Üye Adı:    Şifre:  (Hatırla)      Üye Ol              Giriş Sayfası Yap / Sık Kullanılanlara. Ekle

Tefhimu'l Kur'an

Rum  1-6  7-8  9-12  13-14  15-19  20-22  23-26  27-30  31-32  33-39  40-46  47-51  52-57  58-60
15- Böylece iman edip salih amellerde bulunanlar; artık onlar 'bir cennet bahçesinde'(19) 'sevinç içinde ağırlanırlar.'(20)
16- Ancak küfre sapıp ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalan sayanlar ise;(21) artık onlar da azab için hazır bulundurulurlar.
17- Öyleyse(22) akşama girdiğiniz vakit de, sabaha erdiğiniz vakit de Allah'ı tesbih edip (yüceltin) .(23)
18- Hamd O'nundur; göklerde de, yerde de, günün sonunda da ve öğleye erdiğiniz vakit de.(24)
19- O ölüden diriyi çıkarır ve diriden de ölüyü çıkarır, ölümünden sonra da yeri diriltir.(25) İşte siz de böyle çıkarılacaksınız.

AÇIKLAMA

19. "Bir bahçe": Bir mükâfat ve sonsuz mutluluk olarak verilen saadet ve mutlulukla dolu bir bahçe.
20. Metindeki " " kelimesi şu anlama gelir: "Onlar orada ağırlanırlar, mutlu edilirler ve onlara her türlü zevk tattırılır."
21. Burada bir nokta dikkate değer: Kişiye ahiret saadetini kazandıracak şeylerin arasında "salih işler" de "imanın" gerekli bir parçası olarak yer almıştır, fakat "kötü akibetinden bahsedilirken "kötü davranışlar" dan hiç bahsedilmemiştir. Bu da açıkça sadece "küfr"ün, kötü davranışlarla birlikte olsun veya olmasın bir insanın akibetini belirlemeye yettiğini göstermektedir.
22. Burada "öyle ise" ifadesi şu anlama gelir: "İman edip, salih ameller işlemenin iyi sonuçlarını ve küfredip hakkı inkâr etmenin kötü sonuçlarını öğrendiğimize göre, artık şöyle bir davranış içinde olmamız gerekir." Şöyle de denebilir: "Ahireti imkânsız kabul eden putperest ve kâfirler, aslında Allah'ın aciz olduğunu söylemek istiyorlar. Bu nedenle siz onların aksine Allah'ı tesbih edip, yüceltmeyi ve O'nun acizlikten uzak olduğunu ilân etmelisiniz." Bu emir Hz. Peygamber'i (s.a) onun vasıtasıyla da tüm müslümanları muhatab almaktadır.
23. "Allah'ı tesbih etmek": Allah'ın, müşriklerin şirkleri ve ahireti inkârları sebebiyle O'na atfettikleri zayıflıklardan hata ve kusurlardan uzak ve yüce olduğunu söylemektir. Bu ifadenin ve tesbihin en güzel şekli ise namazdır. İşte bu nedenle İbn Abbas, Mücahid, Katâde, İbn Zeyd ve diğer müfessirler burada "tesbih" ile namazın kastedildiğini söylemişlerdir. Bu yorumu ayetin kendisi de desteklemektedir. Ayet, Allah'ı tesbih etmek için belirli vakitler bildirmektedir. Eğer burada sadece, Allah'ın her tür eksiklik ve zayıflıktan uzak olduğuna inanmak kastedilmiş olsaydı, bu, sabah, akşam, öğle gibi vakitlerle sınırlanmazdı; çünkü bir müsülüman her zaman bu inancı taşır. Aynı şekilde eğer Allah'ı, söz ile tesbih edip, yüceltmek kastedilmiş olsaydı, yine vakit belirlenmesi anlamsız olurdu; çünkü bir müslüman her zaman Allah'ın yüceliğini ifade edip O'nu tesbih etmelidir. O halde zamanlarla sınırlanmış böyle bir tesbih emri, belirli, uygulamalı bir şekle, yani namaza işaret etmektedir.
24. Bu ayet açıkça "Fecr" (sabah) , "Mağrib" (akşam) , "Asr" (ikindi) ve "Zuhr" (öğle) namazlarının vakitlerine işaret etmektedir. Bunların yanısıra Kur'an'da namaz vakitlerine işaret eden ayetler şöyledir: "Güneşin zevalinden, gecenin karanlığına dek namaz kıl ve sabahleyin de Kur'an okumaya özen göster." (İsra: 78)
"Gündüzün iki tarafında ve gecenin bir kısmında namaz kıl." (Hud: 114)
