Forum    Ashab/Ehlibeyt/12 İmamlar  
     Yazan: Zafer   Son Yazan: ihsan nalcı (20.03.2007 20:52:12)     Cevap: 4    Okunma: 10803
      Konu Adı: Sahabeden Bir Anı

Yazan

Mesaj

 


Zafer
(normal)


Mesaj Sayısı: 32

   Mesaj Tarihi: 01.11.2006 23:40:18   
 
 

Uzunca ama gzel....
 
Muhammed İbnu Şihab ez-Zhri anlatıyor:
"Bana Abdurrahmen İbnu Abidllah İbni Ka'b İbni Malik nakletti: Abdullah İbnu Ka'b -ki babası Ka'b gzlerini kaybettiği zaman kardeşleri değil, kendisi babasına rehberlik etmişti- kavmi iinde Reslullah (aleyhissaltu vesselm)7ın ashabının hadislerini en iyi bilen ve en iyi ğrenmiş olanıydı.
Abdullah dedi ki: "Babam Ka'b İbnu Malik'in, Reslullah (aleyhissaltu vesselm) Tebk seferine ıktığı zaman, sefere katılmayışı ile ilgili hikayeyi kendisinden dinledi. Şyle anlatmıştı: "Ben Tebk gazvesi hari Reslullah (aleyhissaltu vesselm)'ın ıkardığı gazvelerden hibirine katılmamazlık etmemiştim. Geri Bedir gazvesine iştirak etmedim. Ancak buna katılmayanlardan kimseyi Reslullah (aleyhissaltu vesselm) kınamadı. O seferde Reslullah (aleyhissaltu vesselm) ve Mslmanlar savaşı değil, Kureyş'in kervanını ele geirmeyi dşnyorlardı. Ne var ki Cenab-ı Hakk bunlarla dşmanı beklenmedik anda karşı karşıya getirdi. Ben Akabe gecesinde İslm'la mşerref olup ilk andlaşmayı yaptığımız esnada Reslullah (aleyhissaltu vesselm)'la beraberdim. Ben Akabe'de hazır bulunmayı Bedir'de hazır bulunmaya değişmem, halk Bedir gazasını Akabe biatından daha ok ansa da. Benim Tebk seferinden geri kalışımla ilgili habere gelince, gerekten ben hibir zaman, o sıradaki kadar gl ve zengin olmamıştım. Allah'a kasemle sylyorum, daha nce hibir zaman iki devem olmamıştı. Ama o gazve sırasında iki tane binmeye mahsus devem vardı. Bir de Reslullah (aleyhissaltu vesselm) gazaya niyet etti mi mbhem ifadeler kullanarak asıl hedefi belli etmezdi. Fakat bu gazvede yle yapmadı. nk Tebk seferi ok sıcak bir mevsimde oluyordu. Uzak bir seferi ve tehlikeleri gze almış, byk bir dşmanı hedef edinmişti. Mslmanlar gazve hazırlıklarını tam yapsınlar diye durumu btn ciddiyetle aıklamış, gidecekleri istikameti gizlemeksizin bildirmişti. Reslullah (aleyhissaltu vesselm)'la sefere katılacak Mslmanlar pek oktu. Askerlerin knyelerini kayıt defteri almıyordu. Kayıt defterinden maksat knyelerin yazıldığı divandı." Ka'b (rivayetine devamla) der ki: "Pek az kimse gzden kaybolmayı (katılmamayı) arzu ediyordu. Bunlar da vahiy gelmedike, gizlendikleri, Reslullah (aleyhissaltu vesselm) tarafından bilinilemiyeceğini zanneden kimselerdi. Bu gazve, tam meyvelerin erdiği, glgelerin iyice tatlılaştığı bir zamana rastlamıştı. Ben de meyve ve glgeye dşkn bir kimseydim. Reslullah (aleyhissaltu vesselm) ve Mslmanlar yol hazırlığı yaptılar. Ben de onlarla yol hazırlığı yapmak zere sabahleyin evden ıkar (kararsızlık iinde) hibir şey yapmadan geri dnerdim. Kendi kendime: "Bu da bir şey mi, dilersem hazırlığı abucak yapabilirim" diye teselli olur, avunurdum. Bu hal bylece devam etti. yle ki, başkaları ciddi ciddi hazırlığını tamamlamıştı. Derken Reslullah (aleyhissaltu vesselm) ve Mslmanlar yola ıktılar. Ben hl hibir hazırlık yapmamıştım. Yine hazırlık iin gittim