi).

Hz. Peygamber, bu ilk seferin ardından daha sonraki yıllarda diğer amcaları ile birlikte Mekke. dışına yapılan bazı ticari seferlere katılmış, muhtelif blgelerde yaşayan insanların farklılık arzeden dinleri, rf ve detleri, hal ve vaziyetleri hakkında bilgi sahibi olmuştur. Peygamber Efendimizin daha sonraları İslm'ı tebliğ ederken bu bilgilerinden istifade etmesi tabi olduğuna gre cereyan eden bu olayları da O'nun peygamberliğe ilmen hazırlanması olarak değerlendirmek gerekir.

Cenb-ı Hakk'ın kontrol ve murkabesi, mstakbel peygamberi rhen de davete hazırlıyor ve cahiliye dneminin her trl şirk ve sapıklığından, ktlk ve ahlksızlığından uzak tutuyordu. Mekkelilerin din bir yini ve bayramı olan Bvne'ye ocukluk yıllarında amca ve halalarının zorlamaları ile gtrlen Hz. Muhammed, det zere diğer akrabalarının yaptığı şekilde burada hazır bulundurulan bir puta tapmak iiri sıraya girdiğinde, henz kendisine sıra gelmeden ilhi bir ikaz ile puta tapmaktan alıkonulmuş ve olayın haşyeti ierisinde Hz. Peygamber kısa bir baygınlık geirmişti. Bu olaydan sonra artık akrabaları O'na putlara tapmak iin her hangi bir ısrarda bulunmadılar. Tabidir ki Peygamber Efendimiz ocukluk yıllarından itibren hayatı boyunca asl hi bir puta tapmadığı gibi, onlar adına kurban kesmemiş, putlar adına kesilen hayvanların etini yememiş, onlar adına yemin etmemiş, hatta onların adını dahi ağzına almaktan hoşlanmadığını belirtmişti.

Geim sıkıntısı eken amcası Eb Tlib'e yardımcı olmak iin genlik yıllarında Mekkelilere cretle obanlık yapan Hz. Muhammed, obanlığı sırasında Mekke'nin dağdağalı, debdebeli, şirkin hkim olduğu havasından uzaklaşarak tabiatla karşı karşıya gelmiş, bu anlarda muhakeme ve idrk gc gelişerek herşeyin yaratıcısı olan Cenab-ı Allah'ın varlığı ve birliğini, O'na eşler koşmanın sapıklık olduğunu iyice kavramış, karşılaştığı bir takım sıkıntı ve meşakkatler O'nu rhen olgunlaştırmıştı. obanlık yaptığı gnlerden birisinde srsn bir oban arkadaşına emanet ederek Mekke'de tertiplenen gece eğlencelerini seyretmek iin kırdan şehire inen Hz. Peygamber, eğlence yerine gelip oturur oturmaz Cenb-ı Hakk'ın kendisine verdiği bir uyku ile, ikilerin iildiği, oyunların oynandığı, ahlksızlıkların yapıldığı bu işret lemini seyretmekten dahi alıkonulmuştu. Bir başka sefer yine byle bir eğlenceyi seyretme arzusu aynı şekilde engellenmiş; artık bir daha da Hz. Peygamber byle bir şeye teşebbs etmemiş, istek de duymamıştı.

Hz. Peygamber yirmi yaşlarında iken Mekkeliler ile Hevzin kabilesi arasında Ficr Harbi vuk buldu. Aslında savaşabilecek bir yaşta ve gte olmasına rağmen Hz. Peygamber bu harpte sadece savaş alanının gerisine dşen okları toplayıp amcalarına vermekle yetinmişti. Bylece genellikle cephe gerisinde bulunmasına rağmen bu olayın O'nda harp taktik ve teknikleri, sevk ve komuta gibi konularda tecrbeler oluşturduğu bir gerektir. Peygamberliğinden sonra dahi hatırladığı zaman bir ye olarak katılmaktan şeref ve iftihar duyduğunu aıka belirttiği Hılf'l-Fudl ise hemen bu savaştan sonra gerekleşmişti. Bu vesile ile Hz. Peygamber, cemiyet meselelerini yaknen tanımış, chiliye toplumunda glnn gsz nasıl ezdiğini, g ve kuvvet karşısında zlimlerin nasıl eriyip titrediğini rnekleriyle grmşt.

Yirmibeş yaşında bizzat kendisinin idare ettiği bir ticaret kervanı Hz. Muhammed'i Hz. Hatice ile karşılaştırdı ve aralarında gerekleşen evlilik, Hz. Muhammed'in amcası Eb Tlib'in yanından ayrılıp yeni bir aile yuvası kurmasını sağladı. Hz. Peygamber'in bu evlilik dolayısıyla Hz. Hatice'den altı ocuğu olmuştu. Bunlardan drd kız olup Zeyneb, Rukiyye, mm Klsm ve Ftıma adlarını almışlardı. Bunların drd de babalarının peygamberliğine erişmişler ve O'na iman ederek hicret etmişlerdir. Oğulları ise Kasım ve Abdullah adını taşıyordu. Hz. Peygamber'in ilk oğlunun adı Kasım olduğu iin kendisine Eb'l-Ksım knyesi verilmişti. Bazı kaynaklar bunlardan başka Hz. Peygamber'in Tayyib ve Thir adında iki oğlu daha olduğunu zikrederken, diğer bazı kaynaklar bu son iki ismin Abdullah'ın lkabı olduğunu belirtmişlerdir. Hicretten sonra doğan oğlu İbrahim ise Mısırlı criye Mriye'dendir. Hz. Peygamber'in btn erkek ocukları henz kk yaşlarda vefat etmişlerdi.