"Güneşin doğmasından ve batmasından evvel Rabbini hamd ile tesbih et. Gecenin bir kısım vakitlerinde ve gündüzün uçlarında da O'nu tesbih et." (Ta Ha, 130)
Bu ayetlerden ilki, namaz vakitlerinin güneşin zevalinden gecenin karanlığına ('İşa') kadar olduğunu söyler ki, bundan sonra sabah (Fecr) namazının vakti girer. İkinci ayette "gündüzün iki tarafı", sabah (Fecr) ve akşam (Mağrib) namazlarının vaktini "gecenin bir kısmı" da yatsı ('İşa') namazının vaktini ifade eder. Üçüncü ayette "güneşin doğmasından önce" sabah (Fecr) namazını, "batmasından önce" de ikindi (Asr) namazının vaktini, "gecenin bir kısım vakitlerinde" ifadesi hem akşam (Mağrib) , hem de yatsı ('İşa') namazlarının vakitlerini ima eder. Gündüzün uçları ise şunlardır: Sabah güneşin zevali ve akşam. O halde Kur'an değişik yerlerde beş vakit namazın kılınacağı zamanlara işaret etmiştir. Fakat hiç kimse Kuran'ı tebliğ edici olarak tayin edilen Hz. Peygamber'in (s.a) sözü ve amelî açıklamaları olmaksızın sadece bu ayetleri okuyarak namaz vakitlerini tayin edemez.
Şimdi burada biraz duralım ve "Hadis"i inkâr edenlerin içinde bulundukları durumu bir düşünelim. Onlar "namaz kılmak"la alay ederler ve bugün müslümanların kıldığı namazın, Kur'an'da tayin edilen şeyle hiçbir ilgisi olmadığını söylerler. Kur'an'daki salat'ı ikame etmekle ilgili emirlerin namaz kılmayı değil, "Nizam-ı Rububiyet"i (Allah'ın kanunlarına göre kurulan düzeni) ikame etmeyi kasdettiğini iddia ederler. Onlara şöyle sorun: "Bu nasıl nizamdır ki, güneşin doğmasından önce veya güneşin zevalinden, gecenin erken saatlerine kadar kurulabilir? Peki özellikle Cuma günleri kurulması istenen nizam nasıl bir nizamdır? " Ey iman edenler ! Cuma günü "salat" için ezan okunduğu zaman Allah'ı anmaya koşun" (Cuma: 9) Kurulacak olan bu nizam, nasıl bir düzendir ki, kuracak olan kişinin ilkönce yüzünü, dirseklerine kadar kollarını, topuklarını yıkaması ve başını mesh etmesi gerekir, aksi takdirde kişi bu nizamı kuramaz? "Ey iman edenler! salat'a kalktığınızda yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi, topuk kemiklerine kadar ayaklarınızı yıkayın, başınızı da mesh edin". (Maide: 6) Bu Rububiyet ne garib bir düzendir ki, kişi cinsel ilişkiden sonra tamamen temizlenmeden, gusül abdesti almadan kuramaz? "Ey iman edenler!........ cünûpken gusledene kadar namaza yaklaşmayın." (Nisa: 43) Yine bu nizam nasıl bir nizamdır ki, kadınlara yaklaştıktan sonra eğer su bulunamamışsa, kişinin bu düzeni kurmak amacıyla ellerini temiz toprağa sürmesi ve onunla kollarını ve yüzünü mesh etmesi gerekir?
".......... kadınlara yaklaşmışsanız ve su bulamamışsanız, tertemiz bir toprağa teyemmüm edin, yüzlerinize ve ellerinize sürün." (Nisa: 43) ve bu Rububiyet nizamı ne kadar şaşırtıcı bir düzendir ki, yolculuk sırasında sadece yarısı ikame edilebilir? "Yolculuk ettiğinizde ...........namazı kısaltmanızda size bir sorumluluk yoktur." (Nisa: 101) Yine bu nizam ne kadar garib bir nizamdır ki, askerlerin yarısı silahları yanlarında olduğu halde, imamın arkasında Rububiyet nizamını kurmak için dizilirler, diğer yarısı ise yerlerinde kalıp düşmanla savaşmaya devam eder. Sonra birinci grup "Rububiyet nizamını" kurma yolunda imamın arkasında bir secde ifa ettikten sonra, yerini yine imamın arkasında "nizam"ı kurmaya başlayacak olan ikinci gruba bırakmalıdır? "Ey Peygamber! Sen içlerinde olup da (savaş sırasında) namaz kıldırdığın zaman, bir kısmı seninle birlikte namaza dursun ve silahlarını yanlarına alsınlar. Secdeyi yaptıktan sonra onlar arkanıza geçsinler, kılmayan, öbür kısım gelsinler, seninle birlikte kılsınlar." (Nisa: 102) .