geldim ama bir şey yapmaya bir trl elim varmıyordu. Bu hal de srd gitti. Askerler sr'atle yol aldılar. Gazve elimden katı. Yine de yola ıkıp onlara kavuşmayı dşndm. Keşke bunu yapsaydım. Bana bu da nasib olmadı. Reslullah (aleyhissaltu vesselm) Medine'den ayrıldıktan sonra halkın arasına ıkınca grdğm bir husus beni zmeye başladı: arşı-pazarda benim gibi kalanlar meyanında grdklerim ya mnafıklık damgasını yemiş olanlardı veya zayıflıkları sebebiyle Cenb-ı Hakk'ın mazur addettiği kimselerdi. te yandan Reslullah (aleyhissaltu vesselm) da beni Tebk'e varıncaya kadar hi anmamış. Orada kalabalığın arasında otururken: "Ka'b İbnu Mlik ne yaptı, (ondan ne haber var?)" diye sormuş. Ben Seleme'den birisi: "Ey Allah'ın Resl, onu, yakışıklı iki elbisesi ve alımla iki tarafına bakması (Medine'de) hapsetti" demiş. Muaz da ona şu cevabı vermiş: "Ne kt konuşuyorsun. Ey Allah'ın Resul Allah'a kasem olsun Mlik hakkında hayırdan başka bir şey bilmiyoruz" demiş. Reslullah (aleyhissaltu vesselm) skt buyurmuşlar. Reslullah (aleyhissaltu vesselm) bu durumda iken, uzaktan beyazlara brnmş bir adamın siletini grr ve: "Bu gelen Ebu Heyseme olmasın!" der. Gerektende o Ebu Heyseme el-Sari'dir. Yani, sefer hazırlığı sırasında bir s'lık hurma verdi diye mnafıkların birbirlerine kaş-gz ederek istihza ettikleri zt". K'b (szlerine devamla) der ki: "Reslullah (aleyhissaltu vesselm)'ın Tebk'ten ayrılıp yola ıktığı haberi bana ulaşınca keder ve zntm tekrar arttı. Bir yalan hazırlamaya başladım. "Yarın, Reslullah (aleyhissaltu vesselm)'ın fkesinden, ne syleyerek kurtulabilirim?" diyordum. Bu hususta ailemde aklı başında herkesin fikrine mracat ediyordum. Reslullah (aleyhissaltu vesselm)'ın gelmesi yaklaştı dendiği zaman benden yanlış dşnceler zil oldu. İyice anladım ki, hibir yalan asla beni kurtaramaz. Doğruyu sylemeye karar verdim. Derken Reslullah (aleyhissaltu vesselm) bir sabah Medine'ye geldiler. O, bir seferden dnnce ilk iş olarak mescide uğrar, iki rek'at namaz kılar, ondan sonra halka grnrd. Bu gelişinde de namazını kılıp halkı kabul etmeye başlayınca sefere katılmayıp geride kalanlar gelip zr dilemeye, zrleri hususunda inandırıcı olmak iin yeminler etmeye başladılar. Bunlar seksen kadar erkekti. Reslullah (aleyhissaltu vesselm) onların zrlerini kabul ediyor, onlardan beyat alıyor, onlara istiğfarda bulunuyor, işlerini Allah'a havale ediyordu. Ben de geldim. Selam verdim. Selmımı işitince fkeli fkeli tebessm etti ve "Gel" dedi. Yaklaştım ve nne oturdum. -"Niye geride kaldın, sen (Akabe'de) biat edip itaatı sırtına almış değil miydin?" dedi. Ben şu cevabı verdim: -"Evet ey Allah'ın Resul! Ben senin değil de dnya ehlinden bir başkasının yanında oturmuş olsaydım, inandırıcı bir zr syleyip, mutlaka fkesini gidererek yanından ayrılırdım. nk, Allah bana yeterli bir ifade gc vermiş bulunmaktadır. Ancak, Allah'a kasem olsun kesinlikle inanıyorum ki, bugn sizi, benden razı kılacak bir yalan sylesem ok gemeden Allah sizi bana fkelendirecektir. Size doğruyu sylesem bana kızacaksınız. Ama ben de o hususta Allah'tan af dilerim. Gereği sylyorum, kasem olsun hi bir zrm yoktu. Vallahi başka hi bir vakit, sizden geri kaldığım zamanki