Hz. Hatice ile evliliğinden sonra Peygamber Efendimiz ailenin geimini ticaret yoluyla sağlamaya alışmış, bazan ortaklık yoluyla, bazan mstakil olarak ticaret yapmıştı Hz. Muhammed, bu ticar muamelelerindeki drstlğ, doğru szllğ, ahde vefası, dil ve licenb davranışları, herkes hakkında iyimser davranıp elinden gelen iyilik ve yardımı yapması, yoksulun, muhtacın elinden tutması, yakınlarına ve akrabalarına karşı gsterdiği ilgi, ahlk olgunluk ve rh stnlkleri ile derhal temyz etmiş, evrede herkesin gvenip itibar ettiği, sayıp sevdiği bir kişi hline gelmişti. Bu sebeple Mekkeliler kendisine "el-Emn = gvenilir kişi" lkabını vermişlerdi.

Hz. Peygamber'in otuz beş yaşında iken meydana gelen Kbe tmiri olayı ve bu olay sırasında el-Haceru'l-Esved'in* yerine konması meselesinde Mekke slleleri arasında ıkan ve kanlı bir atışmaya dnşme temyl gsteren anlaşmazlığı herkesi memnun edecek bir tarzda ve dil bir şekilde zmesi, O'na duyulan gveni daha da artırmıştı.

Allah'ın mukaddes evi Kbe'nin tmiri dolayısıyla herkeste olduğu gibi Hz. Muhammed'de de din duygu ve heyecanlar şphesiz harekete gemiştir. Bu sebeple O'nda bu yıllardan itibren Rabbi ile başbaşa kalma arzusu grlr. Bir de buna toplum iinde işlenen haksızlıklar, zulmler, ahlksızlıklar, din adına icr edilen sapıklık ve akılsızlıklar eklenecek olursa, Hz. Muhammed'in bylesi chil bir toplumdan kendisini uzak tutarak yalnız, sessiz, sakin bir mağarada bir sre uzlete ekilmesinin sebebi daha iyi anlaşılır. Artık otuz beş yaşından itibren Hz. Peygamber, belli zamanlarda zellikle Ramazan ayı boyunca Mekke'den uzaklaşıyor, uzlet yeri olarak kendisine setiği Hıra dağındaki bir mağarada gnlerini geirerek Cenb-ı Hakk'ın varlığını, birliğini, kudret ve azametini, O'nun gc karşısında mahlkatın aczini ve zayıflığını dşnyor; Rab Tel'nın insanlara sonsuz nimetlerini, buna karşı insanoğlunun nankrlğn, onların din, siyas, ictimı, ahlk vs. ynlerden ierisine dştkleri kt durumları hatırlıyordu. İşte bu uzlet,gnleri Hz. Peygamber'i rhi, ahlk bir olgunluğa gtrdğ gibi tefekkr ve istidll melekelerini geliştirerek akl ve ilm bir yceliğe de eriştirdi.


Aıl ey gonca glm..Ağlama şeyda blblmmm.. Bu inleyen garip dilim Ahı figanı gldr gll....
 

Google
 
Ziyareti:  Sitede şu anda 0 ye ve 71 misafir olmak zere toplam 71 kişi bulunuyor.

İstatistikler:  Bugn Tekil:1  oğul:1809  Toplam:94333023  Bugn ye:0  Dn:0  Toplam:32262  Dn Tekil:1  oğul:22812

Kim Nerede:  Misafir1, Misafir2, Misafir3, Misafir4, Misafir5, Misafir6, Misafir7, Misafir8, Misafir9, Misafir10, Misafir11, Misafir12, Misafir13, Misafir14, Misafir15, Misafir16, Misafir17, Misafir18, Misafir19, Misafir20, Misafir21, Misafir22, Misafir23, Misafir24, Misafir25, Misafir26, Misafir27, Misafir28, Misafir29, Misafir30, Misafir31, Misafir32, Misafir33, Misafir34, Misafir35, Misafir36, Misafir37, Misafir38, Misafir39, Misafir40, Misafir41, Misafir42, Misafir43, Misafir44, Misafir45, Misafir46, Misafir47, Misafir48, Misafir49, Misafir50, Misafir51, Misafir52, Misafir53, Misafir54, Misafir55, Misafir56, Misafir57, Misafir58, Misafir59, Misafir60, Misafir61, Misafir62, Misafir63, Misafir64, Misafir65, Misafir66, Misafir67, Misafir68, Misafir69, Misafir70, Misafir71,