Bu ayetler açıkça, ikam-üs-salat'ın bugün bütün müslümanların uyguladığı gibi namaz kılmak anlamında kullanıldığını göstermektedir. Fakat hadîs'i reddedenler kendilerini değiştirmek yerine, Kur'an-ı değiştirmeyi tercih etmiş görünüyorlar. Gerçek şu ki, kimse Allah korkusunu tamamen yitirmedikçe bu insanların yaptığı gibi O'nun Kelam'ı ile oyun oynayamaz. Veya ancak Kur'an'ı Allah kelamı olarak kabul etmeyen, fakat müslümanları Kur'an'ı kullanarak aldatmaya çalışan bir kimse Kur'an'a böyle bir muamelede bulunup, onunla eğlenebilir. (Bkz. Bu surede 50. açıklama notu) .
25. Yani, "Tüm bunları sizin gözleriniz önünde yapıp duran Allah nasıl olur da insanı öldükten sonra diriltmekten aciz olur? O, insanlar ve hayvanları ölü madde haline getirmektedir. O, sürekli, bedenleri meydana getiren parçalar tamamen cansız olmasına rağmen, ölü maddeye can vererek sayısız bitki, hayvan ve insan varetmektedir. O, size suyun isabet ettiği her kuru toprak parçasının bir müddet sonra bitkiler ve hayvanlarla canlanıp, yeşerdiğini göstermektedir. Tüm bunlara şahit olmasına rağmen eğer bir kimse hâlâ bütün kâinatı iradesi altında tutan Allah'ın insanı öldükten sonra diriltmekten aciz kalacağını düşünüyorsa, tamamen sağ duyudan yoksun demektir. Onun aklı, kafasının içinden süzülüp gelen apaçık tezahürleri algılamıyor demektir."
Forum Son Konular Yazan Mesaj Son Yazan Son Tarih
HERGÜNE BİR DUA resule hasret 25 atakan54 22.02.2013 10:00:07
CUMA NAMAZI. edep ya hu 2 tevhit06 21.02.2012 15:16:31
KİM MEZARDA BİR GECE GEÇİRMEK İSTER zeynep_15 17 mavera27 02.01.2012 14:56:02
Onay Yöntemi Zafer 14 atakan54 22.11.2011 01:35:44
Fikirleriniz... Zafer 30 M.IRMAK 05.06.2011 23:01:42
ANNEM EMİN 7 M.IRMAK 01.06.2011 15:22:50
Dil Vardır.....! siyahzambak 4 dogan002 05.01.2011 11:06:17
BU GECENİN HÜRMETİNE ..! OMER71 10 ahmet01 06.04.2010 17:06:55
sen ve son... mihrim 2 siper2004 25.12.2009 23:54:35
20 saniyede şeytan oyunu edep-haya 23 zehraesma 29.09.2009 19:39:10
HADİS'İ ŞERİF resule hasret 4 zehraesma 29.09.2009 19:27:02
İŞTE BİZİDE GÖREN ALLAH VAR !!! efsane yıllar 5 alacali25 07.06.2009 16:57:55
BU SAYFAYI HADİSLERLE DOLDURALIM kaşif 46 burhanefe71 11.05.2009 20:30:36
ALLAH'A TANRI DENİR Mİ? Ve YARATMAK KELİMESİ mavera02 13 efna 11.05.2009 14:48:54
Bir Kalpte İki Yar Olmaz ahmet21 9 zaza ayaz 12.02.2009 13:21:50
Ziyaretçi:  Sitede şu anda 0 üye ve 67 misafir olmak üzere toplam 67 kişi bulunuyor.

İstatistikler:  Bugün Tekil:12427  Çoğul:13549  Toplam:91076837  Bugün Üye:0  Dün:0  Toplam:32253  Dün Tekil:19977  Çoğul:22031

Kim Nerede:  Misafir1, Misafir2, Misafir3, Misafir4, Misafir5, Misafir6, Misafir7, Misafir8, Misafir9, Misafir10, Misafir11, Misafir12, Misafir13, Misafir14, Misafir15, Misafir16, Misafir17, Misafir18, Misafir19, Misafir20, Misafir21, Misafir22, Misafir23, Misafir24, Misafir25, Misafir26, Misafir27, Misafir28, Misafir29, Misafir30, Misafir31, Misafir32, Misafir33, Misafir34, Misafir35, Misafir36, Misafir37, Misafir38, Misafir39, Misafir40, Misafir41, Misafir42, Misafir43, Misafir44, Misafir45, Misafir46, Misafir47, Misafir48, Misafir49, Misafir50, Misafir51, Misafir52, Misafir53, Misafir54, Misafir55, Misafir56, Misafir57, Misafir58, Misafir59, Misafir60, Misafir61, Misafir62, Misafir63, Misafir64, Misafir65, Misafir66, Misafir67,
Reklamlar:

Faruki.net