kadar gl ve zengin değildim." Benim bu itirafım zerine Reslullah (aleyhissaltu vesselm): "İşte bu doğru konuştu" dedi ve bana da: "Kalk, Allah senin hakkında hkmedinceye kadar bekle!" buyurdu. Ben de kalktım. Ben Seleme'den bir kısım insanlar da koşarak beni tkip ettiler ve bana: -"Allah'a kasem olsun bundan nce herhangi bir gnah işlediğini bilmiyoruz. Savaştan geri kalan diğerlerinin yaptığı gibi Reslullah (aleyhissaltu vesselm)'ın senin iin yapacağı istiğfar bu gnhını affettirmeye yeterdi" dediler." Mlik (devamla) şunları anlattı: "Sonra: Benim vaziyetime dşen başka biri var mı? diye sordum. "Evet iki kişi daha tıpkı senin gibi itirafta bulundular. Onlara da sana sylenen sylendi" dediler. -"Mrre İbnu'r-Reb el-Amiri ile Hill İbnu meyye el-Vkıf (radıyallahu anhm)" dediler. Bana ok slih iki kişi zikretmiş oldular. Bunlar Bedir gazvesinde bulunmuş, nmune-i imtisl kişilerdi. Bunların ismini duyunca, geri gidip zr beyan etme fikrinden vazgetim. Derken Reslullah (aleyhissaltu vesselm), Mslmanlara gazveye katılmayanlardan sadece mzle konuşmayı yasakladı. Bunun zerine halk bizden ekindi ve yz evirdi. yle ki yeryz bana yabancılaştı. Dnya, nceden bilip tanıdığım dnya olmaktan ıktı. Bu minval zere elli gece geirdik. Diğer iki arkadaşım, halktan uzaklaşıp evlerinde oturup ağlayarak vakit geirdiler. Onlardan daha gen, daha gl olan ben dışarı ıkıyor, namazlara katılıyor, arşı pazar dolaşıyordum. Ama kimse benimle konuşmuyordu. Bazan namazdan sonra, ashabıyla oturmakta olan Reslullah (aleyhissaltu vesselm)'a uğrayıp selam veriyordum. İimden, "Acaba, benim selamımı alarak dudaklarını kıpırdatır mı?" diye kendi kendime sorardım. Sonra yakınına durup namaz kılar, gz ucuyla da ona bakardım. Namaza durunca bana baktığını da grrdm. Ama ben ona ynelecek olsam derhal benden yzn evirirdi. Mslmanların cefasından ektiğim bu ızdıraplı hal uzayınca bir gn dayanamayıp gittim. Eb Katde'nin bahe duvarını aştım. O amcamın oğlu idi ve herkesten ok severdim. Yanına varınca selm verdim. Hayret! Vallahi selmımı almadı. Kendisine: Ey Ebu Katde Allah aşkına syle. Allah ve Resul'n sevdiğimi bilmiyor musun? dedim. Sustu, cevap vermedi. Tekrar Allah aşkına diye yemin verdim, yine konuşmadı. nc sefer Allah adına yemin verdim. Bu defa: "-Allah ve Resul daha iyi bilir!" dedi. Bunun zerine gzlerimden yaş boşandı. Geri dndm, duvarı aştım." Ka'b hikayesine devamla der ki: "(Bir gn) Medine arşısında yrrken Medine'ye buğday satmaya gelmiş, Şam ahalisinden Nabti bir fellh: "Ka'b İbnu Mlik'i bana kim gsterecek?" diyordu. Halk beni ona gsterdi. Adam bana yaklaştı. Gassan Kralı'ndan bir mektup getirdi. Ben okuma-yazma bilirdim, hemen okudum. Mektupta şyle diyordu: "Bana gelen habere gre arkadaşın sana sıkıntı veriyormuş. Allah seni hakret grmek, sıkıntı ekmek iin yaratmadı. Bize gel, sana iyi davranalım." mektubu okur okumaz: "Bu da bir başka bel" dedim. Tandıra gtrp attım ve yaktım. Nihayet bu (boğucu) elli gnden kırkı gemiş, (hakkımızda) vahiy de gecikmişti. Aniden Reslullah (aleyhissaltu vesselm)'ın elisi geldi. Bana: "Reslullah, hanımını terketmeni emrediyor" dedi. ben: "Boşayacak mıyım, yoksa başka şekilde bir terk mi?" diye sordum. "Hayır, boşamıyacaksın, ondan ayrıl, sakın yaklaşma!" dedi. Reslullah (aleyhissaltu vesselm) aynı haberi diğer iki arkadaşıma da gndermişti. Hanımıma: "Ailene dn, onların yanında kal, Allah bu meselede bir hkm bildirinceye kadar da orada bekle" dedim. Hill İbnu meyye'nin hanımı Reslullah (aleyhissaltu vesselm)'a mracaat ederek: "Ey Allah'ın Resul, meyye İbnu Hill kendini kaybetmiş bir ihtiyardır, hizmetisi de yoktur. Ona hizmetini yapıversem bir mahzuru var mı?" diye izin istemiş. Ve: "Hayır, hizmet edebilirsin, ancak sakın yakınlaşmada bulunma" cevabını almış. Kadın da: "Hayır ya Reslullah! Vallahi, zaten onda kımıldayacak mecal kalmadı. Vallahi cezalandığı gnden şu ana kadar hi ara vermeden habire ağlıyor" dedi. Ailemden bazısı bana: "Reslullah (aleyhissaltu vesselm)'a gidip hanımın, hizmetlerini yapıvermesi iin izin istesen iyi olur. Nitekim o, Hill'in hanımına hizmet etmesi iin msaade etti" diye tavsiyede bulundu. "Hayır, dedim, byle bir talepte bulunmayacağım. Bana ne diyeceğini nasıl bilebilirim, ben gen bir kimseyim." Bylece sıkıntısı daha da artan on gece daha geirdim. Konuşmaktan yasaklandığımızın zerinden tam elli gece geti. Ellinci gecenin sabah namazını evlerimizden birinin damında kılmıştım. Ben Allahu Tela'nın hakkımızda belirttiği o dehşetli hl iinde oturmuş duruyordum. Ruhum sıkılmış, btn genişliğine rağmen dnya daralmıştı. Sanki bir cendere ierisindeydim. Bir ses işittim. Bu, Sel dağı zerine ıkmış yksek sesle bağıran birinin sesiydi. (Dikkat kesildim: Bana sesleniyor ve): "Ey K'b İbnu Mlik mjde!" diyordu. Hemen secdeye kapandım. Hakkımızda bir kurtuluşun geldiğini anlamıştım. Meğer Reslullah (aleyhissaltu vesselm), Cenab-ı Hakk'ın bizi affettiğine dair mjdeli haberi o gn sabah namazında halka duyurmuş, halk da bize mjdelemek zere koşuşmuş, bazıları da diğer iki arkadaşıma gitmişmiş. Bir zat bana at koşmuştu, Eslemli biri de yaya olarak seğirtip dağa ıkmış... Tabii ki ses, attan daha hızlı yol aldı. Mjdeci sesini duyduğum kimse bir mddet sonra bizzat yanıma gelince, derhal iki para elbisemi ıkarıp mjde bedeli olarak kendisine giydirdim. Yemin olsun o gn iin başka bir şeyim yoktu. Emanet iki giyecek te'min ettim, onları giyip, Reslullah (aleyhissaltu vesselm)'ı grmek arzusuyla dışarı fırladım. Yolda halk grup grup beni karşılıyor. Cenab-ı Hakk'ın affı sebebiyle tebrik ediyordu. Bu minval zere Mescid'e geldim. Reslullah (aleyhissaltu vesselm) etrafını saran ashabının ortasında oturuyordu. Beni grnce Talha İbnu Ubeydillah (radıyallahu anh) kalktı, bana doğru koşup musafaha yaptı ve beni tebrik etti. Yemin olsun, onun dışında muhacirlerden başka kalkan olmadı." Ka'b onun bu samimi davranışını mr boyu unutmayacaktır. Ka'b, (szlerine devam ederek) şunları syledi: "Reslullah (aleyhissaltu vesselm)'a selam verince memnuniyetten ışıl ışıl, mtebessim bir yzle: "Mjdeler olsun! Annenden doğalıdan beri yaşadığın en hayırlı gnn tebrik ederim" dedi. Ben hemen sordum: "Ey Allah'ın Resl, bu sizin bağışladığınız bir ltuf mu, Cenb-ı Hak'tan gelen bir ltuf mu?" "Hayır, Allah'tan gelen bir ltuf!" dedi. Ka'b, ilaveten dedi ki: "Reslullah (aleyhissaltu vesselm)'ın vech-i mbarekleri, srurlu anlarında, bir ay parası gibi nurlanır ve parlardı. Biz, bunu derhal anlardık. Ben nne oturunca: "Ey Allah'ın Resul! Mazhar olduğum bu af sebebiyle ne var ne yok btn malımı Allah ve Resul'ne bağışlıyorum" dedim. "Hayır, dedi. Hepsi olmaz, bir kısmını kendine ayır, bu senin iin daha hayırlı." "Ey Allah'ın Resul, biliyorum ki, Allah beni sıdkımdan, doğru szllğmden dolayı kurtardı. Benim tevbemden biri de artık, yaşadığım mddete hep doğru sylemek olacaktır." Allah'a yemin olsun, Reslullah (aleyhissaltu vesselm)'a bunu sylediğim gnden beri, doğru sz hususunda, Allah'ın bana lutfettiği ihsandan daha gzeline mazhar olan birisini bilmiyorum. Yine Allah'a kasem ederek sylyorum, Reslullah (aleyhissaltu vesselm)'a sz verdiğim gnden beri bir kerecik olsun yalan sylemeyi dşnmedim. Geri kalan mrmde de Allah'ın beni yalandan korumasını diliyorum." Ka'b şunu da syledi: "Bizimle ilgili olarak Allahu Tela şu ayeti indirmişti: "And olsun ki, Allah, sıkıntılı bir zamanda bir kısmının kalpleri kaymak zere iken Peygambere uyan Muhcirler'le Ensr'ın ve Peygamber'in tevbelerini kabul etti. Tevbelerini, onlara karşı şefkatli ve merhametli olduğu iin kabul etmiştir. btn genişliğine rağmen dnya onlara dar gelerek nefisleri kendilerini sıkıştırıp Allah'tan başka sığınacak kimse olmadığını anlayan, (savaştan) geri kalmış kişinin tevbesini de kabul etti. Allah, tevbe ettikleri iin onların tevbesini kabul etmiştir. nk O, tevbeleri kabul eden, merhametli olandır. Ey iman edenler! Allah'tan sakının ve doğrularla beraber olun!" (Tevbe, 117-119). Ka'b şunu da dermiş: "Allah'a yeminle sylyorum, Allah beni İslm'la şereflendirdikten sonra, bana gre, Reslullah (aleyhissaltu vesselm)'a sylediğim doğru szden daha byk bir nimet vermemiştir. (Allah'ın bana lutfettiği birinci byk nimeti İslm'la mşerref olmam, ikinci byk nimeti de Reslullah (aleyhissaltu vesselm)'a doğru sz sylememi nasib etmiş olmasıdır). Aksi takdirde, diğer yalan syleyenler gibi ben de helk olacaktım. Nitekim Cenb-ı Hak, vahiy indirdiği zaman, yalan syleyenler hakkında, bir kimse iin sylenebilecek en kt şeyi sylemiştir. Allahu Tela şyle buyurmuştur: "Dndğnzde, kendilerin ıkışmamanız iin, Allah'a yemin edeceklerdir. Siz onlardan yz evirin. nk onlar pistirler. Yaptıklarının karşılığı olarak varacakları yer cehennemdir. Kendilerinden hoşnud olasınız diye, size yemin verirler. Siz onlardan razı olsanız bile, Allah yoldan ıkmış fasık kimselerden razı olmaz" (Tevbe, 95-96). K'b şunu syledi: "(Reslullah Tebk seferinden dndğ zaman, sefere katılmayanlar gidip zr diledikleri, Reslullah (aleyhissaltu vesselm)'ın da, yemin etmeleri zerine zrlerini kabul buyurup kendileriyle bey'atlaşıp, haklarında istiğfarda bulunduğu kimselerden, biz kişi ayrı tutulmuş, (onların mazhar olduğu aftan istifade edememiştik.) Reslullah (aleyhissaltu vesselm) bizim işimizi, Allah hakkımızda hkmedinceye kadar tehir etmişti. Hakkımızda gelen ayette, Cenab-ı Hakk'ın: "..geri kalmış kişi.." sznden kasıd, savaştan geri kalmamız değildir, bu geri kalış Reslullah (aleyhissaltu vesselm)'in hakkımızdaki hkm geri bırakması, yemin ederek zr dileyenlerin zrn kabul ettiği kimselerden ayrı tutmasıdır."
 
Buhari, Vesya 16, Cihad 103, Menakıb 23, Menakıbu'l-Ensr 43, Meğazi 3, 78, Tefsir, Bere, 17, 18, 19, İsti'zn 21, Eymn 24, Ahkm 53; Mslim, Tevbe 53, (2769); Tirmizi, Tefsir, Bere, (3101); Ebu Davud, Talak 11, (2202), Cihad 173, (2773), Nzur 29, (3317); Nesai, Talak 18, (6, 152), Nzur 37, (7, 22).).

Sensiz sevinlerin ardında gzyaşı var Efendim...
 

Cevap(1)
faruki44
(yeni)


Mesaj Sayısı: 1

   Mesaj Tarihi: 18.12.2006 05:51:57  
 
 

abi allah senden razı olsun ok hoş bilgiler var


Sensiz Geen Gnm Zindan Oluyor Ya Faruk Sultan...
 

Cevap(2)
nemli degil
(yeni)


Mesaj Sayısı: 0

   Mesaj Tarihi: 15.03.2007 22:13:56  
 
 

Esselamu aleykum, bundan nasıl bir ders var bize?

Neyi anlamamız gerekiyor?
 

Cevap(3)
baltefsiri
(yeni)


Mesaj Sayısı: 0

   Mesaj Tarihi: 17.03.2007 20:04:08  
 
 

ALLAH RAZI OLSUN... OK GZEL BİR PAYLAŞIM...

 

Cevap(4)
siper2004
(yeni)


Mesaj Sayısı: 0

   Mesaj Tarihi: 18.03.2007 19:57:10  
 
 

 tşkler allah razı olsn...

 

Google
 
Ziyareti:  Sitede şu anda 0 ye ve 278 misafir olmak zere toplam 278 kişi bulunuyor.

İstatistikler:  Bugn Tekil:1  oğul:4993053  Toplam:99324267  Bugn ye:44  Dn:0  Toplam:32306  Dn Tekil:1  oğul:22812

Kim Nerede:  Misafir1, Misafir2, Misafir3, Misafir4, Misafir5, Misafir6, Misafir7, Misafir8, Misafir9, Misafir10, Misafir11, Misafir12, Misafir13, Misafir14, Misafir15, Misafir16, Misafir17, Misafir18, Misafir19, Misafir20, Misafir21, Misafir22, Misafir23, Misafir24, Misafir25, Misafir26, Misafir27, Misafir28, Misafir29, Misafir30, Misafir31, Misafir32, Misafir33, Misafir34, Misafir35, Misafir36, Misafir37, Misafir38, Misafir39, Misafir40, Misafir41, Misafir42, Misafir43, Misafir44, Misafir45, Misafir46, Misafir47, Misafir48, Misafir49, Misafir50, Misafir51, Misafir52, Misafir53, Misafir54, Misafir55, Misafir56, Misafir57, Misafir58, Misafir59, Misafir60, Misafir61, Misafir62, Misafir63, Misafir64, Misafir65, Misafir66, Misafir67, Misafir68, Misafir69, Misafir70, Misafir71, Misafir72, Misafir73, Misafir74, Misafir75, Misafir76, Misafir77, Misafir78, Misafir79, Misafir80, Misafir81, Misafir82, Misafir83, Misafir84, Misafir85, Misafir86, Misafir87, Misafir88, Misafir89, Misafir90, Misafir91, Misafir92, Misafir93, Misafir94, Misafir95, Misafir96, Misafir97, Misafir98, Misafir99, Misafir100, Misafir101, Misafir102, Misafir103, Misafir104, Misafir105, Misafir106, Misafir107, Misafir108, Misafir109, Misafir110, Misafir111, Misafir112, Misafir113, Misafir114, Misafir115, Misafir116, Misafir117, Misafir118, Misafir119, Misafir120, Misafir121, Misafir122, Misafir123, Misafir124, Misafir125, Misafir126, Misafir127, Misafir128, Misafir129, Misafir130, Misafir131, Misafir132, Misafir133, Misafir134, Misafir135, Misafir136, Misafir137, Misafir138, Misafir139, Misafir140, Misafir141, Misafir142, Misafir143, Misafir144, Misafir145, Misafir146, Misafir147, Misafir148, Misafir149, Misafir150, Misafir151, Misafir152, Misafir153, Misafir154, Misafir155, Misafir156, Misafir157, Misafir158, Misafir159, Misafir160, Misafir161, Misafir162, Misafir163, Misafir164, Misafir165, Misafir166, Misafir167, Misafir168, Misafir169, Misafir170, Misafir171, Misafir172, Misafir173, Misafir174, Misafir175, Misafir176, Misafir177, Misafir178, Misafir179, Misafir180, Misafir181, Misafir182, Misafir183, Misafir184, Misafir185, Misafir186, Misafir187, Misafir188, Misafir189, Misafir190, Misafir191, Misafir192, Misafir193, Misafir194, Misafir195, Misafir196, Misafir197, Misafir198, Misafir199, Misafir200, Misafir201, Misafir202, Misafir203, Misafir204, Misafir205, Misafir206, Misafir207, Misafir208, Misafir209, Misafir210, Misafir211, Misafir212, Misafir213, Misafir214, Misafir215, Misafir216, Misafir217, Misafir218, Misafir219, Misafir220, Misafir221, Misafir222, Misafir223, Misafir224, Misafir225, Misafir226, Misafir227, Misafir228, Misafir229, Misafir230, Misafir231, Misafir232, Misafir233, Misafir234, Misafir235, Misafir236, Misafir237, Misafir238, Misafir239, Misafir240, Misafir241, Misafir242, Misafir243, Misafir244, Misafir245, Misafir246, Misafir247, Misafir248, Misafir249, Misafir250, Misafir251, Misafir252, Misafir253, Misafir254, Misafir255, Misafir256, Misafir257, Misafir258, Misafir259, Misafir260, Misafir261, Misafir262, Misafir263, Misafir264, Misafir265, Misafir266, Misafir267, Misafir268, Misafir269, Misafir270, Misafir271, Misafir272, Misafir273, Misafir274, Misafir275, Misafir276, Misafir277, Misafir278,